Ara
Menü

Abdullah Salâhî Uşşâkî

Abdullah Salâhî Uşşâkī (1117/1705, Kesriye – 29 Muharrem 1197 / 4 Ocak 1783, İstanbul); Halvetî-Uşşâkī şeyhi, şair ve şârih. Uşşâkıyye'nin Salâhiyye kolunun pîri ; on iki tarikattan nasip aldığı için “câmiu't-turuk” denmiştir. İbnü'l-Arabî'yi metinden değil ruhaniyetinden istimdadla anladığını söyler.

Doğum
1705
Vefat
1783
Unvan
Halvetî-Uşşâkî şeyhi, âlim, şair ve Salâhiyye pîri

Kesriye'den İstanbul'a

1117'de (1705) bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Kesriye'de (Kastorya) doğdu. Asıl adı Abdullah Selâhaddin, mahlası Salâhî'dir; Salâhî Uşşâkī diye tanınır.

Bazı son dönem kaynaklarda Uşşakīliğin yaygın olduğu Balıkesir'de doğduğu ileri sürülmekteyse de bu doğru değildir.

Salâhî hakkında Risâle-i Salâhiyye adıyla müstakil bir eser yazan Hüseyin Vassâf, kâtipler zümresinden olan babası Muhammed Abdülazîz'in Saraybosna'da doğduğunu, daha sonra Kesriye'ye hicret ettiğini söyler.

Tahsil hayatına memleketinde başlayan Salâhî, babasından devraldığı kâtiplik mesleğini sürdürmek ve öğrenimini tamamlamak için İstanbul'a gitti. Bir süre Bâbıâli'de Tahvil Kalemi'ne devam ettikten sonra Hekimoğlu Ali Paşa'nın hizmetine girdi.

Paşanın maiyetinde

Ali Paşa'nın görevi dolayısıyla maiyetinde birçok yere seyahat etti. İlk seyahatini Ali Paşa'nın vali olarak tayin edildiği Bosna'ya gerçekleştirdi. Osmanlı ordusunun Avusturya kuvvetlerine karşı zafer kazandığı Banaluka Savaşı'na Hekimoğlu Ali Paşa ile birlikte katıldı (1150/1737).

Paşanın 1153'te (1740) Mısır'a vali olması üzerine Kahire'ye gitti. Burada Halvetî şeyhi Şemseddin Muhammed el-Hifnî ile tanıştı. Nakşibendî şeyhi Hasan Demenhûrî'den cifr, vefk ve ilm-i hurûf gibi havas ilimlerini öğrendi.

Salâhî'nin devlet hizmetindeki görevi Hekimoğlu Ali Paşa'nın Mısır'dan Anadolu'ya gönderilmesiyle sona erdi (1154/1741).

İntisabı

İstanbul'a döndüğünde paşa ile çıktığı bir Edirne seyahati sırasında tanıştığı Halvetî-Uşşâkī tarikatının Cemâliyye kolunun pîri ve Edirnekapı Savaklar'daki Hırâmî Ahmed Paşa Tekkesi şeyhi Cemâleddin Uşşâkī'ye intisap etti.

Şeyhin kızıyla 1157'de (1744) evlendiğine göre ona bu tarihten önce intisap etmiş olmalıdır.

Salâhî'nin bu evlilikten, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye bağlılığından dolayı Muhyiddin adını verdiği oğlu ile Mehmed Ziyâeddin adlı oğlu oldu.

Tâhir Ağa Tekkesi

Salâhî Efendi, Fatih Âşık Paşa mahallesinde bulunan Tâhir Ağa Tekkesi'nin şeyhi Mehmed Sâbir Efendi'nin ölümünün ardından tekkenin bânisi Tâhir Ağa'nın teklifi ve Şeyhülislâm Dürrîzâde Mustafa Efendi'nin onayı ile bu tekkenin postnişinliğine getirildi.

Hüseyin Vassâf, onun Nakşîliği Bursa'da yayan Kerküklü Seyyid Mehmed Emin Efendi'ye de intisabı bulunduğunu ve vakfiye şartının gereği olarak tekkede Uşşâkīliğin yanında Nakşî usulünü de icra ettiğini kaydeder.

Vefatı

Tâhir Ağa Tekkesi 12 Ramazan 1196'da (21 Ağustos 1782) çıkan Tüfekhâne yangınında yanınca Eğrikapı'daki tekkeye taşınan Salâhî Uşşâkī 29 Muharrem 1197'de (4 Ocak 1783) burada vefat etti.

Cenazesi Eğrikapı Tekkesi'nden alınarak uzun yıllar şeyhlik yaptığı Tâhir Ağa Tekkesi'nin hazîresine defnedildi.

Hüseyin Vassâf, tekkenin en son şeyhi Ali Behcet Efendi'den naklen Salâhî'nin, mezarının üstünün açık bırakılmasını ve baş ucundaki mezar taşının hâcegân tacı şeklinde yapılmasını istediğini söyler. Türbesi Hüseyin Vassâf tarafından 1921 yılında tamir ettirilerek bugünkü haline getirilmiştir.

Salâhî'den sonra oğlu ve halifesi Mehmed Ziyâeddin Efendi, Tâhir Ağa Tekkesi'nin postnişini olmuş, onun vefatının ardından yerine oğlu Mehmed Tevfik Efendi geçmiş, ancak yerine halife bırakmamıştır.

Salâhiyye

Halvetî-Uşşâkīliğin günümüze intikalini sağlayan en önemli halkalardan biri olan Salâhî Efendi tarikatın Salâhiyye kolunun pîri kabul edilir.

Tuhfetü'l-Uşşâkıyye adlı eserinde Uşşâkī tarikatının âdâb ve erkânını ayrıntılarıyla anlatmış, hatm-i hâcegândan tesbit edilebildiği kadarıyla İzhâr-ı Esrâr-ı Nihân ez Envâr-ı Hatm-i Hâcegân adlı eserinde ilk defa o bahsetmiştir. Bu durum onun Nakşî geleneğinde önemli bir konumda olmasını gerektirir.

Salâhî'nin en meşhur halifesi bir ara Nazilli müftülüğü yapan Mehmed Zühdü Efendi'dir. Diğer bir halifesi kabri Balçık Baba Tekkesi'nde bulunan Mehmed Sâdık Efendi'dir.

İbnü'l-Arabî'ye bağlılığı

Çok sayıda eseri bulunan Salâhî'nin düşüncelerinin temel kaynağı Fusûsü'l-hikem ve el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye başta olmak üzere İbnü'l-Arabî'nin kitaplarıdır.

Mârifete dair meselelerde karşılaştığı zorlukları öncelikle İbnü'l-Arabî'nin ruhaniyetine dayanarak çözüme kavuşturduğunu söyleyen Salâhî, “Müşkilin kimseye zâhirde Salâhî sormaz / Hâce-i bâtına sordu soracak esrârı” beytiyle, İbnü'l-Arabî'nin anlaşılmasını sadece onun yazılı metinlerini okumakla değil bundan daha önemlisi bâtınından istimdadla gerçekleşeceğine işaret eder.

Divan sahibi bir şair olan Salâhî'nin birçok manzum eseri bulunmaktadır. Türk edebiyatında regāibiyye türünün ilk örneği ona aittir.

Adı ve yaşadığı yıllar

Asıl adı Abdullah Selâhaddin Uşşâkı, şöhreti Salâhî'dir; kaynaklarda Salâhî Efendi, Abdullah Salâhî Uşşâkî ve Selâhaddin Uşşâkı biçimlerinde de anılır.

Vefatı için 1197 (1782-83) tarihi verilir; hakkında yapılan bir incelemede yaşadığı yıllar 1705-1782 olarak gösterilir. Hayatı ve eserleri üzerine müstakil bir doktora çalışması yapılmıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA10 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi10 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç7 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Hâce-i bâtına sordu soracak esrârı”

Metinden değil ruhaniyetten anlamak.

Metni gösterMetni daralt

Mârifete dair meselelerde karşılaştığı zorlukları öncelikle İbnü'l-Arabî'nin ruhaniyetine dayanarak çözüme kavuşturduğunu söyleyen Salâhî, “Müşkilin kimseye zâhirde Salâhî sormaz / Hâce-i bâtına sordu soracak esrârı” beytiyle, İbnü'l-Arabî'nin anlaşılmasını sadece onun yazılı metinlerini okumakla değil bundan daha önemlisi bâtınından istimdadla gerçekleşeceğine işaret eder.

Salâhî, İbnü'l-Arabî'nin remiz ve muammalarla dolu olan Mevâkıu'n-nücûm adlı eserini okuduğunda bunların akıl ve kıyasla anlaşılmasının mümkün olmadığı kanaatine vararak şeyhin ruhaniyetinden yardım dilediğini, bunun üzerine kendisine onun nurundan bir katre ulaştığını, onun nuruyla aydınlanıp sırlarına vâkıf olduktan sonra esere şerh yazabilir hale geldiğini söyler.

Çerçeve. Kaynak farkı açıkça koyar: Salâhî ile yalnız eserlerine dayanarak İbnü'l-Arabî'yi inceleyenler arasındaki temel fark, tarih boyunca ruhanî alanda yetkin olan kimselerin ağzından nakledilmek suretiyle gelen şifahî gelenek olgusudur. İbnü'l-Arabî'nin kendisi de eserlerini “ilâhî imlâ” saymıştı — şârih, müellifin usulünü şerhe taşımıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
BİYOGRAFİK KAYIT

Oğluna verdiği ad

Muhyiddin.

Metni gösterMetni daralt

Salâhî'nin bu evlilikten, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye bağlılığından dolayı Muhyiddin adını verdiği oğlu ile Mehmed Ziyâeddin adlı oğlu oldu.

Çerçeve. Bağlılığın en kişisel kaydı budur. Buna karşılık tekkeyi devralan ve silsileyi sürdüren, ikinci oğlu Mehmed Ziyâeddin Efendi olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
BİYOGRAFİK KAYIT

Balıkesir değil Kesriye

Doğum yeri tashihi.

Metni gösterMetni daralt

1117'de (1705) bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Kesriye'de (Kastorya) doğdu.

Bazı son dönem kaynaklarda Uşşakīliğin yaygın olduğu Balıkesir'de doğduğu ileri sürülmekteyse de bu doğru değildir.

Hüseyin Vassâf, kâtipler zümresinden olan babası Muhammed Abdülazîz'in Saraybosna'da doğduğunu, daha sonra Kesriye'ye hicret ettiğini söyler.

Çerçeve. Yanlışın sebebi anlaşılabilir: Uşşâkıyye Balıkesir'de yaygındır, pîrin oradan gelmesi beklenir. Aile ise iki kuşakta Saraybosna'dan Kesriye'ye, oradan İstanbul'a gelen bir Rumeli ailesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sâdullah Enverî, vr. 176b.
BİYOGRAFİK KAYIT

Savaş meydanından tekkeye

Banaluka'dan Kahire'ye.

Metni gösterMetni daralt

Osmanlı ordusunun Avusturya kuvvetlerine karşı zafer kazandığı Banaluka Savaşı'na Hekimoğlu Ali Paşa ile birlikte katıldı (1150/1737).

Paşanın 1153'te (1740) Mısır'a vali olması üzerine Kahire'ye gitti. Burada Halvetî şeyhi Şemseddin Muhammed el-Hifnî ile tanıştı. Nakşibendî şeyhi Hasan Demenhûrî'den cifr, vefk ve ilm-i hurûf gibi havas ilimlerini öğrendi.

Salâhî'nin devlet hizmetindeki görevi Hekimoğlu Ali Paşa'nın Mısır'dan Anadolu'ya gönderilmesiyle sona erdi (1154/1741).

Çerçeve. Bir paşa kâtibinin maiyet seyahatleri, onu Bosna cephesinden Mısır tekkelerine taşımıştır. Bugün on iki tarikattan icâzetli sayılmasının zemini, bu memuriyet yıllarında kurulmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
BİYOGRAFİK KAYIT

Üstü açık mezar, hâcegân tâcı biçiminde taş

Vasiyeti.

Metni gösterMetni daralt

Hüseyin Vassâf, tekkenin en son şeyhi Ali Behcet Efendi'den naklen Salâhî'nin, mezarının üstünün açık bırakılmasını ve baş ucundaki mezar taşının hâcegân tacı şeklinde yapılmasını istediğini söyler.

Türbesi Hüseyin Vassâf tarafından 1921 yılında tamir ettirilerek bugünkü haline getirilmiştir.

Çerçeve. Vasiyet, hayatının iki yönünü mezar taşına kazımıştır: üstü açık kabir tevazu işaretidir, hâcegân tâcı ise Nakşî bağını gösterir — bir Uşşâkī pîri, Nakşî tâcıyla gömülmek istemiştir. Vassâf hem hakkındaki müstakil risâlenin müellifi hem türbesinin tamircisidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
BİYOGRAFİK KAYIT

Yangında yanan tekke

1782 Tüfekhâne yangını.

Metni gösterMetni daralt

Tâhir Ağa Tekkesi 12 Ramazan 1196'da (21 Ağustos 1782) çıkan Tüfekhâne yangınında yanınca Eğrikapı'daki tekkeye taşınan Salâhî Uşşâkī 29 Muharrem 1197'de (4 Ocak 1783) burada vefat etti.

Cenazesi Eğrikapı Tekkesi'nden alınarak uzun yıllar şeyhlik yaptığı Tâhir Ağa Tekkesi'nin hazîresine defnedildi.

Çerçeve. Tekkesi yandıktan dört ay sonra vefat etmiştir. Yine de kendi tekkesinin hazîresine gömülmüştür — kurumun binası yanmış, yeri kalmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Gül-i Sad-berg-i Tuhfe-i Ubbâd

Esmâ-i hüsnâ ve esmâ-i nebî konusunda 1181 (1767) yılında kaleme aldığı, manzum-mensur ve Arapça-Türkçe eser; adı kaynaklarda yalnız anılır, bilinen tek nüshası vardır.

Metni gösterMetni daralt

Osmanlı Müellifleri'nde elli yedi eseri arasında bir Gül-i Sad-berk sayılmış, fakat hakkında bilgi verilmemişti. Kendisi ve eserleri üzerine yapılan doktora çalışmasının tesbitine göre eserin tam adı Gül-i Sad-berg-i Tuhfe-i Ubbâd'dır.

Esmâ-i hüsnâ ve esmâ-i nebî konusunda, manzum-mensur ve Arapça-Türkçe olarak 1181 (1767) yılında kaleme alınmıştır. Bilinen tek nüshası Ankara'da bir kütüphane koleksiyonundadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Tuhfetü'l-Uşşâkıyye

Uşşâkī âdâbının ana metni.

Metni gösterMetni daralt

Halvetî-Uşşâkī âdâbı hakkındaki bu risâleyi müellif önce Arapça, daha sonra Türkçe telif etmiş, Abdurrahman Sâmi eseri ilâvelerle birlikte tekrar kaleme almıştır.

Risâle Mahmut Erol Kılıç tarafından Uşşâkî Sâliklerinin Âdâbı adıyla neşredilmiştir (İstanbul 1998).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
ESER / METİN

İbnü'l-Arabî şerhleri

Mevâkıu'n-nücûm ve Miftâhu'l-vücûd.

Metni gösterMetni daralt

Tavâli'u menâfi'u'l-ulûm min metâli'l-mevâkıi'n-nücûm — İbnü'l-Arabî'nin Mevâkıu'n-nücûm'unun şerhidir; Giritli Ahmed Muhtar Efendi tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.

Miftâhu'l-vücûdi'l-eşher fî tevcîhi kelâmi'ş-şeyhi'l-ekber — eşyanın mahiyeti ve zuhuruna dair Arapça bir eser olup Tâhir Ağa Tekkesi'nin son şeyhi Ali Behcet Efendi'nin talebiyle İbnülemin Mahmud Kemal tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Zeyli Zeylü'l-kitâb bi-ahseni'l-hitâb hakîkat-i Muhammediyye konusunu işler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
ESER / METİN

Tarikat ve tasavvuf risâleleri

Âdâb, esmâ ve etvâr.

Metni gösterMetni daralt

Cevâhir-i Tâc-ı Hilâfettarikat âdâb ve erkânıyla ilgili bu risâlede sûfî kıyafetlerinin mânaları ve mutasavvıfların insanlarla münasebetinin nasıl olması gerektiği üzerinde durulmaktadır.

Mir'ât-ı Esmâ (esmâ-i seb'aya dair), Atvâr-ı Seb'a (yedi nefis mertebesinin anlatıldığı altmış üç beyitlik bir risâle), Usûl-i Evrâd-ı Uşşâkıyye, Mir'âtü'l-a'lâm ve mişkâtü'l-ahlâm (Fütûh-ı Salâhî; ebced harflerinin bâtınî mânalarını ihtiva eder), Medâr-ı Mebde' ve Meâd ve Hilye-i Haseneyni'l-ahseneyn (415 beyitlik mesnevi).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
ESER / METİN

Şerh ve tercümeleri

Pârsâ'dan Yûnus Emre'ye.

Metni gösterMetni daralt

Şerh-i Risâle-i Kudsiyye — Muhammed Pârsâ'nın Bahâeddin Nakşibend'in sohbetlerinden derlediği eserin tercüme ve şerhi; Tercüme-i Risâle-i Vücûd yine Pârsâ'dandır. Tercüme-i Aşk, İbnü'l-Fârız'ın el-Kasîdetü'l-Hamriyye'sinin şerhidir.

Salâhî Efendi ayrıca Hz. Ali, Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr, Muhyiddin İbnü'l-Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Yûnus Emre, Eşrefoğlu Rûmî, Niyâzî-i Mısrî, Âşık Ömer, Mehmed Nasûhî Efendi, Nakşî-i Akkirmânî, İsmâil Hakkı Bursevî, Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Cemâleddîn-i Uşşâkī, Hoca Nasreddin Zarîfe, Şevket-i Buhârî, Enverî ve Hâkānî'ye ait bazı beyitleri şerhetmiştir.

Fıkıh ve dil sahasında da eserleri vardır: Muhtasarü'l-Menâr Şerhi, Elli Dört Farz Şerhi, Şerh-i Şâfiye, Tercüme-i Usûl-i Hadîs, Tercüme-i Arûz-ı Tebrîzî.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
ESER / METİN

İki divanı

211 na't ve gazeller.

Metni gösterMetni daralt

Salâhî Efendi'nin iki divanı bulunmaktadır. Dîvân-ı Nuût-i Salâhî'de Arapça, Farsça ve Türkçe 211 na't yer almaktadır (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2650/1). Diğer divanı ise gazel, kaside ve müfredlerden oluşmaktadır (Süleymaniye Ktp., Uşşâkī Tekkesi, nr. 84).

Ayrıca Bûsîrî'nin Kasîdetü'l-bürde'sini, Hassân b. Sâbit'in Hz. Peygamber'i övdüğü kasidelerinden birini ve İbnü'n-Nahvî'nin el-Kasîdetü'l-Münferice'sini Türkçe'ye çevirmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Uşşâkıyye'nin üçüncü pîri

Tarikatın tarihinde bir dönüm noktası sayılır: ondan sonra Uşşâkılik özellikle Rumeli'de ve Batı Anadolu'da yayılmış, başka yollarla yakın ilişkiler kurmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Halvetiyye'nin Uşşâkıyye kolunun üçüncü pîri kabul edilir. Tarikatın devirleri anlatılırken sınır çizgisi onun adıyla konur: tarikat, üçüncü pîr Abdullah Selâhaddin Uşşâkı'den sonra özellikle Rumeli'de ve Batı Anadolu'da yayılmıştır.

Bu yayılma sırasında yer yer Mevlevî, Bektaşî ve Gülşenî tarikatlarıyla, ayrıca Bayramî-Melâmîleri'yle yakın ilişkiler kurulması, daha geç dönemlerde tarikatta zâhidlikten rindmeşrepliğe doğru gelişen bir tasavvuf anlayışının öne çıkmasına yol açmıştır. Önceleri Bektaşî olduğu rivayet edilen Nazillili Hulûsi Baba ile başlayan bu meşrep Ahmed Tâlib-i İrşâdî ile günümüze ulaşmış, mensupları kendilerini Nâzenîn-i Uşşâkı diye tanımlamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Tasavvuf dışına taşan telif yelpazesi

Fıkıh usulü, Arapça gramer, hadis usulü ve aruz gibi alanlarda da tercüme ve şerhler verdi; Osmanlı Müellifleri'nde elli yedi eseri sayılır.

Metni gösterMetni daralt

Eserleri tasavvufla sınırlı değildir. Ebü'l-Berekât en-Nesefî'nin fıkıh usulüne dair Menârü'l-envâr'ını Muhtasarü'l-Menâr Şerhi adıyla tercüme ve şerhetmiş, İbnü'l-Hâcib'in Arapça gramer kaidelerine dair Şâfiye'sini ve İbn Hişâm'ın Muzhır-ı Kavâid-i İ'râb'ını şerhetmiştir; ikincisinde şerhin bir de muhtasarını risâleye eklemiştir.

Hadis usulünde Süyûtî'nin en-Nihâye'sini esas alıp müellifin kendi şerhi İtmâm-ı Dirâye'den ve İbn Hacer el-Askalânî'nin Nuhbetü'l-fiker'ine yapılan bir şerhten faydalanarak bir tercüme meydana getirmiş; aruzda Vahîd-i Tebrîzî'nin İlm-i Arûz ve Kāfiye'sini çevirmiştir. Elli Dört Farz Şerhi ise defalarca basılmıştır.

Bu üretkenliğin ölçüsü olarak Osmanlı Müellifleri'nde elli yedi eserinin adı sayılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Câmiu't-turuk

On iki tarikattan nasip.

Metni gösterMetni daralt

Salâhî, Uşşâkīliğin yanı sıra Osmanlı toplumunda yaygınlık kazanan belli başlı tarikatlardan nasip almış ve bu sebeple kendisine “câmiu't-turuk” ve “câmiu'l-kelimât” unvanları verilmiştir.

Divanındaki, “Celvetî, Bektâşî, Bayrâmî ve Sa'dî, Kādirî / Nakşibendî, Mevlevî ve Gülşenî, Uşşâkīyiz” beytiyle buna işarette bulunur.

Tuhfetü'l-Uşşâkıyye'sine bazı ilâveler yapan son dönem Uşşâkī şeyhlerinden Abdurrahman Sâmi Efendi ona Şâzeliyye, Bedeviyye, Rifâiyye, Sünbüliyye ve Şâbâniyye tarikatlarını da nisbet eder.

Çerçeve. Kaynak iki izah sunar: bir kısmı şeyhi Cemâleddin Uşşâkī'nin çok yolluluğundan miras olabilir, öte yandan kaynaklarda Salâhî Efendi'nin söz konusu tarikatlara bilfiil intisap ettiği ileri sürülmektedir — ayrı ayrı kimlerden aldığı da kaydedilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
KAVRAM

Hangi yolu kimden aldı

Harîrîzâde, Enverî ve Vassâf'ın kayıtları.

Metni gösterMetni daralt

Harîrîzâde'ye göre Nakşîliğe intisabı Mısır seyahati esnasında Hasan Demenhûrî, Enverî'ye göre Kerküklü Seyyid Mehmed Emin Efendi vasıtasıyladır.

Hüseyin Vassâf onun Mevlevîliğe Galata Mevlevîhânesi şeyhi Nâyî Osman Dede, Celvetî ve Bayrâmîliğe Üsküdar Bandırmalı Tekkesi şeyhi Hâşim Baba, Gülşenîliğe Şeyh Hasan Sezâî, Şâbânîliğe Üsküdar Nasûhî Tekkesi şeyhi Seyyid Alâeddin Efendi veya Mısır'da tanıştığı Şâbânî-Bekriyye'den Hifnî vasıtasıyla intisap ettiğini belirtir.

Çerçeve. Liste, XVIII. yüzyıl İstanbul'unun tarikat haritasını tek bir kişinin hayatında toplar: Galata Mevlevîhânesi, Üsküdar Bandırmalı ve Nasûhî tekkeleri, Edirne'den Hasan Sezâî, Kahire'den Hifnî.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, IV, 431-432.
TARİHÎ KAYIT

Hatm-i hâcegân

İlk Türkçe risâlesini o yazdı.

Metni gösterMetni daralt

Hatm-i hâcegân, Nakşibendiyye'de topluca yapılan ve belirli sayılarla okunan zikir merasimidir.

Hatm-i hâcegândan tesbit edilebildiği kadarıyla İzhâr-ı Esrâr-ı Nihân ez Envâr-ı Hatm-i Hâcegân adlı eserinde ilk defa o bahsetmiştir. Bu durum onun Nakşî geleneğinde önemli bir konumda olmasını gerektirir. Eser, hatm-i hâcegâna dair bilinen ilk Türkçe eserdir.

Çerçeve. Bir Uşşâkī pîrinin Nakşî usulünün ilk Türkçe kaydını yazması, “câmiu't-turuk” unvanının sadece bir iltifat olmadığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.
TARİHÎ KAYIT

Salâhiyye

Uşşâkıyye'nin bir kolu.

Metni gösterMetni daralt

Halvetî-Uşşâkīliğin günümüze intikalini sağlayan en önemli halkalardan biri olan Salâhî Efendi tarikatın Salâhiyye kolunun pîri kabul edilir.

Şeyhi Cemâleddin Uşşâkī, Uşşâkıyye'nin Cemâliyye kolunun pîridir; Salâhî hem müridi hem dâmadıdır.

Çerçeve. Uşşâkıyye, Halvetiyye'nin Hasan Hüsâmeddin Uşşâkī'ye nisbet edilen koludur; Cemâliyye ve Salâhiyye onun alt kollarıdır. Posta damat geçmesi Halvetî geleneğinde âdettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİEdirneli Mehmed Cemâleddîn UşşâkîHalifesi ve damadı; Salâhiyye şubesinin kurucusuHOCASI / ŞEYHİŞeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba)Hüseyin Vassâf'a göre Celvetîlik ve Bayrâmîliğe Üsküdar Bandırmalı Tekkesi şeyhi Hâşim Baba vasıtasıyla intisap etmiştir.HOCASI / ŞEYHİEdirneli Mehmed Cemâleddîn UşşâkîHalifesi (ö. 1197/1783). Şeyhinin ölümüne "Cemâlullah'a döndü cemâl-i aşk ile pîrim Cemâleddin" mısraıyla tarih düşürmüştür; Cemâliyye'den ona nispetle Salâhiyye şubesi doğmuştur.SONRAKİ HALKAHasan Hüsâmeddin UşşâkîHalvetiyye'den Uşşâkıyye'nin kurucusu ve pîri. Salâhî tarikatın üçüncü pîri sayılır; pîre nisbet edilen Evrâdü'l-kebîr ve Şerhu Virdi's-settâr vird kitaplarının yanında âdâb ve erkânı derleyen risâle Salâhî'nindir.ETKİLEDİĞİŞeyh Abdurrahman Sâmî EfendiSon devir Uşşâkı şeyhlerinden. Salâhî'nin Tuhfetü'l-Uşşâkıyye'sini genişleterek tercüme etmiştir.ETKİLEDİĞİİbnü'l-Emin Seyyid Mahmüd Kemâl BeySalâhî'nin Arapça eseri Miftâhu'l-vücûdi'l-eşher'i, Tâhir Ağa Tekkesi'nin son şeyhi Ali Behcet Efendi'nin talebi üzerine Türkçe'ye çevirmiştir.ETKİLEDİĞİHacı Ahmed Muhtâr EfendiSalâhî'nin İbnü'l-Arabî şerhi Tavâliu menâfii'l-ulûm'u Türkçe'ye çevirmiştir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeTâhir Ağa TekkesiFatih Âşık Paşa mahallesindeki tekke; uzun yıllar postnişinliğini yapmış, 1782 Tüfekhâne yangınında yandıktan sonra da hazîresine defnedilmiştir. Vasiyeti üzerine mezarının üstü açık bırakılmış, taşı hâcegân tâcı biçiminde yapılmıştır; türbe 1921'de Hüseyin Vassâf tarafından tamir ettirilmiştir. Konum yaklaşıktır.Kastoria · YunanistanKesriye (Kastorya)1117/1705'te doğduğu ve tahsile başladığı şehir; Balıkesir'de doğduğu yolundaki kayıt doğru değildir. Babası Saraybosna'dan buraya hicret etmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeHırâmî Ahmed Paşa Tekkesi, EdirnekapıŞeyhi ve kayınpederi, Uşşâkıyye'nin Cemâliyye kolunun pîri Cemâleddin Uşşâkī'nin Savaklar'daki tekkesi; 1157/1744'ten önce burada intisap etmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeEğrikapı TekkesiTâhir Ağa Tekkesi yangında yanınca taşındığı ve 29 Muharrem 1197'de (4 Ocak 1783) vefat ettiği tekke. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.Kahire · MısırKahireHekimoğlu Ali Paşa'nın 1153/1740'ta valiliğiyle gittiği şehir; Halvetî şeyhi Şemseddin Muhammed el-Hifnî ile tanışmış, Nakşibendî Hasan Demenhûrî'den cifr, vefk ve ilm-i hurûf öğrenmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.Banja Luka · Bosna-HersekBanaluka1150/1737'de Hekimoğlu Ali Paşa ile katıldığı, Osmanlı ordusunun Avusturya kuvvetlerine karşı zafer kazandığı savaşın yeri. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.Saraybosna · Bosna-HersekSaraybosnaBabası Muhammed Abdülazîz'in doğduğu şehir; aile buradan Kesriye'ye hicret etmiştir. Hekimoğlu Ali Paşa'nın valiliği sırasında ilk seyahatini de Bosna'ya yapmıştır. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.Edirne · TürkiyeEdirneHekimoğlu Ali Paşa ile çıktığı seyahatte şeyhi Cemâleddin Uşşâkī ile tanıştığı şehir; Gülşenîliğe intisap ettiği Hasan Sezâî de buradadır. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.Aydın · TürkiyeNazilliEn meşhur halifesi Mehmed Zühdü Efendi'nin bir ara müftülük yaptığı yer. İlişkili kişi dosyası Abdullah Salâhî Uşşâkî : Abdullah Salâhî Uşşâkî (1705–1783), Tâhir Ağa Tekkesi’ndeki meşihatı, çok yönlü telif ve şerh faaliyeti ve Uşşâkîliğin Salâhiyye koluyla XVIII. yüzyıl tasavvuf hayatının merkez şahsiyetlerindendir.İstanbul · TürkiyeFatih'te Aşıkpaşa'da Tahir Ağa DergahıKaynakta geçen mekân Fatih'te Aşıkpaşa'da Tahir Ağa Dergahı , Sefîne-i Evliyâ içinde 1 ayrı kişi veya olay bağlamında anılır. Bu kayıt, eserdeki irşad, postnişinlik, intisap ve defin bağlantıları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Kişi ve gelenek bağlantıları Mekânla doğrudan ilişkilendirilen şahsiyetler: Abdullah Salâhî Uşşâkî.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Salâhî Efendi”, c. 36
  2. [2]Sâdullah Enverî, vr. 176b
  3. [3]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  4. [4]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, IV, 431-432
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi: Küntî, Muhammed b. Muhtâr; Ferîdüddin Mes‘ûd; Çırâğ-ı Dehlî; Virânî; Cemâleddin Uşşâkī maddeleri
  6. [6]Kişi kartı kaynak paketi — Abdullah Salâhî Uşşâkî
  7. [7]Sefîne-i Evliyâ
Ortak kaynak kataloğunu aç →