Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “Veli

01
Kol

Siyasî Temsil ve Libya Krallığı

İdrîs es-Senûsî'nin diplomatik liderlik ve bağımsız Libya krallığı dönemi; tarikat postuyla devlet görevi ayrılır.

02
İlişkili yol

Bayramiyye

Hacı Bayrâm-ı Velî çevresinde Ankara merkezli teşekkül eden; farklı halife hatlarıyla Osmanlı coğrafyasına yayılan tasavvuf yolu.

03
İlişkili yol

Bektaşiyye

Hacı Bektâş-ı Velî'nin tarihî ve menkıbevî hafızası çevresinde Anadolu abdalları, Rumeli gazi-dervişleri ve XVI. yüzyılda Balım Sultan'ın düzenlediği erkânla teşekkül eden; Babagân ve Çelebiler otorite hatları bulunan tasavvuf geleneği.

04
İlişkili kol

Enveriyye

Osman Şems Efendi'nin Kādirî-Üveysî ve melâmet neşveli ev sohbeti, şiir ve ilâhi çevresi.

05
İlişkili kol

İshâkıyye / Karadağlık Hâceleri

Ahmed Kâsânî'nin halifesi Lutfullah Çûstî ve Hâce İshak Velî üzerinden Doğu Türkistan'a yayılan; Karadağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.

06
İlişkili kol

Karabaşiyye

Karabaş-ı Velî'nin İstanbul merkezli yayılma ve kurumsallaşma dönemini anlatan nispet. Kaynak, bunu ayrı bir tarikattan çok Şâbâniyye'nin güçlü devamı olarak yorumlar.

07
İlişkili yol

Şâbâniyye

Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.

08
Şahsiyet

Veliyyüddin b. Yûsuf Efendi

Şebinkarahisarlı Veliyyüddin b. Yûsuf (ö. yaklaşık 1651), Aziz Mahmud Hüdâyî’ye intisap eden; İstanbul’un çeşitli camilerinde vaaz verdikten sonra Şehzade Camii kürsüsünde görev yapan Celvetî şeyhidir.

09
Şahsiyet

Ahmed-i Bîcân

Ahmed-i Bîcân (ö. 870/1466’dan sonra), Gelibolu’da Hacı Bayrâm-ı Velî’nin irşad çevresinde yetişen; Envârü’l-âşıkīn başta olmak üzere Türkçe dinî, tasavvufî ve ansiklopedik eserleriyle Anadolu ve Balkan halk kültürünü etkileyen müelliftir.

10
Şahsiyet

Akşemseddin

Akşemseddin (792/1390, Şam – Rebîülâhir 863 / Şubat 1459, Göynük); Fâtih'in hocası, mutasavvıf, âlim-tabip ve şair. Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halifesi ve Bayramiyye'nin Şemsiyye kolunun kurucusudur .

11
Şahsiyet

Ali er-Rızâ

Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.

12
Şahsiyet

Baba Yûsuf Hakîkî

Baba Yûsuf Hakîkî (ö. 893/1488), Somuncu Baba’nın oğlu; Hacı Bayrâm-ı Velî’nin terbiyesinde yetişen, Aksaray’daki Melik Mahmud Gazi Hankahı’nın şeyhi ve Hakîkî-nâme ile Muhabbetnâme’nin müellifidir.

13
Şahsiyet

Bahşî Efendizâde Şeyh İsmail Hakkı Efendi

Bahşî Efendizâde Şeyh İsmail Hakkı Efendi (d. 1862-63), Kütahya Balıklı Mahallesi’ndeki Bahşî Efendi / Muslihiddin Velî Dergâhı’nın Halvetî-Şâbânî postnişini ve Meclis-i Umûmî üyesidir.

14
Şahsiyet

Budinli Gül Baba (Câfer)

Budinli Gül Baba (Câfer, ö. 1541), Kanûnî’nin Budin seferi, altmış dervişli Bektaşî tekkesi ve günümüze ulaşan türbesiyle Osmanlı-Macaristan ortak hafızasının simgesidir.

15
Şahsiyet

Bursalı Şeyh Mehmed el-Halvetî

Bursalı Şeyh Mehmed el-Halvetî (ö. 1040/1630-31 civarı), Şa‘bân-ı Velî halifesi Akşehirli Nasûh Efendi’nin oğlu ve müridi; Bursa Hisarı’ndaki Filboz Camii yakınında bulunan zâviyenin riyâzetle tanınan postnişini ve Nasûhzâde Nasûh Efendi’nin babasıdır.

16
Şahsiyet

Çelebi Pîr Mustafa (Mustafa Muslihiddin Efendi)

Mustafa Muslihiddin Efendi (ö. 1071-1073/1661-1663), İsmâil Çorûmî’nin oğlu ve başlıca halifesi; Şâbân-ı Velî Âsitânesi’nde on altı yıl postnişinlik yapan, Karabaş-ı Velî’nin tasavvufî terbiyesini tamamlayan Şâbânî şeyhidir.

17
Şahsiyet

Dârâ Şükûh

Dârâ Şükûh (20 Mart 1615, Ecmîr – 10 Eylül 1659, Delhi); Bâbürlü şehzadesi ve mutasavvıf. Şah Cihan'ın büyük oğlu ve veliahdı; kardeşi Evrengzîb'e yenildikten sonra mülhidlikle suçlanarak idam edilmiştir .

18
Şahsiyet

Ebû Abdullah Mahmûd en-Nesîmî el-Halvetî el-Kādirî

Ebû Abdullah Mahmûd en-Nesîmî, Halvetî ve Kādirî nisbelerini birlikte taşıyan ve Kādiriyye şube cetvelindeki Nesîmiyye’nin kendisine nispet edildiği, hayat ayrıntıları kaynaklarda sınırlı kalmış sûfîdir.

19
Şahsiyet

Eşrefoğlu Rûmî

Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî yanında yetişip Hüseyin el-Hamevî’den Kādirî hilâfeti alan; İznik’te Eşrefiyye’yi kuran, Müzekki’n-nüfûs ve ilâhileriyle Türk tasavvuf dilini derinden etkileyen mutasavvıf şairdir.

20
Sözlük

Ada

اعداء) t Adü veya Adüvv Düşmanlar. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen. Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar. Adak i. داق) 1) Nezir. tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa- kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde, gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.

21
Sözlük

Agâh

Vâkıf, muttali, müteyakkız, arif, aşina, dikkatli, haberdar, uyanık. tas. Halden anlayan, doğru yolu gösteren, maddi ve manevi olarak darda kalanların imdadına yetişen bilgin ve olgun; Hak adamı, hoşgörülü ve kalp gözü açık veli. Eski kaynaklarda agâh deyimi yerine aynı anlama gelmek üzere vâkıf terimi kullanılır. Nifferi, vâkıfı ariften üstün tutar. Agâh kişi gaflette olmayan uyanık kalbin niteliğini de dile getirir; örn. “Hakkın tecellisi nagâh gelir, ama dil-i agâha gelir”. Mevleviler, dervişleri sabah namazı için uyandırırken: “Agâh ol erenler,” derler. Olgun dervişe agâh cân denir. Birini teskin veya dikkatini bir noktaya çekmek için, “Agâh ol yâ hü,” denir. Bu deyim kendine gel, dikkatli ve uyanık ol anlamına gelir. Kâmil, arif, vâsıl ve âşık mürşitlere pir-i dil-agâh denir. “Zikirden maksat gönlün her zaman Hakk'ın huzurunda, muhabbet ve hürmet vasfıyla agâh olmasıdır. Agâhlık hasıl olursa zikrin gayesi hasıl olur. Zikrin özü ve ruhu gönlün Hak'tan agâh olmasıdır” (KRE 37. Bu şek bağrımda her gün gâh u bigâh Dolaştım “Hü” deyip dergâh dergâh Ümid ettim ki bir pir-i dil-âgâh Desin: “Destür” mihrâb-ı hafâdan Yahya Kemâl

22
Sözlük

Akit

Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları akitlere bağlı kalmakla, havas ise buna ek olarak kalple yaptıkları akitlere de bağlı kalmakla yükümlüdür. “Akitlere bağlı kalınız” mealindeki ayetten süfiler bu anlamı çıkarmışlardır. Akl-ı evvel (J (عقل ا و x. İlk akıl. “Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır,” hadisi ile bu akla işaret edilmiştir. 2. Vahdet mertebesi. 3. Nur-i Muhammedi. 4. Cebrail. 5. Insanın hakikati. 6. Arş. Akl-ı evvel Allah'tan ilk zuhur eden şeydir. Allah önce onu, sonra onun aracılığıyla tüm diğer şeyleri yaratmıştır. Buna ilâhî ilmin ilk zuhuru adı da verilir. İlahi ilim ayrıntısızdır; aşağıya doğru inerken ayrıntılı hale gelir: ilâhî ilme Ümmü'Lkitap, akla evvele imam-ı mübin, levhe hitab-ı mübin adı verilir. Bunlara sırasıyla nun, kalem ve levh de denir. Kalem-i alâ, adl, el-hakku'l-mahluk bih, imam-ı mübin, hakikat-i Muhammediye, dürre-i beyzâ, nur-i Muhammed, ruh-ı azam, ukab akl-ı evvele verilen diğer isim- lerdir. Akl-ı kül (külli ilâhî akıl) akl-ı evvelden sonra gelen bir mertebedir. Levh gök kubbesindeki adil ölçü ve doğru kıstastır; nurlu bir müdrike olup akl-ı evvele tevdi edilen bilgilerin suretleri onunla zuhur eder. Akl-ı külli, akl-ı evvelin mazharıdır. Âdem külli aklın, Havva külli nefsin suretidir. Akl-ı meas fikir kanunu ile ölçülen bir nurdur, ancak alet ve vasıtayla; külli akla ait çeşitli idrak şekillerinden yalnızca biriyle idrak eder. Akl-ı evvelin yolu ona kapalıdır. Mutasavvıflar, “Allah akılla idrak edilemez,” dedikleri zaman, akıl kelimesiyle kı- yas ve mantık esasları dahilinde faaliyet gösteren akl-ı meaş'ı kastederler. “Allah akılla bilinir,” dedikleri zaman kıyas ve başka araçlar olmadan idrak eden akl-ı evveli kastederler. Bir tek nurdan ibaret olan akl-ı evvel ve kalem-i alâ kula nispetle akl-ı evvel, Hakk’a nispetle kalem-i alâ ismini alır. Allah Cebraili Hz. Muhammed'e nispet olunan akl-ı evvelden yarattığından o, Cebrail'in babası ve bütün âlemin aslıdır. Bu yüzdendir ki miraçta Hz. Peygamber Cebrail'in durmak zorunda kaldığı noktanın ilerisine tek başına gitmiştir. “Hz. Muhammed'in önün- de aklı kurban et,” diyen Hz. Mevlânâ bununla akl-ı meaş'ı kast eder. Akl-ı meaş'a akl-ı cüzi de denir. İlahi ismin deposu ve Allah'ın emini olması itibariyle Cebrail’e mmm اذ AY KR İS e e gt NN A

23
Sözlük

Allah

Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na. O'ndan başkasına edilen ibadetlerin hiçbir değeri yoktur; gerçek anlamda buna ibadet denmez. Ayrıca başka şeylere yapılan ibadetler eninde sonunda Hakk’a gider; insan bilmeden başka şeylerin şahsında ve suretinde Hakk’a ibadet etmiş olur; ama bu başka şeyler ibadete ehil ve müstahak olmadıkları için ibadet Hakk’a gider, yani esas mahalline döner. 3. Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Bütün esma-i hüsnanın anlamlarını kendinde toplayan hak ilahın ismi. 4. Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Gerek ilim ve ayn mertebesinta 00000 / Allah sevgisi de, gerekse fiiller ve eserler mertebesinde (hazretinde) tüm zat sıfatlarını ve kemal vasıflarını kendinde toplayan, varlığı zorunlu zatın ismi. 5. Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Tüm ilâhî sıfat, isim ve fiilleri içeren Yüce Yaratıcı'nın en kapsamlı ismi. Arapça yazılışında Allah kelimesinde dört harf vardır: elif, (iki) lâm, ha. Elif alınacak olursa Lillâh (Hak için), birinci lâm alınacak olursa Lehâ (O'nun için), ikinci lâm da alınacak olsa Hü (O) kalır. Kısacası Allah kelimesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif Hakk'ın zatına, birinci lâm aklın suretine, ikinci lâm ruhun suretine, he nefsin suretine işaret eder. Allah kelimesindeki harflerin ebced hesabıyla sayı değeri 66’dır. “Altmışaltıya bağlamak” deyimi, işi Allah’a havale etmektir. Bkz. Lale. Ta'rife gitmemektir evlâ Ta'rife gelir mi hiç Mevlâ M. Nâci Allah adamı Merd-i hüda; ricalü'llah'tan, ehlü'llah'tan ve evliyau'llah'tan olan kimse; hak dostu, ermiş, kötülüklerden arınıp saf (saf-derun) hale gelmiş, süfli hislerden temizlenmiş samimi insan, hakeren. | Allah kafi (,3 (الله كا “Kuluna Allah kâfi değil mi?” “Hasbünâllâhü ve ni'mel-vekil” (Allah bize kâfi, O ne güzel bir vekildir). Ehl-i tevhid olmak isteyen sivâ'ya meyli kes Aç gözün merdâne bak: Allah bes baki heves! Aziz Mahmud Hudâi Buradaki bes (kâfi) kelimesi b ve s harflerinden oluşur. B, Besmele'nin başındaki harftir; s Nâs Süresi'nin sonundaki harftir. Kur’ân b harfiyle ile başlar, s harfiyle sona erer. “Bes,” “Kur’ân sana yeter” demektir. “Allah bes, mâsivâ heves, ve'n-katanın.” Allah korkusu Havfu'llâh, haşyetu'llâh, mehafetu'llâh. “Hikmetin başı Allah korkusudur.” İnsan ya ‘Allah beni cehenneme gönderir, diye veya 'cennete girmekten mahrum olurum” ya da 'Allah'ın gazabına uğrarım" veyahut da “Allah'ın rızasına uygun düşmeyen bir iş yapmama serefinden ve faziletinden yoksun olurum, diye O'ndan korkar. Bkz. Havf, Heybet. Allah sevgisi Mahabbetu'llâh, hubb-i ilâhî. 1. Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Kulun Allah'ı sevmesi. 2. Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ Allah'ın kulunu sevmesi. “Onlar O'nu sever, O da onları sever.” Allah'ı seven O'na itaat eder, yüce huzurunda boyun eğer. O'na boyun eğen O'nun tarafından sevilir; Allah'ın sevgili kulu, yani veli olur; sever ve sevilir, Allah kulun, kul da Allah'ın sevgilisidir. Allah'ı seven Allah'ın sevdiklerini de sever, Yaratan'dan ötürü yaratı- Amâ

24
Sözlük

Arâis-i Hak

Hakkın gelinleri. tas. Başkalarından kıskandığı için Hakk'ın, kimliklerini halka açıklamadığı ve gizli tuttuğu velileri. Hakk'ın harim-i ilâhî'deki has dostları, özel ilgisine mazhar olan kulları. Gerdek gecesi gelini damattan başkası görmediği gibi bunları da ilâhî haremde Hak'tan başkası göremez. “Velilerim kubbelerimin altında olup onları benden başkası bilmez,” sözüyle anlanlan evliya. Bunlara ahfiyâ (gizliler), danâin-i Hak (Hakk'ın kıskandı- 81 özel dostları) denir. Umend (ilâhî sırları tevdi konusunda kendilerine güvenilen evliya); arâisu'llah (evliyaullah, Allah'ın velileri), arâs-u azra (bakire gelinler, dilber gelinler) gibi isimler de verilir. Bkz. Azra, Şeb-i arüs.

25
Sözlük

Ashap

Bir ismin başına gelirse, genellikle o isme “-cilar” ve “-cular” NN Aşina anlamı kazandırır. Orn. ashab-ı yemin (sağcılar), ashab-ı şimal (solcular) gibi. Âsitân — Âsitâne i. Jar 1 - (آمعاان >. Atabe, eşik, dergâh. 2. tas, a Tekke, dergâh. Büyük dergâh. b Bir tarikat kurucusunun veya büyük bir velinin gömülü olduğu türbe. c Amel ve ibadet. Âsitân-ı kadiriye sür yüzün onlardan ol Izziyâ! Sâhib-i selâmettir gürüh-i 1 eae Asitanin ey seh-i levlâk me'mendir bana Hak-i payin tütiyâ-yı çeşm-i rüşendir bana Asl — Fer صل - فر ع) ( +. Temel, esas, kök. 2. عم Dinin esasları tevhit, marifet, iman, yakin ve sıdk'tır. Hidayet ise esasların esasıdır. Bunlardan türeyen hallere, makamlara, amellere ve tâatlere fer ve fürü denir. Fer asla, dal ve köke bağlı olduğundan usüle riayet etmeyen vusülden mahrum kalır. Vusülsüzlük usülsüzlüktendir. Asılların aslı, edep ve erkân gözetmektir. Asl-ı âlem İnsan-ı kâmil, Aslü'l-cevheri'l-ferd İnsan-ı kâmil.

26
Sözlük

Ateşbaz

تشبا 1) >. Atesle oynayan. 2. Mevlevilikte aşçı dede. Ateşbaz-ı veli makamı Mevlevi tekkelerinde dervişlerin terbiyesine mahsus olan mutfak müştemilatında bulunan meydan-ı serif teki beyaz post. Ateşbaz-ı veli ocağı Mevlevi tekkelerinde lokma pişirilen ocak. Ateşbaz makamı Mevleyi tekkelerindeki mutfak. Ateş-i dil Gönül ateşi, aşk. |

27
Sözlük

A‘yân-ı sâbite

Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arasındaki yer A‘yân-ı sâbite dış dünyada müstakil birer varlık değildir. “Sâbit” oluşları ilâhî ilimde belirli bulunmalarını, “ma‘dûm” oluşları ise henüz hâricî varlık kazanmamış olmalarını ifade eder. Yaratılış, bu ilmî hakikatlerin ilâhî irade ve kudretle varlık sahasında görünmesi şeklinde açıklanır. Çokluk nasıl açıklanır? Vücûdun birliği ile varlıklardaki çokluk arasındaki ilişki, aynalar ve sûretler yahut tek bir kumaştan farklı elbiselerin kesilmesi benzetmeleriyle anlatılır. Varlık birdir; kabiliyetler ve görünüşler a‘yânın farklılığına göre çeşitlenir. Okuma notu Kavram, bütün tasavvuf ekollerinde aynı anlam ve ağırlıkta kullanılmaz; bilhassa İbnü’l-Arabî sonrası metafizik dil içinde merkezîdir.

28
Sözlük

Âyin-i şerif

oy İ)1. Mevlevilikte semâa ve mukabeleye verilen diğer isim. 2. Mevlevilerde mukabele ve semâ esnasında okunan besteli şiirler, Mevlevi ilahileri. Semâ meclislerinde okunmak üzere çoğu, Mevlânâ'nın gazel ve rubaileri bestelenerek yapılır. Na'tıdır en mehibi, en derini Vakıa ney kudüm gelince dile Hızlanan Mevlevi semâiyle Yedi kat Arşa çıkmış “Âyin”i Yahya Kemal Aynu'l-âlem ae a EGE SANMA

29
Sözlük

Ayna

İnsan-ı kâmilin kalbi. Allah'ın zat, sıfat, isim ve fiillerine mazhar ve tecelligâh olması itibariyle genel anlamda insana, özel anlamda kâmil insana ayna (ayine, mir'at) ve mir'ât-ı Hak, ayine-i Rahman denir; çünkü Allah, diğer varlıklardan çok insanda tecelli eder, en mükemmel olarak da kâmil (olgun, yetkin) insanda tecelli eder. Hakk’a nazaran bütün kâinat ayna mesabesindedir. Ancak bu aynanın cilası insandır (Âdem). Şayet âlem insan cilasıyla cilalanmamış olsaydı, orada Hak bu kadar mükemmel tecelli etmezdi (iFH 48, AT 10, 20). Allah üstünlük derecelerine göre velilerde, nebilerde, resullerde daha açık ve daha mükemmel tecelli eder; fakat en mükemmel ve en göz kamaştırıcı ve şaşalı biçimde Hz, Muhammed'de tecelli ve zuhur eder: Zâtıma mir'at edindim zâtını Bile yazdım adım ile adını 5. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut.

30
Sözlük

Aynu't-tahakküm

Tahakkümün kaynağı. tas. Bir velinin, mertebesini göstermek istediği kimseye, “Ben dilediğimi yaparım,” diye meydan okuması, Allah’a nazının geçmesi, dileğinin kabul edilmesi, Hakk'ın yardımıyla bazı harikulade haller göstermesi. Bkz. Arbede.

31
Sözlük

Aziz

¢. Eizze, Azizan. İzzet sahibi, cok muhterem, gayet nadir rastlanan yüce şahsiyet, galip muktedir. tas, a Allah'ın güzel isimlerinden biri. b Veli, eren, ermiş. Gayri müslimlerin, özellikle Hıristiyanların inandıkları ermişlere de aziz (saint) denir.

32
Mekân

Şâbân-ı Velî Türbesi ve Dergâhı

Kastamonu · Türkiye · Beşinci postnişini olarak otuz üç yıla yakın irşad ettiği dergâh; türbeyi bizzat inşa ettirmiş ve camiyi tarikat âsitânesine dönüştürmüştür. Vefatında türbe içinde şeyhi Muhyiddin Efendi'nin kabrinin yanına defnedilmiştir.

33
Mekân

Şâbân-ı Velî Külliyesi ve Türbesi

Kastamonu · Türkiye · Hisarardı'ndaki âsitâne. Eyüb Halîfe'nin bağışladığı evden büyüyerek Şâbâniyye'nin merkez tekkesi oldu; türbe 1020 (1611) yılında tamamlandı. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.

34
Mekân

Hacı Bayrâm-ı Velî Külliyesi

Ankara · Türkiye · Kabrinin bulunduğu ve Taşköprizâde'nin “ziyaretgâh olduğunu, burada yapılan duaların kabul edildiğini” yazdığı yer; Bayramiyye'nin merkezi. İlişkili kişi dosyası Hacı Bayram Velî : Hacı Bayrâm-ı Velî, Ankara merkezli Bayramiyye yolunun pîri; medrese ilmi, sohbet, ortak emek ve topluma hizmeti birleştiren 15. yüzyıl sûfîsidir.

35
Mekân

Geylân köyü (Şeyhü'l-Gazzâlî Türbesi)

Kahire · Mısır · Hac dönüşü Mısır'a giden kafileyle yolda hastalanıp 8 Safer 1097'de (4 Ocak 1686) vefat ettiği köy; Şeyhü'l-Gazzâlî denilen bir zatın türbesine defnedilmiştir. Konum Kahire merkezine göre yaklaşıktır.

36
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi; 6 Receb 1115'te (15 Kasım 1703) III. Ahmed tarafından açtırılmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Süleyman Veliyyüddin Efendi : Süleyman Veliyyüddin Efendi (1673–1745), Köstendilli Ali Efendi’ye intisap edip Nûreddin Cerrâhî tarafından yetiştirilen; 1721’den itibaren yirmi beş yıl Cerrâhî Âsitânesi postunda hizmet eden şeyhtir.

37
Mekân

Kadıncık Ana Evi (Balım Evi)

Nevşehir · Türkiye · Hacıbektaş ilçesindeki, Hacı Bektâş-ı Velî'nin kaldığı düşünülen ev. Moloz ve kesme taş, dikdörtgen planlı, yan yana üç odalı (Sır Odası, Konuk Odası, Cem Odası); bahçesinde iki mezar taşı şahidesi vardır. 1896-97 ve 1974'te onarılmıştır. Konum ilçe merkezine göre yaklaşıktır.

38
Mekân

Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı, Hacıbektaş

Nevşehir · Türkiye · Eski adıyla Sulucakarahöyük (Karayol). O zamanlar çok muhtemel olarak bir Haydarî zâviyesi olan bu mütevazi dergâhta ömrünü tamamladı; kültün esas kaynağı da burasıdır. Vilâyetnâme 'ye göre ilk inzivâ mahalli Kızılca Halvet bugünkü dergâhın yerindedir.

39
Mekân

İğci Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Silsilenin başındaki İğci Mehmed Hüsâmeddin'in (ö. 1169/1755) kurduğu tekke; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Pîr Abdurrahman Hilmî Efendi el-Cerrâhî : Pîr Abdurrahman Hilmî Efendi (1100/1688-89–1215/1800 çevresi), Süleyman Veliyyüddin ile Mehmed Hüsâmeddin Merdî irşad hatlarını şahsında birleştiren; türbedarlık ve imamlıktan Cerrâhî Âsitânesi postuna yükselen, on iki halife yetiştirmiş Cerrâhî şeyhidir.

40
Mekân

Şeyh Ahmed Müsellem Türbesi

Sefîne-i Evliyâ, Ahmed Vefâ Efendi'nin babası Şeyh Ahmed Müsellem'in türbesine defnedildiğini bildirir. Metin türbenin bulunduğu şehri veya semti belirtmediğinden konum boş bırakılmıştır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Ahmed Vefâ Efendi : Hasan Sezâî'nin torunu ve Ahmed Müsellem'in oğlu Ahmed Vefâ, 1753'ten itibaren Gülşenî Veli Dede Dergâhı'nda uzun süre irşad etmiş; kırk hadis, tahmis ve şiirleri bulunan Gülşenî şeyhidir.

41
Mekân

Tamışvar Tekkesi

Eyüpsultan, İstanbul · Türkiye · Postnişini olduğu tekke; adını Osmanlı'nın 1716'da kaybettiği Tamışvar (Timişoara) şehrinden alır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Eyyûbî Hacı İbrâhim Efendi : Eyyûbî Hacı İbrâhim Efendi (1697–1779), Süleyman Veliyyüddin ve Sertarîkzâde çevresinde yetişen; Eyüp’teki Tameşvar Mescidi’ni tekkeye dönüştürüp Cerrâhî Âsitânesi’nde altı yıl postnişinlik yapan şeyhtir.

42
Mekân

Eşrefoğlu Rûmî Camii ve Türbesi, İznik

Bursa · Türkiye · İznik'te kurduğu ve sonradan camiye çevrilen dergâhın hazîresinde medfundur. Türbe kitâbesindeki “Eşrefzâde azm-i cinân eyledi” mısraının gösterdiği 874 (1469-70) tarihi, vefat yılı olarak en doğru kabul edilendir.

43
Mekân

Velî Dede Gülşenî Dergâhı

Edirne · Türkiye · Babası Mehmed Seyfullah Efendi'nin şeyhi olduğu ve 1864'ten itibaren kendisinin meşihatını üstlendiği dergâh; vefatında hazîresinde beşinci kuşak atası Ahmed Müsellem Efendi'nin kabri yanına defnedilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.

44
Makale

Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı

İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

45
Makale

Tarikatlar Bir Hafıza Zinciri Olarak Nasıl Okunur?

Silsile, tekke, sohbet, âyin, eser ve menkıbenin nesiller arası dinî hafızayı nasıl taşıdığını; modernleşmeyle birlikte bu taşıyıcıların nasıl biçim değiştirdiğini açıklayan yöntem yazısı.

46
Makale

Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi

Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

47
Makale

İstanbul Rifâî Tekkeleri: 1924-25 Postnişin ve Âyin Ağı

İstanbul Rifâî tekkelerini ad, semt, postnişin, âyin günü ve kaynak çelişkileriyle birlikte okuyan denetimli envanter.

48
Makale

İstanbul Tekkelerinde Tarikat Değişimi

Bir tekke binasının yüzyıllar boyunca farklı meşihat, zikir ve irşad hatlarına hizmet edebilmesini dört İstanbul örneği üzerinden açıklayan kurum tarihi dosyası.

49
Makale

Etvâr-ı Seb‘a: Yedi Nefis Mertebesi

Nefis, esmâ, seyr, makam ve peygamber kademi eşleştirmelerini tek ve değişmez bir tabloya indirgemeden okuma kılavuzu

50
Makale

Hacı Bayrâm-ı Velî’nin Halifeleri ve Bayramiyye’nin Kolları

Hacı Bayrâm’ın kesin ve tartışmalı halifelerini ayıran; Şemsiyye, Melâmiyye ve ince irşad hatlarını tarihî bağlamıyla gösteren dosya.

51
Makale

Şâbân-ı Velî, Menâkıbnâme ve Şâbâniyye Hafızası

Şâbân-ı Velî’nin tarihî çevresini, Ömer Fuâdî’nin Menâkıb’ını ve Kastamonu merkezli Şâbâniyye hafızasını kaynak türlerini ayırarak ele alan dosya.

52
Makale

Şa‘bân-ı Velî Menâkıbnâmesi: Tarih, Hafıza ve Menkıbe

Metnin katmanları Menâkıbnâme Şa‘bân-ı Velî'nin hayatını, Hayreddin Tokadî'ye bağlanan silsilesini, Kastamonu'daki yerleşmesini, halifelerini ve menkıbelerini aynı anlatıda toplar. Her bölüm aynı tarihî kesinliğe sahip değildir. Şehir ve tekke tarihi Mescit, cami, türbe, post, vakıf ve mahalle kayıtları Kastamonu'daki irşad merkezinin gelişimini izlemeyi sağ

53
Makale

Şa‘bân-ı Velî'nin Halifeleri ve Erken Post Silsilesi

İrşad ağı Menâkıbnâme, Şa‘bân-ı Velî'nin halifelerini Kastamonu'yla sınırlamaz; Anadolu'nun çeşitli şehirlerine ve Şam çevresine gönderilen isimlerden söz eder. Bir kişiye ait eski post veya hasır bulunan yere ikinci halife göndermeme öğüdü, irşad alanına müdahale etmeme ilkesini ifade eder. Âsitâne postu Şa‘bân-ı Velî'den sonra Osman Efendi, Kazancı Hayredd

54
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

55
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

56
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

57
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

58
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

59
Eser

Sayfalar 1–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA

60
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1