Köken ve kullanım
i. ar.
اغيا
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
(5 (اغيا veya Agyar. t. Gayr
- Yabancılar, bigâneler, zıtlar, muhallifler, eller, başkaları, yar olmayanlar.
- tas. a Sûfî olmayan, tasavvufi hayata yabancı,
Ah |
zıt. Tasavvufi hayata aşina olanlara ehl-i dil veya gönül ehli denir. b Aynı tarikatten ve meşrepten olmayan. Aynı tarikatten ve meşrepten olanlara ihvan ve hemmeşreb denir. c Mâsivâ, Allah'tan gayri olan her şey. Bkz. Yabancı, Zıt. Halka benzemeye işin, süre gönülden teşvişin Yüzbini birdir dervişin arada ağyâr gerekmez Yünus Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hak Padişah girmez saraya, hâne mâmur olmadan Lâedri Ağza tükürme Âb-ı dehen, ermişlerin kemalinden nasip almak, nefeslerinden faydalanmak ve onların haliyle hallenmek için şeyhlerin müritlerinin ağzına tükürmeleri. Ahmed Yesevinin şeyhi Baba Arslan'ın ağzına Hz. Peygamber bir hurma tanesi atmış ve tükrüğünden de ona ihsan etmişti. Baba Arslan da aynı şeyi Ahmed Yesevi'ye yapmıştı. Ağza tükürme geleneğinin kaynağı, ihnâk veya tahnikle, yani yeni doğan çocuğun dimağını oğma, hurma ve benzeri bir şeyi çiğneyip onun ağzına atma uygulamasıdır. Hastahktan kurtulmak ve şifa bulmak amacıyla da ermişlere veya üfürükçü hocalara gidilerek ağza tükürtülür.
Ağzı dualı Mücabu'd-da've, müstecabu'd-da've. Allah katında duası makbul kişi.
Ah (eh) Asikin iç âlemindeki ateşin ve elemin ifadesi olan bir nida. “Ah minel aşk ve ahvâlihi ahreke kalbi bi-harâretihi.” Allah kelimesinin ilk ve son harfi bir araya getirilirse ‘ah’ meydana çıkar. Âh, Allah'ın kısa şekli olduğundan, bazen Abdullah abd-âh şeklinde yazılır. O halde âh, Allah demektir. Âşıkın âh demesi, O'na sıgınması anlamına gelir. Âh Allah, Emân Muhammed demektir. Güneşin ışıkları elif'e (yani oka), kütlesi h harfine benzediğinden her gün ‘ah’ (Allah) diyerek doğar. Minare elif, caminin kubbesi h olduğu için her cami ‘ah’ (Allah) der. ‘Iman'ın başındaki elif atılırsa geriye yaman kalır ve elif'i (yani Allah'ı) olmayanın hali yamandır, demek olur. Bkz. Emân.
Aşk ile gel imdi Allah diyelim
Derd ile göz yaşıyla âh idelim
Gitmeye bağrı başı dinmeye gözü yaşı
Her dem dervişin işi âh ile zâr gerek
Yünus
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Sevenin sevdiğine kavuşması yolunda engel çıkaran, âşık ile maşuk arasına giren eller, yabancılar, rakipler; ihvan veya âşinâ karşıtı. Allah’a gönül veren âşıklar için Allah yar, “mâsivâ” (bk. bu made) ise ağyardır. Kul ile Allah araşma kimsenin giremeyeceği ükesinden hareketle bu ikisinin arasına hiçbir unsurun, yani ağyâr ya da mâsivânın girmemesi gerekir. Tasavvufta ise “ağyâr”, “mâsivâ” ile eşanlamlı kabul edilmiştir.
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, gayr kelimesinin çoğulu olup, lügatta yabancı, el, başkası gibi manaları ihtiva eder. Tasavvufta hakikate yabancı olanlar, vâkıf olmayanlar makamında kullanılır.İçi umman-ı vahdettir yüzü sahra-yı kesrettir Yüzün gören görür ağyar içinde yar olur peyda.NiyaziGel iste Kaygusuz yarı, çıkar gönülden ağyarı Bugün gör yine didarı, bu sevda özge sevdadır.Kaygusuz