Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

53 sonuç · “Elem

01
Şahsiyet

Eskici Hasan Dede

Eskici Hasan Dede (ö. 1048/1638-39), el emeğiyle geçinen ve kırk yılı aşkın süre Fâtih Camii’nde ibadetle yaşayan; belirli bir tarikat aidiyeti bilinmeyen İstanbul dervişidir.

02
Şahsiyet

Muhammed Âlim Sıddîkī (Âlim Şeyh)

Muhammed Âlim Sıddîkī (1564-65–1634), Pîrim Şeyh’in halifesi, Aliâbâd merkezli Yesevî mürşidi ve Ahmed Yesevî’den kendi devrine uzanan tarikat hafızasını Lemehât min nefehâti’l-kuds’ta koruyan tabakat müellifidir.

03
Şahsiyet

Muhammed Fâzıl b. Muhammed el-Emîn

Muhammed Fâzıl b. Muhammed el-Emîn (ö. 1869), Moritanya-Şinkīt çevresinde Kādiriyye’nin Fâzıliyye kolunu kuran; oğulları Mâülayneyn ve Sa‘d Bûh’un irşad ağlarını hazırlayan şeyhtir.

04
Şahsiyet

Şeyh İbrahimcan Akkorganî

Fergana'nın Akkorgan köyünde doğan İbrahimcan Akkorganî, Abdülvahid Sayramî ve Abdullah Kârî yanında yetişti; Sovyet ve bağımsızlık dönemlerinde sohbet, hizmet ve el emeğini birleştirdi.

05
Şahsiyet

Şuayb Şerefeddin Efendi

Şuayb Şerefeddin Efendi (1842, Edirne – 5 Haziran 1911, Uzunköprü); Gülşenî-Sezâî şeyhi. Mensuplarınca tarikatın son devirdeki müceddidi sayılmış, kendisini “Gülşen-i Sânî” diye nitelemiştir. 400'den fazla halife yetiştirdiği kaydedilir.

06
Sözlük

Abâ-i ulviyye

Abâ-i ulviyye veya pederân-ı bülend , “ulu atalar, yüce babalar” anlamında kullanılan Farsça bir tamlamadır. Felsefe ve astroloji geleneğinde hava, su, toprak ve ateşten oluşan dört unsurun kaderini yönlendirdiğine inanılan yıldızlara verilen ad. Tasavvufta yaratılışın zuhuruyla ilişkilendirilen ilâhî isimler. Bazı tasavvufî kozmoloji metinlerinde akl-ı evvel, nefs-i küllî, tabiat-ı küllî ve hebâ için kullanılan toplu ad. “Ulvî babalar” nitelemesi, yaratıkların ortaya çıkmasını sağlayan iradenin bu ilâhî isimler ve kozmik ilkeler üzerinden açıklanmasına dayanır.

07
Sözlük

Âb-ı rûy

Yüz suyu. mec. Şeref, haya. tas. Salikin gönlüne gaybten gelen ilham. Edip sarf-ı âb-ı rayun umma lütf erbâb-ı hissetten Ne denglu ab versen nahl-ı huşke meyvedâr olmaz Fıtnat Abit — Ubbât s. vei. ar. (0 Le — (عا بد İbadet ve amel eden, tâatte bulunan. Cehennemden kurtulmak ve cennete girmek için ibadet eden, kendini farz ve nafile ibadetlere veren, kurtuluşu ibadette gören. Samimi bir şekilde âbite benzemeye çalışan, fakat henüz iyi ve mükemmel bir âbit olma mertebesine gelememiş olana müteşebbih-i muhik be-âbit veya mutaabbid denir. Âbit olmadığı halde şahsi çıkarı için âbit gibi görünene müteşebbih-i mubtıl be-âbit denir (CN 13, 16, 17; ). Abd, âbitten üstündür. Bkz. İbadet, Ubüdiyet.

08
Sözlük

Ağlama

Bükâ, girye, gözyaşı dökme. tas. Elem, haz; üzüntü, sevinç; ilâhî azap, ilâhî lütuf sebebiyle gözyaşı akıtma. İ Gözlerimden yaş ile kan akıtır İlâhi yaşım dilemezem siline Zira aktıkca gözümden kanlı yaş Hos teselliler gelir ben kuluna Hoş yaraşır âşıka gözü yaşı Kim ki âşıksa gözünden biline Eşrefzâde

09
Sözlük

Agyar

(5 (اغيا veya Agyar. t. Gayr Yabancılar, bigâneler, zıtlar, muhallifler, eller, başkaları, yar olmayanlar. tas. a Sûfî olmayan, tasavvufi hayata yabancı, Ah | zıt. Tasavvufi hayata aşina olanlara ehl-i dil veya gönül ehli denir. b Aynı tarikatten ve meşrepten olmayan. Aynı tarikatten ve meşrepten olanlara ihvan ve hemmeşreb denir. c Mâsivâ, Allah'tan gayri olan her şey. Bkz. Yabancı, Zıt. Halka benzemeye işin, süre gönülden teşvişin Yüzbini birdir dervişin arada ağyâr gerekmez Yünus Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hak Padişah girmez saraya, hâne mâmur olmadan Lâedri Ağza tükürme Âb-ı dehen, ermişlerin kemalinden nasip almak, nefeslerinden faydalanmak ve onların haliyle hallenmek için şeyhlerin müritlerinin ağzına tükürmeleri. Ahmed Yesevinin şeyhi Baba Arslan'ın ağzına Hz. Peygamber bir hurma tanesi atmış ve tükrüğünden de ona ihsan etmişti. Baba Arslan da aynı şeyi Ahmed Yesevi'ye yapmıştı. Ağza tükürme geleneğinin kaynağı, ihnâk veya tahnikle, yani yeni doğan çocuğun dimağını oğma, hurma ve benzeri bir şeyi çiğneyip onun ağzına atma uygulamasıdır. Hastahktan kurtulmak ve şifa bulmak amacıyla da ermişlere veya üfürükçü hocalara gidilerek ağza tükürtülür. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için TEİM 22 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Ağzı dualı Mücabu'd-da've, müstecabu'd-da've. Allah katında duası makbul kişi. Ah (eh) Asikin iç âlemindeki ateşin ve elemin ifadesi olan bir nida. “Ah minel aşk ve ahvâlihi ahreke kalbi bi-harâretihi.” Allah kelimesinin ilk ve son harfi bir araya getirilirse ‘ah’ meydana çıkar. Âh, Allah'ın kısa şekli olduğundan, bazen Abdullah abd-âh şeklinde yazılır. O halde âh, Allah demektir. Âşıkın âh demesi, O'na sıgınması anlamına gelir. Âh Allah, Emân Muhammed demektir. Güneşin ışıkları elif'e (yani oka), kütlesi h harfine benzediğinden her gün ‘ah’ (Allah) diyerek doğar. Minare elif, caminin kubbesi h olduğu için her cami ‘ah’ (Allah) der. ‘Iman'ın başındaki elif atılırsa geriye yaman kalır ve elif'i (yani Allah'ı) olmayanın hali yamandır, demek olur. Bkz. Emân. Aşk ile gel imdi Allah diyelim Derd ile göz yaşıyla âh idelim Gitmeye bağrı başı dinmeye gözü yaşı Her dem dervişin işi âh ile zâr gerek Yünus

10
Sözlük

Bade

ه) 5) Şarap, içki. 2. tas. a sülûkün başlangıcındaki zayıf aşk; avamda da bulunan ask (11s; ). b İlahi inayet, ilâhî aşk. Bkz. Mey. Saki getir ol badeyi kim dafi-i gamdır Saykal vur mir'ata kim pür-jeng-i elemdir Rühi Ba Huda divâne baş Bâ Muhammed bâ edep Bade-furuş Bade satan, hammar, meyhaneci. c Pir, Mürşit (11s). Bkz. Hammar. | Bade-i çun nâr Ateş gibi bade; ilâhî ve kutsi nefes. Bade-i elest Elest bezminde sunulan bade. İlâhî ve kutsi nefeslere de bade-i çun nâr veya bade-i gül reng adı verilir. Bade-i irfan Marifet badesi. Badi i. s. fars. (باد ى) 1. Her şeyin evveli, ilk hali; uç veren, görünen, ortaya çıkan, zuhur eden; sebep. 2. tas Tecelli, Hakk'ın zuhuru, Belli bir zamanda insanın haline göre kalbinde zuhur eden tecelli; burada meydana gelmiş olan diğer şeylerin tümünü yok eder. Bâdi bila bâdi İlksiz ilk veya tecellisiz tecelli. Bad-i debür ( (باد د بو 1. Sam yeli, muhalif rüzgâr. Sabanın tersi yönde, batıdan doğuya doğru eser; mahsüllere, bitki ve ağaçlara zarar verir. 2. tas. Nefsin arzu ve azgınlığından kaynaklanan, şer'i hükümlere aykırı düşen tutum ve davranışlara yol açan güçlü bir dürtü, savlet (TK 1:465). Her şeyin evveli, ilk hali; uç veren, görünen, ortaya çıkan, zuhur eden; sebep. 2. tas Tecelli, Hakk'ın zuhuru, Belli bir zamanda insanın haline göre kalbinde zuhur eden tecelli; burada meydana gelmiş olan diğer şeylerin tümünü yok eder. Bâdi bila bâdi İlksiz ilk veya tecellisiz tecelli. Bad-i debür ( (باد د بو 1. Sam yeli, muhalif rüzgâr. Sabanın tersi yönde, batıdan doğuya doğru eser; mahsüllere, bitki ve ağaçlara zarar verir. 2. tas. Nefsin arzu ve azgınlığından kaynaklanan, şer'i hükümlere aykırı düşen tutum ve davranışlara yol açan güçlü bir dürtü, savlet (TK 1:465). Sam yeli, muhalif rüzgâr. Sabanın tersi yönde, batıdan doğuya doğru eser; mahsüllere, bitki ve ağaçlara zarar verir. 2. tas. Nefsin arzu ve azgınlığından kaynaklanan, şer'i hükümlere aykırı düşen tutum ve davranışlara yol açan güçlü bir dürtü, savlet (TK 1:465).

11
Sözlük

bürhân

Sözlük anlamı “açıklığa kavuşturmak, berraklaştırmak, delil getirmek’ olan bu söz, “Hak ile batılı birbirinden ayıran kesin delil” olarak tanımlanmış ve Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi”, “Enbiya suresi”, “Mü'min suresi” nde ise “delil” anlamıyla kullanılmıştır. Hz. Peygamber’in mucizeleri, Hz. Musa’nın asâsı ve “yed-i beyzâ” denilen elinin meşale gibi parlaması mucizelerine de “burhân” denilmiştir. İslâm dünyasında burhanm bir kıyas türü ve ispat metodu olduğu, mantıkta, felsefede, kelâmda ve usûl-i fıkhta kullanıldığı söz konusudur. İlk Çağ ile Orta Çağ felsefesinde sadece akim verilerine dayanan deliller bu terim ile karşılanırken modern felsefede hem aklî hem de deneye dayalı delillere burhan adı verilmiştir. Çağdaş felsefe ise bunu “burhân-ı riyâzî” olarak nitelemiştir.

12
Sözlük

Beşâret

Müjde, müjdeleme, tebrik etme. tas. Dostun dosta ilettiği sevindirici haber. Can çekişme halinde Allah melek aracılığıyla dostu olan kuluna “Korkma, üzülme, cennete gireceksin,” müjdesi verir yada mahşer günü kul hesaba çekilirken Allah melek aracılığı “Allah'ın rahmeti üzerinizdedir,” müjdesini verir; bunlardan ilki cennete, ikincisi cennetteki temaşanın ebedi olacağına dair müjdedir. Bkz. İşaret. Beşâret canlara hoş sohbet kuruldu gene Gönüller aynaya döndü gussalar sürüldü gene Yünus

13
Sözlük

Dert

(2 (در >. Gam, ıstırap, elem. 2, tas. a Sevgiliden sevene gecen ve katlanilmasina Süç yetmeyen hal (1s). Hak'tan uzak ve ırak düşme tarzındaki dert tam

14
Sözlük

Dîdâr

Görme, yüz ve çehre. Tasavvuf şiirinde ilâhî güzelliğin temaşası ve sevgilinin yüzü anlamında kullanılır. Dîdâr arzusu, sûfî şiirinde vuslat ve cemal tecellisi özlemini anlatır. Rü’yet ve cemal maddeleriyle karşılaştırınız.

15
Sözlük

Duzah

Cehennem. 2. Ruhani cehennem, yani bedenin aracılığı olmadan kalbin duyduğu elem ve ıstıraplar (Gk 791). Ruhani cehennem, yani bedenin aracılığı olmadan kalbin duyduğu elem ve ıstıraplar (Gk 791).

16
Sözlük

Fasl

Ayrılma, kopma. tas. Âşıkın sevgilisinden umduğu şeyi elden kaçırması, ayrı düşmesi. Tasavvufta, vaslın hazzı faslın elemiyle, ermenin zevki ayrılmanın acısıyla karışık olarak bulunur. Vasılsız fasl, fasılsız vasl olmaz. Faslu’l-vasl Ermeden sonra ayrılma, uructan sonra nüzul. Bkz. İnfisal, İttisal.

17
Sözlük

Gam

Elem, ısdırap, üzüntü. tas. a Sevgiliyi dikkat ve özenle ararken karşılaşılan engeller. Sevenin sevgilisi uğruna seve seve katlandığı zorluklar ve sıkıntılar. Her kanda kim âlem içre gam var Kıl gönlümü ol gama giriftar Sal gönlüme dert-i aşkından gam Her lâhza vu her zaman u her dem Fuzüli

18
Mekân

Galata

İstanbul · Türkiye · Ömrünün son yıllarında burada oturdu; unvanındaki “Galatalı” nisbesi bu ikametten gelir. İlişkili kişi dosyası Nişancı Ahmed Paşa İmamı Galatalı Mehmed Efendi : Galatalı Mehmed Efendi (ö. 1723), Nişancı Ahmed Paşa'nın imamlığını yapan; İstanbul medreselerinde ders veren Osmanlı âlimidir.

19
Mekân

Sofya

Sofya · Bulgaristan · 1137 Şevvalinde kendisine tevcih edilen ve vefatına kadar elinde kalan kadılık; selefi Babadağlı Ali Efendi’dir. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.

20
Mekân

Medine-i Münevvere

Medine · Suudi Arabistan · Sefîne'ye göre hac yolculuğunda iki ay halvete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi : Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.

21
Mekân

Edirne

Edirne · Türkiye · Doğum yeridir; müderrislik hayatının ilk yedi durağı da bu şehirdeki medreselerdir. İlişkili kişi dosyası Kebecizâde Mehmed Emin Efendi : Kebecizâde Mehmed Emin Efendi (ö. 1728), Edirne medreselerinden Anabolu, Erzurum ve Gence kadılıklarına uzanan Osmanlı âlimidir.

22
Mekân

Bilâl-i Habeşî Kabri civarı

Şam · Suriye · Şam kadılığı sırasında vefat etti ve Bilâl-i Habeşî'nin kabri civarına defnedildi. İlişkili kişi dosyası Hısn-ı Mansûrîzâde Mustafa Mûcib Efendi : Hısn-ı Mansûrîzâde Mustafa Mûcib Efendi (1673-1727), İstanbul’un yüksek medreselerinde müderrislikten Halep ve Şam kadılıklarına yükselen; 107 şair biyografisini içeren Tezkire-i Mûcib’i yazan Osmanlı âlimi ve divan şairidir.

23
Mekân

İstanbul — Abdullah Efendi'nin doğduğu ve görev yaptığı şehir

İstanbul · Türkiye · 1074/1663-64'te burada doğdu; babası Ağakapılı İsmail Efendi de nesih hattıyla İstanbul'da şöhret bulmuştu. Müderrislik hayatı da bu şehrin medreselerinde geçti. İlişkili kişi dosyası Hattatzâde Abdullah Efendi : Hattatzâde Abdullah Efendi (ö. 22 Şâban 1134/1722), nesih hattıyla tanınan Hattat İsmâil Efendi’nin oğlu; Sayyâdbaşı’ndan Sahn ve Sinan Paşa’ya yükselen İstanbul müderrisidir.

24
Mekân

Aksaray

Aksaray · Türkiye · Yûsuf Hakîkî hayatının geri kalan kısmını Aksaray’da şeyhlik yaparak geçirdi. Şehrin Şeyh Hamîd mahallesinde babası adına bir cami ve hankah bulunmaktadır; 906 (1500-1501) ve 992 (1584) tarihli vakıf ve nüfus defterleri ailenin buradaki sürekliliğini belgeler.

25
Mekân

Edirne

Edirne · Türkiye · Kaynak, Câhidî Ahmed Efendi'nin Edirne'de doğduğunu, Kitâbü'n-Nasîha 'dan Rumelili bir aileden geldiğinin ve babasının adının Muhammed olduğunun anlaşıldığını bildirir. Muhtemelen Halvetî-Uşşâkī hilâfetini de burada almıştır.

26
Mekân

Sinan Paşa Medresesi

İstanbul · Türkiye · 1135 Rebîülevvel'inin 27. günü Şer'iyyâtî Abdullah Efendi'nin yerine, ibtidâ altmışlı itibarıyla Beşiktaş'taki bu medreseye tayin edildi. İlişkili kişi dosyası Nişancı Ahmed Paşa İmamı Galatalı Mehmed Efendi : Galatalı Mehmed Efendi (ö. 1723), Nişancı Ahmed Paşa'nın imamlığını yapan; İstanbul medreselerinde ders veren Osmanlı âlimidir.

27
Mekân

Câhidî Ahmed Efendi Tekkesi

Çanakkale · Türkiye · Hilâfet aldıktan sonra Çanakkale'ye giderek Kilitbahir'de bir tekke kurdu ve irşad faaliyetini burada sürdürdü. Kaynak tekkenin Kilitbahir'de bulunduğunu söyler, mevkiini tarif etmez. İlişkili kişi dosyası Edirneli Câhidî Ahmed Efendi : Câhidî Ahmed Efendi (ö. 1070/1659-60), Kilitbahir'de kurduğu tekke çevresinde irşad eden, Câhidiyye'ye adını veren Halvetî-Uşşâkî şeyhi ve mutasavvıf şairdir.

28
Mekân

Mahmudpaşa

İstanbul · Türkiye · Uzun yıllar kitâbet hizmetiyle bulunduğu Mahmud Paşa Mahkemesi’nin semti. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.

29
Mekân

Hısn-ı Mansûr (Adıyaman)

Adıyaman · Türkiye · 1083 Şevvalinde (Ocak-Şubat 1673) babasının bulunduğu Hısn-ı Mansûr beldesinde doğdu; ailenin "Hısn-ı Mansûrîzâde" nisbesi de buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Hısn-ı Mansûrîzâde Mustafa Mûcib Efendi : Hısn-ı Mansûrîzâde Mustafa Mûcib Efendi (1673-1727), İstanbul’un yüksek medreselerinde müderrislikten Halep ve Şam kadılıklarına yükselen; 107 şair biyografisini içeren Tezkire-i Mûcib’i yazan Osmanlı âlimi ve divan şairidir.

30
Makale

Şâbân-ı Velî: Hayatı ve Kastamonu'daki İrşadı

İhtilaflı doğum kayıtlarından 1569'daki vefatına uzanan kaynaklı biyografi üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

31
Makale

Halvetiyye'den Şâbâniyye'ye Silsile

Şirvan, Erzincan, İstanbul, Bolu ve Kastamonu arasında ilerleyen eğitim zinciri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

32
Makale

Kastamonu'dan Üç Kıtaya Şâbâniyye

Anadolu, Balkanlar, Hicaz ve Afrika'ya uzanan halife ağları üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

33
Makale

Şâbâniyye'nin Kolları ve Yenilenme Hatları

Karabaşiyye, Nasûhiyye, Bekriyye, Çerkeşiyye, Kuşadaviyye ve Halîliyye üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

34
Makale

Şâbâniyye Adabı ve Miyâr Geleneği

Değişebilen şekiller ile kalıcı ahlâk amacını ayıran tarikatnâmeler üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

35
Makale

Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası

Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

36
Makale

Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân

Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

37
Makale

Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası

Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

38
Makale

Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası

Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

39
Makale

Şâbân-ı Velî Külliyesi, Hazireler ve Hafıza Mekânları

Kastamonu merkezinden İstanbul ve Anadolu dergâhlarına uzanan maddî miras üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

40
Makale

Sühreverdî terbiyesinde şeyh, mürid, sohbet ve ribat

Tasavvuf eğitimini kişi kültüne indirgemeden, sorumluluklar ve kurumsal mekân üzerinden açıklayan bir inceleme.

41
Makale

Aziz Mahmud Hüdâyî: İlimden İrşada

Medrese, kadılık, Üftâde ve Üsküdar. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.

42
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

43
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

44
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

45
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

46
Eser

Sayfalar 13–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme

47
Eser

Sayfalar 16–22

Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,

48
Eser

Sayfalar 23–28

Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi

49
Eser

Sayfalar 26–33

Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M

50
Eser

Sayfalar 29–35

Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık

51
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen

52
Eser

Sayfalar 29–36

Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,

53
Eser

Sayfalar 29–34

Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin