HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve “Dârib” lakabı
Muhyiddin Efendi, kaynakta “Dârib Muhyiddin” lakabıyla tanıtılır. Atâyî bu lakabı, ilmî tartışmalarda sert ve atılgan davranmasına bağlar. Teke vilâyetinden oluşu kimliğinin ikinci kesin işaretidir. Aynı adı taşıyan başka ilmiyye mensuplarıyla karıştırılmaması için Teke kökeni, Rodos müftülüğü ve 973/1565’te Karamürsel yakınındaki ölümü birlikte değerlendirilmelidir.
Teke’den İstanbul’a
Doğum yeri kaynakta şehir veya köy düzeyinde verilmez; yalnız Teke vilâyetinden olduğu kaydedilir. Tahsilini ilerletmek amacıyla İstanbul’a geldi. Atâyî onu müzakere ve münazara meclislerinde çok çalışan, tartışma kabiliyetiyle tanınan bir talebe olarak gösterir. Bu çevrede Kara Dâvud Efendi’den mülâzemet alarak Osmanlı ilmiyye yoluna girdi.
İlk müderrislikleri
İlk tayini yirmi akçe ile Mihaliç Medresesi’ne oldu. Ardından başka medreselerde ders verdikten sonra elli akçeli Sofya Sûfî Mehmed Paşa Medresesi’ne yükseldi. Kaynak, ara görevlerin tamamını adlandırmaz; bu yüzden bilinen durakların arasına tahminî medrese adları eklenmemiştir.
Rodos’ta müderrislik ve müftülük
961/1553-54’te Muallimzâde Efendi’nin yerine Rodos Sultaniyyesi’ne müderris ve müftü tayin edildi. Böylece öğretim göreviyle fetva vazifesi aynı kişide birleşti. ahir">Rebîülâhir 965/Ocak-Şubat 1558’de görevden alındı; medresesi Manav Tâceddin Efendi’ye verildi.
İznik Süleymaniye pâyesi
Zilkade 967/Temmuz-Ağustos 1560’ta Ahîzâde Efendi’nin yerine İznik Süleymaniye pâyesine geçti. Bu tayin, ilmiyye kariyerinin kaynakta kaydedilen son resmî durağıdır. İznik ile yakın Karamürsel çevresi, hayatının son safhasında hem görev hem geçim mekânı haline geldi.
Karamürsel yakınındaki bağı
Karamürsel civarında bağ ve bahçe kurdu; Atâyî bunu helâl kazanç arayışıyla açıklar. Bu kayıt onun yalnız medrese gelirine bağlı kalmadığını, son yıllarında tarımla da meşgul olduğunu gösterir. Bağın kesin mevkii belirtilmediği için haritada Karamürsel bölge merkezi gösterilmiş, belirli bir parsel iddia edilmemiştir.
Öldürülmesi
Rebîülâhir 973/Ekim-Kasım 1565’te bir gece eşkıya tarafından öldürüldü. Atâyî ölümü “şehid” kelimesiyle anar. Olayın soruşturması, failleri ve mezar yeri hakkında kaynak bilgi vermez; bu sebeple ölüm hikâyesi ayrıntılandırılmamıştır.
İlmî çalışmaları
Okuduğu kitapların kenarlarında not ve ta‘likleri bulunduğu bildirilir. Ayrıca Atâyî’nin yanlışlıkla En‘âm sûresine nispet ettiği, gerçekte Şuarâ sûresinin 88. âyeti olan “O gün ne mal fayda verir ne de oğullar” meâlindeki âyet üzerine bir risâlesi vardı. Ders günlerinde kaleme aldığı başka metinlerinden de söz edilir; ancak eser adları ve nüshaları belirtilmez.
Tarih içindeki yeri
Dârib Muhyiddin, tarikat silsilesine yerleştirilecek bir şeyh değil; XVI. yüzyıl Osmanlı ilmiyyesinin taşradan merkeze gelip farklı şehirlerde görev alan bir mensubudur. Biyografisi medrese dolaşımı, müftülük, kitap kenarı notları ve geçim için bağ kurma gibi bir âlimin gündelik ve meslekî hayatına dair somut ayrıntılar taşır.