Ara
Menü

Abdülganî en-Nablusî

Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.

Doğum
1641
Vefat
1731
Unvan
Dımaşklı Hanefî âlimi, Kādirî-Nakşibendî sûfî, şair ve seyahatnâme müellifi

Dımaşk’ta doğumu ve Nablusî nisbesi

Abdülganî b. İsmâil en-Nablusî, kendi beyanına dayanan kayda göre 4 Zilhicce 1050’de, 17 Mart 1641’de Dımaşk’ta doğdu. Bazı eski biyografiler doğum gününü bir gün farklı verir; Sefîne-i Evliyâ ise onu 1640’ta Nablus’ta doğmuş gösterir. Güçlü tarihî kayıt Dımaşk doğumunu destekler. “Nablusî” nisbesi, dedelerinden İbrâhim b. İsmâil’in Kudüs’ten Nablus’a, oradan Dımaşk’a göç eden aile çizgisinden gelir.

Köklü bir Hanefî ilmiye ailesinde yetişti. Babası İsmâil b. Abdülganî tanınmış bir âlimdi. Abdülganî on iki yaşında babasını kaybetti; ilk tahsilinden sonra Necmeddin el-Gazzî, İbn Hamza, Ali ed-Dağıstânî, Ahmed el-Kalaî, İbrâhim el-Fettâl, Abdülbâkī el-Ba‘lî ve Nûreddin eş-Şebrâmellisî gibi Dımaşk çevresinin âlimlerinden ders aldı. Henüz yirmili yaşlarındayken Emeviyye Camii’nde ders vermeye başladı.

Kādirî ve Nakşibendî irtibatları

1075/1664-65’te resmî bir görev elde etmek amacıyla İstanbul’a doğru yola çıktı. Bu seyahat sırasında Hama’da Kādirî şeyhi Abdürrezzâk b. Şerefeddin el-Geylânî’ye intisap etti. Dımaşk’a dönüşünden sonra Meydan bölgesine kadı tayin edildiyse de görevde uzun süre kalmayarak yeniden Emeviyye Camii’ndeki ders halkasına yöneldi.

1087/1676’da Buhara’dan Dımaşk’a gelen Ebû Saîd el-Belhî’den Nakşibendiyye hırkası giydi. Kaynaklarda Sühreverdî nispeti de anılır. Bu çoklu irtibatlar, onun tek bir yolun kurumsal sınırları içinde kalmayan ilmî ve tasavvufî şahsiyetini gösterir. Kādirî nispetinden hareketle Gāniyye veya Nablusiyye adı ona bağlanmışsa da Nablusî müstakil bir tarikat kurucusu olarak ortaya çıkmadı. Ekberiyye ise burada bir tarikat zincirinden çok, İbnü’l-Arabî düşüncesine bağlı fikrî çevreyi anlatır.

Yedi yıllık halvet ve eser telifi

1091/1680’de Dımaşk’taki evinde halvete çekildi. Yaklaşık yedi yıl süren bu dönemde tamamen dünyadan kopmadı; sınırlı bir dost grubuna ders vermeyi, tasavvuf çevreleriyle haberleşmeyi, Kur’an üzerinde çalışmayı ve hüsn-i hatla ilgilenmeyi sürdürdü. En hacimli eserlerinden el-Hadîkatü’n-nediyye, rüya tabirine dair Ta‘tîrü’l-enâm ve İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-hikemine açıklamalar getiren Cevâhirü’n-nusûs bu yılların ürünleridir.

Halvetten sonra ders ve irşad halkası genişledi. 1115/1703’te Dımaşk Selimiye Medresesi müderrisliğine getirildi. Medresede Beyzâvî tefsiri; evinde İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Fusûsü’l-hikem ve et-Tecelliyâtü’l-ilâhiyye adlı eserlerini; Emeviyye Camii’nde ise Sahîh-i Buhârî okuttu. Böylece fıkıh, hadis ve tefsir tedrisini tasavvuf metinleriyle aynı ilmî program içinde yürüttü.

Seyahatleri ve şehir hafızası

Nablusî’nin seyahatleri ziyaret, hac, ilmî görüşme ve şehir gözlemini bir araya getirir. 1100/1688-89’da Ba‘lebek ve Bikā‘ bölgesine, ertesi yıl Kudüs ve Halîlürrahman’a, 1105/1693’te Filistin üzerinden Mısır ve Hicaz’a, 1112/1700’de Trablus’a gitti. Bu yolculukları yalnız tarih sırasıyla kaydetmedi; türbeler, camiler, şehir çevreleri, yerel âlimler ve kendi mânevî tecrübeleri üzerinden anlattı.

el-Hakīka ve’l-mecâz büyük seyahatini; el-Hazretü’l-ünsiyye Kudüs yolculuğunu; Hulletü’z-zehebi’l-ibrîz Ba‘lebek ve Bikā‘ çevresini; et-Tuhfetü’n-Nâblusiyye Trablus seyahatini konu edinir. Bu eserler XVII-XVIII. yüzyıl Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz şehirlerinin dinî-kültürel hafızası için de önem taşır.

İbnü’l-Arabî yorumu ve vahdet-i vücûd

Muhyiddin İbnü’l-Arabî, İbn Seb‘în, Afîfüddin et-Tilimsânî, Abdülkerîm el-Cîlî ve İbnü’l-Fârız onun düşünce dünyasının başlıca kaynaklarıdır. Nablusî, İbnü’l-Arabî’nin kavramlarını yalnız aktarmak yerine açıklamaya, geliştirmeye ve daha geniş bir okuyucu çevresinin anlayacağı bir dile taşımaya çalıştı. el-Vücûdü’l-hak ve’l-hitâbü’s-sıdk, vahdet-i vücûd düşüncesini sistemli biçimde ele alan başlıca eseridir.

Vahdet-i vücûda yöneltilen eleştirilere cevap verdi; sûfîleri, İbnü’l-Arabî’yi ve Şüsterî’yi savunan risâleler kaleme aldı. Bununla birlikte kelâm meselelerinde Ehl-i sünnet yaklaşımını esas aldı ve bazı konularda Eş‘arî ile Mâtürîdî görüşlerini uzlaştırmaya çalıştı. Ona göre hakikati kavramada akıl gerekli olmakla birlikte keşif ve ilham boyutu göz ardı edilemezdi.

Fıkıh, toplumsal tartışmalar ve mûsiki

Hanefî fakihi olarak mezhep ihtilâflarını dinî hayatın genişlik imkânlarından biri saydı. Farklı meselelerde farklı mezheplerin görüşlerinden yararlanmayı mümkün görürken, aynı mesele içinde hükümleri sonuç odaklı biçimde birleştiren telfîke karşı çıktı. Rüşvet-hediye ayrımı, taklit, ibadetler, hac, akaid ve günlük hayat meseleleri üzerine çok sayıda risâle yazdı.

Yaşadığı dönemin tartışmalarına da doğrudan katıldı. es-Sulh beyne’l-ihvân tütün hakkındaki ihtilâfı; İzâhu’d-delâlât fî semâi’l-âlât mûsiki ve semâ meselesini ele alır. el-Ukūdü’l-lü’lüiyye ile Mevlevîliği savundu; Miftâhu’l-ma‘iyyede Nakşibendî sülûkuna dair bir metni şerhetti. Bu eserler onun Kādirî nispetine rağmen farklı tasavvuf geleneklerini metin üzerinden değerlendiren kuşatıcı yönünü gösterir.

Yaklaşık üç yüz eserlik külliyat

Nablusî’ye nispet edilen eser sayısı 280 ile üç yüz arasında verilir. Tasavvuf, fıkıh, kelâm, tefsir, hadis, siyer, rüya tabiri, mûsiki, şiir ve seyahatnâme bu külliyatın başlıca alanlarıdır. el-Hadîkatü’n-nediyye, Ta‘tîrü’l-enâm, Cevâhirü’n-nusûs, el-Vücûdü’l-hak, el-Fethu’r-rabbânî, Miftâhu’l-ma‘iyye, el-Ukūdü’l-lü’lüiyye, Dîvânü’l-hakāik ve seyahatnâmeleri ana okuma halkasını oluşturur. Sefîne-i Evliyâ’nın verdiği 194 başlıklı liste, külliyatın genişliğine dair önemli bir bibliyografik tanıklıktır; aynı eserin değişik adları ayrıca çoğaltılmadan değerlendirilmelidir.

