Ara
Menü
ذ

âyet

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Sözlük anlamı “kesin ve açık alâmet, işaret, ibret, delil” olan bu söz, Allah’ın varlığını ve peygamberlerin hak ve Allah’ın elçisi olduğunu belgeleyen delil yanmda Kur’ân-ı Kerîm’deki surelerin anlamh en küçük söz öbeklerinin adı. Kur’ân-ı Kerîm’de teklik ve çokluk biçimleriyle 382 defa geçtiği bilinen bu terim, şu kavramları ifade etmektedir:

  1. Delil: Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın varlığını ispatlamaya dönük söz. Bu sözün özünde evrenin yaradılışmdaki düzen Allah’ın varlığı ile delillendirilmektedir. 2. Mucize: Peygamberlerin Allah’ın elçisi olduğunu ve onların Allah tarafından gönderildiğini ifade eden terim Kur’ân-ı Kerîm’de “âyet” olarak nitelenmiştir. Bunların en önemli özelliği her bir peygamberin kendine özgü mucizeler ortaya koymasıdır. Bu mucizeler onlann Allah’ın elçisi olduğunu ispatlamaya yetmektedir. 3. Kur’ân-ı Kerîm’in belli bölümâyetü’l-feth leri veya tamamı “âyet” olarak nitelenmiştir. § tam. âyetü’l-feth a. (^HliA) Kur’ân-ı Kerîmin “En'âm suresi” (6)nin 1-165. ayetleri. âyetü’l-Kürsî a. (^jSll ii) Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi (2)nin 255. “tevhîd akidesi” (birlik inancı} m an latan ayet. On cümleden meydana gelen bu ayet, adm cümlenin içinde geçen “kürsî” sözünden almakta dır. Bu ayette Allah'ın birliği O’nun daima diri ve zatı ile kaim olduğu, uyuklama ve dalgmlık gibi insana özgü sı fatlardan uzak bulunduğu evreni kendi tasarrufunda bulundurduğu, O’nun bilgis olmadan kimsenin şefaatte bulunamayacağı ve bilgisinin ezeli ve ebedi kapsadığı, kud retinin yeri ve göğü kuşattığı zatınm çok yüce olduğu tevhid inancmm esasları özlü bir biçimde açıklanmıştır. Hz Peygamber, bu ayetin fazile tini “Kur’ân-ı Kerîm’de en büyük ayet âyetü’l Kürsî’dir” diyerek vurgula mıştır.
  2. Mucize: Peygamberlerin Allah’ın elçisi olduğunu ve onların Allah tarafından gönderildiğini ifade eden terim Kur’ân-ı Kerîm’de “âyet” olarak nitelenmiştir. Bunların en önemli özelliği her bir peygamberin kendine özgü mucizeler ortaya koymasıdır. Bu mucizeler onlann Allah’ın elçisi olduğunu ispatlamaya yetmektedir. 3. Kur’ân-ı Kerîm’in belli bölümâyetü’l-feth leri veya tamamı “âyet” olarak nitelenmiştir. § tam. âyetü’l-feth a. (^HliA) Kur’ân-ı Kerîmin “En'âm suresi” (6)nin 1-165. ayetleri. âyetü’l-Kürsî a. (^jSll ii) Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi (2)nin 255. “tevhîd akidesi” (birlik inancı} m an latan ayet. On cümleden meydana gelen bu ayet, adm cümlenin içinde geçen “kürsî” sözünden almakta dır. Bu ayette Allah'ın birliği O’nun daima diri ve zatı ile kaim olduğu, uyuklama ve dalgmlık gibi insana özgü sı fatlardan uzak bulunduğu evreni kendi tasarrufunda bulundurduğu, O’nun bilgis olmadan kimsenin şefaatte bulunamayacağı ve bilgisinin ezeli ve ebedi kapsadığı, kud retinin yeri ve göğü kuşattığı zatınm çok yüce olduğu tevhid inancmm esasları özlü bir biçimde açıklanmıştır. Hz Peygamber, bu ayetin fazile tini “Kur’ân-ı Kerîm’de en büyük ayet âyetü’l Kürsî’dir” diyerek vurgula mıştır.
  3. Kur’ân-ı Kerîm’in belli bölümâyetü’l-feth leri veya tamamı “âyet” olarak nitelenmiştir. § tam. âyetü’l-feth a. (^HliA) Kur’ân-ı Kerîmin “En'âm suresi” (6)nin 1-165. ayetleri. âyetü’l-Kürsî a. (^jSll ii) Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi (2)nin 255. “tevhîd akidesi” (birlik inancı} m an latan ayet. On cümleden meydana gelen bu ayet, adm cümlenin içinde geçen “kürsî” sözünden almakta dır. Bu ayette Allah'ın birliği O’nun daima diri ve zatı ile kaim olduğu, uyuklama ve dalgmlık gibi insana özgü sı fatlardan uzak bulunduğu evreni kendi tasarrufunda bulundurduğu, O’nun bilgis olmadan kimsenin şefaatte bulunamayacağı ve bilgisinin ezeli ve ebedi kapsadığı, kud retinin yeri ve göğü kuşattığı zatınm çok yüce olduğu tevhid inancmm esasları özlü bir biçimde açıklanmıştır. Hz Peygamber, bu ayetin fazile tini “Kur’ân-ı Kerîm’de en büyük ayet âyetü’l Kürsî’dir” diyerek vurgula mıştır.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Alâmet, işâret, mûcize, ibret.

