HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Konya’daki aile ve Ahî çevresi
Mehmed Çelebi Konya’da doğdu. Babası, Ahî Evran geleneğine bağlı debbağ esnafının küçükler pîri olarak anılan bir zattı; bu sebeple kaynaklarda Ahîzâde adıyla da geçer. Aile çevresi, zanaat ahlâkıyla ilmiye yolunun bir arada bulunduğu Konya şehir kültürünü yansıtır.
“Ahaveyn” lakabının anlamı
Mehmed Çelebi, kendisinden büyük kardeşi Karamanî Şemseddin Ahmed Efendi ile birlikte hareket ettiği için “iki kardeş” anlamındaki Ahaveyn lakabıyla tanındı. Kaynaklarda bazen lakap iki kardeşin ortak adı, bazen de Mehmed Çelebi’nin ayırt edici unvanı olarak kullanılır. Bu yüzden Ahaveyn Mehmed ile Karamanî Ahmed aynı kişi değil, aynı ilmî aileye mensup iki kardeştir.
İsrafilzâde Fahreddin ve ilk müderrislik
İlmî tahsilini tamamladıktan sonra İsrafilzâde Fahreddin Efendi’ye intisap ederek ondan mülâzemet aldı. İlk görevi, yirmi akçeyle Konya’daki Nâlıncı Medresesi müderrisliğiydi. Ağabeyi Ahmed Efendi’nin Vezîriâzam Ahmed Paşa’nın hocası olması, Mehmed Çelebi’nin de paşa çevresiyle tanışmasına ve ilmiye basamaklarında ilerlemesine vesile oldu.
Edirne’den Sahn-ı Semân’a
Otuz akçeyle Edirne Taşlık Medresesi’ne geçti, ardından kırklı medrese derecesine yükseldi. 956/1549’da Edirne Halebiyye Medresesi’ne, 958/1551’de Haseki derecesine ve 960/1553’te Sahn-ı Semân medreselerinden birine tayin edildi. 962/1555’te Edirne Bayezid Medresesi’nde görev yaptı. Bu güzergâh onu XVI. yüzyıl Osmanlı medrese teşkilâtının üst basamaklarına taşıdı.
Rüstem Paşa çevresi ve bekleyiş yılları
Bir süre Rüstem Paşa’nın himayesinde bulundu. Ancak kaynakta ayrıntısı verilmeyen siyasî çekişmeler yüzünden bu yakınlık bozuldu; Mehmed Çelebi yıllarca görevden uzaklaştırılma endişesi yaşadı ve yükselişi durdu. Rüstem Paşa’nın vefatından sonra Sadrazam Semiz Ali Paşa’nın desteğini gördü.
Süleymaniye müderrisliği
971 Saferinde/1563’te Süleymaniye medreselerinden birine tayin edildi. Atâyî, medresenin onun ilmî şöhretiyle dolduğunu ve seçkin talebelerin burada toplandığını anlatır. Ahaveyn Mehmed yalnız ders veren bir müderris değil, kabiliyetli gençleri koruyan, onlara medrese hücrelerinde çalışma imkânı sağlayan bir çevre kurucusuydu.
On dört şair ve âlimin halkası
Sahn müderrisi olduğu sırada medrese hücrelerinde on dört şair ve âlimi bir araya getirdiği kaydedilir. Kaynak bunlar arasında Hoca Sâdeddin Efendi’yi, Bâkî’yi, Nev‘î’nin babasını, Hüsrevzâde Hüsrev Çelebi’yi, Şakāik tercümesi müellifi Edirneli Mecdî’yi, Karamanî Muhyî Çelebi’yi ve Üsküplü Vâlihî’yi sayar. Liste bütün on dört ismi vermediğinden eksik adlar tahminle tamamlanmamıştır.
Bâkî’nin Sünbül Kasidesi
Bâkî, “sünbül” redifli kasidesini Ahaveyn Mehmed Çelebi’ye sundu. Kasidenin kaynakta aktarılan beyti onu “Fâzıl-ı dehr Mehmed Çelebi” diye över. Bu sunuş, Ahaveyn’in genç şairler üzerindeki hâmilik rolünü ve medreseyle edebiyat meclisi arasındaki geçişkenliği gösterir.
Fâzıl-ı dehr Mehemmed Çelebi kim eflâk
Bâğ-ı fazlında tokuz dâneli bir ter sünbül
Vefatı ve kaynak portresi
Muharrem 974’te/Temmuz-Ağustos 1566’da vefat etti; boşalan Süleymaniye müderrisliğine Bosnalı Mahmud Efendi getirildi. Atâyî onu âlim, faziletli, kabiliyetleri yetiştiren, güler yüzlü, güzel huylu, hak gözeten, sohbete ve iyilik etmeye düşkün bir kişi olarak tasvir eder.