ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
57 sonuç · “Tekke”
01Arvâs Kolu
Fehim Arvâsî'nin Van-Arvâs medrese-tekkesi çevresinde gelişen halka.
Bârzân Hattı
Kuzey Irak'taki Bârzân Tekkesi'nin Nehrî çevresiyle tarihî irtibatı; doğrudan hilafet bağı kesin kabul edilmez.
Kuşadaviyye
Kuşadalı İbrâhim Efendi'nin tekke merkezli biçimleri azaltıp sohbet, ilim, tefekkür ve iç eğitime ağırlık verdiği Şâbânî-Çerkeşî hattı.
Niyâziyye-i Kādiriyye
Abdurrahman en-Niyâzî'ye (ö. 1311/1894) nispet edilen, İskenderiye'deki Kādirî tekke çevresi ve Mısır'ın resmî tarikat idaresi içinde görülen Kādiriyye kolu.
Norşin Kolu
Abdurrahman Tâğî'nin Norşin'deki medrese-tekke merkezinden yayılan Hâlidî halka.
Resmiyye
İstanbul'daki Resmî Tekkesi merkezli Kādirî kol.
Rûmiyye
Rûmiyye, İsmâil Rûmî’nin İstanbul Tophane’de kurduğu Kādirîhâne merkezinde teşkilâtlanan; Osmanlı coğrafyasındaki Kādirî tekke ve halife ağlarını etkileyen Kādiriyye koludur.
Sebtî–Palu Hattı
Ali es-Sebtî'nin Palu merkezli tekkesi, aile postu ve Doğu Anadolu'daki halifeleriyle gelişen Hâlidî silsileler bütünü.
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Abdurrahman en-Niyâzî
Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.
Abdülahad Nûrî Sivâsî
Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Âdem Dede
Antalyalı Âdem Dede (1591/92-1653), Hotin seferinin ardından Mevlevîliğe yönelen; İsmâil Ankaravî’den sonra Galata Mevlevîhânesi postuna geçen, Mesnevî dersleri, cömertliği ve sade Türkçe ilâhileriyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Ahmed er-Rifâî
Ahmed er-Rifâî (512/1118 – 578/1182), Batâih bataklıklarındaki Ümmüabîde'de irşad eden Rifâiyye'nin pîri; “ebü'l-alemeyn” unvanıyla anılan âlim-sûfî, kerameti değil edeb i esas alan ve tekkesinde her gün binlerce kişiyi doyuran mürşid.
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Ahmed-i Zarîfî
Ahmed-i Zarîfî (ö. 30 Aralık 1912), babası Şumnulu Hacı Mehmed Sâlih Efendi’den sonra Şehremini-Topkapı’daki Pazar Tekkesi’nin postuna geçen; Sinâniyye çevresinde vekâlet, irşad ve terbiye hizmetleri üstlenen Halvetî şeyhidir.
Ali Alâeddin Köstendilli
Ali Alâeddin Köstendilli (1053/1643–1143/1730), Ali Fâzıl Lofçavî’den hilâfet alan; Köstendil, Hacı Evhad ve Selâmî Ali tekkelerinde irşad eden; Nûreddin Cerrâhî ile Ahmed Raûfî’yi yetiştiren Halvetî-Ramazânî şeyhidir.
Ali Dede Buhârî
Ali Dede Buhârî, XV. yüzyıl başlarında Emîr Sultan’ın yol arkadaşlarıyla Buhara’dan Hicaz üzerinden Bursa’ya gelen; İncirli Hamamı yakınında tekke kurup burada yaşayan ve Eşrefzâde Tekkesi çevresine defnedilen sûfîdir.
Ali es-Sebtî
Ali es-Sebtî (ö. 1871), Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin halifesi olarak Palu’da medrese ve tekke düzenini birleştiren; Harput, Bingöl ve Doğu Anadolu’ya yayılan Hâlidî ağın başlıca kurucu şahsiyetidir.
Amasyalı Pîr İlyas
Amasyalı Pîr İlyas, Sadreddin Hıyâvî’nin terbiyesinde yetişerek Halvetiyye’yi Şirvan’dan Amasya’ya taşıyan; Gümüşlüoğlu Tekkesi çevresinde Anadolu’daki ilk güçlü Halvetî irşad merkezlerinden birini kuran âlim-sûfîdir.
Tekke
Bir tasavvuf yolunun sohbet, zikir, eğitim, hizmet ve barınma faaliyetlerinin yürütüldüğü kuruma verilen genel addır. Dergâh, zâviye, hankah ve âsitâne kelimeleriyle örtüşen kullanımları bulunmakla birlikte bunların ölçeği ve işlevi dönemlere göre değişir. Tekke yalnız ibadet mekânı değildir; mutfak, misafirhane, kütüphane, semâhane veya tevhidhane, türbe ve görevli odalarını içerebilir. Tarihî işlevi ile yapının bugünkü durumu ayrı değerlendirilmelidir.
Sertarikzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Şeyhi Sertarîkzâde Mehmed Emin Efendi'nin (ö. 1173/1759-60) kurduğu iki tekkeden biri. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Makarnacı Hacı Hâfız Mustafa Efendi : Makarnacı lakaplı Hacı Hâfız Mustafa Efendi, Halil Nizâmeddin’den hilâfet aldı; Mehmed Sâdık’ın ardından 1801’de Cerrâhiyye Âsitânesi postuna geçerek vefatına kadar üç yıl hizmet etti.
Balmumcu Tekkesi
İstanbul · Türkiye · İstanbul'da açılan ilk Şâzelî tekkelerinden biri. Şeyh Zâfir, ilk İstanbul gelişinde bu tekkenin bulunduğu Unkapanı civarında üç yıl kadar ikamet etmiş; sonraki yıllarda padişahla kurduğu ilişki sayesinde tekke yeniden inşa edilmiştir.
Medine-i Münevvere
Medine · Suudi Arabistan · Sefîne'ye göre hac yolculuğunda iki ay halvete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi : Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.
Cihangir Camii ve Tekkesi
İstanbul · Türkiye · 1020/1611'de meşihatına tayin edildiği ve yanına tekke yaptırdığı cami; elli iki yıl burada irşad etmiş, Rebîülâhir 1074'te (Kasım 1663) vefatında hazîresine defnedilmiştir. Tekke 1925'e kadar faaliyetini sürdürmüştür.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.
Süleymaniye Camii hazîresi
Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Köstendilli Ali Alâeddin Türbesi (açık türbe)
Üsküdar, İstanbul · Türkiye · Toygar tepesi Selâmi Ali mahallesindeki yıkık tekkenin yan tarafında, Kâtibim Aziz Bey sokağı ile Ethem Ağa sokağının birleştiği yerdedir. Sol yanında zevcesi Havva Bacı Hatun, onun solunda oğlu Ömer Efendi (ö. 1194/1780) medfundur. Konum yaklaşıktır.
Galata Mevlevîhânesi (Kalekapısı Hânkâhı)
İstanbul · Türkiye · 1258/(1842)’de harem dairesinde doğduğu, babasının ve kendisinin postnişinlik ettiği, matbah tâkındaki kitâbeyi hattıyla yazdığı ve babasının lahdine defnedildiği mevlevîhâne. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi : Seyyid Muhammed Atâullah Dede (1842–1910), Galata Mevlevîhânesi’nde doğup babası Kudretullah Efendi’den sonra yaklaşık kırk yıl postnişinlik yapan; mûsiki, hat ve çok dilli tahsiliyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Yiğitbaşı Türbesi, Seyyid Hoca mahallesi
Manisa · Türkiye · İrşadını sürdürdüğü tekkenin yanındaki türbe; 910/1504'te vefatında buraya defnedilmiştir. Zamanla yıkılan tekkenin yerine Yiğitbaşı Vakfı tarafından bir mescid inşa ettirilmiştir. Konum şehir merkezine göre yaklaşıktır.
Abdal Mûsâ Tekkesi ve Türbesi, Tekkeköy
Antalya (Elmalı) · Türkiye · Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasında üç yüzden fazla mücerred dervişle gördüğü tekke; XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren Girit Bektaşî şeyhleri burada yetişti. 1826'dan sonra Nakşîlere geçtiği tahmin edilir, 1911'de harabe hâlindeydi.
Lofça
Lovech · Bulgaristan · Tekke açtığı ve 1095/1683'te vefat ettiği şehir; nisbesi buradandır. Balkan dağlarının kuzey eteğinde, Filibe, Troyan ve Teteven'e komşudur. İlişkili kişi dosyası Ali Fâzıl Lofçavî : Ali Fâzıl Lofçavî (ö. 1095/1683-84), Debbâğ Ali er-Rûmî’den aldığı Ramazânî terbiyeyi Lofça’da temsil eden ve Ali Alâeddin Köstendilli’ye irşad icâzeti veren Rumeli şeyhidir.
Ürgenç (Hârizm)
Köhne Ürgenç · Türkmenistan · Hârizmşah Tekiş'in kendisi için tekke yaptırdığı, on beş yıllık hizmetten sonra hilâfet alıp irşad ettiği ve Alâeddin Muhammed'in emriyle nehirde boğdurulduğu bölge. Şeyhi Necmeddîn-i Kübrâ da burada 618/1221'de Moğollar tarafından öldürülmüştür. Konum yaklaşıktır.
Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi
Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.
Melâmîliğin Balkanlar'daki İzleri
Makedonya, Kosova ve Bosna'da sohbet, tekke ve halife ağları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
İstanbul'da Melâmî Şeyhleri ve Tekkeler
Nûru'l-Arabî çevresinin şehirdeki temas ve temsil mekânları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Melâmetîlikte Kaynak ve Yöntem
Menâkıbnâme, akademik bildiri, belge ve yaşayan hafızayı birlikte değerlendirme üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân
Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası
Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbân-ı Velî Külliyesi, Hazireler ve Hafıza Mekânları
Kastamonu merkezinden İstanbul ve Anadolu dergâhlarına uzanan maddî miras üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Avârifü’l-maârif nasıl okunmalı?
63 bölümlük klasiğin kavram, kurum ve gündelik âdâb katmanlarını birbirine bağlayan kapsamlı okuma rehberi.
Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi
Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.
Celvetiyye'nin Şubeleri ve Tekkeleri
Dört şube ve şehir ağı. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.
Tarikatlar Bir Hafıza Zinciri Olarak Nasıl Okunur?
Silsile, tekke, sohbet, âyin, eser ve menkıbenin nesiller arası dinî hafızayı nasıl taşıdığını; modernleşmeyle birlikte bu taşıyıcıların nasıl biçim değiştirdiğini açıklayan yöntem yazısı.
Kadirî Tekkesinde Hizmet
Şeyhten meydancıya görevler. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
RIBAT VE TEKKELERDE KALMANIN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 13. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Bu nur kandili, Allah’ın yüceltilmesine ve içlerinde isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde yakılmıştır. (O nura tâlib ol
RİBATTAKİLERİN SUFFA ASHABINA BENZEMESİ
Avârifü’l-Maârif · 14. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Habibim, senin, tâ ilk günden takva üzere kurulmuş mecsidde durup namaz kılman daha uygundur. Orada, temizlenmeyi seven erkekl
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ
Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud
SEFERDEN DÖNME ÂDABI.
Avârifü’l-Maârif · 18. bölüm · Sûfi, seferden döndüğü zaman, seferin meşakkatlerinden Allah Teâlâ’ya sığındığı gibi, ikâmet hâlindeki âfetlerden de O’na sığınması gerekir. Bu hususta, hadis-i şerifte şöyle bir d
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 49–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 97–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · da içmek, yemek yediği tabağa ve su içtiği kaba üfürmemek, her yudumun evvelinde besmele ve sonunda el-hamdü lillah demektir. Behlül-ü Dâna, kadı efendiyi sabırla ve sükûnetle dinl