1- Kur'ân-ı kerîmdeki sûreleri meydana getiren cümle veya cümleciklerden her biri.

Çoğulu âyâttır.

Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:

Biz sana apaçık âyetler (helâl ile haramı, doğru ile yanlışı açıklayan) indirdik. Onları fâsıklardan (kâfirlerden) başkası inkâr etmez." (Bekara sûresi: 99)

Kur'ân-ı kerîmde 114 sûre, 6236 âyet vardır. Âyetlerin sayısının 6236'dan az veya daha çok olduğu bildirildi ise de, bu ayrılıklar, büyük bir âyetin, bir kaç küçük âyet sayılmasından veya bir kaç kısa âyetin bir büyük âyet yâhut sûrelerin evvelindeki besmelelerin bir veya ayrı ayrı âyet sayılmasından ileri gelmiştir. (Ebülleys Semerkandî)

Âyet-i kerîmeler kısa ve tam tercüme edilemez. Müfessirler âyet-i kerîmeleri tercüme değil, uzun tefsîr ederek açıklamaya çalışmışlardır. (İbn-i Hacer-i Mekkî)

Âyet-i kerîme yazılı herhangi bir kâğıdın âyet kısmına abdestsiz dokunmamalı, o kâğıdı belden aşağı koymamalıdır. (Hâdimî) Sübhâne rabbike âyet-i kerîmesini, sübhâne rabbinâ şeklinde değiştirmeden okumak lâzımdır. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)

2. Allahü teâlânın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren alâmet, ibret, işâret.

Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde insanlara yarar şeyleri, denizde akıtıp taşıyan o gemilerde, Allah'ın semâdan indirdiği suyla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde, deprenen her hayvanı orada üretip yaymasında, gökle yer arasında (Allahü teâlânın emrine) boyun eğmiş olan rüzgârları ve bulutları evirip çevirmesinde aklı ile düşünen bir kavm (topluluk) için nice âyetler vardır. (Bekara sûresi: 164)

3. Mûcize.

(Hakîkati) bilmeyenler (veya bilip de bilmez gözükenler); "Ne olur, Allah bizimle (senin hak peygamber olduğuna dâir) konuşsa, yâhut (bu hususta) bize bir âyet gelse" dediler. Onlardan evvelkiler de, tıpkı onların söyledikleri gibi söylemiş (ler) di. Kalbleri birbirine ne kadar da benzemiş. Bu hakîkatleri iyice bilmek isteyenlere âyetlerimizi apaçık göstermişizdir. (Bekara sûresi: 118)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça’da burhan, alamet, nişan eser demektir. Kur’an-ı Kerim’in her bir cümlesi. Tasavvufta ise, birbirinden farklı gibi görünen şeylerin hakikat gözüyle bir ve bütün olarak görünmesidir. Çünkü bir anlamda, ayetler Allah’ın sıfatları olmakla beraber, zatının aynıdırlar.

Sözlüğe dön