HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ustrumca’dan Vardar Yenicesi’ne
Akıncı Muslihiddin Efendi, kaynak başlığında Muslihiddin b. Yûsuf adıyla kaydedilen XVI. yüzyıl Osmanlı müderrisi ve dinî ilimler hocasıdır. Rumeli’deki Ustrumca kasabasında doğdu; daha sonra dönemin önemli ilim ve edebiyat merkezlerinden Vardar Yenicesi’ne yerleşti. Nev‘îzâde Atâyî’nin biyografi gövdesinde geçen “Akıncı Mustafa” adı, eserin iki ayrı dizininde Muslihiddin b. Yûsuf’a gönderildiği için başka bir şahıs değil, onun ikinci tanınma biçimidir.
Tahsili ve hocaları
İlk öğreniminin ayrıntıları bilinmemekle birlikte Vardarî Bedrî Çelebi’nin yanında tahsilini ilerletti. Kaynağın “tahsil-i kemâl” sözüyle anlattığı bu dönem, onun dinî ilimlerde müderrislik yapabilecek seviyeye ulaşmasını ifade eder. Ardından Osmanlı ilmiye mesleğinin medrese basamaklarında ilerledi.
Üç Şerefeli Medrese
955/1548-49 yılında Edirne’deki Üç Şerefeli Medrese’nin müderrisi olarak görev yapıyordu. Bu sırada Kadızâde Efendi’nin çevresine katıldı. Kaynakta geçen bu bağ ilmiye ve meslek ilişkisi içinde kaydedilmiştir; ayrıca belgelenmiş bir tarikat intisabı şeklinde yorumlanmamıştır.
Görevden ayrılışı ve dönüşü
Muslihiddin Efendi bir süre sonra resmî ilmiye yolundan kendi isteğiyle ayrıldı ve yaşadığı bölgeye döndü. Hayatının kalan kısmını ilim ve ibadetle geçirdi; dinî ilimleri okutmayı ve öğrencilerin yetişmesine hizmet etmeyi sürdürdü. Böylece medrese görevini bırakması öğretim faaliyetinin sonu olmadı; resmî mansıp dışında devam eden bir ders halkasına dönüştü.
Ahlâkı ve zühd anlayışı
Atâyî onu takvâ sahibi, haram ve şüpheli şeylerden sakınan, iffetli, hoşsohbet ve latif tabiatlı bir kişi olarak tasvir eder. Kaynak başlığındaki “eş-Şeyh” ifadesi ve bu ahlâk tasviri onun zühd yönünü gösterir; fakat mensup olduğu belirli bir tarikat adı verilmez. Bu nedenle şahsın yol aidiyeti tahminle doldurulmamıştır.
Vefatı ve tarihî yeri
970/1562-63 yılında vefat etti. Kaynak vefat ve defin yerini açıkça bildirmez. Muslihiddin Efendi’nin hayatı, XVI. yüzyıl Rumeli’sinde Ustrumca, Vardar Yenicesi ve Edirne arasında işleyen ilim hareketliliğini; resmî müderrislikten çekildikten sonra da ders ve ibadet merkezli bir hayatın sürdürülebildiğini gösterir.