Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “dîn

01
Kol

İstanbul-Balkan İzzeddînî Hattı

Yeşil Tulumba Âsitânesi'nden Mûsâ Muslihiddin aracılığıyla Yakova, Prizren ve Berat'a uzanan Rifâî-İzzeddînî irşad hattı.

02
Kol

İzzeddîniyye

İzzeddîniyye, Rifâiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.

03
İlişkili kol

Ayderûsiyye

Hadramut ve Aden'deki Ayderûsî irşadını Medyenî silsileyle ilişkilendiren nispet.

04
İlişkili kol

Bahâiyye

Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî ve halifeleri çevresinde Hint alt kıtasında gelişen Sühreverdî kolu.

05
İlişkili kol

Bâharziyye

Seyfeddin Bâharzî'nin Buhara çevresindeki irşadına nispet edilen Kübrevî kol.

06
İlişkili kol

Bâharziyye çevresi

Seyfeddin Bâharzî’nin Orta Asya’daki irşad çevresi; kaynaklarda Sühreverdî tesirinin bölgesel aktarım hatlarından biri olarak ele alınır.

07
İlişkili kol

Bekriyye

Mustafa Kemâleddin el-Bekrî'nin eser ve halifeleriyle Suriye, Mısır, Hicaz ve Kuzey Afrika'da büyüyen Şâbânî-Karabaşî hattı.

08
İlişkili kol

Buzguşiyye / Necîbiyye

Necîbüddin Ali Buzguş’un Şiraz merkezli irşadıyla gelişen, oğlu Abdurrahman ve sonraki halkalarla devam eden kol.

09
İlişkili kol

Cendeliyye

Cendel b. Muhammed'in Menîn ve Şam çevresinde geliştirdiği Rifâî kolu.

10
İlişkili yol

Cerrâhiyye

Nûreddin Cerrâhî'ye nispet edilen; İstanbul Karagümrük'teki âsitâne çevresinde teşekkül eden Halvetî-Ramazânî kolu.

11
İlişkili kol

Cüneydiyye

Bahâeddin el-Cüneydî’ye (ö. 921/1515) nispet edilen ve Hindistan’da yayıldığı kaydedilen Kādirî irşad kolu.

12
İlişkili kol

Çerkeşiyye

Çerkeşî Mustafa Efendi'nin şeriat-tarikat bütünlüğü vurgusuyla Batı Karadeniz, Orta Anadolu, İstanbul ve Balkanlarda yayılan kol.

13
Şahsiyet

A‘rec Şeyhî Çelebi

A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.

14
Şahsiyet

Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî

Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.

15
Şahsiyet

Abdullah Salâhî Uşşâkî

Abdullah Salâhî Uşşâkī (1117/1705, Kesriye – 29 Muharrem 1197 / 4 Ocak 1783, İstanbul); Halvetî-Uşşâkī şeyhi, şair ve şârih. Uşşâkıyye'nin Salâhiyye kolunun pîri ; on iki tarikattan nasip aldığı için “câmiu't-turuk” denmiştir. İbnü'l-Arabî'yi metinden değil ruhaniyetinden istimdadla anladığını söyler.

16
Şahsiyet

Abdullah-ı İlâhî

Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.

17
Şahsiyet

Abdurrahman Ali Nûreddin

Abdurrahman Ali Nûreddin, Ahmed el-Bedevî’nin ilk halifesi Abdül‘âl b. Fakih’ten sonra Tanta’daki merkez postunu üstlenen; Bedeviyye’nin kurucu kuşaktan sonraki hizmet ve irşad sürekliliğini temsil eden üçüncü postnişindir.

18
Şahsiyet

Abdurrahman en-Niyâzî

Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.

19
Şahsiyet

Abdülahad Nûrî Sivâsî

Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.

20
Şahsiyet

Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi

Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.

21
Şahsiyet

Abdülfettah Çelebi

Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.

22
Şahsiyet

Abdülfettah Efendi Tennûrî

Abdülfettah Efendi Tennûrî (ö. 984/1577), Zeynelibâd Efendi’nin küçük kardeşidir. İstanbul, Dimetoka, Kastamonu ve Ankara medreselerindeki görevlerinden sonra Şam müftülüğüne yükselmiştir.

23
Şahsiyet

Abdülkerîm el-Cîlî

Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.

24
Şahsiyet

Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî

Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.

25
Sözlük

İzzeddîniyye

Risâlede Ahmed İzzeddin el-Basrî'ye nispet edilen ve İstanbul-Balkan aktarımıyla ilişkilendirilen Rifâiyye kolu.

26
Sözlük

hak din

hak din a. Allah’ın peygamberler aracılığıyla gönderdiği din. Bu din de “tevhid” esasına dayanan İslâm dinidir (bk. Bakara suresi, 2 /132; Âl-i İmrân suresi, 3 / 19; Yûsuf suresi, 12 / 40); nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de bu terim, “Dînü’l-Hakk” olarak açıkça ifade edilmiştir (Tevbe suresi, 9 / 33) ve ayrıca bu dini kabul edenler de Müslüman’dır (bk. Hac suresi, 22 / 78).

27
Sözlük

dîn

“Allah'ın hükmü ve yönee timi” anlamındaki bu söz zaman u içinde “Allah’a inanma ve ibadet etme konusunda herkesin veya r her milletin tuttuğu yol. ” biçie minde terimleşmiştir. Kur’ân-ı - Kerîm’de bu söz doksan iki yern de geçmektedir. Bu ayetlerde metnin konteksti içinde mealen a “yönetme, yönetilme, şeriat, İsa lâm, âdet, ceza, hudud, hesap, millet? ’ gibi anlamlarda söz konusudur. Hadis kaynaklarında e da bu terim Kur’ân-ı Kerûn’deki anlamlar çerçevesinde yer almaktadır. Özellikle ş “Allah indinde dinin aslı hanîflik (tevhid) ve İslâmdır. ” hadisi bu terimi en açık biçimde dile getirmektedir. İslâm bilginleri bu terimin tanımını Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerin ışığı doğrultusunda yapmışlardır. Bu tanımlardan en önemlisi Seyyid Şerif el-Cürcânî’ye ait olup şöyle nakledilmektedir: “Din, akıl sahiplerini peygamberin bildirdiği gerçekleri benimsemeye çağıran İlâhî bir kanundur. ” Ondan sonraki tanımlar genellikle bunu örnek almışlardır. Geç dönem din bilginleri bu tanımı daha kapsamlı bir biçime getirmişlerdir. Söz gelişi Muhammed Abduh, “Din, insanın evrendeki varlıkları duyular üstü ilâhı gerçekleri kavramasından ibarettir. ” diyerek tanımlar ve “üâhî gerçekler’! tebliğ edenler de peygamberlerdir, diyerek onlarm dini öğrenmedeki rolünü vurgulamış olur. Batılı bilim adamlarının tanımı ise bütün dinleri kapsayacak ölçüde karşımıza çıkmaktadır. Söz gelişi Rudolf Otto, “Din kutsalın tecrübesidir. ” derken, Herbert Spencer, “Her şeyin bizim bildiğimizin üzerine çıkan bir kudretin tezahürüdür. ” diye tanımlar. Max Müller ise dini, “İnsanın, çeşitli adlar ve değişen görünüşler altındaki sonsuzu kavramasını sağlayan zihnî becerisi ve yetisi. ” olarak niteler. Bu ve benzeri tanımlar, dini Tanrı kavramı ile birlikte düşünmeye ve anlatmaya özen göstermişlerdir. Farklı inançlarm oluşturduğu dinlerin adlandırılması ve tasnifi ise Kur’ân-ı Kerîm’e göre olmuştur. “Âl-i İmrân” suresindeki mealen “Allah katında hak din ancak İslâmdır. ” sözü, “Rûm” suresindeki “Allah’ın yarattığı bu dini değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. İşte dosdoğru din budur. ” sözü, “Tevbe” suresindeki “O (Allah) müşrikler hoşlanmasa da dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere peygamberini hidayet ve Hak din ile göndermek. ” sözü, “Fetih” suresindeki “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere peygamberini doğruluk rehberi Kur’ân ve Hak din ile gönderen O’dur. ” sözü İslâm! kastetmektedir. Bu delillere göre kaynağınm İlâhî olması sebebiyle İslâm, hak dindir. Öteki dinlerden İlâhî vahye dayanmayanlara “bâtıl dinler” (bk. bu madde), İlâhî vahye dayanmakla birlikte orijinalitesini kaybetmiş olanlara (Yahudilik ve Hristiyanlık gibi) “muharref dinler” (bk. bu madde) adları verilmiştir. Ayrıca vahye dayanan tek Allah’a inanan dinlere “semâvî dinler” (bk. bu madde) terimi de kullanılmıştır.

28
Sözlük

dîn-dâr

Dinin hükümlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışan, itikadı sağlam olan kimse.

29
Mekân

Ürgenç (Hârizm)

Köhne Ürgenç · Türkmenistan · Hârizmşah Tekiş'in kendisi için tekke yaptırdığı, on beş yıllık hizmetten sonra hilâfet alıp irşad ettiği ve Alâeddin Muhammed'in emriyle nehirde boğdurulduğu bölge. Şeyhi Necmeddîn-i Kübrâ da burada 618/1221'de Moğollar tarafından öldürülmüştür. Konum yaklaşıktır.

30
Mekân

Herat

Herat · Afganistan · Babasının 823/1420'de müderris olmasıyla geldiği, Hüseyin Baykara'nın kendisi için yaptırdığı medresede ders okuttuğu ve 18 Muharrem 898'de (9 Kasım 1492) vefat ettiği şehir; şeyhi Sa'deddîn-i Kâşgarî'nin kabrinin yanına defnedilmiştir.

31
Mekân

Şehzade Camii Hazîresi

İstanbul · Türkiye · 24 Şâban 1006 (1 Nisan 1598) tarihindeki vefatının ardından defnedildiği yer; kaynak “cami avlusunun caddeye bakan tarafı” diye tarif eder. İlişkili kişi dosyası Bostanzâde Mehmed Efendi : Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.

32
Mekân

Siyâvrud (Lâhîcân)

Gîlân · İran · 615/1218 civarında doğduğu ve 700/1301'de vefat ettiği nahiye; Güştâsfî'de hastalanınca vasiyeti üzerine damadı Safiyyüddîn-i Erdebîlî tarafından buraya getirilmiş, iki hafta sonra vefat etmiştir. Konum yaklaşıktır.

33
Mekân

Dînever

Kirmanşah · İran · Doğduğu, ilim tahsil ettiği ve 299/911-12'de vefat ettiği şehir. Ortaçağ'ın önemli bir Cibâl merkeziyken sonradan harabeye dönmüştür. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mimşâd Dîneverî : Mimşâd Dîneverî, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kayıtları Dînever çevresiyle ilişkilendirilir. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.

34
Mekân

Van

Van · Türkiye · Zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvufa yönelen Sıbgatullah Arvâsî, Van'a giderek Seyyid Muhyiddîn Efendi'nin hizmetine girdi. Uzun yıllar süren riyâzet ve mücâhede devresini burada geçirdi; hocasının “vefat etmiş velîlerden istifade edecek makama geldin” sözü de bu dönemin sonuna aittir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak Van'da hangi medrese veya tekkede bulunduğunu belirtmez.

35
Mekân

Dîrînî Camii

Dîrîn (Neberuh) · Mısır · Doğduğu ve vefatında defnedildiği, Garbiye vilâyetine bağlı Neberuh’un doğusundaki Dîrîn köyünde yaptırılan ve adına nisbet edilen camidir. Cami ile çevresindeki binalar zamanla harap olmuşsa da çeşitli dönemlerde tamir edilerek ibadete açık tutulmuştur. Bugün de burada cumartesi günleri zikir, safer ayında ise bir anma (mevlid) töreni düzenlenmektedir.

36
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.

37
Mekân

Bağdat (Merzübâniyye Hankahı)

Bağdat · Irak · Müderrislik yaptığı, müderrisliği bırakıp Rükneddîn-i Sücâsî'ye intisap ettiği şehir. 632'de (1234) halifenin daveti üzerine dönüp Merzübâniyye Hankahı'na şeyh tayin edildi ve 21 Mart 1238'de burada vefat etti.

38
Mekân

Gürgenç (Köhne Ürgenç)

Köhne Ürgenç · Türkmenistan · 618'de (1221) Moğol katliamı sırasında öldüğü Hârizm merkezi. Cesedinin bulunamadığı (Reşîdüddin) veya enkaz hâline gelen hankahına defnedildiği (Yâfiî) rivayet edilir; türbe ve zâviye günümüze ulaşmıştır.

39
Mekân

Medîne-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Harb-i Umûmî sırasında Filistin cephesine hareket eden Mevlevî mücahidleri arasında mümtaz sınıfın başında olarak Şam üzerinden geldiği ve Ravza-i Mutahhara’da bulunup na‘tini yazdığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

40
Mekân

Bağdat'taki tekkesi

Bağdat · Irak · Bağdat'ta bir tekkede şeyhlik yapmıştır; yeğeni Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî'ye sûfî hırkasını burada bulunduğu sırada giydirmiştir. Tekkenin adı kaynakta verilmemektedir. İlişkili kişi dosyası Kadı Vahyüddin : Kadı Vahyüddin, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.

41
Makale

Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına

Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.

42
Makale

Nakşibendî-Hâlidî Nehrî Kolu

Nehrî'den Türkiye, İran ve Irak'a uzanan aktarım ağı. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.

43
Makale

Rifâiyye'nin Kolları

Risâlede sıralanan şubeler ve iki İstanbul aktarım hattı. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

44
Makale

Rifâiyye'nin İstanbul ve Balkan Yolculuğu

Üsküdar'dan Unkapanı, Yakova ve Prizren'e. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

45
Makale

Sefîne-i Evliyâ'da Ramazâniyye ve Kolları

Ramazâniyye, Cerrâhiyye, Raûfiyye, Buhûriyye ve Hayâtiyye. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.

46
Makale

Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması

Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

47
Makale

Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar

Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

48
Makale

Kübreviyye Silsile Varyantları

Ammâr-ı Yâsir, İsmâil el-Kasrî ve Ehl-i beyt hatlarını birbirine karıştırmadan okumak. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

49
Makale

Kübreviyye'nin Başlıca Halifeleri ve Kolları

Hârizm'den Buhara, Horasan, İran ve Keşmir'e yayılan irşad ağı. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

50
Makale

Nurlar, Renkler ve Müşâhede Öğretisi

Kübrevî tecrübe dilinde görüntü, hâtır, latife ve ahlâkî dönüşüm. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

51
Makale

El-Uṣûlü'l-aşere: On Esas

Necmeddîn-i Kübrâ'nın kısa fakat yoğun seyrüsülûk rehberi. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

52
Makale

Kübreviyye'nin Anadolu'ya Taşınması

Moğol istilası, Necmeddîn-i Dâye ve XIII. yüzyıl Anadolu irfan çevresi. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

53
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

54
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

55
Eser

SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ

Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş

56
Eser

MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ

Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz

57
Eser

RİBATTAKİLERİN SUFFA ASHABINA BENZEMESİ

Avârifü’l-Maârif · 14. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Habibim, senin, tâ ilk günden takva üzere kurulmuş mecsidde durup namaz kılman daha uygundur. Orada, temizlenmeyi seven erkekl

58
Eser

NAMAZIN FAZİLETİ VE YÜCELİĞİ

Avârifü’l-Maârif · 36. bölüm · Abdullah b. Abbas (r.a), Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: “Allahu Teâlâ, Adn cennetini yarattığı zaman, orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitme

59
Eser

Sayfalar 48–56

Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev

60
Eser

Sayfalar 125–133

Muzaffer Ozak Külliyatı · -erara000-o006-00.00 s000 Ve âlâ melâ'iketik-el mukarrebiyn Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn Ve gafele an zikrik-el ga