HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve ailesi
Kaynak onu “el-Mevlâ Ahmed ibnü’l-Mevlâ Mustafa” diye tanıtır. Babası, Sultan II. Ahmed devri ulemâsından Dâvudzâde Mustafa Efendi’dir. Bu sebeple Ahmed Efendi “Dâvudzâde” adıyla meşhur olmuştur. Aynı lakabı taşıyan başka Osmanlı âlimleri bulunduğundan kimliği, babasının adı, 1098’de aldığı mülâzemet, İznik medresesi ve Trablusşam kadılığıyla birlikte kurulmalıdır.
Mülâzemeti
Zilhicce 1098’de, Şeyhülislâm Ankaravî Mehmed Efendi’nin sevkiyle yüksek rütbeli ulemâ çocuklarına padişah hattıyla verilen mülâzemetlerden birini aldı. Bu kayıt, ilmiyye ailesinden gelişinin mesleğe girişini kolaylaştırdığını gösterir. Bununla birlikte daha sonra geleneksel medrese basamaklarını takip etmiş, kırk akçeli bir medreseden ayrıldıktan sonra yeni görev beklemiştir.
Ali Can Medresesi
4 Rebîülevvel 1122’de Kürd Ahmed Ağazâde Sunullah Efendi’nin yerine Ali Can Medresesi’ne ibtidâ-i hâric derecesiyle tayin edildi. Bu, kaynağın tarihini ve önceki görevliyi birlikte verdiği ilk belirgin müderrisliğidir. Medresenin kesin yapı yeri bu kayıttan tespit edilemediği için coğrafya katmanında bağımsız bir nokta">nokta üretilmemiştir.
İbrahim Ağa Dârülhadisi ve Yunus Paşa Medresesi
18 Muharrem 1128’de İbrahim Ağa Dârülhadisi’ne hâric hareketi derecesiyle geçti. 8 Şevval 1130’da Hattat Veliyyüddin Efendi’nin yerine Yunus Paşa Medresesi’ne ibtidâ-i dâhil derecesiyle getirildi. Hâricten dâhil sınıfına geçiş, onun medrese kariyerindeki esas yükselişlerden biridir.
İznik’te Mehmed Paşa Medresesi
23 Şaban 1133’te Osman Paşa Hocası Ömer Efendi’nin yerine İznik kasabasındaki Mehmed Paşa Medresesi’ne dâhil hareketi derecesiyle tayin edildi. Bu görev, Ahmed Efendi’nin kariyerini İstanbul dışına taşıdı. Kaynak yapıyı İznik’teki Mehmed Paşa Medresesi olarak belirtir; medresenin halk arasındaki veya başka kayıtlardaki farklı adlandırmaları ayrıca yapı tarihi araştırması gerektirir.
Trablusşam kadılığı
21 Şaban 1135’te, göreve aynı yıl Şevval ayı başında başlaması kararlaştırılarak Sadrüddinzâde Nimetullah Efendi’nin yerine Trablusşam kadılığı kendisine verildi. Bu tayin, müderrislikten kaza idaresine geçişidir. Trablusşam burada bugünkü Lübnan’daki tarihî şehir olup Libya’daki Trablus ile karıştırılmamalıdır.
Vefatı ve defni
Ahmed Efendi, tayin edildiği yılın 18 Zilhicce 1135 Pazar günü Trablusşam’da vefat etti ve aynı kazada defnedildi. Kaynak mezarlık veya türbe adı vermez. Boşalan kadılık gelirinin yaklaşık dört ay çocuklarına bırakıldığı, ardından görevin başka bir kadıya devredildiği kaydedilir. Bu ayrıntı, ölüm sonrasında ilmiyye ailesinin kısa süreli maddî himayesini de görünür kılar.
Şahsiyet portresi
Şeyhî Mehmed Efendi, Dâvudzâde Ahmed Efendi’yi bazı ilimlerden pay sahibi, sâlih ve dindar, hoşsohbet, ülfete elverişli, ileri gelenlerin ilgisini görmüş ve hayırla anılan bir kişi olarak tasvir eder. Bu kısa portre, ilmî rütbesinin yanı sıra meclis ve sohbet adabıyla da tanındığını gösterir.
Tasavvufî aidiyet sınırı
Biyografide mürşid, intisap, hilâfet, tekke veya irşad faaliyeti kaydı yoktur. “Hoşsohbet” ve “sâlih” gibi ahlâkî nitelemeler tarikat mensubiyeti için delil değildir. Bu sebeple kaydı herhangi bir yol veya silsileye bağlamak yerine, Osmanlı ilmiyye tarihi içinde değerlendirmek gerekir.
Tarih içindeki yeri
Dâvudzâde Ahmed Efendi’nin meslek çizgisi, ulemâ ailesinden gelen bir adayın mülâzemetle başlayıp hâric ve dâhil medreselerinde ilerlemesini, İznik’te görev yapmasını ve nihayet bir Arap eyalet merkezinde kadılığa geçmesini gösterir. Trablusşam’daki kısa vazifesi uzun bir idarî icraat bırakmasa da, XVIII. yüzyıl başında ilmiyye mensuplarının İstanbul, Anadolu ve Doğu Akdeniz arasında nasıl dolaştığını belgeleyen açık bir örnektir.