HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Debbağlıktan irşad postuna
İlk yıllarında debbağlıkla geçiniyordu. Daha sonra bu mesleği bırakarak Bayramiyye şeyhlerinden Vizeli Alâeddin Efendi'ye intisap etti ve ondan hilâfet aldı. Şeyhinin vefatından sonra onun zâviyesinde irşad görevini sürdürdü.
İstanbul'daki soruşturma
Hakkındaki çeşitli ithamlar sebebiyle İstanbul'a götürülerek soruşturuldu. Atâyî'nin naklettiği Ebüssuûd Efendi mektubu, isnatların eksiksiz ve usulüne uygun biçimde ispatlanmasını ister; yalnız şöhret, kalabalık mürid çevresi veya başka bir zümreye benzetilmenin cezalandırma için yeterli olmadığını belirtir.
Ebüssuûd'un ihtiyatlı değerlendirmesi
Mektup, zekât ve helâl-haram hükümlerine aykırı sözler gerçekten sabit olursa bunun ağır sonuçları olacağını söyler. Buna karşılık soruşturmanın eksik kaldığını, güvenilir âlimlerin Gazanfer hakkındaki olumlu kanaatlerinin de dinlenmesi gerektiğini, şeriata aykırılık ispat edilemezse serbest bırakılmasının uygun olacağını vurgular. Böylece isnat, delil ve hüküm birbirinden ayrılır.
Vefatı ve zâviye hazîresi
974/1566-67'nin başlarında vefat etti. Şeyhinin zâviyesi sahasında, Şeyhî Çelebi'nin yanında defnedildiği kaydedilir. Zâviyenin güncel kimliği kesinleştirilmeden harita noktası üretilmedi.
Halifeleri ve sonraki hafıza
Sefîne-i Evliyâ, Vizeli Bâlî ile Hâşimî Emir Osman'ı Gazanfer Dede'nin irşad çevresinde anar. Bu sonraki nakiller, Atâyî'nin çağdaşa yakın biyografisiyle karşılaştırılarak ayrı aktarım katmanında tutulur.