Talebeleri, son görevi ve vefatı

Talebeleri arasında İbn Abdürrezzâk, İbn Kennân, Ahmed el-Menînî, Muhammed Emîn el-Muhibbî, Hâmid el-İmâdî ve Bekriyye kolunun kurucusu Kutbüddin Mustafa el-Bekrî bulunur. Bu çevre Nablusî’nin etkisini Dımaşk ilim hayatından Halvetî, Kādirî ve daha geniş Osmanlı-Arap tasavvuf coğrafyasına taşıdı.

1135/1723’te Dımaşk ileri gelenlerinin talebiyle şehir müftülüğüne getirildi; fakat İstanbul’dan resmî onay gelmeyince birkaç ay sonra görev öğrencisi Halîl b. Es‘ad el-Bekrî’ye verildi. Abdülganî en-Nablusî 24 Şâban 1143’te, 4 Mart 1731’de Dımaşk’ta vefat etti ve Sâlihiyye’deki evine defnedildi. Hüseyin Vassâf daha sonraki ziyareti sırasında kabrinin yanındaki cami ve türbeyi ayrıntılı biçimde kaydetmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA10 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi10 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Hayatından kayıtlar

İlk 6 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Görev aramak için çıkılan yolda intisap

İstanbul yolunda Hama'da.

Metni gösterMetni daralt

Resmî bir görev alabilmek için 1075 (1664-65) yılında İstanbul'a gitti. Bu yolculuğu sırasında Hama'da Kādirî şeyhi Abdürrezzâk b. Şerefeddin el-Geylânî'ye intisap etti.

Üç ay sonra Dımaşk'ın güney kesimindeki Meydan'a kadı tayin edildi. Ancak bu görevde fazla kalmayıp Emeviyye Camii'nde ders vermeye başladı.

Çerçeve. Aradığı memuriyeti almış, üç ay içinde bırakmıştır. Bu yolculuğun kalıcı sonucu tayin değil intisaptır. On bir yıl sonra bir de Buhara'dan Dımaşk'a gelen Şeyh Ebû Saîd el-Belhî'den Nakşibendiyye hırkası giyecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
BİYOGRAFİK KAYIT

Evinde yedi yıl halvet

En hacimli eserlerinin doğduğu devre.

Metni gösterMetni daralt

1091 (1680) yılında evinde halvete çekildi. Yedi yıl süren bu devrede bir taraftan Kur'an üzerinde derinleşmeye ve hüsn-i hatla ilgilenmeye, diğer taraftan tasavvuf çevreleriyle irtibatını sürdürmeye, sınırlı bir dost grubuna ders vermeye ve eser telif etmeye çalıştı.

el-Hadîkatü'n-nediyye, Ta'tîrü'l-enâm ve Cevâhirü'n-nusûs gibi hacimli eserlerini bu dönemde kaleme aldı.

Çerçeve. Halvet, dünyadan tamamen kesilme değil bir çalışma düzenidir: dersler seyrekleşmiş, telif hızlanmıştır. Halvetten çıkışının hemen ardından da uzun seyahatler başlar (1100/1688-89 Lübnan, ardından Kudüs, Mısır, Hicaz, Trablus).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
BİYOGRAFİK KAYIT

Birkaç ay süren müftülük

İstanbul'un onaylamadığı tayin.

Metni gösterMetni daralt

Dımaşk Hanefî müftüsü Muhammed b. İbrâhim el-İmâdî'nin vefatı üzerine şehrin ileri gelenlerinin tavsiyesiyle 1135 (1723) yılında İstanbul'dan onay beklenmeden Vali Osman Paşa tarafından müftülük makamına getirildi.

Ancak bu görevinde ancak birkaç ay kalabildi; İstanbul'la yapılan görüşmeler sonucu müftülüğe öğrencisi Halîl b. Es'ad el-Bekrî tayin edildi.

Çerçeve. Yerine geçen kişi kendi öğrencisidir. Mesele ehliyet değil usuldür: taşra valisinin merkezin onayını beklemeden yaptığı tayin, İstanbul tarafından geri alınmıştır. Nablusî o sırada seksen iki yaşındadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sessiz kalınan bir tesir

İbn Seb'în etkisinin gizlenmesi.

Metni gösterMetni daralt

Nablusî'nin üzerinde İbnü'l-Arabî gibi İbn Seb'în'in de etkisi bulunmakla birlikte bu etki çok açık biçimde görülmemektedir.

Bu durum, yaşadığı çevrede özellikle Takıyyüddin İbn Teymiyye'nin İbn Seb'în'e sert eleştiriler yöneltmiş olmasına ve muhaliflerinin sert eleştirilerine uğrama korkusuna bağlanır.

Çerçeve. Gençliğinde Muhyiddin İbnü'l-Arabî, İbn Seb'în ve Afîfüddin et-Tilimsânî'nin eserlerini okumuştu; üçünden ikisini açıkça savunmuş, birini örtük bırakmıştır. Dımaşk, İbn Teymiyye'nin şehridir — bu tercihin coğrafî bir sebebi de vardır. Buna karşılık bazı risâlelerinde İbnü'l-Arabî'yi ve İbn Seb'în'in öğrencisi Ebü'l-Hasan eş-Şüsterî'yi savunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bakri Alâ al-Din, Abdalganî an-Nabulusî, II, 152-153.
BİYOGRAFİK KAYIT

Semâ, mûsiki ve tütün

Devrin tartışmalarına verdiği cevaplar.

Metni gösterMetni daralt

Kendi zamanında fıkhî konularda ulemâ arasında meydana gelen tartışmalara eserleriyle katılmıştır.

Mevlevîler'i savunduğu el-Ukūdü'l-lü'lü'iyye adlı eseriyle dervişlerin semâ yapmaları ve mûsiki aleti kullanmalarının cevazına ve tütün içmenin mubah olduğuna dair çalışmaları bu tür eserler arasında anılabilir.

Çerçeve. Bu üç mesele XVII-XVIII. yüzyıl Osmanlı'sının en hararetli fıkhî tartışmalarıdır ve üçü de Kadızâdeli hareketinin hedeflerindendir. Bir Şamlı âlimin Anadolu'daki Mevlevîler'i savunmak için kitap yazması, tartışmanın imparatorluk çapında olduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
BİYOGRAFİK KAYIT

Evine gömülmek

Doksan yıllık bir ömrün sonu.

Metni gösterMetni daralt

24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) Dımaşk'ta vefat eden Nablusî evinde defnedildi.

Çerçeve. Yedi yıllık halveti de aynı evde geçirmiş, el-Fütûhât ve Fusûs derslerini de orada okutmuştu. On iki yaşında babasını kaybeden bir çocuk, doksan yıl sonra kendi evinde toprağa verilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

el-Vücûdü'l-hakk ve'l-hitâbü's-sıdk

Vahdet-i vücûd müdafaası.

Metni gösterMetni daralt

nşr. Bekrî Alâeddin, Dımaşk 1995.

Ekrem Demirli tarafından Gerçek Varlık: Vahdet-i Vücûd'un Müdafaası adıyla Türkçe'ye çevrilmiştir (İstanbul 2003).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
ESER / METİN

Seyahatnâmeleri

Üç riḥle.

Metni gösterMetni daralt

el-Hakīka ve'l-mecâz fi'r-rihle ilâ bilâdi'ş-Şâm ve Mısr ve'l-Hicâz (Dımaşk 1299; Kahire 1324; tıpkıbasım Kahire 1986; nşr. Riyâz Abdülhamîd Murâd, Dımaşk 1989). Eser er-Rihletü'l-kübrâ olarak bilinmekte, Kudüs seyahatnâmesi er-Rihletü'l-vüstâ, Ba'lebek ve Bikā' seyahatnâmesi er-Rihletü's-sugrâ diye de anılmaktadır.

el-Hadretü'l-ünsiyye fi'r-rihleti'l-Kudsiyye (nşr. Ekrem Hasan el-Ulebî, Beyrut 1990); Hulletü'z-zehebi'l-ibrîz fî rihleti Ba'lebek ve'l-Bikāi'l-azîz (nşr. Selâhaddin el-Müneccid, Beyrut 1979); et-Tuhfetü'n-Nâblusiyye fi'r-Rihleti't-TarâblusiyyeHeribert Busse tarafından önce inceleme konusu yapılmış ve daha sonra yayımlanmıştır (Beyrut 1971).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
ESER / METİN

Şerhleri

Birgivî ve Fusûs.

