Ara
Menü

Bâkî (Mahmud Abdülbâkî Efendi)

Bâkî (933-1008/1526-1600), İstanbul’da mütevazı bir ailede doğup medrese tahsiliyle yükselmiş; şiir dili, Kanûnî mersiyesi, gazelleri ve ilmiye görevleriyle XVI. yüzyıl Osmanlı edebiyatının başlıca temsilcisi olmuştur.

Doğum
1526
Vefat
1600
Unvan
Sultânü’ş-şuarâ, divan şairi ve Rumeli kazaskeri

İstanbul’da çocukluk ve tahsil

Asıl adı Mahmud Abdülbâkî’dir. 933/1526-27’de İstanbul’da doğdu. Babası Fatih Camii müezzinlerinden Mehmed Efendi’ydi ve 973/1566’da hac yolunda vefat etti. Gençliğinde saraç çıraklığı yaptı; öğrenme isteği ağır basınca medrese çevresine girdi. Karamanîzâde Mehmed Efendi’den ve Kadızâde Şemseddin Ahmed Efendi’den ders aldı. Nev‘î, Hoca Sâdeddin ve Üsküplü Vâlihî ile aynı ilmî-edebî çevrede yetişti; Zâtî’nin Bayezid Camii yakınındaki dükkânı da şiir kabiliyetinin tanındığı ilk meclislerden biri oldu.

Kanûnî devrinde tanınması

Genç yaşta yazdığı kaside ve gazellerle dikkat çekti. Ahaveyn Mehmed Çelebi’ye sunduğu “sünbül” redifli kaside ile şiir çevresindeki yerini kuvvetlendirdi. Kanûnî Sultan Süleyman’a sunduğu şiirler ve özellikle padişahın vefatından sonra yazdığı mersiye, saray şiirinin kalıcı örnekleri arasına girdi. Bâkî’nin sarayla yakınlığı tek bir hâmiden ibaret değildi; II. Selim, III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde de şiir ve ilmiye kariyerini sürdürdü.

Medrese ve kadılık kariyeri

Silivri’de Pîrî Mehmed Paşa Medresesi’yle başlayan müderrisliği Murad Paşa, Mahmud Paşa, Eyüp, Sahn-ı Semân ve Süleymaniye medreselerinde devam etti. Halep’te naiblik tecrübesi yaşadı; Mekke, Medine ve İstanbul kadılıklarında bulundu. Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerine birden çok defa getirildi. İlmiye kariyerinin son safhasında şeyhülislâmlık beklentisi gerçekleşmedi; bu durum çağdaş kaynaklarda saray ve ilmiye rekabetinin bir parçası olarak anlatılır.

Nâmî gazeli nispeti

III. Murad devrinde padişahı hedef aldığı düşünülen bir gazel Bâkî’ye nispet edildi ve ağır bir itham doğurdu. Eski şiir mecmuaları incelendiğinde metnin Nâmî’ye ait olduğu ortaya çıktı; Bâkî hakkındaki işlem kaldırıldı. Bu olay, gazelin Bâkî tarafından yazıldığını değil, şiir dolaşımında mahlas ve nüsha nispetlerinin nasıl siyasî sonuç doğurabildiğini gösterir.

Şiir dili ve edebî çevre

Bâkî, gazelde ses, ritim ve İstanbul Türkçesinin ifade imkânlarını kuvvetlendirdi. Şiirinde bahar, şehir, aşk ve rindlik dili belirgindir; dinî ve tarihî konular ise kaside, mersiye ve tercümelerinde başka bir katman oluşturur. Nev‘îzâde’nin uzun tercemesinde şairlerle nükteli karşılaşmaları ve sert rekabetleri de aktarılır. Bu anlatılar modern kişilik hükmü olarak değil, XVI. yüzyıl şiir meclislerinin rekabet dili içinde okunmalıdır.

