ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Büt”
01Çerkeşiyye
Çerkeşî Mustafa Efendi'nin şeriat-tarikat bütünlüğü vurgusuyla Batı Karadeniz, Orta Anadolu, İstanbul ve Balkanlarda yayılan kol.
Sebtî–Palu Hattı
Ali es-Sebtî'nin Palu merkezli tekkesi, aile postu ve Doğu Anadolu'daki halifeleriyle gelişen Hâlidî silsileler bütünü.
Tağlibiyye
XVI. yüzyıl ortalarında Dımaşk Ammâre zâviyesinin on dördüncü postnişini Ebû Tağlib'e nispet edilen kol.
Ali el-Havvâs el-Burullusî
Ali el-Havvâs el-Burullusî (ö. 939/1532), İbrâhim el-Metbûlî'nin irşad hattını Kahire'de sürdüren; şeriat–hakikat bütünlüğü, Muhammedî terbiye ve ümmî irfan anlayışı Şa‘rânî'nin eserleriyle günümüze ulaşan Mısırlı sûfîdir.
Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî
Ebû Medyen Şuayb el-Ensârî (ö. 594/1198), Endülüs’ten Fas ve Bicâye’ye uzanan ilim–irşad yolculuğuyla Medyeniyye çevresini kuran; Şâzeliyye, İbnü’l-Arabî ve bütün Mağrib tasavvufu üzerinde kalıcı tesir bırakan sûfîdir.
Ebû Tağlib Muhammed b. Sâlim eş-Şeybânî
Ebû Tağlib Muhammed b. Sâlim eş-Şeybânî, Şam’ın Ammâre mahallesindeki Sa‘dî zâviyesinin on dördüncü postnişini ve kendisinden sonra zâviye şeyhlerinin Tağlibî nisbesiyle anıldığı Tağlibiyye kolunun nispet şahsiyetidir.
Hz. Muhammed Mustafa
Hz. Muhammed, İslâm’ın son peygamberi, Kur’an’ın ilk muhatabı ve Müslüman hayatının temel örneğidir. Tasavvufî yollar onu tarih içinde kurulmuş bir tarikatın mensubu olarak değil; tevhid, kulluk, ihsan, merhamet ve güzel ahlâkın müşterek nebevî kaynağı olarak kabul eder.
İbrâhim b. Edhem
İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 veya 162/779), Belh'te bütün servetini bırakıp zühd yoluna giren, ömrünü ırgatlık ve bostan bekçiliğiyle geçiren Horasanlı sûfî; hayatı daha kendi asrında destanlaşmış, Türk edebiyatında “Edhem” bir mazmun hâline gelmiştir.
Kāsım bin Süleyman (Sâhibü't-Tatbîk)
Kāsım bin Süleyman (ö. 970/1563), Niğde doğumlu; Vikāye metnine Tatbîk adlı şerhi yazan ve Siroz Selçuk Sultan Medresesi'nde ders veren âlimdir.
Merhüm Muallim Hâfız Sırri Efendi
Sırri Efendi, iki defa siyasi cürm isnadıyla Yunaniler tarafından Milos'a teb'id edildi. Orada elim facialar, işkenceler te'siriyle, /1 97/ laranj it veremi ,, ... J J . ... ,J. oldu. Avdetinde tedavisine gayret edildiyse de, kar-ger-i tesir olamadı. (wl.) ._rA.; JS' .::.:,Jı )1 43 sırrı zuhura geldi. Nail-i rütbe-i şehadet oldu. Bu tarihde onsekiz yaşında…
Şihâbüddîn Ahmed Zerrûk el-Fâsî
Şihâbüddîn Ahmed Zerrûk el-Fâsî (1442–1493/94), fıkıh, akaid ve tasavvufu İslâm–iman–ihsan bütünlüğü içinde ele alan; Kavâidü’t-tasavvuf ve Hikem şerhleriyle etkili olan Zerrûkıyye pîridir.
Taşköprizâde Ahmed Efendi
Taşköprizâde Ahmed Efendi (901/1495 – 968/1561), Osmanlı ilmiyesinin en üst basamaklarını çıkmış müderris ve kadı; eş-Şekāiku'n-nu'mâniyye ile Osmanlı âlimlerinin, Miftâhu's-saâde ile bütün İslâm ilimlerinin haritasını çıkarmış; gözlerini kaybedince görevi bırakmıştır.
Tireli Abdülvehhab Efendi
Tireli Abdülvehhab Efendi (ö. 975/1567-68), Şeyh Abdülkerim'in küçük kardeşi; Sünbül Sinan, Merkez Efendi ve kardeşinin sohbetlerinden yetişip Tire'de imamlık ve irşad yapan Halvetî şeyhtir.
Burhan (Rifâiyye)
Bazı Rifâî çevrelerde ateş, kesici alet veya şişle ilişkilendirilen olağanüstü dayanıklılık uygulamalarına verilen ad. Bütün Rifâî kollarının değişmez uygulaması değildir.
Kadirî tâcı
Kadirî çevrelerde farklı şubelere göre değişen tâc ailesi. Eşrefiyye'de yedi, Rûmiyye'de sekiz terkli örnekler ve farklı gül, kubbe, destar düzenleri kaydedilmiştir; tek biçim bütün Kadirîlere genellenmez.
Nakşibendî tâcı
Bazı Osmanlı Nakşibendî çevrelerinde dört parçalı, sivri kubbeli ve müjgânlı örnekleri bulunan tâc ailesi. Nakşibendiyye'nin bütün dönem ve coğrafyalarında ortak zorunlu kıyafet değildir.
Etvâr-ı Seb‘a
Sözlük anlamı: “Yedi tavır” veya “yedi evre”. Tasavvuf terimi: Nefsin kötü sıfatlardan arındırılması ve mânevî olgunluğa yönelmesi sürecini yedi ana mertebede açıklayan seyrüsülûk tasnifi. Yaygın sıralama nefs-i emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marzıyye ve kâmiledir. Halvetî geleneklerin bir bölümünde bu mertebelere Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr isimleri bağlanır. Renk, nur, makam, seyr ve peygamber kademi eşleştirmeleri müellif ve kola göre değişebilir; bütün tarikatlar için tek ve değişmez şema sayılmaz.
Abâdile
Abâdile , Arapça “Abdullahlar” anlamına gelir. Başına abd kelimesi getirilerek yapılan Abdurrahman, Abdülkuddûs, Abdülkādir ve Abdülkerîm gibi birleşik isimler için de kullanılır. Tasavvufî anlamı Tasavvuf dilinde abâdile, ilâhî isimlerden birinin tecellisini kendisinde belirgin biçimde gerçekleştiren kimseleri ifade eder. Sâlik, hangi ilâhî ismin hakikatine daha güçlü biçimde mazhar olmuşsa o isme nispet edilen kulluk vasfıyla anılır. Meselâ el-Mün‘im, “nimet veren” demektir. Bu isme belirgin biçimde mazhar olan kul, Allah’ın nimet vericiliğini daha çok müşahede eder; kendisine ulaşan nimeti başkalarına yansıtması onun ahlâkında öne çıkar. Böylece isimle kul arasında rubûbiyet ve ubûdiyet ilişkisi kurulur. Abdülcebbâr, Abdülmüntakim, Abdülkādir, Abdülhâdî, Abdülhalîm ve Abdüssabûr gibi isimler de aynı adlandırma mantığı içinde değerlendirilir.
Abdullah
(4 | (عبد Allah'ın kulu, Tanrı kulu. tas. a Allah'ın kendisinde bütün isimlerle tecelli ettiği kul. Allah ismine mazhar olan insan. Allah'ın kulları içinde derecesi en yüksek olan Abdullah'tır; çünkü o ism-i azamı kendisinde gerçekleştirmiş, Hakk'ın bütün sıfatlarını kazanmıştır. Bu yüzden Abdullah ismi, Peygamber'e özel kılınmıştır (Cin Suresi, 19). Tebaiyet yoluyla onun vârislerine de bu isim verilir. b İsmi bilinmeyen her insana Abdullah (Tanrı kulu) diye hitap edilir. Genellikle kabre konan cenazeye telkin verilirken, “Ya Abdullah, ya emete'llah,” denir.
Adem
م) 46) Yokluk, hiç. tas. Mâsivâ, zulmet, şer, bâtl, çirkin. Mutlak adem, adem-i muhal: Bu anlamda adem yoktur, var olması da mümkün değildir. Mutlak adem halis şer ve sırf karanlıktır (zulmet). Nitekim buna karşılık gelen vücut da halis hayr ve sırf nurdur. Adem bâtıl, vücut haktır. Mümkün adem: Olmayan, ama olması mümkün olan adem. Kıdemdeki adem, subuti adem ve subut da denir. Bu anlamda adem tasavvufta şey, ayn ve zat olup birtakım özelliklere ve niteliklere sahiptir. Mutlak adem zulmet, mümkün adem zıldır (gölge). Madum yok demektir. Madum var-yok bir şeydir; Allah'ın ilminde var, ama dış âlemde yoktur. Mümkün adem, Hakk'ın tecelli ettiği bir aynadır. Hak yokluk aynasında zuhur eder. Varlıklar ve eşya yokluk aynasındaki yansımalardır. Madde, âlem ve tüm varlıklar kendi asıllarına ve zatlarına göre madum, Hakk’a göre vardır; varlıklarını ondan alırlar. Bunun dışında onlara atfedilen varlık bir vehim ve hayaldir (sm 782, cİK 1:49). Âdemü'z-zaman Varımı ben Hakk’a verdim gayr-ı varım kalmadı Cümlesinden el çekip pes dü cihanım kalmadı Aziz Mahmud Hüdâi Âdem-—Adam i. ar. Çe! Sie? or. İnsanlığın babası, ilk insan, kişi, adam, insan. 2. a Allah'ın yeryüzündeki halifesi olan insan-ı kâmil, kâinattaki bütün hakikatleri kendisinde topladığı için kevn-i câmi ve ruh-ı âlem denilen insan. Bu insan bütün ilâhî isimlerin ve sıfatların mazharıdır. Adem odur ki adını âlemde andıra Alemde ad kalır u âlem gelir gider Âdem Dede Nev'iyâ lâzım değildir olmak falan ibn filân Marifet kesbeyle tâ bir âdem ol âdem gibi Nev'i
Adem-i mana
Mana adamı, hakiki insan, her şeyin aslını ve hakikatini bilen, mana âlemine vâkıf, merd-i mana, mana eri. Nüsha-i vahdet âdemdir Nefha-i kudret âdemdir Âdem'den gayri ademdir Gel âdeme er bu deme Şeyh Ibrahim
Akit
Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları akitlere bağlı kalmakla, havas ise buna ek olarak kalple yaptıkları akitlere de bağlı kalmakla yükümlüdür. “Akitlere bağlı kalınız” mealindeki ayetten süfiler bu anlamı çıkarmışlardır. Akl-ı evvel (J (عقل ا و x. İlk akıl. “Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır,” hadisi ile bu akla işaret edilmiştir. 2. Vahdet mertebesi. 3. Nur-i Muhammedi. 4. Cebrail. 5. Insanın hakikati. 6. Arş. Akl-ı evvel Allah'tan ilk zuhur eden şeydir. Allah önce onu, sonra onun aracılığıyla tüm diğer şeyleri yaratmıştır. Buna ilâhî ilmin ilk zuhuru adı da verilir. İlahi ilim ayrıntısızdır; aşağıya doğru inerken ayrıntılı hale gelir: ilâhî ilme Ümmü'Lkitap, akla evvele imam-ı mübin, levhe hitab-ı mübin adı verilir. Bunlara sırasıyla nun, kalem ve levh de denir. Kalem-i alâ, adl, el-hakku'l-mahluk bih, imam-ı mübin, hakikat-i Muhammediye, dürre-i beyzâ, nur-i Muhammed, ruh-ı azam, ukab akl-ı evvele verilen diğer isim- lerdir. Akl-ı kül (külli ilâhî akıl) akl-ı evvelden sonra gelen bir mertebedir. Levh gök kubbesindeki adil ölçü ve doğru kıstastır; nurlu bir müdrike olup akl-ı evvele tevdi edilen bilgilerin suretleri onunla zuhur eder. Akl-ı külli, akl-ı evvelin mazharıdır. Âdem külli aklın, Havva külli nefsin suretidir. Akl-ı meas fikir kanunu ile ölçülen bir nurdur, ancak alet ve vasıtayla; külli akla ait çeşitli idrak şekillerinden yalnızca biriyle idrak eder. Akl-ı evvelin yolu ona kapalıdır. Mutasavvıflar, “Allah akılla idrak edilemez,” dedikleri zaman, akıl kelimesiyle kı- yas ve mantık esasları dahilinde faaliyet gösteren akl-ı meaş'ı kastederler. “Allah akılla bilinir,” dedikleri zaman kıyas ve başka araçlar olmadan idrak eden akl-ı evveli kastederler. Bir tek nurdan ibaret olan akl-ı evvel ve kalem-i alâ kula nispetle akl-ı evvel, Hakk’a nispetle kalem-i alâ ismini alır. Allah Cebraili Hz. Muhammed'e nispet olunan akl-ı evvelden yarattığından o, Cebrail'in babası ve bütün âlemin aslıdır. Bu yüzdendir ki miraçta Hz. Peygamber Cebrail'in durmak zorunda kaldığı noktanın ilerisine tek başına gitmiştir. “Hz. Muhammed'in önün- de aklı kurban et,” diyen Hz. Mevlânâ bununla akl-ı meaş'ı kast eder. Akl-ı meaş'a akl-ı cüzi de denir. İlahi ismin deposu ve Allah'ın emini olması itibariyle Cebrail’e mmm اذ AY KR İS e e gt NN A
Âlem
Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.
Allah
Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ
Aşk
Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.
Gucdüvân (Gicdüvân)
Buhara · Özbekistan · Buhara'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktaki, doğduğu, inzivaya çekildiği ve hankahında ömrünü tamamlayıp defnedildiği köy; türbesi buradadır. 918/1512'de bir Safevî muhasarasından kurtulması onun ruhaniyetine bağlanmıştır.
Köstendilli Ali Alâeddin Türbesi (açık türbe)
Üsküdar, İstanbul · Türkiye · Toygar tepesi Selâmi Ali mahallesindeki yıkık tekkenin yan tarafında, Kâtibim Aziz Bey sokağı ile Ethem Ağa sokağının birleştiği yerdedir. Sol yanında zevcesi Havva Bacı Hatun, onun solunda oğlu Ömer Efendi (ö. 1194/1780) medfundur. Konum yaklaşıktır.
Fâtih Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Kırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Dımaşk (evi ve medfeni)
Şam · Suriye · 4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) doğduğu, yedi yıllık halvetini geçirdiği, İbnü'l-Arabî derslerini okuttuğu ve 24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) vefat edip defnedildiği şehir; kabri kendi evindedir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.
Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.
Abdülkādir-i Geylânî Külliyesi
Bağdat · Irak · Vefat ettiği ve medfun bulunduğu yer; Kādiriyye'nin âsitânesidir. Bağdat ve çevresindeki Geylânî seyyidleri Moğol ve Timur istilâlarında şehri terketmek zorunda kaldıklarında bile cedlerinin türbesinin bulunduğu bu yere dönmüşlerdir.
Galata Mevlevîhânesi (Kalekapısı Hânkâhı)
İstanbul · Türkiye · 1258/(1842)’de harem dairesinde doğduğu, babasının ve kendisinin postnişinlik ettiği, matbah tâkındaki kitâbeyi hattıyla yazdığı ve babasının lahdine defnedildiği mevlevîhâne. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi : Seyyid Muhammed Atâullah Dede (1842–1910), Galata Mevlevîhânesi’nde doğup babası Kudretullah Efendi’den sonra yaklaşık kırk yıl postnişinlik yapan; mûsiki, hat ve çok dilli tahsiliyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Akşemseddin Türbesi, Göynük
Bolu · Türkiye · 863 Rebîülâhirinin sonunda (Şubat 1459) vefat edip defnedildiği yer; türbe vefatından beş yıl kadar sonra yapılmış, sandukası üzerindeki yazı oğlu Mehmed Sâdullah'a aittir. Oğullarından Mehmed Sâdullah ve Nûrullah da burada yatar. Kapı üzerindeki inşa kitâbesi vefat tarihini doğrular.
Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Mısrî’nin İstanbul’a ilk gelişinde ikamet edip erbaîn çıkardığı, Sultanahmed civarındaki dergâh. Hücre kapısındaki levhada onun bu dergâhı erbaîniyle ihyâ ettiğini söyleyen bir kıt‘a yazılıdır. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Süleymaniye Camii hazîresi
Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Yiğitbaşı Türbesi, Seyyid Hoca mahallesi
Manisa · Türkiye · İrşadını sürdürdüğü tekkenin yanındaki türbe; 910/1504'te vefatında buraya defnedilmiştir. Zamanla yıkılan tekkenin yerine Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.
Altın Silsile: Kırk Halka
Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.
Vâhib Ümmî Dîvânı ve Elmalı İrfan Çevresi
Vâhib Ümmî'nin dîvânını, silsilesini ve Elmalı'da oluşan şiir-irfan halkasını birlikte okumak için giriş.
Nûru'l-Arabî'de Sülûk ve Tevhid Mertebeleri
Fiillerden sıfatlara, zâttan cem mertebelerine uzanan eğitim dili üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı
İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile
Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Kastamonu'dan Üç Kıtaya Şâbâniyye
Anadolu, Balkanlar, Hicaz ve Afrika'ya uzanan halife ağları üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbâniyye'nin Kolları ve Yenilenme Hatları
Karabaşiyye, Nasûhiyye, Bekriyye, Çerkeşiyye, Kuşadaviyye ve Halîliyye üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbâniyye Adabı ve Miyâr Geleneği
Değişebilen şekiller ile kalıcı ahlâk amacını ayıran tarikatnâmeler üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası
Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân
Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası
Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası
Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 1–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 10–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh