Ara
Menü

GÜNDÜZÜ KARŞILAMA ÂDABI

1.239 kelime

Allahu Teâlâ buyurur ki: “Gündüzün iki tarafında namaz kıl ’’ (Hûd (11), 114.) Müfessirler, Allahu Teâlâ’nın, günün bir tarafı ile sabah namazını kastettiği hususunda ittifak hâlinde oldukları halde; günün diğer tarafı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazıları, bunun akşam namazı olduğunu söylerken; bazıları da onun yatsı namazı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bir grup âlim de sabah ve öğle namazı günün bir tarafı, ikindi ve akşam namazı da diğer tarafı olduğunu; “ve geceye yakın bir kısımda” âyetinin ise, yatsı namazını ifade ettiğini söylemişlerdir. Allahu Teâlâ, bu âyetin devamında, namazın bereketinin büyüklüğünden, fâide ve neticesinden bahsederek: “Hiç şüphesiz iyilikler (namaz ve diğer hayırlar) kötülükleri yok eder.” buyurmuştur. Rivâyet edildiğine göre; Ebu’l-Yüsr Kab b. Amr el-Ensârî hurma ticâreti yapardı. Bir kadın kendisinden hurma satın almaya geldi. Ka’b, kadına: “Bu hurmalar pek iyi değil, istersen evde daha güzeli var, ondan vereyim!” dedi. Kadın: “Olur.” deyince, onu evine götürdü. Eve varınca, kadına sarılıp öptü. Kadın: “Allah’dan kork, yapma!” deyince, Ka’b pişman oldu ve kadını bıraktı. Sonra Rasûlullah’a (s.a.v) gelerek:

373- ( Bkz: Buhârî, Teheccüd, 12; Müslim, Müsâfirin, 207. Ebû Dâvud, Tatavvu’, 17; ibnu Mâce, İkâme, 174.) 374- (Buhârî, Teheccüd, 13; Müslim, Müsâfirin, 205. Nesâî, Kıyâmu'l-leyl, 5; İbnu Mâce, İkâme, 174.)

“Yâ Resûlallah! Yabanca bir kadını kendine çağırarak cimâ hâriç, onunla her fiili yapan kimse hakkında ne buyurursunuz?” diye sordu. Bunu işiten Hz. Ömer (r.a): “Allah kusurunu örtmüşken, sen de gizleseydin ya!” diye adamı uyardı. Rasûlullah (s.a.v) hiçbir cevap vermedi, sadece: “Rabbimin hükmünü bekle!” buyurdu. O sırada ikindi namazının vakti girdi. Rasûlullah (a.s), ikindi namazını kıldı. Namaz bitince, Cebrâil (a.s): "İyilikler kötülükleri temizler.” (Hûd (11), 114). âyetini indirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (a.s): “Ebu’l-Yasr nerededir?” diye sordu. O da: “Buradayım Ya Resûlallah” dedi. Rasûlullah (a.s): “Bizimle beraber namaz kıldın mı?” diye sordu: O da: “Evet.” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Haydi git, bu namaz o günâhına keffarettir!” buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a): “Yâ Resûlallah! Bu sadece ona mı mahsustur, yoksa biz de şâmil mi?” diye sorunca, Rasûlullah (a.s): “Hayır, sadece ona değil, bütün insanlara âittir.” 375 buyurdu. Kul, fecir doğmadan önce kalkarak güzelce tahâret ve abdestini tamamlayıp, sabah namazına hazırlanmalıdır. Gecenin evvelinde zikrettiğimiz gibi; şehâdet kelimesini söyleyip imanını tazeleyerek fecri karşılamalıdır. Kendisi müezzin ise ezanı okur, değilse; edebine uygun olarak müezzinin sözlerine mukâbelede bulunur. Sonra, sabah namazının iki rekât sünnetini kılar. İlk rekâtında zamm-ı sûre olarak, “Kâfirûn” sûresini, ikinci rekâtta da “İhlâs” sûresini okur. Veya isterse ilk rekâtta “Bakara” sûresinin 136. âyetini, ikinci rekâtta da “Âl-i İmrân” sûresinin 53. âyetini okur. Sonra, Allah’dan günahları için istiğfar eder ve kolayına geldiği kadar Allah’ı tesbih eder. Eğer kısaca:

“Günahım için Allah’dan affımı isterim. Rabbime hamd ederek O’nu tesbih ederim.” Zikrini yaparsa, maksad olan tesbih ve istiğfarı yapmış olur.

Sonra şu duâyı okur:

“Allahım Efendimiz Muhammed’e ve onun âline salât eyle! Allahım! Senin fazl-ı kereminden, gönlümü sana bağlayacak darmadağınık hâlimi bir araya toplayacak, dağınık işlerimi birbirine yaklaştıracak, benden fitneleri defedecek, dinimi islâh, bâtınımı muhafaza edecek, zâhirimi yükseltecek, amelimi temizleyecek, yüzümü ağartacak, bana rüşdümü ilkâ edecek ve beni bütün kötülüklerden koruyacak bir rahmet isterim. Allahım! Senden bir daha küfre düşmeyecek şekilde sâdık ve yakînî bir iman, beni dünya ve âhirette lutûf ve kereminin en yüksek mertebesine ulaştıracak olan bir rahmet istiyorum.

375- (Ebû Dâvud, Hudud, 31; Tirmizî, Tefsiru Sûre, 11, Ahmed, Müsned, I, 445; İbnu Kesir, Tefsir, İl, 235-236; Ali Nasıf, Tâc, IV, 149.)

Allahım! Senin fazlından, kazalarda sabır ve kurtuluşu, şehidlerin mertebelerini, iyilerin yaşayışını, düşmanlara karşı gâlib gelmeyi ve Peygamberlerine arkadaşlığı isterim. Allahım! Her ne kadar görüşüm kısa, amelim zayıf ve noksan da olsa, ihtiyacımı sana arz ediyorum. Ben senin rahmetine muhtacım. Ey bütün işleri görüp gönüllere şifâ veren Allahım! Kudretinle, yan yana iki denizi birbirine karıştırmayıp aralarını ayırdığın gibi; beni de Cehennem azabından, helak oldum diye bağıranların kötü akıbetinden ve kabirlerin fitnesinden uzaklaştırıp korumanı istiyorum. Allahım! İstemeye görüşümün yetişmediği, ulaşmaya amelimin zayıf kaldığı, niyetimin ve arzumun ulaşamadığı, kullarından herhangi birine vaad yahut vermeyi murâd ettiğin her türlü hayrı, candan arzular ve onları senden isterim, Ya Rabbelâlemin! Allahım! Bizi haktan sapan ve saptıranlardan değil, hidayette olup hidayete vesile olanlardan, düşmanlarınla harb halinde, dostların için bir selâmet olan, insanları senin için seven ve halktan sana isyan edenlere de senin için düşmanlık eden kullarından eyle. Allahım! Ben gücümün yettiği kadar sana duâ ediyorum. Kabul et. Kabul şendendir. Elimden gelen budur. Güven ve teslimiyetim sanadır. Biz Allah içiniz, O’na döneceğiz. Kudret ve kuvvet ancak sağlam Kur’an ipinin ve doğru işin sahibi yüce Allah’a âittir. Allahım! Senden, kıyâmet gününde emniyeti, ebedî günlerde de ahdini yerine getiren, çokça rükû ve secde eden, huzuruna yaklaştırdığın ve kabul buyurduğun sevgili kullarınla beni Cennete koymanı dilerim. Gerçekten sen çok acıyan ve çok sevensin; dilediğini yaparsın. Ey İzzet ridâsına bürünüp herkese gâlip olan Allahım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ey ululuk ridâsına bürünüp te onunla kullarına lütuf eden Allahım! Seni noksan sıfatlardan takdis ederim. Tesbih ve takdisi ancak kendisine lâyık olan Allah’ı tesbih ederim. Sonsuz ihsan ve nimet sahibi Mevlâyı tenzih ederim. Lütuf ve kerem sahibi Allah’ı takdis ederim. Her şeyi ilmiyle bilip sayan Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Allahım! Kalbime bir nûr ver. Kabrimde, kulağımda, gözümde, saçımda, tenimde, etimde, kemiğimde, kanımda, önümde, arkamda, sağımda solumda, üstümde, altımda benim için nur yarat. Allahım, nurumu artır, bana nur ver. Benim için nur yarat!” (Tirmizî, Deavât, 29. Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, I, 219. (No: 1477).)

Bu duânın büyük bir te’sir ve bereketi vardır. Bu duâyı ezberleyip amel eden herkeste apaçık bir hayır ve bereket gördüm. Bu duâ, sıddıkların birbirine ezberlenip amel edilmesini tavsiye ettikleri bir duâdır. Rasûlullah’ın (s.a.v) bu duâyı sabah namazının sünneti ile farzı arasında okuduğu rivâyet edilmiştir. (Tirmizî, Deâvât, 29.) Sonra sabah namazını cemaatle kılmak için mescide gider. Evinden çıkışında şu duâyı okur:

“De ki: Rabbim! Beni dahil edeceğin yere hayır ve bereketle dahil et. Beni çıkaracağın yerden de hayır ve bereketle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver. ” (İsra (17), 80.)

Yolda şu duâyı okur:

“Allahım! Senden isteyenler aşkına ve senin için attığım bu adımlar hürmetine! Çünkü ben, şer, kibir, gösteriş ve riyâ için çıkmadım. Ancak azabından korkarak ve rızânı umarak çıktım. Beni Cehennemden korumanı ve günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Zirâ senden başka günahları affedecek kimse yoktur.” Ebû Said el-Hudrî (r.a), Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kim bu duâyı namaza çıktığı zaman okursa, Allahu Teâlâ, onun bereketine, kendisine istiğfâr edecek yetmiş bin melek görevlendirir ve namazını bitirinceye kadar ona lütuf ve keremiyle yönelir.1 Namaz için mescide gireceği yahut seccadesine geldiği zaman şöyle duâ eder:

“Allahın ismiyle, hamd Allah’a mahsusdur. Salat ve selam Allah’ın rasûlune olsun. Allahım! Günahlarımı mağfiret et. Bana rahmet kapılarını aç!”

Mescide yahut seccadesine giderken önce sağ ayağını, çıkarken de sol ayağını önce atar. Sûfinin seccâdesi, ev ve mescid hükmündedir Sonra cemaatla sabah namazını kılar. Selam verdiği zaman şu zikri okur:

“Allahtan başka ilâh yoktur. O, tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur; hamd ona mahsustur. O, diriltir ve öldürür. Kendisi daima hayattadır, ölmez. Hayır onun elindedir. O, her şeye kâdirdir. Allah’tan başka ilâh yoktur. O, va’dini gerçekleştirdi. Kuluna yardım etti. Ordusunu gâlip getirip düşmanları hezimete uğrattı. Allah’tan başka ilâh yoktur. Nimet, fadl, senâ iyilik sahibi Odur. Allah’tan başka ilah yoktur. Biz, kafirler sevmeseler de dini ihlasla Allah için yaşayarak, sadece ona ibâdet ederiz.” Sonra Esmâu’l-Hüsna’yı sonuna kadar okur: Duâ ibâdetin özüdür. Biz de bereketini ümid ettiğimiz bu duâları burada zikrettik. (Müellifin kitabında zikrettiği bu duâlar, hadis ve duâ kitaplarının ilgili bölümlerinden derlenmiştir. Çokça uzun olduğu için burada zikretmedik.) Bu duâlar, Ebû Talib el-Mekkî’nin “Kûtu’l-Kulûb” adlı eserinde de nakledilmiştir. O bunları kaynaklarından almıştır. Onun naklettiği haberlere tamamıyla güvenilir ve onlarda bereket vardır. Bu yüzden, yalnız veya cemaatle namaz kılan, imam olsun, cemaat olsun, bu duâları okumalıdır. Onlardan dilediği kadarını kısaltabilir.