Köken ve kullanım
i. ar.
م
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
م) 46)
- Yokluk, hiç.
- tas. Mâsivâ, zulmet, şer, bâtl, çirkin. Mutlak adem, adem-i muhal: Bu anlamda adem yoktur, var olması da mümkün değildir. Mutlak adem halis şer ve sırf karanlıktır (zulmet). Nitekim buna karşılık gelen vücut da halis hayr ve sırf nurdur. Adem bâtıl, vücut haktır. Mümkün adem: Olmayan, ama olması mümkün olan adem. Kıdemdeki adem, subuti adem ve subut da denir. Bu anlamda adem tasavvufta şey, ayn ve zat olup birtakım özelliklere ve niteliklere sahiptir. Mutlak adem zulmet, mümkün adem zıldır (gölge). Madum yok demektir. Madum var-yok bir şeydir; Allah'ın ilminde var, ama dış âlemde yoktur. Mümkün adem, Hakk'ın tecelli ettiği bir aynadır. Hak yokluk aynasında zuhur eder. Varlıklar ve eşya yokluk aynasındaki yansımalardır. Madde, âlem ve tüm varlıklar kendi asıllarına ve zatlarına göre madum, Hakk’a göre vardır; varlıklarını ondan alırlar. Bunun dışında onlara atfedilen varlık bir vehim ve hayaldir (sm 782, cİK 1:49).
Âdemü'z-zaman Varımı ben Hakk’a verdim gayr-ı varım kalmadı Cümlesinden el çekip pes dü cihanım kalmadı Aziz Mahmud Hüdâi Âdem-—Adam i. ar. Çe! Sie? or. İnsanlığın babası, ilk insan, kişi, adam, insan. 2. a Allah'ın yeryüzündeki halifesi olan insan-ı kâmil, kâinattaki bütün hakikatleri kendisinde topladığı için kevn-i câmi ve ruh-ı âlem denilen insan. Bu insan bütün ilâhî isimlerin ve sıfatların mazharıdır. Adem odur ki adını âlemde andıra Alemde ad kalır u âlem gelir gider Âdem Dede Nev'iyâ lâzım değildir olmak falan ibn filân Marifet kesbeyle tâ bir âdem ol âdem gibi Nev'i
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Varlığın zıddı, yokluk, hiçlik, bilinmezlik, eşanlamlısı “yokluk” (bk. bu madde); “vücûd” (bk. bu madde) karşıtı. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekle beraber bazı müfessirler ve kelâm ilmi ile uğraşanlar onun yerine “leyse” veya “lâ-şey” sözünü kullanmışlardır.
- tas. Yoksulluk, mutlak yokluk, yani var olması mümkün olmayan yokluk; “varlık” (bk. bu madde) karşıtı. § tam. ademü’s-sıhhat a. (oaiaII ^jc) Hadis biliminde, rivayet edilen hadisin sağlıklı olmaması anlamında kullanılan terim. ademü’s-subût a. tJ' ^jc) bk. ademü’s-sıhhat
Dinî Terimler Sözlüğü
1. Yokluk, varlığın zıddı.
Kâinâtın aslı ademdir. Âlemler yâni her şey var olmadan önce ademde idiler. (Kemahlı Feyzullah Efendi)
2. Tasavvufda sâlikin (tasavvuf yolcusunun) kendisini kaplayan mânevî hal sebebiyle kendinden geçmesi hâli.
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, Vücud’un zıddı olup yokluk manasına gelir. Tasavvufta Hak’tan gayrisi. Vahdet-i vücud düşüncesinde yokluğa (adem) bir tür varlık affolunur. Kamus-ı Türkî’de şöyle açıklanır : 1- Yokluk vücut zıddı: onun vücudiyle ademi birdir : Diyar-ı adem sahra-yı adem 2- Olmama bulunmamafıkdan; adem-i itaat : itaasizlik; adem-i iktidar : iktidarsızlık; adem-i iştiha : iştahsızlık”Tasavvufî açıdan Hak’dan başka tevehhüm edilen mevcudat hakikatta yoktur. Muhyiddin İbn Arabi’nin âyân-ı sabite için (Hakk’ın sıfatı zatından olmadığı ve yalnız ilminde mevcut bulunduğu cihetle müstakil birer varlıkla) varlık kokusunu bile duymamışlardır, dediği gibi Olanlar Şeyhi İbrahim Efendi de bu konuda şunları söyler :Yokluk bir âyinedir Yokluktaki varı gör Varlık görünür andan Âyine-i âdemdenAdem kelimesi “fena” manasına da kullanılmıştır:Varlık ile işim bitmez. Gönülden gümanım (şüphem) gitmez. Kulağım çok söz işitmez Ademden gayrisini bilmemOlanlar Şeyhi İbrahimSahra-yı vücuda adem ender adem eylerYenişehirli Avni