Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

59 sonuç · “Dâr

01
İlişkili kol

Hadîdiyye İstanbul Hattı

Muhammed Hadîdî'nin Üsküdar'daki erken Rifâî faaliyetiyle ilişkilendirilen İstanbul aktarım hattı.

02
İlişkili kol

Karadestârî Hattı

Üsküdar'dan Unkapanı Âsitânesi'ne ve oradan Yakova-Prizren hattına uzanan İzzeddînî Rifâî silsilesi.

03
İlişkili kol

Kuruluş ve İlk Zâviyeler

Mekke, Cebelülahdar ve Câğbûb'da eğitim, üretim ve irşad merkezlerinin kuruluş dönemi.

04
İlişkili kol

Nasûhiyye

Üsküdarlı Mehmed Nasûhî ve Doğancılar Dergâhı çevresinde gelişen, İstanbul'dan Anadolu ve Balkanlara uzanan Şâbânî kolu.

05
İlişkili kol

Niyâziyye-i Kādiriyye

Abdurrahman en-Niyâzî'ye (ö. 1311/1894) nispet edilen, İskenderiye'deki Kādirî tekke çevresi ve Mısır'ın resmî tarikat idaresi içinde görülen Kādiriyye kolu.

06
İlişkili kol

Nûriyye Melâmîliği

Muhammed Nûru'l-Arabî'nin on dokuzuncu yüzyılda Rumeli'de geliştirdiği; Nakşibendî eğitim, Ekberî irfan ve Melâmî tavrı tevhid mertebeleri etrafında birleştiren çevre.

07
Şahsiyet

Dârâ Şükûh

Dârâ Şükûh (20 Mart 1615, Ecmîr – 10 Eylül 1659, Delhi); Bâbürlü şehzadesi ve mutasavvıf. Şah Cihan'ın büyük oğlu ve veliahdı; kardeşi Evrengzîb'e yenildikten sonra mülhidlikle suçlanarak idam edilmiştir .

08
Şahsiyet

Dârib Muhyiddin Tekeli

Teke yöresinden İstanbul’a gelen Dârib Muhyiddin Efendi (ö. 973/1565), Kara Dâvud Efendi’den mülâzemet aldı; Mihaliç, Sofya, Rodos ve İznik çevresinde müderrislik ve müftülük yaptı; Karamürsel yakınında eşkıya saldırısında öldürüldü.

09
Şahsiyet

Dârülkurrâ Muallimi Ahmed Efendi

Dârülkurrâ Muallimi Ahmed Efendi (ö. 1005/1596-97), Kahire çevresindeki Mesîr köyünden İstanbul’a gelerek dârülkurrâlarda şeyhülkurrâlık yapan ve Eyüp Camii’nde imamlık eden Osmanlı kıraat âlimidir.

10
Şahsiyet

Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî

Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.

11
Şahsiyet

Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî

Abalı Şeyh Hüsâmeddin-i Sânî (ö. 1150/1737-38), Bosnalı Mustafa Efendi’nin oğlu; Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin şeyhi ve türbedarı, Ahmed Hüsâmî Efendi’nin kayınpederidir.

12
Şahsiyet

Abdurrahman en-Niyâzî

Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.

13
Şahsiyet

Abdürrezzâk Şâban Efendi

Abdürrezzâk Şâban Efendi (ö. 1098/1686-87), İnebolu çevresinden İstanbul'a gelerek Kasımpaşa Kızanlık Çeşme Mescidi imamlığı yapan; 1668'den vefatına kadar Eyüp Sultan Camii kürsüsünde hadis, tefsir ve vaaz hizmeti yürüten âlimdir.

14
Şahsiyet

Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (Kadıncıkzâde)

Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1140/1727), İstanbul’da yetişen; Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliği ile Selânik, Bursa ve Mekke kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.

15
Şahsiyet

Ahmed Amiş Efendi

Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.

16
Şahsiyet

Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)

Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.

17
Şahsiyet

Ahmed Remzî Akyürek

Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.

18
Şahsiyet

Akıncı Muslihiddin Efendi

Akıncı Muslihiddin Efendi (ö. 970/1562-63), Ustrumca’dan Vardar Yenicesi’ne yerleşen, Edirne Üç Şerefeli Medrese’de müderrislik yaptıktan sonra resmî görevden çekilip öğretim ve ibadetle yaşayan Osmanlı âlimidir.

19
Sözlük

Bidâri

! 44) Uyanık olmak, yakaza. tas. Kendinde olma hali, kulluk mertebesi.. Buna bi-hodi ve huşyâri de denir.

20
Sözlük

Dâr

“Zarar veren, zarar veren şeyleri yaratan, zarar verenleri cezalandıran.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimlerı)dan olan bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de bu anlamların karşıtı “nâfi” (hayır ve rahme ve faydalı olmak) kavramlarıyla birlikte kullanılmış, buna göre Allah’ın hayır ve rahmet içinde olacağı, insana gelecek zararm yine Allah tarafından önleneceği gibi elliden fazla ayette yer almaktadır. “Dâr” adı Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır.

21
Sözlük

Dâr-ı fena

Sonlu ve geçici yurt. 2. tas. Bu dünya. Dâru'r-Rahman — Dâru'ş-Şeytan (د ار | لشيطان - دار الى حمن) 1. Allah'ın ülkesi — Şeytan ülkesi. 2. tas. Insan Allah ile Şeytan arasındadır. Allah’a bakan yüzüne dâru'r-Rahman, Seytan'a bakan yüzüne dâru'ş-Şeytan veya vech-i nefs veya enaniyet (benlik) denir. Birine akıl, diğerine cehil veya ahiret ya da dünya denir (sr). Daru’s-selam (e (دا را لسلا 1, Esenlik ülkesi, huzur beldesi, 2. tas. Cennet, cennetlik olanların makamı (sr) (En'am Suresi, 127; Yünus Suresi, 25). Allah'ın ülkesi — Şeytan ülkesi. 2. tas. Insan Allah ile Şeytan arasındadır. Allah’a bakan yüzüne dâru'r-Rahman, Seytan'a bakan yüzüne dâru'ş-Şeytan veya vech-i nefs veya enaniyet (benlik) denir. Birine akıl, diğerine cehil veya ahiret ya da dünya denir (sr). Daru’s-selam (e (دا را لسلا 1, Esenlik ülkesi, huzur beldesi, 2. tas. Cennet, cennetlik olanların makamı (sr) (En'am Suresi, 127; Yünus Suresi, 25).

22
Sözlük

Dârü'-beka

Ebediyet yurdu. tas. a Ahiret. b Ruhaniler âlemi, beka billah makamı. Beka mülkü, Mülk-i bekadan gelmişem fâni cihânı neylerim Ben dost cemâlin görmüşem, hür u cinânı neylerim Yünus

23
Sözlük

Dârü'l-gurur

Yalancı aldatıcı âlem. 2. tas. Kalleş felek, bu dünya. ١ Dârü'l-mesnevi Mesnevihane, mesnevi okunan yer. Davai.ar.(s عو >) ç. Deavi. 1. İddia. 2. tas. Benlik, nefsin kendisine ait olmayan şe- Dede ye sahip çıkması (si 428; ). Nefs ibadet, tâat ve güzel ahlaka sahip çıkar, halbuki onun huyu ve işi bunlar değil, bunların zıddıdır. İnsan yaptığı kötülükleri nefsinden, iyilikleri Rabb'inden bilmeli (Nisâ Suresi, 79). Bunun aksi davadır. Dava sahibine ehl-i dava (iddiacı) veya müddei (davacı) denir. Dava olanda, mana olmaz; manaya ermek davadan geçmekle mümkün olur (1s 243). Tasavvuf terk-i dava, kitman-ı manadır. Bkz. Müddei, Ben gelmedim davi için, benim işim sevi için Gönüller dost evi için, gönüller yapmaya geldim tee Bize didâr gerek dünya gerekmez Bize mana gerek dava gerekmez Yünus İddia. 2. tas. Benlik, nefsin kendisine ait olmayan şe- Dede ye sahip çıkması (si 428; ). Nefs ibadet, tâat ve güzel ahlaka sahip çıkar, halbuki onun huyu ve işi bunlar değil, bunların zıddıdır. İnsan yaptığı kötülükleri nefsinden, iyilikleri Rabb'inden bilmeli (Nisâ Suresi, 79). Bunun aksi davadır. Dava sahibine ehl-i dava (iddiacı) veya müddei (davacı) denir. Dava olanda, mana olmaz; manaya ermek davadan geçmekle mümkün olur (1s 243). Tasavvuf terk-i dava, kitman-ı manadır. Bkz. Müddei, Ben gelmedim davi için, benim işim sevi için Gönüller dost evi için, gönüller yapmaya geldim tee Bize didâr gerek dünya gerekmez Bize mana gerek dava gerekmez Yünus

24
Sözlük

Dîdâr

Görme, yüz ve çehre. Tasavvuf şiirinde ilâhî güzelliğin temaşası ve sevgilinin yüzü anlamında kullanılır. Dîdâr arzusu, sûfî şiirinde vuslat ve cemal tecellisi özlemini anlatır. Rü’yet ve cemal maddeleriyle karşılaştırınız.

25
Sözlük

Dildar

Gönüle malik ve hâkim olan gönül sultanı, sevgili. 2. tas. Bast sıfatı ve neşe hali ki, kalpteki sevinç ve sevgiden ibarettir (us), Bkz. Azra, Dilenmek/Dilenci Çeşitli sebeplerle dilenerek geçinen dilenci dervişlere rastlanmıştır. Özellikle bu çeşit devrişlere son dönemlerde daha çok rastlanır olmuştur. Nefse kadem basmak için de dilenen dervişler olmuştur. Bkz. Gedâ, Derviş, Sual. Dil-gisa r. Gönül fetheden, neşeli gönül. 2. tas. Üns makamındaki sâlikin gönlünde tecelli eden feyz ve fetih (feyyaziyet, fatihiyyet ile Hakk'ın gönülde tecelli etmesi) (1s: ), Ey dil neye bu mertebe pür gamsın sen Gerçi virâne isen genc-i mutalsemsin sen Galib Dini. ar. (543) 1. Tefrika makamında meydana çıkan itikat (us). 2. Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek Tefrika makamında meydana çıkan itikat (us). 2. Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek Aşk, sevgi. Din u millet sorarısan âşıklara din ne hâcet Âşık kişi harab olur harâb bilmez din diyânet Dini terk edenin küfürdür işi Bu ne küfürdür imandan içeru Yünus Mutasavvflar belli kural ve biçimlerden oluşan resmi ve genel bir dinin üstünde samimi ve özel bir din anlayışından, yani sevgi dininden (dinu'l-hub) bahsederler. Dinlerin birliği Vahdet-i edyan, Bütün dinlerin aynı kaynaktan geldiği ve aynı ama- Ca yönelik bulunduğu; farkın, şekilde ye zahirde olduğu hususundaki tasavvufi inanç. Kad-ı dildârı kimi arar okur kimi elif Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif Muhibbi Direk tutmak Mevlevilikte sol ayağı sabit tutarak semâ etmek

26
Mekân

Süleymaniye Dârülhadisi

İstanbul · Türkiye · 1098 Recebinde Çavuşzâde Ahmed Efendi'nin yerine buraya tayin edilmiştir; medrese basamaklarının en üstünde yer alan bu görev, bir yıl sonra gelen nakîbüleşraflığın da hazırlayıcısı olmuştur. İlişkili kişi dosyası Nefeszâde Seyyid Abdurrahman Vâlî Efendi : Nefeszâde Seyyid Abdurrahman Vâlî Efendi (ö. 1696), Ankara'dan İstanbul'a gelip tefsir imtihanıyla ilmiyeye giren, Süleymaniye Dârülhadisi'ne yükselen, nakîbüleşraflık yapan ve Arapça-Türkçe şiirler yazan Osmanlı âlimidir.

27
Mekân

İstanbul

İstanbul · Türkiye · Dârüssaltanati'l-aliyye mahmiyye-i Kostantiniyye'den zuhur ettiği, yani İstanbullu olduğu kaydedilir. İlişkili kişi dosyası Yağlıkçızâde Mehmed Efendi : Yağlıkçızâde Mehmed Efendi (ö. 1723), Süleymaniye Dârülhadisi'ne kadar yükselen ve Selanik kadılığı sırasında vefat eden Osmanlı âlimidir.

28
Mekân

Miyân Mîr Türbesi, Dârâpûr

Lahor · Pakistan · 7 Rebîülevvel 1045'te (21 Ağustos 1635) vefat ettiği şehrin güneydoğusundaki mevki. Kabri Dârâ Şükûh'un başlattığı, Evrengzîb'in tamamlattığı, Lahor Valisi Nevvâb Vezîr Han'ın türbeye çevirdiği yapıdır; bugün ziyaretgâhtır. Konum yaklaşıktır.

29
Mekân

Mehmed Ağa Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Dârüssaâde ağası Çarşambalı Mehmed Ağa'nın 994/1586'da cami ile birlikte bir külliye içinde yaptırdığı tekke; Atikali Mahallesi, Beyceğiz Caddesi, Çilekeş Sokak'ta bulunuyordu. Abdülmecid Sivâsî ve Abdülahad Nûrî'den sonra Sivâsîliğin İstanbul'daki ilk merkezi olan bu tekkenin postuna 1102/1690-91'de geçmiştir. 1312/1895'te II. Abdülhamid tarafından yeniden yaptırılan iki katlı ahşap bina 1971'de çökmüş, 1997'de tamamen yıktırılmıştır; 1312 tarihli kitâbesi Saraçhane'deki Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi'ndedir.

30
Mekân

Üsküp

Üsküp · Kuzey Makedonya · Babasının hicret edip mescid yaptırdığı şehir; ilk tahsilini buranın ulemâsından ve yine Üsküplü İshak Efendi'nin dârülifâdesinde aldı. İlişkili kişi dosyası Dülgerzâde Mehmed Efendi : Dülgerzâde Mehmed Efendi (ö. 977/1569), Üsküp'te yetişip Anadolu ve Rumeli medreselerinde ders veren, Bağdat kadılığı yapan; Türkçe-Arapça şiirleri, hattı ve kitap istinsahıyla tanınan Osmanlı âlimidir.

31
Mekân

Delhi

Delhi · Hindistan · Esir alındıktan sonra getirilip mülhidlikle suçlanarak idam edildiği başşehir (10 Eylül 1659). İlişkili kişi dosyası Dârâ Şükûh : Dârâ Şükûh, Miyân Mîr ve Molla Şah çevresindeki Kādirî ilgisi, sûfî tabakat eserleri ve dinî gelenekleri karşılaştıran çalışmalarıyla XVII. yüzyıl Hindistan düşüncesinde dikkat çeker.

32
Mekân

İstanbul

İstanbul · Türkiye · Kaynak, kendisinin İstanbul'da (Dârüssaltanati'l-aliyye mahmiyye-i Kostantiniyye) dünyaya geldiğini kaydeder; On İki Divan kasabası babası Lâgarî Ali Efendi'nin memleketidir. İlişkili kişi dosyası Kurızâde Ahmed Efendi : Kurızâde Ahmed Efendi (ö. 1723), On İki Divan'dan İstanbul'a gelerek medrese tedrisi ve çeşitli eyalet kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.

33
Mekân

Hoca Sâdeddin Efendi Dârülkurrâsı (kabri)

İstanbul, Eyüp · Türkiye · Yaptırdığı dârülkurrânın hazîresine defnedildi. Yapı sonradan tekkeye ve mescide çevrilmiş, Servi Mahallesi Mescidi adıyla anılmıştır. Eyüp Camii'ndeki herkese açık kütüphanesi de buradadır. İlişkili kişi dosyası Hoca Sâdeddin Efendi : Hoca Sâdeddin Efendi (943-1008/1536-1599), III. Murad'ın şehzadelik hocası; III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde devlet işlerinde etkili olmuş şeyhülislâm ve Tâcü't-Tevârîh müellifidir.

34
Mekân

Cemâlîzâde Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Eğrikapı savaklarının karşısında, Kırkçeşme su şebekesine bağlı olan tekke. Vezir Hırâmî Ahmed Paşa tarafından XVI. yüzyılın son çeyreğinde mescid-zâviye olarak kurulmuş, muhtemelen XVIII. yüzyıl başlarında Halvetiyye'ye intikal etmiştir. 1155'te (1742) buraya postnişin olan Cemâleddin Uşşâkī'nin vefatında buraya gömülmesi üzerine Cemâliyye şubesinin âsitânesi ve pîr evi vasfını kazanmıştır. Kaynaklarda Cemâleddin Halvetî, Cemâleddin Uşşâkî, Cemâlî, Cemâlî Efendi, Savaklar, Seyyid Cemâleddin, Seyyid Cemal Efendi ve Şalcızâde gibi çeşitli adlarla anılır. Oğlu ve halefi Mehmed Nizâmeddin Efendi mescid-tevhidhânenin dârülkurrâ olarak da kullanılması için bir vakıf yapmıştır. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra mescid-tevhidhânesi cami olarak kullanılmaya başlanmış, 1958'den az önceki onarımda cami harimi ile türbe arasına duvar çekilerek yapının en önemli mimari özelliği yok edilmiştir.

35
Mekân

Yavsî Baba Tekkesi (Sivâsî Tekkesi)

İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Yavuzselim (eski adı Sakızağacı) caddesinde, Osmanlı döneminde Sultanselim Çukurbostanı olarak anılan Aspar Su Haznesi'nin güneybatı köşesinde, Dârüşşafaka lojman binasının bulunduğu arsada yer alıyordu. Ayvansarâyî, yapının Şeyh Muhyiddin Muhammed Efendi için kiliseden mescide dönüştürüldüğünü kaydeder. Şeyh Yavsî'nin vefatından sonra posta sırasıyla Serezli Muslihuddin Efendi, Abdürrahim Müeyyedî ve Bahâeddinzâde Muhyiddin geçmiştir. Sonraki dönemde Sivâsî Tekkesi adıyla anılmıştır.

36
Mekân

Mehmed Ağa Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Dârüssaâde ağası Çarşambalı Mehmed Ağa'nın 994/1586'da cami ile birlikte bir külliye içinde yaptırdığı tekke; Atikali Mahallesi, Beyceğiz Caddesi, Çilekeş Sokak'ta bulunuyordu. Abdülmecid Sivâsî'nin ve babası Abdülahad Nûrî'nin şeyhlik ettiği, Sivâsîliğin İstanbul'daki ilk merkezi olan bu tekkenin postunu babasından devralmıştır. 1312/1895'te II. Abdülhamid tarafından yeniden yaptırılan iki katlı ahşap bina 1971'de çökmüş, 1997'de yıktırılmıştır; 1312 tarihli kitâbesi Saraçhane'deki Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi'ndedir.

37
Mekân

Topkapı içinde Tatlıkapı yakınındaki cami

İstanbul · Türkiye · 1134 Safer'inin yirmi sekizinci çarşamba gecesi vefat eden Nigînî'nin cenaze namazı ertesi gün öğleden sonra Ebü'l-feth Sultan Mehmed Han Camii'nde kılınmış, ardından Topkapı içinde Tatlıkapı yakınındaki caminin sahasına defnedilmiştir.

38
Makale

1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları

Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.

39
Makale

Nevşâhiyye: Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a

Sahenpâl merkezi, aile postu ve bölgesel halifeler üzerine kişi, eser, mekân ve silsile bağlantılarını birleştiren ayrıntılı dosya.

40
Makale

Hindistan Kādiriyyesi: Uç'tan Lahor ve Bengal'e

Hint alt kıtasındaki Kādirî aile, şube, tekke, müellif ve coğrafya bağlarını ayıran kapsamlı dosya.

41
Makale

İzzî Tarihi'nde Yusuf Efendi ve Uşşâkî Âsitânesinin İhyası

Sadâret Kethüdâsı Yusuf Efendi'nin devlet hizmetini, zikir hayatını ve Kasımpaşa Hüsâmeddin Uşşâkî Âsitânesini yeniden inşa ettirmesini çağdaş kronik ve mimarlık kaynaklarıyla birlikte inceler.

42
Makale

Sarı Nâib Naîm: Divan, Hamse ve Tevhid Dili

Naîm İsmail Efendi'nin medrese ve nâiblik hayatını, divan ve hamse kaydını, kaynakta korunan şiirlerini ve tasavvufî söz varlığını birlikte sunar.

43
Makale

Nefeszâde Abdurrahman Vâlî: İlim, Nesep Kurumu ve Şiir

Nefeszâde Abdurrahman Vâlî'nin tefsir imtihanını, medrese basamaklarını, nakîbüleşraflığını ve iki dilli şiir mirasını birlikte ele alır.

44
Makale

Beñli Mustafa Efendi: Ders-i Âmlık, Vaaz ve Hadis

Beñli Mustafa Efendi'nin tahsilini, ders-i âmlık tercihini, dârülhadis görevini ve kaynak dilindeki manevî portresini ayırarak ele alır.

45
Makale

Tabib Seyyid Abdullah: Medrese ile Dârüşşifa Arasında

Tabib Seyyid Abdullah'ın medrese hocalığını ve Fâtih Dârüşşifası başhekimliğini aynı meslek çizgisinde inceler.

46
Makale

Ebü’l-İs‘ad Ahmed Efendi: Bîmârhâneden Medreseye

Şamlı Ebü’l-İs‘ad Ahmed Efendi'nin Fâtih Bîmârhânesi reisü’l-etıbbâlığını ve İstanbul medreselerindeki öğretim görevlerini birlikte ele alır.

47
Makale

Şehlâ Ahmed Efendi ve Osmanlı Sağlık Kurumları

Şehlâ Ahmed Efendi'nin iki dârüşşifadaki başhekimliğini, saray hizmetini ve ilmiye kariyerini birlikte inceler.

48
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

49
Eser

TASAVVUFUN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa

50
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

51
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

52
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

53
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

54
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

55
Eser

Sayfalar 25–32

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen

56
Eser

Sayfalar 26–33

Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M

57
Eser

Sayfalar 33–40

Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed

58
Eser

Sayfalar 42–50

Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile

59
Eser

Sayfalar 44–51

Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla