Ara
Menü

Dârib Muhyiddin Tekeli

Teke yöresinden İstanbul’a gelen Dârib Muhyiddin Efendi (ö. 973/1565), Kara Dâvud Efendi’den mülâzemet aldı; Mihaliç, Sofya, Rodos ve İznik çevresinde müderrislik ve müftülük yaptı; Karamürsel yakınında eşkıya saldırısında öldürüldü.

Vefat
1565
Unvan
Osmanlı müderrisi, Rodos müftüsü ve risâle sahibi âlim
Temalar
Teke, İstanbul, ilmiyye, Mihaliç, Sofya, Rodos, İznik, Karamürsel, risâle, kitap hâşiyesi

Kimliği ve “Dârib” lakabı

Muhyiddin Efendi, kaynakta “Dârib Muhyiddin” lakabıyla tanıtılır. Atâyî bu lakabı, ilmî tartışmalarda sert ve atılgan davranmasına bağlar. Teke vilâyetinden oluşu kimliğinin ikinci kesin işaretidir. Aynı adı taşıyan başka ilmiyye mensuplarıyla karıştırılmaması için Teke kökeni, Rodos müftülüğü ve 973/1565’te Karamürsel yakınındaki ölümü birlikte değerlendirilmelidir.

Teke’den İstanbul’a

Doğum yeri kaynakta şehir veya köy düzeyinde verilmez; yalnız Teke vilâyetinden olduğu kaydedilir. Tahsilini ilerletmek amacıyla İstanbul’a geldi. Atâyî onu müzakere ve münazara meclislerinde çok çalışan, tartışma kabiliyetiyle tanınan bir talebe olarak gösterir. Bu çevrede Kara Dâvud Efendi’den mülâzemet alarak Osmanlı ilmiyye yoluna girdi.

İlk müderrislikleri

İlk tayini yirmi akçe ile Mihaliç Medresesi’ne oldu. Ardından başka medreselerde ders verdikten sonra elli akçeli Sofya Sûfî Mehmed Paşa Medresesi’ne yükseldi. Kaynak, ara görevlerin tamamını adlandırmaz; bu yüzden bilinen durakların arasına tahminî medrese adları eklenmemiştir.

Rodos’ta müderrislik ve müftülük

961/1553-54’te Muallimzâde Efendi’nin yerine Rodos Sultaniyyesi’ne müderris ve müftü tayin edildi. Böylece öğretim göreviyle fetva vazifesi aynı kişide birleşti. ahir">Rebîülâhir 965/Ocak-Şubat 1558’de görevden alındı; medresesi Manav Tâceddin Efendi’ye verildi.

İznik Süleymaniye pâyesi

Zilkade 967/Temmuz-Ağustos 1560’ta Ahîzâde Efendi’nin yerine İznik Süleymaniye pâyesine geçti. Bu tayin, ilmiyye kariyerinin kaynakta kaydedilen son resmî durağıdır. İznik ile yakın Karamürsel çevresi, hayatının son safhasında hem görev hem geçim mekânı haline geldi.

Karamürsel yakınındaki bağı

Karamürsel civarında bağ ve bahçe kurdu; Atâyî bunu helâl kazanç arayışıyla açıklar. Bu kayıt onun yalnız medrese gelirine bağlı kalmadığını, son yıllarında tarımla da meşgul olduğunu gösterir. Bağın kesin mevkii belirtilmediği için haritada Karamürsel bölge merkezi gösterilmiş, belirli bir parsel iddia edilmemiştir.

Öldürülmesi

Rebîülâhir 973/Ekim-Kasım 1565’te bir gece eşkıya tarafından öldürüldü. Atâyî ölümü “şehid” kelimesiyle anar. Olayın soruşturması, failleri ve mezar yeri hakkında kaynak bilgi vermez; bu sebeple ölüm hikâyesi ayrıntılandırılmamıştır.

İlmî çalışmaları

Okuduğu kitapların kenarlarında not ve ta‘likleri bulunduğu bildirilir. Ayrıca Atâyî’nin yanlışlıkla En‘âm sûresine nispet ettiği, gerçekte Şuarâ sûresinin 88. âyeti olan “O gün ne mal fayda verir ne de oğullar” meâlindeki âyet üzerine bir risâlesi vardı. Ders günlerinde kaleme aldığı başka metinlerinden de söz edilir; ancak eser adları ve nüshaları belirtilmez.

Tarih içindeki yeri

Dârib Muhyiddin, tarikat silsilesine yerleştirilecek bir şeyh değil; XVI. yüzyıl Osmanlı ilmiyyesinin taşradan merkeze gelip farklı şehirlerde görev alan bir mensubudur. Biyografisi medrese dolaşımı, müftülük, kitap kenarı notları ve geçim için bağ kurma gibi bir âlimin gündelik ve meslekî hayatına dair somut ayrıntılar taşır.

COĞRAFÎ HAFIZA5 coğrafî bağlantı
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi5 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şuarâ 26/88 risalesi

Malın ve evlâdın fayda vermeyeceği gün âyetine dair risale.

Metni gösterMetni daralt

Nev‘îzâde metnindeki sûre adı, âyet lafzıyla uyuşmadığı için düzeltilerek Şuarâ 26/88 olarak kaydedildi; kaynak hatası aynen çoğaltılmadı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 343-357.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 343-357
  2. [2]Hadâ’iku’l-hakā’ik
Ortak kaynak kataloğunu aç →