Metni gösterMetni daralt

el-Hadîkatü'n-nediyye şerhu't-Tarîkati'l-Muhammediyye (I-II, Kahire 1279; İstanbul 1290) — Birgivî'ye ait eserin şerhidir.

Cevâhirü'n-nusûs fî halli kelimâti'l-Fusûs (kenarında Abdurrahman-ı Câmî'nin şerhi olarak, I-II, Kahire 1304-1323).

Çerçeve. Birgivî'nin Tarîkat-ı Muhammediyye'si, Kadızâdeli hareketinin temel metnidir; Nablusî'nin bu esere şerh yazması, karşı safta durduğu çevrenin kitabını sahiplenmesi anlamına gelir. Aynı ciltte Molla Câmî'nin Fusûs şerhiyle yan yana basılmış olması da tesadüf değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
ESER / METİN

Külliyatının hacmi

280 eserin tesbiti.

Metni gösterMetni daralt

Bir kısmı küçük risâlelerden oluşan 300'e yakın eser kaleme almıştır.

Nablusî'nin hayatı, eserleri ve görüşlerine dair bir araştırma yapan Bekrî Alâeddin 280 eserinin muhtevası, yazma nüshaları ve baskıları hakkında bilgi verir.

Diğer basılmış eserleri arasında el-Fethu'r-rabbânî ve'l-feyzü'r-rahmânî (Beyrut 1960; Esrârü'ş-şerî'a ve Hakāiku'l-İslâm ve esrâruh adlarıyla da basılmıştır) ve Fezâilü'ş-şühûr ve'l-eyyâm bulunur.

Nablusî klasik kaside türü yanında müveşşah denilen halk tarzında şiirler de söylemiş, bazı eserlerini manzum şekilde kaleme almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bakri Alâ al-Din, Abdalganî an-Nabulusî, I, 47-238.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İki tasavvuf temayülünün birleştirilmesi

Endülüs-Mağrib ile Fars-Anadolu.

Metni gösterMetni daralt

Bu eserlerde sadece öncekilerin görüşlerini nakletmekle kalmayıp bunları geliştirmeye ve çok defa tasavvufî düşüncede Endülüs-Mağrib temayülü ile Fars-Anadolu temayülünü birleştirmeye çalışmıştır.

Şerhettiği müellifler listesi bunu doğrudan gösterir: İbnü'l-Arabî, Abdülkerîm el-Cîlî, İbnü'l-Fârız, Abdüsselâm b. Meşîş, Ebü'l-Hasan eş-Şüsterî (Endülüs-Mağrib-Mısır) ile Mevlânâ, Abdürrezzâk el-Kâşânî, Molla Câmî, İmâm-ı Rabbânî, Aziz Mahmud Hüdâyî (Fars-Anadolu-Hint).

Çerçeve. Aynı listede hem İbnü'l-Arabî hem de ona itiraz eden İmâm-ı Rabbânî bulunur; Nablusî'nin işi seçmek değil birleştirmektir. Dımaşk'ın coğrafî konumu bu sentezi mümkün kılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
KAVRAM

el-Vücûdü'l-hakk

Osmanlı'da vahdet-i vücûdun tek sistemli Arapça kitabı.

Metni gösterMetni daralt

Onun tasavvufî eserlerinin önemli bir kısmı vahdet-i vücûd anlayışını temsil eden kitapların şerhidir.

İbnü'l-Arabî doktrinine genel bir giriş mahiyetindeki el-Vücûdü'l-hakk'ın Osmanlı döneminde vahdet-i vücûd konusunu sistemli bir şekilde işleyen belki de tek Arapça kitap olduğu belirtilmektedir.

