ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
34 sonuç · “melâ'”
01Bayrâmî Melâmîliği
Bıçakçı Ömer Dede'den sonra Osmanlı coğrafyasında gelişen; kutup merkezli silsile, tevhid yorumu ve zaman zaman siyasî baskılarla şekillenen ikinci devre.
Kassâriyye Melâmîliği
9-10. yüzyıl Nişâbur çevresinde belirginleşen; ihlâs, ameli gizleme, nefsi itham ve çalışıp kazanma ilkelerini öne çıkaran Melâmetî çevre.
Melâmîlik
Melâmîlik, mânevî hâlleri gösterişten koruma, kişinin kendi nefsini itham etmesi ve halk içinde sade bir hayat sürmesi etrafında gelişen tasavvufî tavırdır; tarih boyunca üç ana devre hâlinde incelenir.
Melâmiyye-i Bayramiyye
Melâmiyye-i Bayramiyye, Bayramiyye içinde tarihî silsile ve kurucu nispetiyle belirginleşen koldur.
Nûriyye Melâmîliği
Muhammed Nûru'l-Arabî'nin on dokuzuncu yüzyılda Rumeli'de geliştirdiği; Nakşibendî eğitim, Ekberî irfan ve Melâmî tavrı tevhid mertebeleri etrafında birleştiren çevre.
Enveriyye
Osman Şems Efendi'nin Kādirî-Üveysî ve melâmet neşveli ev sohbeti, şiir ve ilâhi çevresi.
Abdullah Bosnevî
Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Ahî Muhammed Nûr el-Halvetî
Ahî Muhammed Nûr el-Hârizmî, İbrâhim Zâhid Geylânî’nin halifesi; Pîr Ömer el-Halvetî’nin amcası ve mürşidi olarak Halvetiyye’nin teşekkülündeki temel aktarım halkasıdır.
Ahmed Amiş Efendi
Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Ali Örfî Efendi
Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.
Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba
Bandırmalızâde Mustafa Hâşim Baba (1130/1718-1197/1782-83), Üsküdar’da Celvetî terbiyesiyle yetişen; Mısır ve Hacıbektaş’ta Bektaşîlik tecrübesi kazanan, melâmet yorumunu Dîvân, Vâridât, Ankā-yı Maşrık ve Devriyye-i Ferşiyye’de işleyen mutasavvıf şairdir.
Başmakçı Ali Dede
Başmakçı Ali Dede, Hâşimî Emîr Osman Efendi’nin halifesi olan; Kasımpaşa Küçükpiyale’de kendi adıyla anılan tekkeyi kuran ve Bayramî-Melâmî irşadını sürdüren şeyhtir.
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi
Bezcizâde Mehmed Muhyiddin Efendi (ö. 1020/1611), Konya ve Lârende’de yetişip İstanbul ile Üsküdar’da irşad, vaaz, şiir ve mûsikiyi birleştiren; Halvetî terbiyesiyle Melâmî-Hamzavî sohbet çevresinin kesişiminde duran sûfî, şair ve bestekârdır.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey
Bursalı Mehmed Tâhir Bey (1861–1925), Rumeli ve Anadolu kütüphanelerini, yazmaları ve mezar taşlarını tarayarak Osmanlı ilim, edebiyat ve tasavvuf mirasını belgeleyen; Harîrîzâde ve Muhammed Nûrü’l-Arabî’ye bağlı Melâmî şeyhi, subay, öğretmen, mebus ve modern Türk bibliyografyasının öncü ismidir.
Çalık Ali Efendi
Çalık Ali Efendi (ö. 973/1565-66), Mâlûl Emîr Efendi’den mülâzemet alan, Hekimzâde Çelebi Medresesi’nin ilk müderrisi olduktan sonra büyük şehirlerde kadılık yapan ve Konya kadısı iken vefat eden Osmanlı hukuk âlimidir. Ferâiz ve muâmelât alanındaki ta‘likatıyla, ilmi ve hilmiyle tanınmıştır.
Gazanfer Dede
Gazanfer Dede (ö. 973-974/1566), debbağlıktan Vizeli Alâeddin’in halifeliğine yükselen; Vize’de irşad eden ve Dîvân-ı Hümâyun’daki soruşturması Ebüssuûd Efendi’nin delil merkezli hukukî değerlendirmesine konu olan Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Hacı Kabâyî
Asıl adı Keyvân olan Hacı Kabâyî, Hacı Efendi ve bazı kayıtlarda Hacı Bayram adlarıyla da anılan, İdrîs-i Muhtefî’nin halifelerinden bir Melâmî-Hamzavî sûfîdir.
Hamdûn el-Kassâr
Hamdûn el-Kassâr (ö. III./IX. yüzyıl sonu, Nîşâbur); Melâmetiyye akımının ilk temsilcisi . Fıkıh ve hadiste yüksek dereceye ulaştıktan sonra tasavvufa yönelmiş, şekilciliğe karşı çıkan bir hareketin öncüsü olmuştur.
melâ'
(^^ [Ar.] Evrenin içinde dolu olan yer, doluluk anlamında kelâm terimi; “halâ” (bk. bu madde) karşıtı.
melâ'ike-i mu'akkıb
melâ'ike-i mu'akkıb a. (. X SıL) İnsanları önlerinden ve arkalarından izleyen melekler. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Ra'd suresi” nin 11. ayetinde geçmektedir. melâ'ike-i mukarrabûn /
melâ'ike-i kirâm
melâ'ike-i kirâm a. Büyük melekler. Bu melekler, kaynaklarda Cebrail, Mikâil, İsrafü ve Azrâil olarak zikredilmektedir.
melâ'ike-i hazene
Cennetin kapılarında cennete girecek müminleri ve cehennem kapısmda cehennemlik kâfirleri karşılayacak olan meleklere verilen ad. Cenne kapısındakilere “rıdvân”, cehennem kapısındakilere “zebânî” adı verilmektedir. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Zumer suresi” nin 71 ve 73. ayetlerinde, “Mü'min suresi” nin 49. ayetinde ve “Mülk suresi” nin 8. ayetinde geçmektedir. melâ'ike-i keribiyyûn a. Arşın etrafında dolaşan melekler. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Mü'min suresi” nin 7 ve 9. ayetlerinde geçmektedir
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 85–92
Muzaffer Ozak Külliyatı · inkâr ederse, kâfir olur. Zira, farzlar kesin delillerle sabit olmuştur. Vâcipler ise zanni delillerle sübut bulmuştur. Bundan dolayı vâcibi inkâr eden kâfir olmaz, fakat işlemeyen
Sayfalar 125–133
Muzaffer Ozak Külliyatı · -erara000-o006-00.00 s000 Ve âlâ melâ'iketik-el mukarrebiyn Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn Ve gafele an zikrik-el ga
Sayfalar 109–115
Muzaffer Ozak Külliyatı · şi Nemrud'un ve kavminin üzerlerine savurup onları yakmayı ve yağmurlarla ateşi söndürmeyi teklif etti. Ibrahim aleyhisselâm, bu teklifi reddettiği gibi, yardımına gelen Cebrail al
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 144–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Innallâhe ve mel'iketehû yusallûne alen-Nebiy - Yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû lesliymâ... (Allahu teâlâ ve melekleri, Nebiyullah'a salât ederler. Ey iyman edenler
Sayfalar 137–144
Muzaffer Ozak Külliyatı · Üçüncü hicaba HICAB-ÜL-MİNNET adını verdi ve minnet hicabında da ruh-u Muhammediyye'yi on bin sene karar ettir. di. Ruh-u Muhammedi bu hicapta da: SÜBHANE MEN HÜVE DÂ'İMÜN zikriyle
Sayfalar 149–155
Muzaffer Ozak Külliyatı · yet buyurmasaydın, kendiliğimizden Hak yolunu bulamazdık, bizleri huzurundan mahrum eyleme... Sana ve rizayı ilâhiyyene varan o dosdoğru yolda bizleri sâbit-kadem eyle... Sen, bizl