Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “Şiir

01
İlişkili kol

Ayderûsiyye

Hadramut ve Aden'deki Ayderûsî irşadını Medyenî silsileyle ilişkilendiren nispet.

02
İlişkili kol

Enveriyye

Osman Şems Efendi'nin Kādirî-Üveysî ve melâmet neşveli ev sohbeti, şiir ve ilâhi çevresi.

03
İlişkili kol

İrşâdiyye

İrşâdiyye, Ahmed Tâlib-i İrşâdî'nin zühd, seyahat, şiir ve irşad çizgisi çevresinde XIX. yüzyılda Batı Anadolu ve Gelibolu sahasında belirginleşen Halvetiyye–Ahmediyye–Uşşâkıyye şubesidir.

04
İlişkili yol

Mevleviyye

Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.

05
İlişkili kol

Müştâkıyye

Şeyh Müştâk Baba'nın Bitlis, Erzurum, İstanbul ve doğu vilâyetlerindeki halife, şiir, semâ ve musiki çevresi.

06
Şahsiyet

Abdurrahman Câmî

Abdurrahman-ı Câmî / Molla Câmî (23 Şâban 817 / 7 Kasım 1414, Harcird – 18 Muharrem 898 / 9 Kasım 1492, Herat); Fars şiirinin son büyük üstadı sayılan Nakşibendî şair ve âlim. Nefehâtü'l-üns müellifi; İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakşibendiyye ile kaynaştırmıştır .

07
Şahsiyet

Acem Hoca Sâdık

Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.

08
Şahsiyet

Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)

Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.

09
Şahsiyet

Ahmed Remzî Akyürek

Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

10
Şahsiyet

Ali Örfî Efendi

Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.

11
Şahsiyet

Anabolulu Ali Hilmî Çelebi

Anabolulu Ali Hilmî Çelebi (ö. 1004/1595-96), Balyabadra ve Mizistre’de kadılık yapan, mukataa mallarını teftiş eden ve Hilmî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı ilmiye mensubudur.

12
Şahsiyet

Arzî Mehmed Dede

Ayıntablı Arzî Mehmed Dede (ö. 1075/1665), Âdem Dede’den sonra yaklaşık on iki yıl Galata Mevlevîhânesi postunda bulunan; Mesnevî dersleri, üç dilde şiiri ve edebî-mûsikîli çevresiyle tanınan Mevlevî şeyhidir.

13
Şahsiyet

Aziz Mahmud Hüdâyî

Aziz Mahmud Hüdâyî (1541-1628), Üftâde’nin irfanını Üsküdar merkezli ilim, vaaz, şiir, vakıf ve irşad ağına dönüştüren; Celvetiyye’yi teşkilâtlandırıp Anadolu ve Balkanlara taşıyan mutasavvıf, âlim ve şairdir.

14
Şahsiyet

Bâbîzâde Mehmed Efendi

Bâbîzâde Mehmed Efendi (1065/1654-55–1136/1724), İstanbul medreselerinden yetişerek Medine, İzmir, Mısır ve Şam kadılıklarında bulunan; adaleti, ibadete bağlılığı ve Arapça şiirleriyle anılan Osmanlı ilmiye mensubudur.

15
Şahsiyet

Bâkî (Mahmud Abdülbâkî Efendi)

Bâkî (933/1526-27–1008/1600), İstanbul’da medrese tahsiliyle yükselen; gazelleri, Kanûnî Mersiyesi, siyer ve tarih tercümeleri ile XVI. yüzyıl Osmanlı şiirinin söyleyişini yenileyen Sultânü’ş-şuarâ ve Rumeli kazaskeridir.

16
Şahsiyet

Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi

Bakkālzâde Bostan Hilmî Efendi (ö. 1004/1595-96), Bahâeddinzâde Abdullah Efendi’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; Üsküdar Rum Mehmed Paşa Medresesi’nde ders veren, şiirlerini bizzat Kınalızâde’ye gönderen Bursalı âlim ve şairdir.

17
Şahsiyet

Balcızâde Mustafa Afîf Efendi

Balcızâde Mustafa Afîf Efendi (ö. 1131/1718-19), klasik aşk şiirinin mazmunlarını kullanan ve üç beyti Vekāyi‘u’l-Fuzalâ’da korunan İstanbul şairidir.

18
Sözlük

Âb

Su. Tasavvuf şiirinde marifet, ilâhî feyiz, hayat ve varlık için kullanılan bir mecazdır.

19
Sözlük

Âb-ı âteş-efrûz

Ateşi daha da alevlendiren su. Tasavvuf şiirinde ilâhî feyiz ve tecellinin gönüldeki aşk ateşini söndürmek yerine artırmasını anlatan Farsça bir terkiptir.

20
Sözlük

Âb-ı hayvân

Hayat suyu, ölümsüzlük suyu. Tasavvuf şiirinde mârifet, ilâhî aşk ve hakikat bilgisi için kullanılan bir mecazdır. Hızır ile İlyas’ın karanlıklar ülkesinde bu suyu bulduğu anlatısı çevresinde, gönlü dirilten irfanı ve mânevî hayatı temsil eder.

21
Sözlük

Âb-ı revân

Akan su; akarsu. Farsça tamlama, sözlükte hem gerçek hem mecazî anlamlarıyla kullanılır. Tasavvufî kullanımı Gönle peş peşe gelen ferahlık ve iç huzuru; insanın ezelî bağ ve irtibatından haberdar olması anlamında kullanılan bir tabirdir. Tasavvuf şiirinde akan su, süreklilik ve arınma çağrışımı taşır. Revân kelimesinin “ruh” anlamı sebebiyle tamlama, bağlama göre ruh ve hayat çağrışımı da kazanabilir.

22
Sözlük

Âgûş

Kucak, sîne ve bağır. Tasavvuf şiirinde sırları kabul eden gönlü, mânevî yakınlığı ve sevgilinin kuşatıcı huzurunu anlatan Farsça bir kelimedir.

23
Sözlük

Âfitâb

Güneş. Tasavvuf şiirinde ilâhî nur, hakikat, sevgilinin yüzü ve varlığı aydınlatan tecelli için kullanılan mecaz.

24
Sözlük

Arbede

Savaşmak, kavga etmek. tas, Cezbeli sâliklerin ve galebe halindeki bazı süfilerin Hak'la tartışmaları, çekişmeleri ve kavga etmeleri (BM 181); müşacere ve muhaseme de denir. Bir naz ve samimiyet halidir (Bakli, age, s 180). Hz. Ibrahim Allah'la tartışmıştı (Hud Suresi, 74). Hz. Musa Allah’a, “Bu senin fitnendir” (Araf Suresi, 155) demişti. En güzel arbede Hz. Berhiya ile ilgilidir. Hz. Musa kavmiyle birlikte yağmur duasına çıkınca, Cenab-ı Hak, Berhiya isimli kulu dua etmedikçe o günahkâr kavme yağmur vermeyeceğini söylemiş, Hz. Musa gi- dip onu bulmuş, alıp dua yerine getirmiş, dua etmesini rica etmiş, Berhiya da Allah’a hitaben şöyle demiş: “Bu yaptığın şey senin ne fiiline ne de hilmine yaraşır! Ne gördün de rahmetini kestin! Rüzgârlar mı emrini dinlemiyor, rahmetin mi tü- kendi, yoksa günahkârlara gazabın mı şiddetlendi! Bu günahkârları yaratmadan önce affedici değil miydin! Rahmeti yarattın, şefkatli olmayı emrettin, ama sen böyle yapıyorsun! Yoksa rahmetini bizden esirgiyor musun, yoksa bizi elinden kaçıracağından korktuğun için hemen cezalandırmak mı istiyorsun?” Berhiya Al- lah'a böyle nice sözler söylemiş. Sözü biter bitmez gökte bulutlar belirmiş, sicim gibi yağmur yağmaya başlamış. Hz. Musa, Berhiya'nın bu sözlerine çok öfkelen- İİİ İÇİM >“ö“—«< EAEö. Arif e eee ee د miş. Allah ise ona: “Ya Musa! Berhiya beni her gün üç defa güldürür,” demiş. (ci Iv:331). Yünus'un şiirlerinde de bu türlü çekişmeli dizeler vardır: Sen temâşâ kılasın ben hod yanam Hâşâ lillah senden ey Rabbu’l-Enam

