ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
35 sonuç · “va'd”
01Ervâdî–Gümüşhânevî Hattı
Hâlid el-Bağdâdî’den Ahmed el-Ervâdî’ye, ondan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’ye uzanan; hadis tedrisi, ilmî icâzet ve irşad hilâfetini birlikte taşıyan Nakşibendî-Hâlidî aktarım hattı.
Ahmed Amiş Efendi
Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Ahmed el-Ervâdî
Ervâd, Trablusşam, Dımaşk, Kahire ve İstanbul arasında tahsil ve irşad faaliyetinde bulunan Ahmed el-Ervâdî, Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi ve Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin mürşididir. Hadis isnadı, ilmî icâzet ve tarikat hilâfetini aynı şahsiyette birleştirmiştir.
Ammâr Bû Sennâ
Ammâr Bû Sennâ (ö. 1193/1779), doğu Cezayir’in Vâdî Zenâtî–Guelma çevresinde yaşamış; adına nispet edilen Ammâriyye’nin Cezayir ve Tunus’ta yayıldığı Kādirî şeyhidir.
Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi
Pravadi’den İstanbul’a gelerek saray hizmetinden ilmiye mesleğine geçen Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi (ö. 1730), Sahn ve Süleymaniye derecelerindeki medreselerin ardından Medine, Şam ve Edirne kadılıklarında bulunmuş âlimdir.
Ebü’l-Hüdâ es-Sayyâdî
Ebü’l-Hüdâ Muhammed b. Hasan Vâdî es-Sayyâdî (1850–1909), Rifâî-Sayyâdî şeyhi ve iki yüzü aşkın Arapça eserle anılan müelliftir. II. Abdülhamid devrinde İstanbul ile Arap vilâyetleri arasında dinî, toplumsal ve siyasî aracılık yapmış; nüfuzunun gerçek sınırları ise hem çağdaşları hem modern araştırmacılar arasında tartışılmıştır.
Hoca Sâdeddin Efendi
Hoca Sâdeddin Efendi (943/1536-37 – 1008/1599), III. Murad ve III. Mehmed'in hocası, Haçova'da padişahı savaş meydanında tutan şeyhülislâm ve Tâcü't-tevârîh 'in müellifi; hem “hâce-i sultânî” hem şeyhülislâm olarak “câmiu'r-riyâseteyn” unvanıyla anılmıştır.
Küçük Nûreddin Efendi
Küçük Nûreddin Efendi (ö. Safer 979/Haziran-Temmuz 1571), Nûreddinzâde Muslihuddin Mustafa'nın terbiyesinde Halvetî sülûkunu tamamlamış; belâgat alanında Mesâlik ve Hevâdî adlı eserleri yazmıştır.
Muhammed b. Nâsır ed-Der‘î
Muhammed b. Nâsır ed-Der‘î (1603-1674), Fas’ın Der‘a vadisindeki Tamgrût’u eğitim, irşad, kitap ve hac yolculuğu merkezi haline getiren Nâsıriyye pîridir.
Şeyh Abdülkerim el-Bentenî
Bentemli Abdülkerim, Sambasî sonrası Cava'daki beş büyük Kādiriyye-i Nakşibendiyye şubesinin silsile merkezi oldu.
Şeyh Ahmed Hasbullah el-Madûrî
Ahmed Hasbullah el-Madûrî, Ahmed Hatîb Sambasî'nin başlıca halifelerinden; Mekke'de yaşayıp Kādiriyye-Nakşibendiyye irşadının Madura ve Doğu Cava'daki devam halkasına kaynaklık eden mürşiddir.
Şeyh Danyal Âcizî
Şeyh Danyal Âcizî, Âcizî Baba’nın oğlu; Yakova’daki Sa‘dî tekkesinden hareketle Âciziyye irşad çevresini Tepedelen, Berat ve Avlonya’ya taşıyan Balkan şeyhidir.
Şeyh Mahmûd Hamdi Efendi
Şeyh Mahmûd Hamdi Efendi (1842-1908), Libhova'daki Ali Cennet adıyla tanınan Gülşenî dergâhının şeyhi ve Muhammed Sâmî Efendi'nin babasıdır.
va'de
(t^fi [Ar.] fik. Bir yü yetkümlülüğün yerine getirileceğ ıştır zaman ve uygulama için belirle âce, nen süre anlamında fıkıh terimi Hayatın sonu, ölüm vakti nde, ecel. el
va'd ve va'îd
fırkasının beş inanç üzer kurduğu ilkelerinden biri. Bu rim, “va'd” ile iyiliği, “va'îd” kötülük ve cezayı anlatmakta Bu hüküm doğrultusun “Mu'tezile” kelâmcıları büy 677 vahdâniyye amı, günah işleyen müminlerin kü lan, çük günahlarmm affedileceği spet yani küçük günahlarından dola htaç yı herhangi bir cezaya çarptındi nlmayacağı; buna karşm büyük yan günahlarından dolayı hiçbir şe mda faatten nasibini alamayacağı ve üzel ebediyen cehennemde kalacağı Al nı savunmuşlardır. ve
ashâbu’l-va'd
Ujli yL^ai) “Mürci'e” (.bk. bu madde) inancını savunanlara göre “va'd”i, yani iyilikleri ön plana çıkaran zihniyet için kullanılan kelâm terimi, bk ehl-i va'd
ehl-i va'd
“Mu'tezile” (bk. bu madde) k. ve “Havâric” (bk. bu madde) mensuplarmm aksine günah s. işlemiş bulunan bir mümin için iyimser bir yaklaşım içinde olan “Mürci'e” (bk. bu s. madde) grupları için kullanadıkları terim, bk. ashâbu’lva'd s
va'd
Sözlük anla “Söz verme, söz verilen kon olan bu söz, bir şeyi yapm üzere söz veya güvence ver anlamı ile iyiliği, güzelliği ifa eden terim olarak yaygınlaşm tır. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm 100 civarında ayette geçmek dir (bk. M. F. Abdülbâkî, Mu'cem, “va'd” maddesi)
Çinili Hamam, Zeyrek
İstanbul · Türkiye · Kuşadalı İbrâhim Efendi'den sonra irşad makamına geçen Bosnevî Şeyh Mehmed Tevfik Efendi'nin sahibi olduğu hamam; Amiş Efendi de onu takliden Tırnova'da hamam işletmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · Adana, Manastır ve Kosova'dan sonra maarif müdürlüğü yaptığı şehirlerden. İlişkili kişi dosyası Ken‘an Rifâî : Ken‘an Rifâî (1867–1950), Osmanlı maarif teşkilâtında müdür, müfettiş ve öğretmen olarak çalışan; Medine’de Hamza er-Rifâî’den icâzet alan, Hırka-i Şerif’teki dergâhında Mesnevî okutan mutasavvıf ve müelliftir.
Şeyh Zeynelâbidîn Sa‘dî Tekkesi
Yakova · Kosova · Tarihî işlev 1768-69 öncesinde kurulan, Yakova'daki ikinci önemli Sa‘dî merkezi. Kuruluş, kol aidiyeti, post değişimi, mimari yenileme ve güncel durum ayrı dönemler halinde değerlendirilir. Bağlı yol Kaynak bu mekânı Sa‘diyye (Cebâviyye) çevresiyle ilişkilendirir. Sa‘deddin Muhammed el-Cebâvî'ye nispet edilen; Suriye'den İstanbul ve Balkanlar'a yayılan, kıyamî zikir ve Sa‘dî evrâdıyla tanınan tasavvuf yolu. Bu nispet mekân dosyasının gelenek bağını gösterir; kişi kimliği ayrıca doğrulanmadıkça belirli bir şeyh adına dönüştürülmez.
İstanbul'dan Balkanlar'a Rifâî-İzzeddînî Silsilesi
İstanbul Rifâî âsitânelerini, postnişin zincirlerini, zâkirbaşı-musiki çevresini ve Balkan dergâhlarını kişi–mekân ilişkileriyle izleyen ayrıntılı ağ dosyası.
Âciziyye'nin Balkan Tekke Ağı
Prizren âsitânesi Süleyman Âcizî Baba'nın Bistriça kıyısındaki tekkesi Balkan Âciziyyesinin pîr merkezi oldu. Yakova ve Arnavutluk Şeyh Danyal ve Zeynelâbidîn çevreleri Yakova'da iki merkez oluşturdu; Tepedelen, Berat ve Avlonya'ya halifeler gönderildi. Kuzey ve doğu yayılımı Belgrad, Niş, Vranye, Leskofça, Gilan ve Üs
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile
Sayfalar 57–65
Muzaffer Ozak Külliyatı · İRŞAD ONIKINCİ DERS MÜNDERECAT: Ramazana ait mev'ize, âyeti kerime ve hadisi şerifler, meâlleri ile; Oruç ve teravihin faziletiyle verilen ilâhi ecirler ve insanlara ibret verecek
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- Yâ Resûl.. Benim dostlarım da on sınıf kimsedir: Birincisi, zâlim hükümdar ve beylerdir, halkın üzerine âmir olanlardır. Ikinci dostlarım, kibirlilerdir. Üçüncüsü, zâlimlere uşa
Sayfalar 88–95
Muzaffer Ozak Külliyatı · şeylemiştir. Binaenaleyh, islâm dininin bu iki yüce şahsiyetine hürmet ve riayet etmek, ümmet-i Muhammed'den olan her kişi için vâciptir. HATENEYN, yani, Hz. Osman-ı Zin-nûreyn ve
Sayfalar 114–121
Muzaffer Ozak Külliyatı · man ediyor. Esasen, ittikanın mâ'na ve medlûlü de budur. Ittika, bir müslümanın Haktan hakkıyle korkarak, Allahu teâlâ'nın rizasına muvafık hareket etmesidir. Namazlarını huşû ve h
Sayfalar 110–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · dir. Dünya zorluğu mukabilinde, dünya ve âhiret kolaylığını ihsan buyurur. Hastalık karşılığı sıhhat ve âfiyyet veya günaha kefaret yahut derecâta nailiyyet kolaylığı verilir. Küfü
Sayfalar 117–122
Muzaffer Ozak Külliyatı · cehenneme beraber girersiniz. Onlara doğru yolu göstermek, kötü yoldan çevirmek için elinden geleni yap! Başıma belâ açarım diye korkma! Bütün dünya kâfir olsa, sen dini Muhammedde
Sayfalar 123–127
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 123 -— şilerin ruhlarını alıp onları sizlerden ayırmak ve onların ölümlerinin acılarını size tattırmakla, meyvalarızı, mahsullerinizi elinizden almakla, yahud nefsinizin meyvası