Köken ve kullanım
i. ar.
ا ن
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Açık alan, görünme ve karşılaşma yeri. Tasavvuf dilinde muhabbet, zikir, vecd ve mânevî mücadelenin sahası için kullanılır.
Tekke hayatında
Mevlevîlikte “meydan”, dede ve dervişlerin belirli bir düzen içinde toplanıp murakabede bulunduğu mekânı; Bektaşîlikte ise erkânın yürütüldüğü “Kırklar Meydanı”nı ifade eder. Meydanı düzenleyen görevliye meydancı denir.
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, geniş alan demektir. Tasavvufta, kâinat anlamındadır. Mevlevî meydanı, âyinin yapıldığı yerdir. Bektaşî tekkelerinin Meydanı’nda çok sayıda post, çerağ, meydan taşı ve ocak bulunurdu. Türkçe’de çeşitli deyimler halinde, meydanla ilgili bazı kullanışlar vardır: Güreş meydanına “er meydanı” derler. Savaş alanı “harp meydanı” dır. Bir şeyin vukubulmasına göz yummaya, “meydan vermek”, herkesi kendisi ile boy ölçüşmeye çağırmaya “meydan okumak”; müsaade istemeye “meydan istemek” tabirleri kullanılır. “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır” atasözü erlik ve ölümsüzlüğü anlatır. “Yâ Sâhibe’l- Meydan” (Ey meydanın sâlihi) çağırışı, bağıran kişinin bağlı olduğu tasavvuf okulunun pîrini ifade eder.Evvel eşiğine koydum başımı İçeri aldılar döktüm yaşımı Erenler yolunda gör savaşımı Koç kurban dediler meydana geldim.Şâhî