ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
41 sonuç · “ridâ”
01Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Abdullah-ı İlâhî
Abdullah-ı İlâhî (Molla İlâhî, Simavî; ö. 896/1491), Ubeydullah Ahrâr'a intisap edip Nakşibendiyye'yi Anadolu ve Rumeli'de yayan mutasavvıf; Şeyh Bedreddin'in Vâridât 'ının ilk şârihidir.
Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba
Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba (1130/1718-1197/1782-83), Üsküdar’da Celvetî terbiyesiyle yetişen; Mısır ve Hacıbektaş’ta Bektaşîlik tecrübesi kazanan, melâmet yorumunu Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık ve Devriyye-i Ferşiyye’de işleyen mutasavvıf şairdir.
Dâvûd-i Kayserî
Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.
Dıhkî Mustafa Efendi
Dıhkî Mustafa Efendi (ö. 1723), Bâdincânî Mehmed Efendi’den mülâzemet alan ve Bursa çevresindeki medreselerden Sahn derecesine yükselen Osmanlı müderrisidir; 1680’de ölen Sirozlu Rumeli kazaskeri Dahkî Mustafa’dan farklı kişidir.
Ebû Bekir b. Dâvûd el-Kādirî
Ebû Bekir b. Dâvûd (ö. 806/1403), Şam’da Kādirî Dâvûdiyye koluna adını veren, Kāsiyûn eteğindeki zâviyeyi kuran ve toplumsal arabuluculuğuyla tanınan sûfî şeyhidir.
Hacı Muhammed Zihni Efendi
Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni…
İspirî Damadı Şeyh Mustafa Efendi
İspirî Damadı Şeyh Mustafa Efendi (1053-1120/1643-1708), Menteşe'nin Sobuca köyünden yetişen; Şeyh Murad Efendi'den Nakşbendî terbiyesi alıp İstanbul'un büyük camilerinde vâizlik yapan âlim ve şeyhtir.
Mehmed Zekâi Dede Efendi
Mehmed Zekâi Dede Efendi (1825-1897), İsmail Dede Efendi'nin talebesi; beş Mevlevî âyini, dinî ve din dışı besteleri, Dârüşşafaka hocalığı ve yetiştirdiği musikişinaslarla repertuvar aktarımının ana halkalarındandır.
Molla Gürânîli Ömer Efendi
Molla Gürânîli Ömer Efendi (1683–1744), Fütûhât-ı Mekkiyye’den geniş seçmeleri Türkçeye tercüme ve şerh eden; vâridât, mektup ve tasavvufî kavram açıklamaları bırakan İstanbul sûfî-müellifidir.
Nevrekoplu Şeyh Ahmed Efendi
Nevrekoplu Ahmed Efendi, Hacı Emin Efendi'nin halifesi; Nevrekop'taki tekke çevresinde irşad hizmeti veren ve Muînü'l-mürîd adlı eseri bulunan Şâbânî şeyhidir.
Seyyid Ahmed-i Buhâri
SEYYİD AHMED-İ BUHARI Bir Ahmed-i Buhari daha vardır. Emin-i Buhari'den tefrik için buna "Ahmed-i Buhari" derler. lstanbul'da Unkapanı civarında "Yeşiltulumba" denilen mahallin yakınındadır. Sene-i hicriyyenin 950/( 1 543 ) veya 960/( 1 55 3 ) tarihinde Buhara'dan lstanbul'u teşrif buyurmuşlar ve elyevm medfûn bulundukları mahalde kain hanelerinde imrar-ı…
Şeyh Abdülhâlık el-Mısrî
Abdülhâlık el-Mısrî, Nûreddinzâde Halvetî çevresine mensup; kendisine ait Vâridât ve mektupları sonraki kataloglarda Niyâzî-i Mısrî’ye yanlışlıkla nispet edilebilen sûfî müelliftir.
âridât
âridât ç. a. [Ar. vârid’in ç. b.] tas. Tasavvuf inancında, sûfînin içine doğan nesneler veya İlâhî değerler.
ridâ
GbJ [Ar.] Hac veya umre şler ibadeti sırasmda, ihrama girmek h’a için günlük elbiselerini çıkaraahrak büründükleri ve havlu cinsi lerörtüden baş hariç vücudun belden yukarı bölümünü kapatan a. iki parça giysi. vli
Vâridât-I İlâhiyye
Allahü teâlâdan gelen feyzler ve ilhamlar. Vâridât-ı ilâhiyyenin hepsi âdet-i ilâhiyye içinde yâni bir sebeb altında meydana gelmektedir. (Abdülhakîm bin Mustafa) Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin çok kerâmetleri görüldü. En büyük kerâmeti, gelen sâdık kimselerin kalblerine teveccüh (nazar) ederek feyz ve bereketle doldurmasıydı. Binlerce âşıkı bir bakışta vâridât-ı ilâhiyyeye kavuştururdu. (Raûf Ahmed Müceddidî)
Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı
Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.
Bandırmalızâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin şeyhi olduğu tekkedir; büyük oğul Küçük Hâmid Efendi Selâmi Ali Efendi Tekkesi'nin meşihatını üstlendiğinden, babasının vefatından (1166/1752-53) sonra posta o geçti. Vefatından sonra tekke Hâşimiyye'nin âsitânesi ve pîr evi olarak faaliyet göstermiş, posta önce oğlu Şeyh Mehmed Galib Efendi, sonra onun neslinden gelen şeyhler oturmuştur. Tekkenin yerinde dedesi Hâmid Efendi'nin mütevazi bir evi bulunduğu ve dergâhın bu binanın genişletilip yeniden inşasıyla kurulduğu rivayet edilir. Çoğunluğu ahşap olan tekkenin fevkanî cami-tevhidhânesi sütunlara oturan bir çıkma ile genişletilmişti; harem ve selâmlığa ait odaları vardı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış kuzey kesiminde, etrafı demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası yer alıyordu; daha küçük sandukalar sonraki şeyhlere ve aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasından sonra Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Üsküdar'da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki aynı arsanın güney ucuna nakledilmiştir. Avlusundaki kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış, üzerine yeni harflerle "Üsküdarlı Hâşim Baba" levhası asılmıştır. Şeyhi Hasan Baba'nın kabri de bu tekkenin avlusunda bulunmaktaydı.
Serez (idam ve ilk kabir)
Serres · Yunanistan · Padişahın huzuruna getirildiği, kurulan ilim heyetinin kararıyla 1420'de idam edilip defnedildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.
Kaygusuz Abdal Bektaşî Tekkesi (Kasrülayn)
Kahire · Mısır · Celvetî âdâb ve erkânını öğrenerek büyüdükten sonra Bektaşîliğe meyledip Mısır Kasrülayn'daki bu tekkenin şeyhi Hasan Baba'ya (ö. 1170/1756) intisap etti, ondan el aldı. Hasan Baba'nın kabrinin Bandırmalızâde Tekkesi'nin avlusunda bulunmasına bakılırsa bu yakınlığın ileri derecede olduğu anlaşılır.
Bâmeîn
Bağşûr yakınlarındaki yerleşim. Hemedânî, hayatının son yıllarını geçirdiği Herat'tan Merv'e dönerken burada vefat etti (22 Rebîülevvel 535 / 5 Kasım 1140) ve önce buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.
Çiçekçi Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Tekkenin yıkılmasından sonra naaşının nakledildiği yer. Babası Yûsuf Nizâmeddin Efendi'nin naaşı Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba'nınki ise aynı arsanın güney ucuna taşınmıştır. Daha önce Bandırmalızâde Tekkesi türbesinin kuzey kesiminde, etrafı basit demir parmaklıklarla kuşatılmış yüksek ahşap sandukası bulunuyordu.
Simavna
Simavna · Yunanistan · Edirne yakınlarında, bugün Yunanistan topraklarındaki doğum yeri; “Simavna Kadısı Oğlu” nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.
Merv Hankahı
Merv · Türkmenistan · Yûsuf el-Hemedânî’nin Merv’deki irşad merkezi olan hankahtır; Hâcegân geleneğinde bu hankah “Horasan Kâbesi” olarak anılır. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.
II. Mahmud Türbesi hazîresi
İstanbul, Divanyolu · Türkiye · 1924 mübadelesiyle Serez'den getirilen kemiklerinin, çeşitli yerlerde saklandıktan sonra 1961'de defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.
Kaygusuz Abdal Tekkesi (Kasrülayn)
Kahire · Mısır · Mısır'da bulunduğu sırada şeyhi Hasan Baba'dan Bektaşîlik el aldığı Kahire'deki meşhur tekke. İlişkili kişi dosyası Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (Hâşim Baba) : Bu kayıt Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba ana dosyasıyla birleştirildi.
Bektaşî Âsitânesi (Pîr Evi)
Hacıbektaş · Türkiye · Bektaşîlik muhabbetiyle Hacıbektaş'taki bu âsitâneye gidip dört yıl kadar orada ikamet etti; Dimetokalı Seyyid Kara Ali Baba'nın postnişinliği zamanında bir ara dedebabalık yaptıysa da Bektaşîler'in bir kısmı onun şeyhliğine karşı çıkmıştır. Bir müddet de İstanbul'da Bektaşîler'in temsilcisi olmuştur.
Kahire
Kahire · Mısır · Mübârek Şah'tan mantık ve felsefe okuduğu, Sultan Berkuk'un oğlu Ferec'i üç yıl eğittiği, Ahlatlı Şeyh Hüseyin'e intisap edip çilesini doldurduğu ve şeyhlik makamına geçtiği şehir. İlişkili kişi dosyası Şeyh Bedreddin-i Simâvnâvî : Şeyh Bedreddin (ö. 1420), Simavna kadısının oğlu; Kahire’de fıkıh tahsil eden, Hüseyin Ahlâtî’ye intisap eden, Musa Çelebi’nin kazaskerliğini yapan ve eserleri etrafında yoğun tartışmalar doğuran Osmanlı âlimidir.
Celvetiyye ve Halvetiyye Arasındaki Fark
Ortak kök, farklı sülûk vurguları. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Rifâiyye'nin Kıyafet, Sembol ve Cihaz Dünyası
Hırka, tâc, destâr, ridâ, kemer, gül mührü, alem ve merasim eşyaları
Hâşim Baba: Celvetîlik, Bektaşîlik ve Melâmîlik Arasında
Celvetî çekirdek Mustafa Hâşim, Bandırmalızâde Tekkesi’nde Celvetî şeyhi Yûsuf Nizâmeddin Efendi’nin oğlu olarak yetişti. Kendi Vâridât ındaki sülûk anlatısı ve Hâşimiyye’nin kullandığı Celvetî tâcı bu çekirdeği açıklar. Bektaşî temas Kaygusuz Abdal Tekkesi şeyhi Hasan Baba’ya intisabı ve Hacıbektaş’ta kalışı, Bektaşîl
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
SEMÂ ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta
GÜNDÜZÜ KARŞILAMA ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 49. bölüm · Allahu Teâlâ buyurur ki: “Gündüzün iki tarafında namaz kıl ’’ (Hûd (11), 114.) Müfessirler, Allahu Teâlâ’nın, günün bir tarafı ile sabah namazını kastettiği hususunda ittifak hâlin
MAKÂMLAR HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞLERİ
Avârifü’l-Maârif · 60. bölüm · 1-TEVBE HAKKINDAKİ SÖZLERİ Ruveym demiştir ki: “Gerçek tevbe; kulun tevbesinden tevbe etmesidir.” Denilmiştir ki, bu sözün mânası, Râbiatü’l-Adeviyye’nin şu sözü ile aynı manadadır
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 196–203
Muzaffer Ozak Külliyatı · Melekler, onun bu isteğinin pek büyük olduğunu gördüler ve: — Yâ Rab!.. Cennete ve nezd-i ilâhinde bir ev istiyormuş, dediler. Allahu sübhanehu ve tealâ buyurdu: — Âsiye kuluma ist
Sayfalar 204–211
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Siz nasıl olursanız, başınıza öyle veli gönderilir.) Hadis-i şerifi, bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Firaun'a, Hz. Musa aleyhisselâm eliyle gösterilen mu'cize bir asa idi. Bu asayı
Sayfalar 426–433
Muzaffer Ozak Külliyatı · Mazhar-1 sırrı Hudâ, Mesher-i feyz-i atâ, Meş'ar-i pûş-i hata, Pir sultan Abdülkadir.. İns-ü cin oldu hayran, Melekler kıldı devran, Arsı eyledi seyran, Pir sultan Abdülkadir.. Ber
Sayfalar 392–398
Muzaffer Ozak Külliyatı · lar, sahralar, yazlar, kışlar ve baharlar, arşlar, kürsiler, cennet ve cehennem, huri ve gılman, kevser ve vildan, çarh-ı felek ve her canlı melek onun için, onun emrine müsahhar k
Sayfalar 469–476
Muzaffer Ozak Külliyatı · ALEM-ÜL-İYMANİ (Sallallahu aleyhi ve sellem) Resûl-ü müctebâ, iyman alâmeti olduklarından, kendilerine Alem-ül-iyman ism-i şerifi verilmiştir. ALEM-ÜL-YAKİN (Sallallahu aleyhi ve s