ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
31 sonuç · “Sâî”
01Sâibiyye
Sâibiyye, Mısır Bedeviyye çevresinin tarihî kol listelerinde yer alır; günümüzdeki kurumsal devamı yerel ve güncel kayıtla ayrıca doğrulanmalıdır.
Amûdiyye
Ebû Îsâ Saîd el-Amûdî'ye nispet edilen Medyenî çevre.
Cûybâriyye
Muhammed İslâm Cûybârî ve Kâsânî'nin evlat-halife çevresinde Buhara-Dehbîd hattında gelişen kol; kurucu nispeti tek şahsa indirgenmez.
Gaysiyye
Ebü'l-Gays Saîd'in Ehdelî intisabından doğan alt hat.
Said Ata
Said Ata, Mansûr Ata, Sûfî Muhammed Dânişmend ve Hakîm Ata ile birlikte Ahmed Yesevî'nin dört meşhur halifesi arasında sayılan; hayat ayrıntıları kaynaklarda sınırlı kalan Türkistan şeyhidir.
Saîdüddin Fergānî
Saîdüddin Fergānî (yaklaşık 1223-1300), Necîbüddin Ali b. Büzgaş’ın terbiyesinde yetişen, Sadreddin Konevî’nin sohbetine katılan ve İbnü’l-Fârız’ın Tâiyye’sine yazdığı Farsça-Arapça şerhlerle Ekberî düşünceyi sistemleştiren sûfî müelliftir.
Abdullah Salâhî Uşşâkî
Abdullah Salâhî Uşşâkī (1117/1705, Kesriye – 29 Muharrem 1197 / 4 Ocak 1783, İstanbul); Halvetî-Uşşâkī şeyhi, şair ve şârih. Uşşâkıyye'nin Salâhiyye kolunun pîri ; on iki tarikattan nasip aldığı için “câmiu't-turuk” denmiştir. İbnü'l-Arabî'yi metinden değil ruhaniyetinden istimdadla anladığını söyler.
Abdurrahman Câmî
Abdurrahman-ı Câmî / Molla Câmî (23 Şâban 817 / 7 Kasım 1414, Harcird – 18 Muharrem 898 / 9 Kasım 1492, Herat); Fars şiirinin son büyük üstadı sayılan Nakşibendî şair ve âlim. Nefehâtü'l-üns müellifi; İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakşibendiyye ile kaynaştırmıştır .
Abdülahad Nûrî Sivâsî
Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.
Abdülganî en-Nablusî
Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.
Abdülkerîm el-Cîlî
Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Abdülkerîmzâde İffetî Mustafa Efendi
Abdülkerîmzâde İffetî Mustafa Efendi (ö. 1726), Refdî Mehmed Efendi’nin oğlu; İstanbul medreselerinde ders veren, İffetî mahlasıyla Dîvân tertip eden ve Durmuşzâde Ahmed Efendi’den ta‘lik öğrenen Osmanlı âlimidir.
Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi
Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.
Abdülkuddûs Gengûhî
Abdülkuddûs Gengûhî (yaklaşık 1456–1537), Rudevl’de aldığı Sâbirî terbiyeyi Şâhâbâd ve Gengûh’a taşıyan; Rüşdnâme, Mektûbât-ı Kuddûsî ve Envârü’l-uyûn gibi eserleriyle Kuzey Hindistan tasavvufunun başlıca müellif şeyhlerinden biridir.
Abdürrahim Künhî Dede
Abdürrahim Künhî Dede (1183/1769–1247/1831), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde yetişen; Hicaz Mevlevî âyini ve Anberefşan makamıyla klasik mûsikiye katkıda bulunan, kudümzenbaşılıktan dergâh meşihatına yükselen Mevlevî şeyhi ve şairdir.
Acem Hoca Sâdık
Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.
Sâî
Çalışan, gayret eden veya görevli tahsildar. Klasik zekât idaresinde zekâtı toplamakla görevlendirilen kimse için kullanılabilir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · Doğduğu, ilim halkasını kurduğu ve hayatının büyük kısmını geçirdiği şehir; Nesâî'ye göre Medine'nin ilk fıkıh âlimlerinden biridir. İlişkili kişi dosyası Muhammed el-Bâkır : Ali Zeynelâbidîn'in oğlu; dinî ilimlerdeki derinliği sebebiyle Bâkır lakabıyla tanınan Medineli âlim ve Câfer es-Sâdık'ın babası.
Ramazan Efendi Hankâhı ve Türbesi
İstanbul · Türkiye · Kocamustafapaşa civarında Bezistânî Hâce Hüsrev Bey’in yaptırdığı, Sâî’nin “ka‘betü’l-uşşâk” terkibiyle 994/(1586) tarihini düşürdüğü hankâh. Ramazâneddîn-i Mahfî burada otuz iki yıl irşadda bulunmuş, hankâhta hazırlanan medfene defnedilmiştir.
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
HAKİKİ HİZMET EHLİ VE ONA BENZEYENLER
Avârifü’l-Maârif · 11. bölüm · Allahu Teâlâ, Hz. Dâvud’a (as) şöyle vahyetmiştir: “Ya Dâvud! Beni taleb eden (benim rızâmın peşine düşen) birisini gördüğün zaman, ona hizmetçi ol.” Hakk yolunda gidenlere hizmet
BEY’AT-HIRKA VE İRŞÂD
Avârifü’l-Maârif · 12. bölüm · Hırka giymek; mürşid ile mürid arasında bir bağlantı ve müridin nefsi ile kendi arasında mürşidinin hakemliğini kabul etmesidir. Şeriatta dünyevî bir maslahat ve iş için bir başkas
RİBATTAKİLERİN SUFFA ASHABINA BENZEMESİ
Avârifü’l-Maârif · 14. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Habibim, senin, tâ ilk günden takva üzere kurulmuş mecsidde durup namaz kılman daha uygundur. Orada, temizlenmeyi seven erkekl
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi
SEFERDEN DÖNME ÂDABI.
Avârifü’l-Maârif · 18. bölüm · Sûfi, seferden döndüğü zaman, seferin meşakkatlerinden Allah Teâlâ’ya sığındığı gibi, ikâmet hâlindeki âfetlerden de O’na sığınması gerekir. Bu hususta, hadis-i şerifte şöyle bir d
SEBEPLERE SARILMADA SÛFİLERİN TUTUMLARI
Avârifü’l-Maârif · 19. bölüm · Sebeplere sarılma ve onları terketme hususunda sûfilerin halleri birbirinden farklıdır. İlâhî fetih ve keşfe mazhâr olanlar, belirli bir rızık kapısına bağlanmaz, sebeplere sarılma
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
SÛFİLERE GÖRE EVLİLİK VE BEKARLIK
Avârifü’l-Maârif · 21. bölüm · Sûfi, Allah için bekarlığı tercih ettiği gibi; Allah için de evliliğe adım atar. Bekarlığın bir maksat ve dönemi olduğu gibi, evliliğin de bir gaye ve zamanı vardır. Sâdık bir müri
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
SÛFİLERİN AHLÂKI
Avârifü’l-Maârif · 30. bölüm · 1-TEVÂZU. Sûfilerin en güzel ahlâkı Tevâzudur. Kul, tevâzu elbisesinden daha güzel bir elbise giymemiştir. Tevâzu ve hikmet hâzinesine sahip olan bir kimse, herkes onu nasıl görüyo