Ara
Menü

Bâbîzâde Mehmed Efendi

Bâbîzâde Mehmed Efendi (1065/1654-55–1136/1724), İstanbul medreselerinden yetişerek Medine, İzmir, Mısır ve Şam kadılıklarında bulunan; adaleti, ibadete bağlılığı ve Arapça şiirleriyle anılan Osmanlı ilmiye mensubudur.

Doğum
1655
Vefat
1724
Unvan
Medine, İzmir, Mısır ve Şam kadısı; Arapça şiir sahibi Osmanlı âlimi
Temalar
İstanbul, medrese, mülâzemet, Sahn-ı Semân, Medine, İzmir, Mısır, Şam, kadılık, arpalık, Arapça şiir, Eyüp Sultan

Adı, ailesi ve Bâbîzâde nisbesi

Tam adı Mehmed b. Mustafa’dır. “Bâbîzâde” nisbesini, IV. Mehmed devri âlimlerinden Bâbî Mustafa Efendi’nin oğlu olması sebebiyle taşır. Bu aile nisbesinin XIX. yüzyıldaki Bâbî hareketiyle ilgisi yoktur. Şeyhî Mehmed Efendi, babasının hayatını eserinin önceki cildinde anlattığını özellikle belirtir.

İstanbul’da doğumu ve ilk tahsili

1065/1654-55 yılında İstanbul’da doğdu. İlk öğrenimini ve meslek terbiyesini babası Bâbî Mustafa Efendi’den aldı. 1086 yılı Cemâziyelevvelinde, Medine yolculuğuna çıkmasından önce A‘reczâde Abdullah Efendi’den mülâzemet aldı. Böylece Osmanlı ilmiye mesleğine resmen girdi.

İlk medreseleri

Kırk akçeli medrese derecesine ulaştıktan sonra 11 Cemâziyelevvel 1098’de Kösec Ali Bey Medresesi’ne ibtidâ-i hâric derecesiyle tayin edildi. 15 Zilkade 1099’da Ebülfazl Medresesi’ne, 10 Rebîülevvel 1101’de Cezerî Kasım Paşa Medresesi’ne geçti. 19 Şâban 1101’de Hâdım Hasan Paşa Medresesi’nde ibtidâ-i dâhil, 22 Receb 1102’de Hacı Hasanzâde Medresesi’nde görev yaptı.

Sahn-ı Semân ve Süleymaniye yolundaki yükselişi

1 Muharrem 1106’da Şeyhülislâm Zekeriyyâ Efendi’nin ikinci medresesine, 9 Zilhicce 1106’da Sahn-ı Semân medreselerinden birine tayin edildi. Ardından 11 Rebîülevvel 1108’de Rüstem Paşa, 27 Cemâziyelâhir 1110’da Dâvud Paşa ve 14 Zilhicce 1112’de Sultan Selim-i Kadîm medreselerinde müderrislik yaptı. Son tayini mūsıla-i Süleymaniyye derecesindeydi; bu safha onun ilmiye hiyerarşisinde üst basamaklara ulaştığını gösterir.

Medine kadılığı

20 Rebîülâhir 1116’da, göreve 1 Muharrem 1117’de başlamak üzere Medine kadılığına getirildi. 1 Muharrem 1118’de görevden ayrıldı. Sonraki yıllarda Bayındır ve Çirmen kendisine arpalık olarak verildi. Arpalık kayıtları fiilî ikamet veya kadılık merkezi sayılmadığından coğrafî güzergâhta ayrı birer hayat durağı gibi gösterilmemiştir.

İzmir kadılığı

1 Receb 1122’den geçerli olmak üzere Bursa pâyesiyle İzmir kadılığına tayin edildi; 1 Ramazan 1123’te ayrıldı. Daha sonra Yarhisar, Pazarcık, Gökçedağ ve Çırpan kazaları arpalık olarak tahsis edildi. Bu kayıtlar, görevden ayrılan yüksek dereceli ilmiye mensuplarına gelir tahsisi düzenini gösterir.

Mısır kadılığı

1 Ramazan 1128’de Mısır kadılığına getirildi ve 1 Ramazan 1129’da görevden ayrıldı. Ardından Bilecik ve Karadeniz Ereğlisi arpalıklarını aldı. Kahire’deki bu vazife, onun Osmanlı ilmiye teşkilâtının İstanbul dışındaki en önemli yargı merkezlerinden birinde hizmet ettiğini gösterir.

Şam kadılığı

1 Muharrem 1135’ten geçerli olmak üzere Mekke pâyesiyle Şam kadılığına tayin edildi. 1 Zilkade 1135’te görevden ayrılarak İstanbul’a döndü. Son yıllarında Yoros, Karasu ve Şeyhlü; daha sonra Kirmastı ile Karabiga kazaları da arpalıklarına eklendi.

Kadı olarak şahsiyet portresi

Vekāyi‘u’l-fuzalâ onu ilim ve fazilet sahibi, Arapça şiirleri beğenilen, ağırbaşlı ve irfan ehli bir âlim olarak tasvir eder. Kadılıklarında adaletli, doğru sözlü ve iyi halli bulunduğunu; iffet, cömertlik, misafirperverlik ve güler yüzlülükle tanındığını bildirir. Mescitlere devamı ve ibadete düşkünlüğü de kaynağın portresinde öne çıkar. Bunlar tabakat yazarının şahsiyet değerlendirmeleridir; tek başına belirli bir tarikata intisap delili değildir.

Vefatı, cenazesi ve Eyüp’teki kabri

23 Receb 1136 gecesi, salı gecesinin yedinci saatinde vefat etti. Kaynak yaşını yetmiş bir olarak verir. Ertesi gün öğle namazından sonra Fâtih Camii’nde cenaze namazı kılındı; Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin civarında, Ârif Abdülbâki Efendi’nin yanına defnedildi. Vefatından sonra arpalık gelirlerinin bir ay süreyle çocuklarına bırakıldığı da kaydedilir.

Vefatına düşürülen tarih

Kaynak, vefatı için yazılan tarih manzumesini de korur. Son mısra, “Müjde Bâbîzâde’ye oldı der-i cennet güşâd” sözleriyle ölüm yılını ebced yoluyla bildirir. Bu manzume, Bâbîzâde’nin ilmiye çevresindeki itibarını ve ölümünün edebî hafızada nasıl kayda geçirildiğini gösterir.

Tasavvuf tarihi içindeki sınırı

Bâbîzâde Mehmed Efendi’nin dindarlığı, ibadete devamı ve “irfan sahibi pîr” diye övülmesi kaynakta açıkça yer alır; fakat mensup olduğu belirli bir tarikat veya şeyh gösterilmez. Bu nedenle kişi dosyası Osmanlı ilmiye, kadılık ve dinî hayat çevresinde tutulmuş; tahmine dayalı bir yol aidiyeti kurulmamıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA7 coğrafî bağlantı
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi7 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Vefat tarihine manzume

Bâbîzâde’nin vefatı altı mısralık bir tarih manzumesiyle kayda geçirilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Rûh-ı Bâbî-zâde-i efdâl-pîrâ-yı Hudâ
Mansıb-ı âlî-i rahmetle ide hemvâre şâd

Rütbe-i Mekke’yle ma‘zûl olmuş iken şâdmân
Kurb-ı rahmetde tekā‘üdle olınca ber-murâd

Fâl idüp hâtif didi târîh-i sâl-i fevtini
Müjde Bâbî-zâde’ye oldı der-i cennet güşâd

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-fuzalâ, c. IV, s. 3055-3059.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Arpalık ile ikamet arasındaki fark

Bayındır, Çirmen, Yarhisar ve başka kazalar gelir tahsisi olarak anılır; bu kayıtlar kişinin mutlaka oralarda yaşadığını göstermez.

Metni gösterMetni daralt

Coğrafî hafızada yalnız fiilen bulunduğu veya görev yaptığı açık olan merkezler işaretlenmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-fuzalâ, c. IV, s. 3055-3059.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-fuzalâ, c. IV, s. 3055-3059
  2. [2]İSAM Ulema Veritabanı
Ortak kaynak kataloğunu aç →