ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
43 sonuç · “Zenb”
01Zenbûriyye-i Sâdıkiyye
Muhammed Sâdık Erzincânî'nin Nakşibendiyye-Müceddidiyye'den aldığı beş letâif terbiyesiyle Kādiriyye-Abdülvehhâb nispetli yedi esmâ tertibini bir arada uygulamasıyla oluşan Osmanlı irşad kolu.
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Abdülcelîl-i Bitlisî
Abdülcelîl-i Bitlisî (ö. 1160/1747), Bitlis’ten İstanbul’a gelen; Müştâkiyye silsilesinde Hacı Hasan-ı Şirvânî’nin, Zenbûriyye’nin Kādirî icazet hattında ise Şems-i Bitlisî’nin önünde yer alan Kādirî şeyhidir.
Abdürrahim Künhî Dede
Abdürrahim Künhî Dede (1183/1769–1247/1831), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde yetişen; Hicaz Mevlevî âyini ve Anberefşan makamıyla klasik mûsikiye katkıda bulunan, kudümzenbaşılıktan dergâh meşihatına yükselen Mevlevî şeyhi ve şairdir.
Baldırzâde Abdurrahman Efendi
Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Beşiktaşlı Yahyâ Efendi
Beşiktaşlı Yahyâ Efendi (1495–1571), Kanûnî Sultan Süleyman’ın sütkardeşi; Zenbilli Ali Efendi’nin talebesi, Sahn-ı Semân müderrisi, Müderris mahlaslı şair ve Beşiktaş’taki geniş hayır çevresinin kurucusudur.
Burhânüddîn
Burhânüddîn, Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında kaydettiği Zenbûriyye-Kādiriyye silsilesinde Kāsım Şerefüddîn’den sonra, Abdürrezzâk Hamevî’den önce yer alan aktarım halkasıdır. Tam adı, tarihi ve coğrafyası henüz bağımsız bir kaynakla doğrulanmamıştır.
Cemâlîzâde Abdülbâkî Efendi
Cemâlîzâde Abdülbâkî Efendi (ö. 1010/1601-02), Zenbilli Ali Cemâlî Efendi’nin torunu; Sahn ve Edirne Sultan Bayezid medreselerinde müderrislik, Lofça, Halep, Mekke, Bursa ve Mısır’da kadılık yapan; Makrîzî’nin el-Hıtat’ını Türkçeye çeviren Osmanlı âlimi, kadısı ve hayır sahibidir.
Ebû Sa‘d el-Muharrimî (el-Mahzûmî)
Ebû Sa‘d Mübârek b. Ali el-Muharrimî, kaynaklarda el-Mahzûmî nisbesiyle de anılan Bağdatlı Hanbelî fakihi ve sûfîdir. Abdülkādir-i Geylânî’ye fıkıh öğreten ve Bâbülerec’teki medresesini ona bırakan şeyh olarak Kādirî aktarımında merkezi yer tutar.
Ebü’l-Abbas Ahmed
Ebü’l-Abbas Ahmed, Yahyâ Âgâh İstanbulî’nin Ankara Millî Kütüphane 3200 numaralı istinsahında Zenbûriyye-Kādiriyye aktarım zincirinde Muhammed Ma‘sûm Müzenî ile Şemsüddîn Muhammed Irâkî arasında adı geçen halkadır.
Ebü’l-Ferec Muhammed et-Tarsûsî
Ebü’l-Ferec Muhammed b. Abdullah et-Tarsûsî (ö. 447/1055), kaynaklarda Kudüs şeyhi diye anılan; Abdülvâhid et-Temîmî’den hırka alıp Ebü’l-Hasan el-Hakkârî’ye aktaran, Kādirî silsilenin erken âlim-sûfî halkasıdır.
Ebü’l-Hasan Abdülazîz b. Hâris et-Temîmî
Ebü’l-Hasan Abdülazîz b. Hâris et-Temîmî (317/929–371/981-982), Hanbelî fıkıh ve hadis çevresinde yetişen Bağdatlı âlimdir. Tasavvuf silsilelerinde Ebû Bekir eş-Şiblî’den sonra, oğlu Ebü’l-Fazl Abdülvâhid’den önce anılır.
Ebü’l-Hasan Ali el-Kureşî el-Hekkârî
Ebü’l-Hasan Ali el-Kureşî el-Hekkârî (409-486/1018-1093), tabakat kaynaklarında âlim, muhaddis ve zâhid olarak anılan; Kādirî hırka silsilelerinde Ebü’l-Ferec et-Tarsûsî ile Ebû Sa‘d el-Muharrimî arasında gösterilen erken dönem sûfîsidir.
Zenb
Arapça, günah demektir. Cürcânî, bunu, seni Allah’tan ayıran şey, diye tarif eder.
Bâbülerec Medresesi
Bağdat · Irak · Bağdat'ta Bâbülerec'deki medresesi. Kaynakta "hocası Ebû Saîd'in kendisine tahsis ettiği Bâbülerec'deki medrese" diye anılır: fıkıh talebesi Abdülkādir-i Geylânî burada hadis, tefsir, kıraat, fıkıh ve nahiv okutmuş ve vaaz vermeye başlamıştır.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Şeyh Mehmed Celâleddin Dede ile nazariyat çalıştığı, neyzenlik yaptığı ve 1922'de neyzenbaşılığına tayin edildiği dergâh; yegâh âyinini burada besteledi. Tekkeler kapatılıncaya kadar üç yıl bu görevde kaldı.
Alaca Minare Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Üsküdar'da Kartal Baba Caddesi üzerinde Hacı Hüseyin Dede'nin tesis ettiği tekkedir; üçüncü şeyhi Zenbûriyye'nin pîri Müftîzâde Muhammed Sâdık Erzincânî'dir. İbrâhim Hamdi, Sâdık Erzincânî'den sonra bu tekkenin postnişini olmuştur. Zenbûrî tarîkatnâmesindeki vefeyat listesi onun vefatını “Üsküdar'da dergâhta” kaydıyla verir. Tekke sonraki dönemde Hâlidiyye'ye intikal etmiş, 2014-2015'te yeniden inşa edilmiştir.
Bergama
Bergama · Türkiye · Tercüme-i hâl doğum yerini Aydın vilâyetinin Bergama kazası olarak verir; hıfzını da burada tamamlamıştır. Nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Yûşa‘ Makamı (Yuşa Tepesi)
İstanbul · Türkiye · Yûşa‘ peygamberin kabri olduğu kabul edilen ve keşfi Beşiktaşlı Yahyâ Efendi'ye nisbet edilen makam; günümüzde de önemli bir ziyaretgâhtır. İlişkili kişi dosyası Beşiktaşlı Yahyâ Efendi : Beşiktaşlı Yahyâ Efendi (1495–1571), Kanûnî Sultan Süleyman’ın sütkardeşi; Zenbilli Ali Efendi’nin talebesi, Sahn-ı Semân müderrisi, Müderris mahlaslı şair ve Beşiktaş’taki geniş hayır çevresinin kurucusudur.
Kalenderhane Medresesi
İstanbul · Türkiye · 944 Rebîülâhirinde 40 akçe ile Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin yerine müderris olduğu medrese. İlişkili kişi dosyası Baldırzâde Abdurrahman Efendi : Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Zenbilli Ali Efendi Mescidi, Mektebi ve Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Zeyrek'te kendi yaptırdığı mescid ve mektebin hazîresinde medfundur. Tek kubbeli, kare planlı Ali Cemâlî Efendi Mektebi Zeyrek Yokuşu'nda 1523-1525 yılları arasında inşa edilmiştir. Oğlu Muhyiddin Mehmed Şah (Molla Çelebi) da mektebin bitişiğinde babasının kabri yanına defnedilmiştir.
Müftü Ali (Zenbilli Ali) Efendi Camii
İstanbul · Türkiye · Zenbilli Ali Efendi tarafından mescid olarak yaptırılmış, 932'de (1525-26) cami haline getirilmiştir. Yakınında bulunan ve 1960'ta ortadan kaldırılan Müftü Hamamı'nın geliri bu camiye, mescide ve mektebe vakfedilmiştir.
Kırkağaç
Kırkağaç · Türkiye · İlim tahsili için geldiği ve Nakşibendiyye-Kādiriyye yolundan Kırkağaçlı el-Hâc Muhammed Emin Efendi'ye intisap ettiği yerdir; mürşidinin burada da bir tekkesi vardı ve kendisi orada defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Yoros'ta yaptırdığı mescid, medrese ve hamam
İstanbul · Türkiye · Kınalızâde Hasan Çelebi, Yahyâ Efendi'nin Anadolukavağı'nda Yoros'ta bir mescid, medrese ve hamam yaptırdığını yazar. Menâkıb'da da sık sık Yoros'a giderek dinlendiği belirtilir. İlişkili kişi dosyası Beşiktaşlı Yahyâ Efendi : Beşiktaşlı Yahyâ Efendi (1495–1571), Kanûnî Sultan Süleyman’ın sütkardeşi; Zenbilli Ali Efendi’nin talebesi, Sahn-ı Semân müderrisi, Müderris mahlaslı şair ve Beşiktaş’taki geniş hayır çevresinin kurucusudur.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 962 Cemâziyelevvel - 967 Şâban arasında kadılık yaptığı şehir; kayda göre Medine kadılığında mevleviyet ilk defa ona verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Baldırzâde Abdurrahman Efendi : Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · İlk öğrenimini babasından bu dergâh çevresinde aldı; bir yıl sonra semâ meşkedip âyine girmeye başladı, mûsiki bilgisini de dergâhtaki mûsikişinaslardan edindi. Ağabeyi Ali Nutkî Dede’nin şeyhliği sırasında neyzenbaşılık yaptı; onun 1804’teki ölümü üzerine Hacı Mehmed Çelebi tarafından şeyhlik destârıyla buraya tayin edildi. 1814’te Kazasker Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi tarafından dergâhın vakıf işlerine bakmakla da görevlendirildi. Yapının kesin konumu kaynakta tarif edilmediğinden koordinat verilmemiştir.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Mevlevîlikte Semâ Meşki
Çivili tahta, çark, denge, zikir ve meydana çıkış. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Mevlevî Âyin Repertuvarı ve Bestekârlar
Makam adıyla anılan büyük form, meşk zinciri ve bestekâr çevreleri
Zenbûriyye: İki Yolun Cem‘i
Zenbûriyye'nin teşekkülü, zikr-i zenbûrî, inâbe belgesi, silsile katmanları, tekkeleri ve sonraki temsilcileri kaynaklar karşılaştırılarak açıklanır.
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle
Sayfalar 147–161
Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,
Sayfalar 145–151
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kısaca özetlemeğe çalıştığımız bu âlem-i ervahtan sonra, dört anâsır ile Hz. Adem aleyhisselâmın vücud-u şeriflerini yaratarak bütün cesetlere onu miftah eylemiştir. Netekim, bütün
Sayfalar 173–179
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ey mü'min ve muvahhid kardeşim!.. Ezan-ı Muhammediyye'yi duyduğun zaman bu duaları okursan mağfur olursun: Eşhedü en la ilâhe illallah vahdehu la şerike lehu Muhammeden abdühu ve R
Sayfalar 168–173
Muzaffer Ozak Külliyatı · de, buyuruyor: «Benim size in'âm ettiğim nimetlerimi sayınağa kalksanız, takatiniz yetmez, sayamazsınız.» diyor. (Ve in ta'uddo nimetallahi la tuhsuha.) (Sûre-i Ibrahim: 34) Meâli
Sayfalar 180–185
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bak, bu hikâyeyi ibretle oku. Sarhoşlukla, bilmeyerek anasını inciten bir kimsenin kabirde gördüğü azabı sana ve bana ibret levhası olarak önümüze serecektir. Aman içkiden sakın. Z
Sayfalar 221–230
Muzaffer Ozak Külliyatı · dır. Allahu teâlâyı noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Ne acep kerim oldu Allahu azim-üş-şân.. Ne acep azım oldu Allahu azım-uş-şan, ne acep halım oldu
Sayfalar 232–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · BOCT 90 0004 mu'azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükerremü sübhaneke yâ bâ'isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ'ise m
Sayfalar 218–224
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ab-ı rûy-i Habib-i ekrem için, Kerbelâ'da dökülen dem için, Şeb-i firkatte ağlayan göz için, Râh-i aşkında sürülen yüz için, Eyle yâ Rab!.. lûtfunu hem-râh... Bakma yâ Rab!.. bizim