Ara
Menü
ذ

Meydan

ا ن

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-6970
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
275
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p><strong>Açık alan, görünme ve karşılaşma yeri.</strong> Tasavvuf dilinde muhabbet, zikir, vecd ve mânevî mücadelenin sahası için kullanılır.</p><h2>Tekke hayatında</h2><p>Mevlevîlikte “meydan”, dede ve dervişlerin belirli bir düzen içinde toplanıp murakabede bulunduğu mekânı; Bektaşîlikte ise erkânın yürütüldüğü “Kırklar Meydanı”nı ifade eder. Meydanı düzenleyen görevliye <em>meydancı</em> denir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6475
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
275
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p><strong>Açık alan, görünme ve karşılaşma yeri.</strong> Tasavvuf dilinde muhabbet, zikir, vecd ve mânevî mücadelenin sahası için kullanılır.</p><h2>Tekke hayatında</h2><p>Mevlevîlikte “meydan”, dede ve dervişlerin belirli bir düzen içinde toplanıp murakabede bulunduğu mekânı; Bektaşîlikte ise erkânın yürütüldüğü “Kırklar Meydanı”nı ifade eder. Meydanı düzenleyen görevliye <em>meydancı</em> denir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12365
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, geniş alan demektir. Tasavvufta, kâinat anlamındadır. Mevlevî meydanı, âyinin yapıldığı yerdir. Bektaşî tekkelerinin Meydanı’nda çok sayıda post, çerağ, meydan taşı ve ocak bulunurdu. Türkçe’de çeşitli deyimler halinde, meydanla ilgili bazı kullanışlar vardır: Güreş meydanına “er meydanı” derler. Savaş alanı “harp meydanı” dır. Bir şeyin vukubulmasına göz yummaya, “meydan vermek”, herkesi kendisi ile boy ölçüşmeye çağırmaya “meydan okumak”; müsaade istemeye “meydan istemek” tabirleri kullanılır. “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır” atasözü erlik ve ölümsüzlüğü anlatır. “Yâ Sâhibe’l- Meydan” (Ey meydanın sâlihi) çağırışı, bağıran kişinin bağlı olduğu tasavvuf okulunun pîrini ifade eder.Evvel eşiğine koydum başımı İçeri aldılar döktüm yaşımı Erenler yolunda gör savaşımı Koç kurban dediler meydana geldim.Şâhî</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

ا ن

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

Açık alan, görünme ve karşılaşma yeri. Tasavvuf dilinde muhabbet, zikir, vecd ve mânevî mücadelenin sahası için kullanılır.

Tekke hayatında

Mevlevîlikte “meydan”, dede ve dervişlerin belirli bir düzen içinde toplanıp murakabede bulunduğu mekânı; Bektaşîlikte ise erkânın yürütüldüğü “Kırklar Meydanı”nı ifade eder. Meydanı düzenleyen görevliye meydancı denir.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, geniş alan demektir. Tasavvufta, kâinat anlamındadır. Mevlevî meydanı, âyinin yapıldığı yerdir. Bektaşî tekkelerinin Meydanı’nda çok sayıda post, çerağ, meydan taşı ve ocak bulunurdu. Türkçe’de çeşitli deyimler halinde, meydanla ilgili bazı kullanışlar vardır: Güreş meydanına “er meydanı” derler. Savaş alanı “harp meydanı” dır. Bir şeyin vukubulmasına göz yummaya, “meydan vermek”, herkesi kendisi ile boy ölçüşmeye çağırmaya “meydan okumak”; müsaade istemeye “meydan istemek” tabirleri kullanılır. “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır” atasözü erlik ve ölümsüzlüğü anlatır. “Yâ Sâhibe’l- Meydan” (Ey meydanın sâlihi) çağırışı, bağıran kişinin bağlı olduğu tasavvuf okulunun pîrini ifade eder.Evvel eşiğine koydum başımı İçeri aldılar döktüm yaşımı Erenler yolunda gör savaşımı Koç kurban dediler meydana geldim.Şâhî

Sözlüğe dön ←