Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 88–95
şeylemiştir. Binaenaleyh, islâm dininin bu iki yüce şahsiyetine hürmet ve riayet etmek, ümmet-i Muhammed'den olan her kişi için vâciptir.
HATENEYN, yani, Hz. Osman-ı Zin-nûreyn ve Hz. Ali radıyallahu anhüma da Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin damatlarıdır. Hz. Osman radıyallahu anh, önce Hz.
Zeyneb'i ve o âhirete intikal edince Hz. Rukiyye'yi emr-i ilâhi ile tezvic eylemiş ve böylece iki nur sahibi anlamına gelen ZİN- NÜREYN adını almıştır. Yine emri ilâhî ile Hz. Fatıma't-üz- Zehrâ Betül'ü de, Hz. Imam-i Ali kerremallahu vechehu efendimize tezvic etmişlerdir ki, bu iki muhterem zat-ı şerife de hürmet, muhabbet ve riayet vaciptir. Hz. Ali radıyallahu anh efendimize isyan edenlere ise, acımak lâzımdır.
İbn-i Mes'ud radıyallahu anh rivayet etmiştir ki, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
— Bir mü'minin, Hz. Ebu-Bekir radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, Allahu tâlâ'nın o kimse üzerine mağfiretini celbeder.
— Bir mü'minin Hz. Ömer radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, o kimsenin günahlarının affına vesile olur.
— Bir mü'minin Hz. Osman radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, Allahu teâlâ ve Resûl-ü zişâna iymanının kuvvetlenmesine sebep olur.
— Bir mü'minin Hz. Ali radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, o kimsenin cehennem ateşini söndürmesine sebep ve vesile olur.
Enes bin Malik radıyallahu anh rivayet etmiştir ki, Resûl-ü zişân aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Mennân efendimiz hazretleri şöyle buyurmuşlardır:
— Yarın, kıyamet günü Allahu teâlâ tarafindan bir münadi mahşer ehline nida edecek ve: (Ey mü'minler! geliniz, Hüdâ-i müte'al hazretlerinden mükâfatlarınızı alınız...) diyecek.
Mü minler, bu haberi ilân eden meleğe: (Bizim günah ve isyandan gayrı hangi sevabımız var ki, onun karşılığında mükâfat
isteyebilelim.) diyecekler. O melek kendilerine şöyle cevap verecek: (Ey mü'minler! Allahu teâlâ buyuruyor ki, «Ben kullarım üzerine bazı emirler farz eyledim, o emirlerimi yerine getirdiler. Soğuk günlerde abdest alıp namaz kıldılar. Uzun ve sıcak günlerde emrimle oruç tuttular. Kısa gecelerde emrimle namaz kıldılar. Emrimle zekât verdiler ve hacettiler. Nefislerine karşı çıktılar, nefislerinin arzu ve heveslerine râm olmadılar. Onlara, Habib-i edibimin evlât, ezvâc, ashap ve ahbaplarının ve özellikle Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali rıdvanullahi teâlâ aleyhim ema'ıynin hürmet ve muhabbetlerini farz kıldım. Ind-i ilâhimde aziz olan bu zevata hürmet ve muhabbet ettiler. Onun için, gelsinler şimdi bu zevata hürmet ve riayetin mükâfatını benden alsınlar. Cennet ve cemalime ersinler, sevdikleri ve saydıkları bu sıddıykler ve salihler ile bir araya gelsinler. Şehitlerle, gazilerle sohbet etsinler. Bu zevati sevenleri cennetime alacağımı va'detmiştim, onları bu en büyük arzularına eriştireyim. Bu zevatı sevmeyenleri ve onlara düşmanlık edenleri de cehenneme koyacağım,» emr-i ilâhisini mahşer ehline ilân eder. Hz. Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali rıdvanullahi aleyhim ecmaıyn efendilerimizi can ve gönülden sev ki, böyle bir iltifat-ı ilâhiyye nail ve vasıl olabilesin. Aşağıdaki hikâyeyi de ibretle oku da, Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali ridvanullahi teâlâ aleyhim ema'ıynin ind-i ilâhideki mertebelerini öğreniver.