25
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

26
Sözlük

Ayin

Merasim, tören, âdet, usül, nizam; şekil, kanun, kaide. tas a Tarikat ehlinin kendi aralarında belli bir usül ve düzene göre topluca icra ettikleri zikir, dini merasim, semâ. b Bütün din mensuplarının, Mecusilerin, Yahudilerin ve özellikle Hıristiyanların ibadethanelerde icra ettikleri toplu dini törenler, ibadetler. Fakihler, müftüler, kadılar ve muhaddisler, ayin deyiminden de, bu deyimin delalet ettiği hal ve hareketten, yani dini merasimden de rahatsızlık duymuşlar, bu yüzden ayinlerle ilgili vakıfların şer'i mahkemelerde sicile geçirilmeleri bahis konusu olunca “Ayin yapma” deyimini kullanmaktan kaçınmışlar ve onun yerine “icra-i zikrullah” deyimini kullanmayı tercih etmişlerdir. Ayine-i cemal/Ayine-i hüsn Güzellik aynası ve sıfatların zuhur ve tecelli mertebe- Ls Ayine-i dil Gönül aynası. Hakk'ın tecelli ve nazar ettiği yer. Ayine-i vücut Varlık aynası; gönül, bütün âlem, kâinat (sr). Ayin-han Ayin okuyan. Mevlevilikte semâ esnasında, bestelenmiş şiirleri (ayin) okuyan kişiye verilen ad.

27
Sözlük

Âyin-i cem

İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.

28
Sözlük

Ayin-i niyaz

uy 1) Niyaz ayini. Bektaşiler Babaya gelip hayır ve himmet istemek için onun huzurunda yüz ve gözlerini yerlere sürerek yalvarırlar, buna niyaz etme ve niyaz ayini adı verilir (AM 220). 2. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek üzere onun devamı mahiyetinde yapılan ayin. Ayin-i sükvari Musibet ayini matem töreni, yas merasimi. Şiirlerde muharrem ayının onuncu günü Kerbela faciasını anmak maksadıyla yapılan bir ayin. Bu ayine katılanlar çığlıklar atarak ağlar, üst ve başlarını yırtar, kamalarla bedenlerini yararlar; zincirlerle üst ve başlarını döver, başlarını taşlara ve duvarlara çalarlar. Mevlevilikte mukabele ayini bittikten sonra istek üzere onun devamı mahiyetinde yapılan ayin. Ayin-i sükvari Musibet ayini matem töreni, yas merasimi. Şiirlerde muharrem ayının onuncu günü Kerbela faciasını anmak maksadıyla yapılan bir ayin. Bu ayine katılanlar çığlıklar atarak ağlar, üst ve başlarını yırtar, kamalarla bedenlerini yararlar; zincirlerle üst ve başlarını döver, başlarını taşlara ve duvarlara çalarlar.

29
Sözlük

Âyin-i şerif

oy İ)1. Mevlevilikte semâa ve mukabeleye verilen diğer isim. 2. Mevlevilerde mukabele ve semâ esnasında okunan besteli şiirler, Mevlevi ilahileri. Semâ meclislerinde okunmak üzere çoğu, Mevlânâ'nın gazel ve rubaileri bestelenerek yapılır. Na'tıdır en mehibi, en derini Vakıa ney kudüm gelince dile Hızlanan Mevlevi semâiyle Yedi kat Arşa çıkmış “Âyin”i Yahya Kemal Aynu'l-âlem ae a EGE SANMA

30
Mekân

Siroz

Serez · Yunanistan · Kaynak onu "Sirozlu Mustafa" diye tanıtır; Mısır'daki himaye çevresinden ayrıldıktan sonra da Siroz'a dönmüş ve orada vefat etmiştir. İlişkili kişi dosyası Lâihî Mustafa Çelebi : Sirozlu Lâihî Mustafa Çelebi (ö. 973/1565-66), Kahire'de Ahmed Hayâlî'nin yanında Gülşenî terbiyesini tamamlayan; üç dilde şiir yazan ve geniş bir mecmua derleyen sûfî müelliftir.

31
Mekân

Mimar Sinan Mescidi haziresi

Karaman · Türkiye · Kabri bu hazirede, kayınpederi Beyzâde Efendi'nin civarındadır. Kayıt yer olarak yalnız Karaman'ı verir, başka bir ayrıntı bulunmaz. İlişkili kişi dosyası Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî : Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî (yaklaşık 1572-1596), medrese öğretimi yanında bazı Kur’an sûrelerine hâşiye yazmış, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleriyle tanınmış Osmanlı âlimidir.

32
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şuhûdî Şeyh Muhammed Efendi : Şuhûdî Şeyh Muhammed Efendi (ö. 1126/1714), Köstendil Müftüsü Ali Efendi'nin terbiyesinde yetişen; Babaeski'de irşad eden, şiir ve tasavvuf eserleri kaleme alan Halvetî şeyhidir.

33
Mekân

Vulçıtrın

Vushtrri · Kosova · Babasının kadılığı sırasında, 900 (1494-95) yılı civarında doğduğu kasaba. İlişkili kişi dosyası Celâlzâde Sâlih Çelebi : Celâlzâde Sâlih Çelebi (yaklaşık 1494/95-1565), Kanûnî devrinde medrese, kadılık, tarih yazıcılığı, tercüme, şiir ve hat sahalarını birleştiren; Halep, Şam ve Mısır kadılıklarında adalet anlayışıyla tanınan Osmanlı âlimidir.

34
Mekân

İstanbul

İstanbul · Türkiye · Kaynakta “İstanbulî Halîl Çelebi” diye tanıtılır ve 1131 senesi civarında İstanbul'da vefat ettiği kaydedilir; hakkında bilinen tek yer bilgisi budur. İlişkili kişi dosyası İstanbullu Halil Reşkî Çelebi : İstanbullu Halil Reşkî Çelebi (ö. 1131/1718-19), hayatı hakkında sınırlı bilgi bulunan, şiir örnekleri Şeyhî tezkiresinde korunan bir Osmanlı şairidir.

35
Mekân

Medîne-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Harb-i Umûmî sırasında Filistin cephesine hareket eden Mevlevî mücahidleri arasında mümtaz sınıfın başında olarak Şam üzerinden geldiği ve Ravza-i Mutahhara’da bulunup na‘tini yazdığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

36
Mekân

Şehzade Camii Hazîresi

İstanbul · Türkiye · 24 Şâban 1006 (1 Nisan 1598) tarihindeki vefatının ardından defnedildiği yer; kaynak “cami avlusunun caddeye bakan tarafı” diye tarif eder. İlişkili kişi dosyası Bostanzâde Mehmed Efendi : Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.

37
Mekân

Şeyh Ahmed Müsellem Türbesi

Sefîne-i Evliyâ, Ahmed Vefâ Efendi'nin babası Şeyh Ahmed Müsellem'in türbesine defnedildiğini bildirir. Metin türbenin bulunduğu şehri veya semti belirtmediğinden konum boş bırakılmıştır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Ahmed Vefâ Efendi : Hasan Sezâî'nin torunu ve Ahmed Müsellem'in oğlu Ahmed Vefâ, 1753'ten itibaren Gülşenî Veli Dede Dergâhı'nda uzun süre irşad etmiş; kırk hadis, tahmis ve şiirleri bulunan Gülşenî şeyhidir.

38
Mekân

İsmâil Hakkı Camii ve Türbesi, Tuzpazarı

Bursa · Türkiye · 1135/1723'te Bursa'ya döndükten sonra kendi imkânlarıyla inşa ettirdiği cami; 9 Zilkade 1137'de (20 Temmuz 1725) vefat etmiş ve kabri caminin kıble tarafına yapılmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Bursalı İsmâil Hakkı : Bursalı İsmâil Hakkı (1653–1725), Atpazarî Osman Fazlı’nın halifesi; Üsküp, Ustrumca, Bursa, Tekirdağ, Şam ve Üsküdar’da irşad faaliyetinde bulunan; Rûhu’l-beyân başta olmak üzere yüzü aşkın eseriyle Celvetî irfanını tefsir, vaaz, şiir ve şerh geleneği içinde işleyen Osmanlı sûfî-müellifidir.

39
Mekân

Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı

İstanbul · Türkiye · Mısrî’nin İstanbul’a ilk gelişinde ikamet edip erbaîn çıkardığı, Sultanahmed civarındaki dergâh. Hücre kapısındaki levhada onun bu dergâhı erbaîniyle ihyâ ettiğini söyleyen bir kıt‘a yazılıdır. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.

40
Mekân

Emîr Buhârî Zâviyesi civarı

İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'ndeki cenaze namazından sonra Edirnekapı dışında, Emîr Buhârî Zâviyesi'nin civarına defnedildi. İlişkili kişi dosyası Vizevî Mektûbî Seyyid Mehmed Efendi : Vizevî Mektûbî Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1727), Solakbaşı Hacı Mustafa Medresesi'nin ilk müderrisi, ta‘lik hattında ve şiir-nesirde yetkin Osmanlı âlimidir.

41
Mekân

Seyyid Burhâneddin Türbesi

Kayseri · Türkiye · 6 Kasım 1944'te vefatının ardından defnedildiği türbe; 1316/1898'de bu velî hakkında Âyîne-i Seyyid-i Sırdân adlı manzum menâkıbı yazmıştı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

42
Makale

Yûnus Emre Dîvânı Nasıl Okunmalı?

Dîvân'ın tek bir el yazmasından değil, farklı yüzyıllara ait nüshaların karşılaştırılmasından doğduğunu açıklayan okuma kılavuzu.

43
Makale

Vâhib Ümmî Dîvânı ve Elmalı İrfan Çevresi

Vâhib Ümmî'nin dîvânını, silsilesini ve Elmalı'da oluşan şiir-irfan halkasını birlikte okumak için giriş.

44
Makale

Melâmîliğin Balkanlar'daki İzleri

Makedonya, Kosova ve Bosna'da sohbet, tekke ve halife ağları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

45
Makale

Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası

Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

46
Makale

Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi

Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.

47
Makale

Hüdâyî'nin Eserleri ve İlâhileri

Yazılı ve musikili miras. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.

48
Makale

Abdurrahman Hâlis Kerkükî'nin Eserleri

Dîvân, Mesnevî şerhi ve Behcetü'l-Esrâr tercümesi. Tezin ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

49
Makale

Sefîne-i Evliyâ Birinci Cilt Nasıl Okunmalı?

Tabakat, şahsî müşahede, şiir ve menkıbe katmanlarını ayırmak. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.

50
Makale

Menâkıb-i Şerîf'in Müellifi, Nüshaları ve Değeri

Yusuf b. Yakub'un Kocamustafapaşa hafızası. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.

51
Makale

Sefîne-i Evliyâ Beşinci Cilt Rehberi

Halvetî şubelerinden Mevlevîhâne hafızasına. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.

52
Makale

Sefîne-i Evliyâ'da Ramazâniyye ve Kolları

Ramazâniyye, Cerrâhiyye, Raûfiyye, Buhûriyye ve Hayâtiyye. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.

53
Makale

Niyâzî-i Mısrî Dosyası

Hayat, sürgün, eser, şiir ve Mısriyye çevresi. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.

54
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

55
Eser

SEBEPLERE SARILMADA SÛFİLERİN TUTUMLARI

Avârifü’l-Maârif · 19. bölüm · Sebeplere sarılma ve onları terketme hususunda sûfilerin halleri birbirinden farklıdır. İlâhî fetih ve keşfe mazhâr olanlar, belirli bir rızık kapısına bağlanmaz, sebeplere sarılma

56
Eser

SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ

Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),

57
Eser

SEMAÎ REDDEDENLER

Avârifü’l-Maârif · 23. bölüm · Önceki bölümde, semâ’ın sahih olan şeklini ve sıdk ehli için lâyık olan kısmını açıkladık. Artık (zaman ve niyetler değişti ve) semâ yoluyla fitneler çoğaldı. Ondaki sâfiyet (ve ra

58
Eser

SEMÂA İHTİYAÇ DUYMAYANLARIN HÂLİ

Avârifü’l-Maârif · 24. bölüm · Bil ki vecd, daha önce kaybedilen bir şeyin bulunduğunu gösterir. Kaybetmeyen bulamaz. Kulun kalbindeki İlâhî neşe ve aşkı kaybetmesi; rûhî varlığının, beşerî ve nefsî sıfatlarla s

59
Eser

SEMÂ ÂDABI

Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta

60
Eser

Sayfalar 14–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi