HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı, ailesi ve Bâbîzâde nisbesi
Tam adı Mehmed b. Mustafa’dır. “Bâbîzâde” nisbesini, IV. Mehmed devri âlimlerinden Bâbî Mustafa Efendi’nin oğlu olması sebebiyle taşır. Bu aile nisbesinin XIX. yüzyıldaki Bâbî hareketiyle ilgisi yoktur. Şeyhî Mehmed Efendi, babasının hayatını eserinin önceki cildinde anlattığını özellikle belirtir.
İstanbul’da doğumu ve ilk tahsili
1065/1654-55 yılında İstanbul’da doğdu. İlk öğrenimini ve meslek terbiyesini babası Bâbî Mustafa Efendi’den aldı. 1086 yılı Cemâziyelevvelinde, Medine yolculuğuna çıkmasından önce A‘reczâde Abdullah Efendi’den mülâzemet aldı. Böylece Osmanlı ilmiye mesleğine resmen girdi.
İlk medreseleri
Kırk akçeli medrese derecesine ulaştıktan sonra 11 Cemâziyelevvel 1098’de Kösec Ali Bey Medresesi’ne ibtidâ-i hâric derecesiyle tayin edildi. 15 Zilkade 1099’da Ebülfazl Medresesi’ne, 10 Rebîülevvel 1101’de Cezerî Kasım Paşa Medresesi’ne geçti. 19 Şâban 1101’de Hâdım Hasan Paşa Medresesi’nde ibtidâ-i dâhil, 22 Receb 1102’de Hacı Hasanzâde Medresesi’nde görev yaptı.
Sahn-ı Semân ve Süleymaniye yolundaki yükselişi
1 Muharrem 1106’da Şeyhülislâm Zekeriyyâ Efendi’nin ikinci medresesine, 9 Zilhicce 1106’da Sahn-ı Semân medreselerinden birine tayin edildi. Ardından 11 Rebîülevvel 1108’de Rüstem Paşa, 27 Cemâziyelâhir 1110’da Dâvud Paşa ve 14 Zilhicce 1112’de Sultan Selim-i Kadîm medreselerinde müderrislik yaptı. Son tayini mūsıla-i Süleymaniyye derecesindeydi; bu safha onun ilmiye hiyerarşisinde üst basamaklara ulaştığını gösterir.
Medine kadılığı
20 Rebîülâhir 1116’da, göreve 1 Muharrem 1117’de başlamak üzere Medine kadılığına getirildi. 1 Muharrem 1118’de görevden ayrıldı. Sonraki yıllarda Bayındır ve Çirmen kendisine arpalık olarak verildi. Arpalık kayıtları fiilî ikamet veya kadılık merkezi sayılmadığından coğrafî güzergâhta ayrı birer hayat durağı gibi gösterilmemiştir.
İzmir kadılığı
1 Receb 1122’den geçerli olmak üzere Bursa pâyesiyle İzmir kadılığına tayin edildi; 1 Ramazan 1123’te ayrıldı. Daha sonra Yarhisar, Pazarcık, Gökçedağ ve Çırpan kazaları arpalık olarak tahsis edildi. Bu kayıtlar, görevden ayrılan yüksek dereceli ilmiye mensuplarına gelir tahsisi düzenini gösterir.
Mısır kadılığı
1 Ramazan 1128’de Mısır kadılığına getirildi ve 1 Ramazan 1129’da görevden ayrıldı. Ardından Bilecik ve Karadeniz Ereğlisi arpalıklarını aldı. Kahire’deki bu vazife, onun Osmanlı ilmiye teşkilâtının İstanbul dışındaki en önemli yargı merkezlerinden birinde hizmet ettiğini gösterir.
Şam kadılığı
1 Muharrem 1135’ten geçerli olmak üzere Mekke pâyesiyle Şam kadılığına tayin edildi. 1 Zilkade 1135’te görevden ayrılarak İstanbul’a döndü. Son yıllarında Yoros, Karasu ve Şeyhlü; daha sonra Kirmastı ile Karabiga kazaları da arpalıklarına eklendi.
Kadı olarak şahsiyet portresi
Vekāyi‘u’l-fuzalâ onu ilim ve fazilet sahibi, Arapça şiirleri beğenilen, ağırbaşlı ve irfan ehli bir âlim olarak tasvir eder. Kadılıklarında adaletli, doğru sözlü ve iyi halli bulunduğunu; iffet, cömertlik, misafirperverlik ve güler yüzlülükle tanındığını bildirir. Mescitlere devamı ve ibadete düşkünlüğü de kaynağın portresinde öne çıkar. Bunlar tabakat yazarının şahsiyet değerlendirmeleridir; tek başına belirli bir tarikata intisap delili değildir.
Vefatı, cenazesi ve Eyüp’teki kabri
23 Receb 1136 gecesi, salı gecesinin yedinci saatinde vefat etti. Kaynak yaşını yetmiş bir olarak verir. Ertesi gün öğle namazından sonra Fâtih Camii’nde cenaze namazı kılındı; Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin civarında, Ârif Abdülbâki Efendi’nin yanına defnedildi. Vefatından sonra arpalık gelirlerinin bir ay süreyle çocuklarına bırakıldığı da kaydedilir.
Vefatına düşürülen tarih
Kaynak, vefatı için yazılan tarih manzumesini de korur. Son mısra, “Müjde Bâbîzâde’ye oldı der-i cennet güşâd” sözleriyle ölüm yılını ebced yoluyla bildirir. Bu manzume, Bâbîzâde’nin ilmiye çevresindeki itibarını ve ölümünün edebî hafızada nasıl kayda geçirildiğini gösterir.
Tasavvuf tarihi içindeki sınırı
Bâbîzâde Mehmed Efendi’nin dindarlığı, ibadete devamı ve “irfan sahibi pîr” diye övülmesi kaynakta açıkça yer alır; fakat mensup olduğu belirli bir tarikat veya şeyh gösterilmez. Bu nedenle kişi dosyası Osmanlı ilmiye, kadılık ve dinî hayat çevresinde tutulmuş; tahmine dayalı bir yol aidiyeti kurulmamıştır.