HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı, ailesi ve doğumu
Tam adı İsâmüddin Ebü’l-Hayr Ahmed b. Mustafa b. Halil’dir. Taşköprizâde adıyla tanındı. Rebîülevvel 901/Kasım-Aralık 1495’te doğdu. Babası Mustafa Efendi, Halep kadılığından ayrıldıktan sonra 935/1528-29’da vefat eden bir Osmanlı âlimiydi.
Tahsil ve ilmiye yoluna girişi
Döneminin âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Anadolu kazaskeri Seyyidî Efendi’den mülâzemet aldı. 931 Recebinde/Nisan-Mayıs 1525’te Dimetoka Oruç Paşa Medresesi’ndeki ilk görevinin ardından İstanbul Hacı Hasanzâde, Üsküp İshak Bey, Kalenderhâne, Atik Mustafa Paşa, Edirne Üç Şerefeli ve Sahn-ı Semân medreselerinde ders verdi.
Kadılıkları ve görme kaybı
1552’de Bursa kadılığına, 1558’de İstanbul kadılığına getirildi. İstanbul’daki görevinin üçüncü yılında ağır bir göz rahatsızlığı geçirdi ve görme yetisini kaybetti. 968/1560-61’de kadılıktan ayrıldı; buna rağmen ders, imlâ ve eser çalışmalarını sürdürdü.
Tasavvufî nispetin kaynak ihtilâfı
Atâyî’nin ana metni onun Halvetiyye’ye intisap ettiğini ve adı verilmeyen bir şeyhin terbiyesinden geçtiğini söyler. Eserin bir nüsha varyantında ise aynı yerde Nakşibendiyye adı bulunur. Mürşidin adı ve kesin silsile hattı verilmediğinden bu kayıt tek bir atlas halkasına dönüştürülmemiş; iki okuma arasındaki fark açıkça korunmuştur.
Şakā’ik ve biyografi yazıcılığı
eş-Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye fî ulemâi’d-devleti’l-Osmâniyye, Osmanlı âlim ve şeyhlerinin biyografilerini tabakalar halinde bir araya getiren temel eserdir. Taşköprizâde eseri görme kaybından sonra imlâ yoluyla tamamladı. Âşık Çelebi, Nev‘îzâde Atâyî, Uşşâkīzâde ve Şeyhî gibi müelliflerin tercüme ve zeyilleri bu omurga üzerinde yükseldi.
Eser dünyası
Atâyî, Taşköprizâde’nin kelâm, mantık, ferâiz, belâgat, kıraat, nahiv, tefsir ve ilimler tasnifi alanlarında çok sayıda eserini kaydeder. Başlıca kitapları arasında Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye, Mevzûâtü’l-ulûm, el-Meâlim fî ilmi’l-kelâm, mantık ve ferâiz metinleri, Şerhu’l-Cezeriyye, çeşitli Miftâh ve Keşşâf hâşiyeleri yer alır. Kaynak bunlara ek olarak otuz kadar risaleden söz eder.
Talebeye hizmeti
Müderrisliği sırasında her yıl bir Beyzâvî tefsiri nüshası yazdığı, satışından elde ettiği gelirle ramazan gecelerinde talebelere yemek verdiği aktarılır. Bu kayıt, kitap üretimi ile tedris ve öğrenci himayesini aynı ilim çevresinde birleştirdiğini gösterir.
Vefatı ve kabri
Receb 968/Mart-Nisan 1561’de, altmış sekiz yaşındayken İstanbul’da vefat etti. Âşık Paşa Mahallesi’ndeki Seyyid Velâyet Türbesi civarına defnedildi. Ardında beş oğlu ve bir kızı kaldı; çocuklarının bir bölümü ilmiye mesleğinde görev yaptı.