HİKÂYE Şeyh Ebül-Hafs kuddise sırruh, Hasan-ül-Basri radıyallahu anh hazretlerinden rivayetle buyurmuşlardır ki:
Imam-ı Hasan-ül-Basri radıyallahu anh, günlerden bir gün Medine-i münevvere'de Hz. Imam-i Hasan-1 müctebâ ve Hz.
Imam-ı Hüseyin-i mazlûm-u şehid-i Kerbelâ radıyallahu anhümaya tesadüf etmişler ve bu iki cennet gencine selâm verip hatırlarını sormuşlar. Hikâyenin geri kalan kısmını Hasan-ül-Basri hazretlerinden dinleyelim:
Resûl-ü zişânın bu iki ve sevgili torununa Hz. Ebu-Bekir,
Hz. Ömer, Hz. Osman ve muhterem babaları Hz. Ali ridvanullahi teâlâ aleyhim ema'ıynin bizzat kıymetli dedelerinden, çok değerli validelerinden duyup işittikleri fazilet ve meziyetleri hakkında ümmet-i Muhammed'i tenvir ve irşâd için bilgi ver melerini rica ettim. Bana şöyle cevap verdiler:
— Fazilet ve meziyetlerini sorduğunuz bu zevat-ı âlişânın hususiyetlerini bizden ziyade hiç kimse bilmeğe inuktedir değildir. Bir gün, muhterem validemiz Fatıma Hayrün-nisâ hazretlerinin huzurlarında bulunuyorduk. Ansızın, iki cihan serveri, âhir zaman peygamberi sevgili dedemiz evimize şeref verdiler. Annemize:
— Kızım yâ Fatıma! Zevcin imam-i Ali nerede? diye sordular.
Annemiz kendilerine cevap verdiler:
— Yâ Resûlallah! Abdest alıp mescid-i şerife gitti.
Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, daha fazla kalmadılar ve annemiz her ne kadar kendilerine biraz istirahat buyurmalarını niyaz ettilerse de A'işe Sıddıyka'nın evine gideceklerini söyleyerek ayrılmağa hazırlandıklarında, annemiz kendilerinden sordu:
— Yâ Resûlallah! Kadınlardan en fazla sevdiğiniz kimdir?
Resûl-ü zişân saadetle şöyle buyurdular:
— Kızım yâ Fatıma! Bilmiyor musun ki, halktan bana en ziyade sevdirilen kadın üç kimsedir: Birincisi sensin, diğeri muhterem annen Hz. Hatice'dir. Üçüncüsü de, Aişe-i Sıddıyka' dır ki, her üçünüz bu ümmetin annelerisiniz.
Annemiz, tekrar kendilerinden sordular:
— Yâ Resûlallah! Erkeklerden en ziyade sevdikleriniz kimlerdir?
Habib-i edib-i Kibriyâ bu soruyu da şöyle cevaplandırdılar:
— Ashabımın erkeklerinden en ziyade sevdiğim Ebu-Bekir, Ömer, Osman'dır.
Annemiz, kendilerinden sordular:
— Hayder-i Kerrâr olan kocam Ali hakkında bir şey buyurmadınız?
Iki cihan serveri, bu soruyu da şöyle cevaplandırdılar:
— Yâ Fatıma! Bana, nefsimden sual ediyorsun. Şunu bilmiş ol ki, Ali bendendir ve ben Ali'denim. Kişinin kendi nefsini sevmesi ve medhetmesi münasip olur mu a benim canım kızım? Ey benim ciğerpârem Fatımam! Ben ve Ali, nur-u vahidiz.
Herkim benim ashab-ı ahbabıma ve ezvâc-i tâhiratıma sebb ve buğzederse, ben ve sen onlardan beri olmaz mıyız?
Annemiz, bu defa hayretini gizleyemedi:
— Yâ Resûlallah! Senin ashap ve ezvâcına kim düşmanlık edebilir, kim dil uzatabilir?
Dedemiz, Seyyid-il-kevneyn sallallahu aleyhi ve sellem saadetle buyurdular:
— Bana ümmet olduklarını ileri süren ve kendilerini böyle göstermeğe çalışan bir kavim onlara düşmanlık edecek ve dil uzatacaktır. Ben, dünyada ve âhirette o kavimden uzağım.
