ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
56 sonuç · “sûre”
01Sûrsûre Kolu
Tâhâ Harîrî'nin Irak'taki Sûrsûre Dergâhı merkezli halkası.
Âşûriyye
Sâlih Âşûr el-Mağribî'ye nispet edilen Desûkî kolu.
Çelebiler / Bel Evlâdı
Hacı Bektâş'ın biyolojik soyundan geldiklerini ileri süren Çelebiler ailesinin pîr evi, vakıf ve temsil otoritesi çevresi.
Abdurrahman Ali Nûreddin
Abdurrahman Ali Nûreddin, Ahmed el-Bedevî’nin ilk halifesi Abdül‘âl b. Fakih’ten sonra Tanta’daki merkez postunu üstlenen; Bedeviyye’nin kurucu kuşaktan sonraki hizmet ve irşad sürekliliğini temsil eden üçüncü postnişindir.
Abdüsselâm eş-Şeybânî es-Sa‘dî
Abdüsselâm eş-Şeybânî es-Sa‘dî (ö. 1165/1752), Şam'dan İstanbul'a gelerek Koska'daki Sa‘dî Âsitânesi'nin postnişini olan; Ayasofya'daki Sa‘dî görünürlüğünde rol oynayan ve oğlu Gālib Behcetüddin ile süren Abdüsselâmiyye/Selâmiyye koluna adını veren şeyhtir.
Ahmedü Bamba
Ahmedü Bamba (M'Backé – 19 Temmuz 1927, Tûbâ); Senegal'de en güçlü tarikat olan Mürîdiyye'nin kurucusu . Fransız sömürge yönetimince iki defa sürgüne gönderilmiş, iş birliğini sürekli reddetmiştir.
Balıkzâde İbrâhim Çelebi
Balıkzâde İbrâhim Çelebi (ö. 1003/1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Gümülcine, Silistre ve Tırhala’dan Feyyûm ile Mansûre’ye uzanan görev hattında kadılık yapan Osmanlı âlimidir.
Bıçakçılar İmamı Abdullah Efendi
Bıçakçılar İmamı Abdullah Efendi (yaklaşık 1661/62–1748), mahalle imamlığından Fâtih Camii cuma vâizliğine yükselen; Mekke’de Abdullah b. Sâlim el-Basrî’den hadis icazeti alıp altmış yılı aşkın süre ders veren İstanbul muhaddisi ve âlimidir.
Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî
Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî (ö. 1060/1650 civarı), İznik’te Eşrefzâde derviş çevresine katılan, Şeyh Sırrî Ali Efendi’nin kızıyla evlenerek Eşrefiyye’ye bağlanan ve Bursa Eşrefiyye Zâviyesi’nde uzun süre zikir ve tevhid hizmeti yürüten âlim ve zâhid şeyhtir.
Dâvudzâde Ahmed Efendi
Dâvudzâde Ahmed Efendi (ö. 18 Zilhicce 1135/1723), ulemâ ailesinden gelerek İstanbul ve İznik medreselerinde yükselen, Trablusşam kadılığına tayin edildikten kısa süre sonra orada vefat eden Osmanlı âlimidir.
Ebü’l-Hasan Ali b. Ebü’l-Hasan el-Harîrî
Ebü’l-Hasan Ali b. Ebü’l-Hasan b. Mansûr el-Harîrî (ö. 645/1247-48), Havrân’da doğup Dımaşk’ta zanaatkârlıktan tasavvufa yönelen; semâ, sıra dışı kıyafet ve sözleriyle geniş bir derviş çevresi oluştururken fakihlerin ağır tepkisini çeken Harîriyye önderidir.
Eskici Hasan Dede
Eskici Hasan Dede (ö. 1048/1638-39), el emeğiyle geçinen ve kırk yılı aşkın süre Fâtih Camii’nde ibadetle yaşayan; belirli bir tarikat aidiyeti bilinmeyen İstanbul dervişidir.
Eskici Hasan Dede
Eskici Hasan Dede (ö. Şevval 1048/1639), kırk yılı aşkın süre Fâtih Sultan Mehmed Camii çevresinde ibadet ve riyâzetle yaşayan; cami gerisindeki hücresinin yakınına defnedilen İstanbul ârifidir.
Hâce Hasan Endâkî
Hâce Hasan Endâkî (ö. 552/1157), Yûsuf el-Hemedânî’ye uzun süre hizmet eden; Sem‘ânî’nin Merv ve Buhara’da bizzat görüştüğü, Hemedânî rivayetlerini aktaran erken Hâcegân halifesidir.
Hacı Muhammed Zihni Efendi
Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni…
Âlem
Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.
A‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arasındaki yer A‘yân-ı sâbite dış dünyada müstakil birer varlık değildir. “Sâbit” oluşları ilâhî ilimde belirli bulunmalarını, “ma‘dûm” oluşları ise henüz hâricî varlık kazanmamış olmalarını ifade eder. Yaratılış, bu ilmî hakikatlerin ilâhî irade ve kudretle varlık sahasında görünmesi şeklinde açıklanır. Çokluk nasıl açıklanır? Vücûdun birliği ile varlıklardaki çokluk arasındaki ilişki, aynalar ve sûretler yahut tek bir kumaştan farklı elbiselerin kesilmesi benzetmeleriyle anlatılır. Varlık birdir; kabiliyetler ve görünüşler a‘yânın farklılığına göre çeşitlenir. Okuma notu Kavram, bütün tasavvuf ekollerinde aynı anlam ve ağırlıkta kullanılmaz; bilhassa İbnü’l-Arabî sonrası metafizik dil içinde merkezîdir.
Hızır
Kur’ân’ın Kehf sûresinde Hz. Mûsâ’nın kendisinden ilim öğrendiği kul ile gelenekte özdeşleştirilen mânevî rehber. Tasavvuf kültüründe darda kalanlara yardım, beklenmedik rehberlik, âb-ı hayat ve ledün ilmiyle ilişkilendirilir. Bazı sembolik açıklamalarda Hızır bast hâlinin, İlyas ise kabz hâlinin remzi kabul edilir. Her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir bil.
Kalb-i selîm
Arınmış, sağlam ve temiz kalp. Şuarâ sûresinin 89. âyetinde, Allah’ın huzuruna selîm bir kalple gelmenin kurtuluş ölçüsü olduğu bildirilir. Tasavvuf ahlâkında şirk, kin, kibir, riya ve aşırı dünya bağından temizlenmiş; iman, ihlâs, merhamet ve doğru idrakle diri hâle gelmiş gönlü ifade eder. Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler; “Yevme lâ yenfeu”da kalb-i selîm isterler.
Mesh
Bir şeklin veya sûretin bozulup başka bir şekle dönüşmesi. Tasavvufî kullanımı Kalbin mânevî biçiminin değişmesi; insanın Hakk’a yönelişten uzaklaşıp nefsin haz ve arzularına bağlanması sebebiyle iç dünyasının bozulması anlamında kullanılır. Buradaki dönüşüm bedensel değil, ahlâkî ve kalbîdir. “Olmadı bu ümmet içre mesh-i ten Mesh-i dil vardır, muhakkak anla sen.” Beyit, bedendeki görünür değişimden çok kalbin istikametini kaybetmesine dikkat çeker.
Ümmü’l-kitâb
Kitabın aslı ve anası. Kur’ân’da muhkem âyetler için kullanılan bir ifade olup gelenekte Fâtiha sûresinin adlarından biri olarak da yaygınlaşmıştır. Tasavvufî ve kozmolojik metinlerde bütün hakikatlerin aslı, ilâhî ilimdeki temel veya varlık mertebelerinin kaynağı anlamında mecazî biçimde kullanılabilir. Hangi anlamın kastedildiği metnin bağlamından anlaşılmalıdır.
Felâh
Kurtuluş, selâmet ve murada erme. Dinî kullanımda insanın iman, salih amel ve güzel ahlâkla dünya ve âhiret saadetine ulaşmasını anlatır. Tasavvuf terbiyesinde felâh, nefsin bencil arzularından arınma ve kalbin Hakk’a yönelmesiyle ilişkilendirilir. Necât maddesine de bakınız.
Teheccüd
Yatsı namazından sonra uyuyup gecenin bir bölümünde kalkarak kılınan nâfile namaz. Vakti yatsıdan fecr-i sâdığa kadardır; iki rekâttan başlanarak çift rekâtlar hâlinde kılınır. Kur’ân’da gece ibadeti özellikle İsrâ sûresinin 79. ve Secde sûresinin 16. âyetlerinde övülür. Tasavvuf terbiyesinde teheccüd, tenhalıkta murakabe, dua ve zikirle birlikte sürdürülen gece ihyasının temel unsurlarındandır.
Tefvîzü’l-mehr
Mehir miktarı nikâh sırasında belirlenmeden yapılan evlilik. Mehir daha sonra eşlerin anlaşması, emsal mehir veya yetkili merciin takdiriyle belirlenir. Okuma notu Bu fıkıh terimi, tasavvuftaki “işleri bütünüyle Allah’a bırakma” anlamındaki tefvîz kavramından ayrıdır.
Kadir gecesi
Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece. Ramazan ayının son on gecesinde, özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilir. Kadir sûresinde bu gecenin esenlik vakti olduğu ve meleklerin ilâhî izinle yeryüzüne indiği bildirilir. Tasavvuf çevrelerinde gece; namaz, Kur’ân tilâveti, zikir, dua, tövbe ve murakabeyle ihya edilir. Yirmi yedinci gece yaygın kabul görmekle birlikte kesin tarih konusunda farklı rivayetler vardır.
Enârallahu kabrehu
“Allah onun kabrini nurlandırsın.” Vefat etmiş bir kimse anılırken dua maksadıyla kullanılan saygı ifadesi.
Me‘âlî
Hadis rivayetinde isnadı atalardan ve dedelerden başlayarak nakletme biçimi. Terim, aile içinden kuşaklar boyunca aktarılan rivayet zincirlerini ifade eder. Okuma notu Bu madde Meâric sûresiyle ilgili değildir; önceki OCR aktarımında sonraki sütunun başlığı açıklamaya eklenmişti.
Mimar Sinan Mescidi haziresi
Karaman · Türkiye · Kabri bu hazirede, kayınpederi Beyzâde Efendi'nin civarındadır. Kayıt yer olarak yalnız Karaman'ı verir, başka bir ayrıntı bulunmaz. İlişkili kişi dosyası Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî : Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî (yaklaşık 1572-1596), medrese öğretimi yanında bazı Kur’an sûrelerine hâşiye yazmış, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleriyle tanınmış Osmanlı âlimidir.
Bandırmalızâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin şeyhi olduğu tekkedir; büyük oğul Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi'nin meşihatını üstlendiğinden, babasının vefatından (1166/1752-53) sonra posta o geçti. Vefatından sonra tekke Hâşimiyye'nin âsitânesi ve pîr evi olarak faaliyet göstermiş, posta önce oğlu Şeyh Mehmed Galib Efendi, sonra onun neslinden gelen şeyhler oturmuştur. Tekkenin yerinde dedesi Hâmid Efendi'nin mütevazi bir evi bulunduğu ve dergâhın bu binanın genişletilip yeniden inşasıyla kurulduğu rivayet edilir. Çoğunluğu ahşap olan tekkenin fevkanî cami-tevhidhânesi sütunlara oturan bir çıkma ile genişletilmişti; harem ve selâmlığa ait odaları vardı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış kuzey kesiminde, etrafı demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası yer alıyordu; daha küçük sandukalar sonraki şeyhlere ve aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasından sonra Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Üsküdar'da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki aynı arsanın güney ucuna nakledilmiştir. Avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış, üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Şeyhi Hasan Baba'nın kabri de bu tekkenin avlusunda bulunmaktaydı.
Tırhala
Tırhala · Yunanistan · Rumeli'de kadılık yaptığı üç beldeden biri; kaynak Gümülcine ve Silistre ile birlikte "bilâd-ı celîle" arasında sayar. İlişkili kişi dosyası Balıkzâde İbrâhim Çelebi : Balıkzâde İbrâhim Çelebi (ö. 1003/1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Gümülcine, Silistre ve Tırhala’dan Feyyûm ile Mansûre’ye uzanan görev hattında kadılık yapan Osmanlı âlimidir.
Vidin
Vidin · Bulgaristan · Ailenin Rus istilâsından sonra hicret ettiği ve üç yıl kaldığı şehir. Feyzullah Efendi burada Vidin valisi Molla İdris Paşa'nın isyanı sırasındaki çatışmayı, uzun süre yer altı sığınağında yaşamayı ve ardından çıkan veba salgınını anlatır. Silistre'ye dönüp iki buçuk yıl kaldıktan sonra 1232/1816'da yeniden Vidin'e yerleştiler; babası ve iki kardeşiyle kale neferliğine kaydolurken gündüzleri mektebe devam etti, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurulması üzerine askerî eğitimlere katıldı. 1262/1845'te memleketi olarak Vidin'e döndüğünde üç ay kalmış ve burada pek çok kişinin yola girmesine vesile olmuştur.
Feyyûm
Feyyûm · Mısır · Hac için Mısır'a yöneldiğinde kendisine verilen iki kadılıktan biri; diğeri Mansûre'dir. İlişkili kişi dosyası Balıkzâde İbrâhim Çelebi : Balıkzâde İbrâhim Çelebi (ö. 1003/1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Gümülcine, Silistre ve Tırhala’dan Feyyûm ile Mansûre’ye uzanan görev hattında kadılık yapan Osmanlı âlimidir.
Çiçekçi Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Tekkenin yıkılmasından sonra naaşının nakledildiği yer. Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki ise aynı arsanın güney ucuna taşınmıştır. Daha önce Bandırmalızâde Tekkesi türbesinin kuzey kesiminde, etrafı basit demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası bulunuyordu.
Kaygusuz Abdal Bektaşî Tekkesi (Kasrülayn)
Kahire · Mısır · Celvetî âdâb ve erkânını öğrenerek büyüdükten sonra Bektaşîliğe meyledip Mısır Kasrülayn'daki bu tekkenin şeyhi Hasan Baba'ya (ö. 1170/1756) intisap etti, ondan el aldı. Hasan Baba'nın kabrinin Bandırmalızâde Tekkesi'nin avlusunda bulunmasına bakılırsa bu yakınlığın ileri derecede olduğu anlaşılır.
Kestel Medresesi
Bursa · Türkiye · 30 akçe ile müderris olduğu ilk görev yeri. İlişkili kişi dosyası Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî : Suûdîzâde Abdülkādir Kadrî (yaklaşık 1572-1596), medrese öğretimi yanında bazı Kur’an sûrelerine hâşiye yazmış, Arapça, Farsça ve Türkçe şiirleriyle tanınmış Osmanlı âlimidir.
Kaygusuz Abdal Tekkesi (Kasrülayn)
Kahire · Mısır · Mısır'da bulunduğu sırada şeyhi Hasan Baba'dan Bektaşîlik el aldığı Kahire'deki meşhur tekke. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.
Meram Camii ve Hankahı
Konya · Türkiye · Seyrü sülûkünü tamamlayıp Konya’ya döndükten sonra irşad faaliyetine başladığında, Karamanoğlu İbrâhim Bey’in onun için Meram’da yaptırdığı cami ve hankahtır. Ardından kendisi ve mensupları tarafından vakıflar tesis edilmiştir. İlgili vakfiye sûretlerinden caminin Muharrem 864’ten (Kasım 1459) önce inşa edildiği anlaşılmaktadır.
Sûret Limanı
Surat · Hindistan · 1657'de hac için gemiye bindiği liman; Bâbürlü Hindistan'ından Hicaz'a giden hac yolunun ana çıkış noktasıdır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Ma‘sûm : Muhammed Ma‘sûm Sirhindî, İmâm-ı Rabbânî'nin oğlu ve halifesi; Mektûbât-ı Ma‘sûmiyye'si, geniş halife ağı ve Murad Buhârî üzerinden Osmanlı coğrafyasına ulaşan tesiriyle Müceddidiyye'nin ikinci kuşağını şekillendiren isimdir.
Bektaşî Âsitânesi (Pîr Evi)
Hacıbektaş · Türkiye · Bektaşîlik muhabbetiyle Hacıbektaş'taki bu âsitâneye gidip dört yıl kadar orada ikamet etti; Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği zamanında bir ara dedebabalık yaptıysa da Bektaşîler'in bir kısmı onun şeyhliğine karşı çıkmıştır. Bir müddet de İstanbul'da Bektaşîler'in temsilcisi olmuştur.
Nûru'l-Arabî'nin Eserleri: 75 Başlıklı Bir Külliyat
Türkçe ve Arapça şerhler, risaleler, tefsirler ve takrirler üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Nehrî'den Yayılan Kollar
Gayda, Norşin, Sûrsûre, Küfrevî, Arvâs ve Bârzân bağlantıları. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
Nurlar, Renkler ve Müşâhede Öğretisi
Kübrevî tecrübe dilinde görüntü, hâtır, latife ve ahlâkî dönüşüm. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
Mevlânâ ile Yûnus Emre Arasında Fikir ve Ruh Akrabalığı
Cihan Okuyucu’nun karşılaştırmasından hareketle Mevlânâ ile Yûnus’un şiirlerindeki müşterek irfan dilini, doğrudan tarihî temas iddiasından ayırarak okuyan geniş dosya.
Nakşibendiyye’de Eğitim Usulleri
Müceddidiyye öncesi kaynakların gösterdiği Nakşibendî eğitim dilini birbirinden ayrılan uygulama başlıklarıyla açıklayan dosya.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 1–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,