Ara
Menü

Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba)

Hâşim Baba (ö. 1783), babası Yûsuf Nizâmeddin'in ardından Üsküdar Bandırmalı Tekkesi postuna geçen; Celvetî, Bektaşî ve melâmet neşvelerinin kesişiminde eser veren sûfî ve şairdir.

Vefat
1783
Unvan
Bandırmalı Tekkesi şeyhi · Celvetî müellif ve şair

Ailesi ve Bandırmalı Tekkesi

Mustafa Hâşim Efendi Bandırmalıdır. Babası, Celvetiyye şeyhlerinden Yûsuf Nizâmeddin Efendi'dir. Üsküdar İnâdiye'deki Tavâşî Hasan Ağa Camii çevresinde irşad hizmetinde bulundu ve babasının ardından Bandırmalı Tekkesi postuna geçti. Babasının vefatı için kaynakta 1166/1753 tarihi verilmekle birlikte ebced hesabının 1232'yi göstermesi editör notuyla belirtilir; bu uyuşmazlık Hâşim Baba'nın ölüm tarihiyle karıştırılmamalıdır.

Nispetleri ve “Hâşim Baba” adı

Kaynaklar gençlik döneminde Bektaşî çevresinde bulunduğunu, daha sonra melâmet neşvesi taşıdığını ve nihayet babasının Celvetî yolunu sürdürdüğünü aktarır. “Hâşim Baba” adı bu erken dönem çevresinin hatırası olarak kalmıştır. Bu kayıtlar birbirini dışlayan üç ayrı kimlik gibi değil, hayatının farklı dönemlerindeki tasavvufî temaslar olarak okunmalıdır.

İrşad ve tekke

Bandırmalı Tekkesi 1145/1732'de Hekimoğlu Ali Paşa, 1169/1756'da Şehla Ahmed Paşa ve daha sonra Abdullah Paşa tarafından onarıldı. Hâşim Baba 1197/1783'te vefat etti; babasının yaptırdığı tekkenin altındaki türbeye defnedildi.

Eserleri

Vâridât-ı Mensûre, insanın şeriat, tarikat, mârifet ve hakikat mertebeleriyle olgunlaşmasını ele alır. Ankā-yı Mağrib cifr ilmiyle ilişkilidir. Şiirlerini bir araya getiren divanı da vardır. Hüseyin Vassâf, Vâridât ile divanın yazma nüshalarını gördüğünü, eserlerin kendi döneminde basılmadığını kaydeder.

Celvetî silsilesi

Kaynakta verilen Celvetî aktarım hattı Mustafa Hâşim'den babası Yûsuf Nizâmeddin'e; Hamid Moravî, Veliyyüddin Tophânevî ve Ehl-i Cennet diye tanınan Muhammed Fenâî üzerinden Aziz Mahmud Hüdâyî'ye ulaşır. Bu isimler Hâşim Baba'nın biyografisine karışmış yeni kişiler değil, silsile halkalarıdır.

İnsan anlayışı

Vâridât'taki temel çerçeveye göre nefis şeriatla, tabiat tarikatla, ruh mârifetle, sır ise hakikatle ıslah edilir. Bu dört katman olgunlaşmadan insanın “nüsha-i kübrâ” ve ilâhî emanetin aynası hâline gelemeyeceğini savunur.

Hâşimiyye'nin tarikat literatürüne girişi

Hâşim Baba'nın torunu Bandırmalızâde Ahmed Münib Efendi'nin Mir'âtü't-turuk adlı eserinde Hâşimiyye'ye Celvetiyye'nin bir kolu olarak yer vermesi, Hâşimiyye'nin tarikat literatürüne girmesini sağlamıştır.

Buna karşılık Harîrîzâde, Celvetiyye'yi anlatırken kendisinin Hâşim Baba'ya ulaşan Celvetî silsilesini verdiği halde Hâşimiyye diye bir tarikattan bahsetmediği gibi Hâşim Baba ve mensuplarının Bektaşîlik ve Melâmîlik'le ilgisi olup olmadığına da temas etmemiştir. Kendi Vâridât'ında verdiği bilgilerden ise Hâşim Baba'nın seyrü sülûkte Celvetî usulünü benimsediği anlaşılmaktadır.

Kendisinden hilâfet ve nasip alanlar

Girit'in Hanya şehrinde doğan, Celvetîliğin Hâşimiyye koluna mensup mutasavvıf şair Salacıoğlu Mustafa Celvetî, bir müddet Girit dışında seyahat ettikten sonra İstanbul'da Hâşim Baba'dan hilâfet alıp Girit'te tekke şeyhi olmuştur.

Hüseyin Vassâf'a göre, Halvetî-Uşşâkı şeyhi ve Salâhiyye kolunun pîri Salâhî Efendi de Celvetîlik ile Bayrâmîliğe Üsküdar Bandırmalı Tekkesi şeyhi Hâşim Baba vasıtasıyla intisap etmiştir. "Câmiu't-turuk" unvanıyla anılan Salâhî, divanındaki "Celvetî, Bektâşî, Bayrâmî ve Sa'dî, Kadirî / Nakşibendî, Mevlevî ve Gülşenî, Uşşâkıyiz" beytiyle bu çok yönlü mensubiyete işaret eder.

Hayatı ve Hâşimiyye kolunun doğuşu

1130 (1718) yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. Üsküdar İnadiye'de Tavâşî Hasanağa mahallesinde bulunan Bandırmalızâde Tekkesi'nin şeyhi Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin oğludur. Kaynakların bir kısmında adı Mehmed Hâşim diye geçse de kendi eserlerindeki beyanına göre doğrusu Mustafa Hâşim'dir.

Celvetî âdâb ve erkânını öğrenerek büyüdü; ardından Bektaşîliğe meyledip Mısır Kasrülayn'daki Kaygusuz Abdal Bektaşî Tekkesi şeyhi Hasan Baba'ya intisap etti. Hacıbektaş'taki Bektaşî Âsitânesi'nde dört yıl kadar kalıp bir ara dedebabalık yaptı. Babası yedi defa hacca gitmiş, hadis öğrenmek üzere üç yıl Medine'de kalmıştı; büyük kardeşi Hâmid Efendi de bir yıl Medine'de ikamet ettikten sonra Suriye ve Mısır'da birçok âlimle görüşmüştü. Hâşim Baba'nın gençliğinde Anadolu, Mısır ve Arap ülkelerini dolaşması ailedeki bu seyahat ve ilim merakıyla ilişkilendirilir.

Melâmîmeşrep bir sûfî olarak tanındı; çok yönlü şahsiyeti sebebiyle bir yerde karar kılmadı ve gruplar tarafından genellikle dışlandı. Ne Bektaşîler'e Bektaşîliği'ni ne de Celvetîler'e Celvetîliği'ni kabul ettirebildi. 1197 (1783) yılındaki vefatının ardından Hüdâyî Dergâhı'na getirilen cenazesi içeri alınmadı. Bu dışlanma üzerine mensupları kendisine Hâşimiyye adlı bir kol nispet ettiler; meşihatinde bulunduğu Bandırmalızâde Tekkesi de bu kolun âsitânesi oldu.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantı
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Cenazesinin Hüdâyî Âsitânesi'ne alınmaması

Celvetiyye âdâbına ters düşen meşrebi sebebiyle cenazesinin Hüdâyî Âsitânesi'ne sokulmadığı, namazının yol üzerindeki musallâda kılındığı rivayet edilir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bandırmalızâde Tekkesi'ndeki meşihati sırasında bağlı bulunduğu Celvetiyye tarikatının Hâşimiyye kolunu kuran Hâşim Baba'nın cenazesinin, Celvetiyye âdâbına ters düşen meşrebinden ötürü Hüdâyî Âsitânesi postnişini Büyük Rûşen Efendi tarafından içeri sokulmadığı ve cenaze namazının yol üzerindeki musallâda kılındığı rivayet edilir.

Bandırmalızâde Dergâhı şeyhleri, Celvetiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı olan Hüdâyî Âsitânesi'nce kabul görmemelerine rağmen on üç dilimli Celvetîlik tacını kullanmışlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hacıbektaş'ta dedebabalık vekâleti

Bektaşîlik muhabbetiyle Hacıbektaş'taki âsitânede dört yıl kadar kalmış, Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği sırasında bir ara dedebabalık yapmıştır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bektaşîlik muhabbetiyle Hacıbektaş'ta bulunan Bektaşî Âsitânesi'ne gidip dört yıl kadar orada ikamet etti. Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği zamanında bir ara dedebabalık yapmışsa da Bektaşîler'in bir kısmı onun şeyhliğine karşı çıkmıştır.

İstanbul'da da Bektaşîler'in dedebabalık makamına vekâlet etmesi ve etrafında bir kısım Bektaşî'nin bulunması, bu tarikatla ilgisinin derinliğini ortaya koymaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hüdâyî Dergâhı'na alınmayan cenaze

Celvetiyye'nin merkezi Hüdâyî Dergâhı'na getirilen cenazesi içeri alınmamış; namazının nerede kılındığı hususunda kaynaklar ayrılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hayatının yarısına yakın kısmını irşad ve tarikat hizmetiyle geçirmesine rağmen, Celvetiyye'nin merkezi olan Hüdâyî Dergâhı'na getirilen cenazesi, o sırada postnişin bulunan Büyük Rûşen Efendi tarafından içeri alınmamıştır. Sebep olarak Celvetiyye âdâbına ters düşen meşrebi gösterilir.

Cenaze namazının nerede kılındığı hususunda kayıtlar ayrılır: bir rivayette namaz dergâhın alt kapısında Cennet Efendi hazîresi önünde kılınabilmiş, başka bir rivayette ise yol üzerindeki musallâda kılınmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İlk regaibiyye rivayeti ve tarih tenkidi

İlk regaibiyyenin Nasûhî Tekkesi'nde Hâşim Baba'nın da bulunduğu bir sohbetten doğduğu nakledilir; ancak tarihler bu üç kişinin bir arada olmasına imkân vermez.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İlk regaibiyyenin, Üsküdar Doğancılar'daki Nasûhî Tekkesi'nde Hâşim Baba'nın, Nâyî Osman Dede'nin (ö. 1142/1729) ve dergâhın şeyhi Ali Alâeddin Efendi'nin (ö. 1165/1752) bulunduğu bir sohbette, mevlid ve mi'râciyye gibi bir regaibiyyenin de yazılıp Regaib kandillerinde okunması temennisinden doğduğu nakledilir. Rivayete göre bu vazife orada bulunan Salâhaddin Uşşâkı'ye verilmiş, o da Matlau'l-fecr adlı 213 beyitlik mesnevisini kaleme almıştır.

Ancak bu rivayet tarih bakımından tutmaz: Nâyî Osman Dede vefat ettiğinde Hâşim Baba henüz on bir yaşındaydı; Salâhaddin Uşşâkı ise Cemâleddin Uşşâkı'ye Nâyî Osman Dede'nin vefatından çok sonra 1154 (1741) yılında intisap etmişti. Dolayısıyla bu üç kişinin bir mecliste bir araya gelmesi mümkün görünmemektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Dîvân ve Vâridât-ı Mensûre

Dîvân 1252 (1836) yılında yanlışlarla dolu biçimde basılmış; mensur Vâridât ise çoğu nüshada divanla birlikte Vâridât-ı Mensûre ve Dîvân adı altında istinsah edilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Dîvân. 1252 (1836) yılında yanlışlarla dolu olarak basılmış, çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları kalmıştır. Şiirlerin mürettep divanlardan farklı biçimde sıralandığı bir nüshada üç na't, dört mersiye, yirmi kaside, bir tevhid, bir methiye, üç muhammes, bir müseddes, bir müseddes münâcât, bir tahmis, 126 gazel, bir tarih, on kıta ve otuz müfred yer alır.

Vâridât. Melâmete dair bazı risâleleriyle çeşitli zamanlarda kendisine vâki olan tecellîleri anlattığı, cefr ilmi ve ebced hesabıyla geleceğe dair birtakım bilgiler verdiği mensur bir eserdir. Çoğu nüshası divanla birlikte Vâridât-ı Mensûre ve Dîvân adı altında istinsah edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ankâ-yı Meşrık ve Devriyye-i Ferşiyye

İbnü'l-Arabî'nin Ankāü mugrib'ine nazîre olarak yazdığı Ankâ-yı Meşrık ile Niyâzî-i Mısrî'nin Devriyye-i Arşiyye'sine zeyil olan doksan dört beyitlik Devriyye-i Ferşiyye.

Metni gösterMetni daralt

Ankâ-yı Meşrık. İbnü'l-Arabî'ye ilgi duyan Hâşim Baba, onun Ankāü mugrib (şaşırtan anka) adlı eserini "Ankâ-yı Mağrib" (batının ankası) şeklinde değerlendirip ona nazîre olarak bu eseri yazmıştır. Kitabında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin meczup olduğunu ileri sürerek Mevlevîler'i kızdırmış; ayrıca Hacı Bektâş-ı Velî'den çok sık bahsetmesi dikkat çekmiştir.

Devriyye-i Ferşiyye. Niyâzî-i Mısrî'nin "Devriyye-i Arşiyye"sine zeyil olarak yazılmış doksan dört beyitlik manzumedir; "Lisânü'l-gayb" diye de anılır. Bunlardan başka çeşitli mecmualarda değişik isimlerle kayıtlı manzumelerine de rastlanmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Vâridât, Ankā-yı Mağrib ve Divan

Hâşim Baba'nın mensur vâridâtını, cifr ilmine dair Ankā-yı Mağrib'ini ve şiirlerini toplayan bir divanı bulunduğu; eserlerin Hüseyin Vassâf döneminde yazma hâlinde olduğu kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

Vâridât-ı Mensûre insanın şeriat, tarikat, mârifet ve hakikat yoluyla olgunlaşmasını işler. Ankā-yı Mağrib cifr ilmiyle ilgilidir. Divanı ise vahdet, gönül, tecellî ve insan-ı kâmil kavramlarını şiir diliyle ele alır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 3.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hâşimiyye kolu ve iki koldan gelen silsilesi

Celvetiyye'nin ona nisbet edilen kolu Hâşimiyye'dir; tarikat silsilesi iki ayrı koldan Celvetiyye pîri Aziz Mahmûd Hüdâyî'ye ulaşır.

Metni gösterMetni daralt

Hâşimiyye, Celvetiyye tarikatının Hâşim Baba'ya nisbet edilen bir koludur. Tarikat silsilesi bir koldan babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi, dedesi Bandırmalı Hâmid Efendi, Tophaneli Şeyh Veliyyüddin Efendi ve Ehl-i Cennet Mehmed Fenâyî (ö. 1075/1664); diğer koldan Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Mustafa Erzincânî, Devâtî Mustafa Efendi ve Mukʿad Ahmed Efendi vasıtasıyla Celvetiyye'nin pîri Aziz Mahmûd Hüdâyî'ye (ö. 1038/1628) ulaşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Celvetîlik ile Bektaşîliği melâmet neşvesinde birleştirme denemesi

Babasından aldığı Celvetîlik ile Mısır'da Hasan Baba'dan aldığı Bektaşîliği melâmet neşvesinde birleştirmeye çalışmış, fakat her iki çevrede de kabul görmemiştir.

Metni gösterMetni daralt

Babasının vefatından sonra (1166/1752-53) Bandırmalızâde Dergâhı'nın postnişini olan Hâşim Baba, babasından aldığı Celvetîlik'le Mısır'daki Kaygusuz Abdal Tekkesi Kasrülayn şeyhi Hasan Baba'dan aldığı Bektaşîliği melâmet neşvesinde birleştirmeye çalıştı. Ancak Bektaşîliği Bektaşîler'ce, Celvetîliği de Celvetîler'ce kabul görmedi.

Gençliğinde Melâmîliğe ve Bektaşîliğe intisap eden Hâşim Baba, bir müddet İstanbul'da Bektaşîler'in temsilcisi olmuş, hatta dört yıl süreyle Hacıbektaş'taki pîr evinde dedebabalık yapmıştır. Buna karşılık Cemalettin Server Revnakoğlu, Hâşimiyye'nin Bektaşîlik'le ilgisini izâfî bir ilgi sayar; Hâşimîler'e verilen Bektaşîlik icâzetini teberrüken yapılmış bir işlem olarak görür ve Hâşimîler'in herhangi bir Bektaşî dergâhında şeyhlik yapmadığını, Bektaşîler'in de onların Bektaşîliğini kabul etmediğini söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hâşimîlerin zikir ve âyin usulü

Hâşimîlerde zikir salât-ı efdaliyye ile başlar; kelime-i tevhid, "yâ Allah" ve "yâ Mevlâm" ile ayağa kalkış, cumhur ilâhisi ve ism-i hû ile sürer.

Metni gösterMetni daralt

Hâşimîler'de zikir ve âyine hep birlikte okunan salât-ı efdaliyye ile başlanır. Salât-ı efdaliyyeden sonra kelime-i tevhid zikrine geçilir; ardından "yâ Allah" çekilir ve "yâ Mevlâm" denilerek ayağa kalkılır. Bu esnada zâkirler cumhur ilâhisi okurlar.

Bu ilâhi bazan Hüdâyî'nin, bazan da Hâşim Baba'nın na'tlarından alınır; çok defa da "Hüdâyî'ye şefâat eğer zâhir eğer bâtın" sözleriyle başlayan ilâhi özel perdesinden daha ağır ve yürüyerek topluca seslendirilir. Bazan da "Seng-i izzet budur Hâşim / Ki ceddindir Ebü'l-Kâsım" ilâhisi okunur. İlâhiler okunurken dervişler "ism-i hû" ile dem tutar; ilâhilerin sonunda şeyh efendi yeni bir perdeden tekrar ism-i hûya geçer. İsm-i hû, namazda sağa sola selâm verir gibi baş sağa sola döndürülerek aralıklı ve tane tane çekilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

On üç dilimli taç ve kafesî destar

Bandırmalızâde Dergâhı şeyhleri on üç dilimli Celvetîlik tacını kullanmış, taçlarının dışına Celvetîler gibi "kafesî" ya da "cüneydî" denilen biçimde destar sarmışlardır.

Metni gösterMetni daralt

Bandırmalızâde Dergâhı şeyhleri on üç dilimli Celvetîlik tacını kullanmışlardır. Taçlarının dışına sardıkları destar da Celvetîler gibi, katları iniş ve çıkışta üst üste getirilerek sarılan "kafesî" ya da "cüneydî" tabir edilen biçimdeydi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

1826'da dergâhın kapatılmaması

Yeniçeri Ocağı ile birlikte Bektaşî tekkeleri kapatılırken Bandırmalızâde Dergâhı kapatılmadı; oğlu Mehmed Galib Efendi ilgili toplantıya Celvetî şeyhi olarak çağrıldı.

Metni gösterMetni daralt

1826 yılında Yeniçeri Ocağı ile birlikte Bektaşî tekkeleri de kapatılırken Bandırmalızâde Dergâhı'nın kapatılmaması, üstelik bu tekkelerin kapatılmasıyla ilgili olarak Şeyhülislâm Kadızâde Mehmed Tâhir Efendi başkanlığında Topkapı Sarayı'nda yapılan toplantıya Hâşim Baba'nın oğlu Mehmed Galib Efendi'nin Bandırmalızâde Dergâhı şeyhi olarak çağrılması, Hâşim Baba mensuplarının resmen Celvetî olarak kabul edildiğini göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Adı: Mustafa Hâşim mi, Mehmed Hâşim mi?

Sicill-i Osmânî ve Hâtimetü'l-eş'âr adını Mehmed Hâşim diye kaydeder; kendi eserlerinde verdiği bilgiye göre doğrusu Mustafa Hâşim'dir.

Metni gösterMetni daralt

1130 (1718) yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. Adı bazı kaynaklarda Mehmed Hâşim olarak geçmekle birlikte, kendi eserlerinde verdiği bilgilerden anlaşıldığına göre doğrusu Mustafa Hâşim'dir. Halk arasında ve tekke çevrelerinde ise Hâşim Baba yahut Hâşim Mustafa Baba adlarıyla tanınmıştır.

Sicill-i Osmânî ile Hâtimetü'l-eş'âr'ın kaydettiği Mehmed Hâşim biçimi, Vâridât-ı Mensûre ve Dîvân nüshasının ilk varağındaki kendi beyanıyla çelişmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 3
Ortak kaynak kataloğunu aç →