Eserleri

Türkçe Dîvânı şiir mirasının ana gövdesidir. Kastallânî’nin eserinden yaptığı Me‘âlimü’l-yakīn fî sîreti seyyidi’l-mürselîn tercümesi, Fezâ’ilü’l-cihâd tercümesi ve Kutbüddin el-Mekkî’nin Mekke tarihine dair eserinden hazırladığı tercüme başlıca mensur çalışmalarındandır. Ebû Eyyûb el-Ensârî’den rivayet edilen hadisleri derlediği bir çalışma da kaynakta anılır.

Vefatı ve cenazesi

23 Ramazan 1008/7 Nisan 1600 Cuma günü İstanbul’da vefat etti. Cenaze namazını Fatih Camii’nde Şeyhülislâm Sun‘ullah Efendi kıldırdı; Edirnekapı dışındaki mezarlığa defnedildi. Cenazede okunan “Kadrini seng-i musallâda bilip ey Bâkî / Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf” beyti, adının ölümünden sonra da şiir hafızasında yaşayışının simgesine dönüştü.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Bâkî Dîvânı

Gazel, kaside, mersiye ve musammatları bir araya getiren temel şiir külliyatı.

Metni gösterMetni daralt

Dîvân, Bâkî’nin şiir dilini ve XVI. yüzyıl İstanbul Türkçesindeki söyleyiş gücünü en geniş biçimde gösterir. Çok sayıdaki yazma nüsha, eserin kendi döneminden başlayarak yaygın biçimde okunduğunu gösterir.

Kadrini seng-i musallâda bilip ey Bâkî
Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1173-1189; Mehmed Çavuşoğlu, “Bâkî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
TARİHÎ KAYIT

Kanûnî Mersiyesi

Kanûnî Sultan Süleyman’ın vefatı üzerine yazılan terkibibent.

Metni gösterMetni daralt

Kanûnî’nin 1566’daki vefatının ardından yazılan mersiye, tarihî kaybı kozmik ve siyasî bir sarsıntı diliyle anlatır. Eser, saray övgüsünden ibaret olmayıp ölüm, iktidarın geçiciliği ve imparatorluk hafızasını aynı şiir mimarisinde buluşturur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1173-1189; Mehmed Çavuşoğlu, “Bâkî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
TARİHÎ KAYIT

Me‘âlimü’l-yakīn

Kastallânî’nin siyer eserinden hazırlanmış Türkçe tercüme.

Metni gösterMetni daralt

Me‘âlimü’l-yakīn fî sîreti seyyidi’l-mürselîn, Kastallânî’nin el-Mevâhibü’l-ledünniyye adlı eserinin tercümesidir. Bâkî’nin yalnız divan şairi olmadığını, siyer ve dinî nesir sahasında da çalıştığını gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1173-1189; Mehmed Çavuşoğlu, “Bâkî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
TARİHÎ KAYIT

Fezâ’ilü’l-cihâd tercümesi

Cihadın faziletlerine dair Arapça kaynaktan Türkçeye aktarım.

Metni gösterMetni daralt

Nev‘îzâde’nin eser listesinde anılan tercüme, gazâ ve cihad rivayetlerini Osmanlı Türkçesiyle dolaşıma sokar. Eserin muhtevası Bâkî’nin şiir külliyatından ayrı, dinî-tarihî nesir katmanı olarak değerlendirilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1173-1189; Mehmed Çavuşoğlu, “Bâkî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.
TARİHÎ KAYIT

Mekke tarihi ve Ebû Eyyûb rivayetleri

Haremeyn ve İstanbul’un sahâbe hafızasına dair iki çalışma.

Metni gösterMetni daralt

Bâkî, Kutbüddin el-Mekkî’nin Mekke’nin durumuna dair eserini tercüme etti. Kaynak ayrıca Ebû Eyyûb el-Ensârî’den nakledilen hadisleri bir araya getiren ve türbe çevresinde muhafaza edildiği bildirilen bir derlemesini kaydeder. İki eser, Haremeyn ile İstanbul’un dinî hafızasını birbirine bağlayan nesir faaliyetidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1173-1189; Mehmed Çavuşoğlu, “Bâkî”, TDV İslâm Ansiklopedisi.