Tasavvufî tecrübesi yanında edebiyat ve fıkıh eğitiminin sağladığı imkânla İbnü'l-Arabî'nin görüşlerini vasat derecede bir okuyucunun anlayabileceği şekilde ifade edebilmiştir.

Çerçeve. Hüküm dikkatle okunmalıdır: eser tek vahdet-i vücûd kitabı değil, konuyu sistemli işleyen tek Arapça kitaptır. Şerh ve hâşiye geleneği içinde müstakil bir sistem denemesi nâdirdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bakri Alâ al-Din, Abdalganî an-Nabulusî, II, 166-167.
KAVRAM

Aklın yetmediği yer

Râzî ve Teftâzânî'ye itiraz.

Metni gösterMetni daralt

Kelâmla ilgili konularda Ehl-i sünnet'in yaklaşımını esas kabul eden Nablusî bazı hususlarda Eş'arî ile Mâtürîdî'nin görüşlerini telife çalışır.

Akıl konusundaki görüşleri sebebiyle Fahreddin er-Râzî ve Teftâzânî'yi eleştirerek hakikati kavramak (mârifet) için aklın yeterli sayılmadığını, keşif ve ilhamın da gerekli olduğunu söyler.

Çerçeve. el-Metâlibü'l-vefiyye bi-şerhi'l-Ferâidi's-seniyye başta olmak üzere kelâm risâlelerinde iman-küfür, kazâ ve kader, Allah'ın sıfatları, nübüvvet gibi konuları ele almıştır. İbnü'l-Arabî de aynı iki ismi benzer gerekçelerle eleştirmişti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
KAVRAM

Telfîk ve mezhep değiştirme

Fıkıhtaki tutumu.

Metni gösterMetni daralt

Fıkıh alanında ictihad ehliyetine sahip bir otorite olan Nablusî fıkıh ve kelâm âlimlerini eleştirmiş, mezhep ihtilâflarının dinde genişlik ve kolaylığın bir ifadesi olduğunu belirtmiştir.

Görüşleri tam belirlenemediğinden dört mezhebin dışındaki mezhepleri taklit etmenin doğru sayılmadığını, buna karşılık bu mezhepler arasında birinden diğerine geçişin veya bir meselede bir mezhebi, bir başka meselede diğer bir mezhebi taklidin câiz olduğunu, bir tek meselede farklı mezhep görüşlerini birleştirmenin ise (telfîk) câiz kabul edilmediğini belirtmiştir.

Çerçeve. Sınır nettir: mezhepler arasında geçiş serbest, tek bir meselede mezhepleri harmanlamak (telfîk) yasaktır. Tasavvufta sentezci olan bir müellifin fıkıhta usule bağlı kalışı dikkate değer.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
KAVRAM

Nablusiyye ve Ekberiyye

Kurmadığı hâlde adına nisbet edilen yollar.

Metni gösterMetni daralt

Nablusî, XVIII. yüzyılda Suriye'de mânevî hayatın en karakteristik şahsiyetlerinden biri olmasına ve tasavvufî konularda büyük bir otorite sayılmasına rağmen bir tarikat kurucusu olarak ortaya çıkmamıştır.

Bununla birlikte muhtemelen tasavvufla ilgili kendine has görüşleri sebebiyle ona mensup bulunduğu Kādiriyye tarikatının bir kolu şeklinde Nablusiyye, İbnü'l-Arabî'nin fikirlerine dayanmasından dolayı da Ekberiyye tarikatları nisbet edilmiştir.

Çerçeve. Kaynağın ifadesi ihtiyatlıdır: kurmamış, nisbet edilmiştir. Buna karşılık öğrencilerinden Kutbüddin Mustafa el-Bekrî, Halvetiyye'nin Bekriyye kolunu kurmuş ve bu kol Mısır'dan Sudan'a kadar yayılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.
KAVRAM

Seyahatnâme anlayışı

Topografya değil mânevî tekâmül.

Metni gösterMetni daralt

Nablusî'nin eserleri içinde önemli bir grubu seyahatnâmeleri teşkil eder.

Bu eserlerde gezdiği yerlerin topografik durumunu ve mimari yapılarının özelliklerini anlatmaktan çok kendi mânevî tekâmülünü sağlayan tecrübelerini aktarmış, gözlemleri yanında çeşitli seyahatnâme ve tarih kitaplarına dayanarak önemli ziyaret yerleri hakkında mâlûmat vermiştir.

Ayrıca devrinin dinî ve kültürel hayatını yansıtması bakımından önem taşıyan bu seyahatnâmeler üzerine Batılı ilim adamları çeşitli araştırmalar yapmışlardır.

Çerçeve. Seyahatlerin sebebi zaten budur: velîlerin kabirlerini ziyaret etmek ve hac farîzasını yerine getirmek. Yola çıkma gerekçesi, metnin türünü de belirlemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Şam · SuriyeDımaşk (evi ve medfeni)4 Zilhicce 1050'de (17 Mart 1641) doğduğu, yedi yıllık halvetini geçirdiği, İbnü'l-Arabî derslerini okuttuğu ve 24 Şâban 1143'te (4 Mart 1731) vefat edip defnedildiği şehir; kabri kendi evindedir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Şam · SuriyeEmeviyye CamiiYirmi yaşlarında ders vermeye başladığı ve yıllar sonra Buhârî'nin es-Sahîh'ini okuttuğu cami. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Şam · SuriyeSelimiye Medresesi1115'te (1703) müderrisliğine tayin edildiği ve tefsir dersleri verdiği medrese; Yavuz Sultan Selim'in İbnü'l-Arabî türbesi yanına yaptırdığı külliyeye bağlıdır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Hama · SuriyeHama1075/1664-65'te İstanbul yolculuğu sırasında Kādirî şeyhi Abdürrezzâk b. Şerefeddin el-Geylânî'ye intisap ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Nablus · FilistinNablusDedelerinden İbrâhim b. İsmâil'in Kudüs'ten göç edip bir süre kaldığı, ailenin nisbesini aldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Kudüs · FilistinKudüs1101/1689-90'da Halîlürrahman ile birlikte gittiği ve er-Rihletü'l-vüstâ ile el-Hadretü'l-ünsiyye'yi kaleme aldığı şehir; ailesinin de asıl memleketidir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Baalbek · LübnanBa'lebek1100'de (1688-89) Bikā' ile birlikte gittiği ve er-Rihletü's-sugrâ'yı (Hulletü'z-zehebi'l-ibrîz) yazdığı bölge. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Trablus · LübnanTrablusşam1112'de (1700) gittiği ve et-Tuhfetü'n-Nâblusiyye fi'r-Rihleti't-Tarâblusiyye'yi kaleme aldığı şehir. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Mekke · Suudi ArabistanMekke1105'te (1693) Filistin ve Mısır üzerinden gittiği hac menzili; er-Rihletü'l-kübrâ bu yolculuğun kaydıdır. İlişkili kişi dosyası Abdülganî en-Nablusî : Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.Dımaşk · SuriyeAbdülganî en-Nablusî Makamı ve EviGāniyye/Nablusiyye'nin Dımaşk Sâlihiyye'deki ilim, ev sohbeti ve kabir merkezi. Kişi, kol ve silsile ilişkileri ilgili dosyalarda birlikte gösterilir. Yapıyla ilişkili kişi Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir. Yapının adı ve biyografik kayıt aynı kişide birleşir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nablusî, Abdülganî b. İsmâil”, c. 32
  2. [2]Bakri Alâ al-Din, Abdalganî an-Nabulusî, II, 152-153
  3. [3]Bakri Alâ al-Din, Abdalganî an-Nabulusî, II, 166-167
  4. [4]Bakri Alâ al-Din, Abdalganî an-Nabulusî, I, 47-238
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi, Abdülganî en-Nablusî; Sefîne-i Evliyâ
  6. [6]Kişi kartı kaynak paketi — Abdülganî en-Nablusî
  7. [7]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Cilt I, Kādiriyye şubeleri; TDV İslâm Ansiklopedisi: Nablusî, Yâfiî, Şeyh Müştâk ve Osman Şems Efendi maddeleri
Ortak kaynak kataloğunu aç →