O zaman, annemiz de kendisine şöyle söyledi:
— Yâ Resûlallah! Ashap ve ezvâcına düşmanlık eden ve dil uzatan kavimden zât-ı risaletpenahileriniz uzak bulunduğunuz gibi, ben de uzağım.
Muhterem dedemiz, bu defa bize hitap buyurdular:
— Dedenizin ve annenizin uzak bulundukları kavimden sizler de uzak mısınız?
Biz de kendilerine cevap verdik:
— Yâ Resûlallah! Senin ashabına ve ezvâcına düşmanlık eden ve dil uzatan kavimden Rahmeten lil-âlemiyn olan zatınız ve ehl-i beytin en sevgili ve kıymetli rüknü olan annemiz uzak olduktan sonra elbette ve elbette bizler de uzağız.
Tam bu sırada, muhterem babamız Hz. Ali eve döndü ve Resûlü zişân, aynı soruyu ona da sordu:
— Yâ Ali! Benim ashap ve ezvâcıma düşmanlık eden ve dil uzatan kavimden sen de teberrâ eder misin?
Babamız Hz. Imam-i Ali, o veliler serdarı hiç düşünmeden cevap verdiler:
— Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Senin ashabın ki, Allahu teâlâ onlardan razı oldu ve onlar da Allahu azim-üş-şân'dan razı oldular. Senin ezvâcın ki, Allahu sübhane-
hu ve teâlâ kendilerinden ricsi giderdi ve onları tahir ve mutahhir kıldı. Bunlara düşmanlık edenler ve dil uzatanlar da bulunabilir mi?
Rahmeten lil-âlemiyn olan Fahr-i cihan buyurdular:
— Evet yâ Ali! Bana ümmet olduklarını ileri süren ve kendilerini böyle göstermeğe çalışan bir kavim benim ashabıma ve ezvâcıma düşmanlık edecek ve dil uzatacaklardır.
Hayder-i Kerrâr olan babamız derhal mübarek ellerini kaldırarak cevap verdiler:
— Ey benim Rabbim! Sen, şahid-i âdilsin ve benim halime muttalisin. Zât-ı ülûhiyyetin ve Resûl-ü zişânın şahittir ki, ben Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman'a ve ezvâc-i tâhirata düşmanlık edeceklerden ve dil uzatacaklardan uzağım.
Hâtiftan bir ses işitildi:
— Rahmeten lil-âlemiyn olan Habib-i edibimin ve Esedullah Ali'nin ve Fatıma Hayrün-nisânın ve Imam-1 Hasan ile Imam-ı Hüseyin'in uzak oldukları kimselerden, Rabbiniz ve Rabbil-âlemiyn olan Allah ve melekleri de uzaktırlar.
Haseneyn-il-ahseneyn'in, Imam-ı Hasan-ül-Basri'ye naklettiklerini aynen ve harfiyyen anlattım. Kendilerine akıl, fikir ve düşünmek ni'meti verilenler için bu hadisenin sıhhati hakkında bir açıklama yapacağım. Bir kimsenin, evlâtlarına sevdiği kimselerin isimlerini vermesi, o kişileri sevdiğinin sarih ve sahih delili ve alâmetidir. Hiç kimse, sevmediği bir ismi yavrusuna vermez. Binaenaleyh, Hz. İmam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimizin üç oğluna Ebu-Bekir, Ömer ve Osman adını vermesi, bu üç seçkin zatı cidden ve hakikaten sevdiğinin alâmeti ve işaretidir, onlara karşı duyduğu hürmet ve muhabbeti isbat eder. Ama, görenedir görene.. Köre nedir, köre ne!?..
Yâ Rab! Resûl-ü Hâşimin hürmetine, bize sevdiklerini sevdir, yerdiklerini yerdir, bizleri rizana erdir. Bizi, rizana varan doğru yoldan ayırma, murad-ı ilâhin üzere ve Habib-i edibinin muradı üzere iyman edenlerden, hak sözle âmil olanlardan, amellerinde ihlâs üzere bulunanlardan eyle (Amin bi-hürmeti Resûl-üs-sakaleyn) EL-FÂTİHA..
ENVÂR-ÜL-KULÜB (Kalblerin Nurları)
DERS: 14 MUNDERECAT:
Inşirah sûre-i celilesinin tefsiri - Resûl-ü zişânın gerçek hüviyyet ve yüce şahsiyetleri - Şakkı sadr hadisesi üç defa olmuştur - Resûl-ü zişâna iyman ve muhabbetin kıymet, fazilet ve ehemmiyeti - Resül-ü zişânın bütün kâ'inat ve mümkinatın mebde-i ve sebeb-i hılkati olduğu - Hakikat-i Muhammediye'ye vâkıf olabilmenin mümkün olamayacağının izah ve isbatı - Allahu teâlâ ve meleklerin Resûl-ü zişâna salât ve selâmlarının hikmeti - Ümmet-i Muhammed'in diğer bütün ümmetlerden üstün olmasının sırrı - İki katolik misyoner papazın Vatikan'a yazdıkları ilginç rapor - Londra'da müslüman olan bir Ingiliz terzinin hikâyesi - Yabancıların büyük Hak velilerine saygı ve bağlılıklarının gerçek sebebi - Tebük seferinde vuku'a gelen bazı olaylar Hz. Ömer'in, ashaptan iki zatı imtihanı - Kıyamet günü hakkında izahat - Makam-ı Mahmud ve şefaat-i uzmâ nedir - Ruh-u Muhammedi'nin geçirdiği safhalar - Nur-u Muhammediyye'den halkolunan iki cevher ve bunlardan nelerin halkolunduğu - Nûr-u Muhammediyye'den halkolunan kalemin ilk defa neleri yazdığı - Allah ve Resûlüne iyınan ve muhabbet insana dünya ve ukbâda izzet ve rif'at verir - Osmanlı devletinin kurucusu Gazi Sultan Osman Han'ın hayat hikâyesi - Osman Gazi hakkında bir Ingiliz tarihçisinin yazdıkları - Osman Gazi'nin fütuhatı ve oğlu Orhan Gazi'ye vasiyyeti - Bu vasiyyet ve nasihatten alınacak öğütler - Her güçlüğe iki kolaylık ihsan buyrulmasının şerhi ve izahı - Namazlardan sonra istiğfarın kıymet, ehemmiyet ve fazileti - Ezan duası ve seyyid-ül-istiğfar - Namazlardan sonra tesbihlerin ehemmiyeti - Dua, niyaz ve münâcat..
- 95 _ Sallû alâ seyyidinâ Muhammed..
Sallû alâ mürşidinâ Muhammed..
Sallâ alâ envâr-i kulûbinâ Muhammed..
Sallû alâ şefi-i zünubinâ Muhammed..
Sallû alâ şems-id-duhâ muhammed..
Sallû alâ bedr-id-dücâ Muhammed..
Sallû alâ nûr-il-hüdâ Muhammed..
Allahümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve âl-i Muhammedin kemâ salleyte alâ Ibrahime ve alâ âl-i Ibrahime inneke hamidün mecid..
Allahümme bârik alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammedin kemâ barekte alâ İbrahime ve alâ âl-i Ibrahime inneke hamidün mecid..
El-evvelü Allah.. El-âhirü Allah.. Ez-zâhirü Allah.. El-bâtınü Allah.. Hayrihi ve şerrihi min'Allah.. Men kâne fi kalbihi Allah..
Fe-mu'inuhu ve nâsıruhu fid-dâreyni Allah..
Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlûl ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidü emri ilâllah vallahü basiyrün bil-ibâd.
Şeh-i halvet-saray-ı li-ma'allahi Muhammed'dir, Harim-i KABE KAVSEYN'in şehinşâhı Muhammed dir..
LE'AMRÜKE tâcını giymiş oturmuş taht-ı LEVLÂK'e, Hakikat burcunun mâh-ı felekcâhı Muhammed'dir..
Cemalullah'a gül-i ruhsârı mir'at-ı tecellidir, Cenab-ı Hazret-i Hakkın nazargâhı Muhammed'dir..
Ey insanlar, ey müslümanlar!
Bilmiş olunuz ki, sebeb-i hılkat-i kâ'inat Hz. Muhammed Mustafa'dır. Alemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa'dır. Efdal-ül-halâ ik aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Hâlık Hz. Muhammed Mustafa uçsuz, bucaksız engin bir deniz ve bütün diğer peygamberler o ummanda yüzen balıklar gibidirler. Muhammed Mustafa, Ahmed-i Müctebâ güneş misali ve bütün diğer