Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

49 sonuç · “Unsur

01
Şahsiyet

Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî

Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî (ö. 1060/1650 civarı), İznik’te Eşrefzâde derviş çevresine katılan, Şeyh Sırrî Ali Efendi’nin kızıyla evlenerek Eşrefiyye’ye bağlanan ve Bursa Eşrefiyye Zâviyesi’nde uzun süre zikir ve tevhid hizmeti yürüten âlim ve zâhid şeyhtir.

02
Şahsiyet

Hâce Hasan Endâkî

Hâce Hasan Endâkî (ö. 552/1157), Yûsuf el-Hemedânî’ye uzun süre hizmet eden; Sem‘ânî’nin Merv ve Buhara’da bizzat görüştüğü, Hemedânî rivayetlerini aktaran erken Hâcegân halifesidir.

03
Şahsiyet

Hariri Şeyh Muhammed Efendi

Kazzâz Muhammed Efendi diye tanınan Harîrî Muhammed, Ümmî Sinan’ın ilk halifesi; Pazar Tekkesi’nde uzun süre irşad hizmeti yürütmüş şeyhtir.

04
Şahsiyet

İbrâhim er-Reşîd

İbrâhim er-Reşîd, Ahmed b. İdrîs'in uzun süre sohbet ve hizmetinde bulunan; İsmâil en-Nüvvâb, Ahmed er-Rendrâvî ve Ali es-Sayravî adlı üç halifesi kaydedilen sûfîdir.

05
Şahsiyet

Mustafa Rızâeddin Efendi

Mustafa Rızâeddin Efendi, İsmâil Hakkı Efendi'nin torunu; Muhammed Kâmil Efendi'den hilâfet alan ve elli yılı aşkın irşad postunda kalan Beşiktaşlı Nakşibendî şeyhidir.

06
Şahsiyet

Süleyman Kürdî

Haremeyn'de uzun süre mücavir kaldığı ve Şam'da Emeviyye Camii'nde itikâfta bulunduğu kaydedilen Nakşibendî-Müceddidî şeyhi; Sâdık Erzincânî 1744'te ona intisap etti.

07
Şahsiyet

Şeyh Ahmed Vefâ Efendi

Hasan Sezâî'nin torunu ve Ahmed Müsellem'in oğlu Ahmed Vefâ, 1753'ten itibaren Gülşenî Veli Dede Dergâhı'nda uzun süre irşad etmiş; kırk hadis, tahmis ve şiirleri bulunan Gülşenî şeyhidir.

08
Şahsiyet

Şeyh Muhammed Ma‘sûm ed-Dehlevî

Muhammed Ma‘sûm ed-Dehlevî (ö. 1923), İmâm-ı Rabbânî soyundan; uzun süre Medine’de yaşayan, Mekke’de vefat eden Müceddidî-Nakşibendî şeyhi ve çok dilli müelliftir.

09
Sözlük

Abâ-i ulviyye

Abâ-i ulviyye veya pederân-ı bülend , “ulu atalar, yüce babalar” anlamında kullanılan Farsça bir tamlamadır. Felsefe ve astroloji geleneğinde hava, su, toprak ve ateşten oluşan dört unsurun kaderini yönlendirdiğine inanılan yıldızlara verilen ad. Tasavvufta yaratılışın zuhuruyla ilişkilendirilen ilâhî isimler. Bazı tasavvufî kozmoloji metinlerinde akl-ı evvel, nefs-i küllî, tabiat-ı küllî ve hebâ için kullanılan toplu ad. “Ulvî babalar” nitelemesi, yaratıkların ortaya çıkmasını sağlayan iradenin bu ilâhî isimler ve kozmik ilkeler üzerinden açıklanmasına dayanır.

10
Sözlük

Âmme

Halk, umum, ahali. tas. Yalnızca şeriatı bilen ve bunun dışın- EEE MMZ—ğ—ğ——...<,me><,. F2şŞ—jX)yjYXY)v2 ا An-1 daim Sih Te yu MEAN da başka bir şey bilmeyen, ulema-i rusum, yalnızca şekle ve dış görünüşe ilişkin özellikleri bilen süfiler. Tasavvuf yoluna ilişkin bilgi ve zevk sahibi olmayan şeriat âlimlerini bu konuda halktan farklı görmezler. Tasavvuf ehline ise hassa derler. Bkz. Havas, Avam. ar, (9 İç Anat. Zamanın en küçük Parçası. tas, a Hak ile zuhur hali (115). b Aşk. Ne mâziyim ne müstakbel, her ânın ânesiyim ben Yetürdüm benliği benlik bana Hak benliğindendir Niyazi Mısri سق fars. Cazibe, anlatılması imkânsız haz. Aşk. Sevgilinin boyu elif, kaşlan nan harfine benzetilir. İkisi bir araya gelince ân olur, Farsçada ân ‘o’ demektir; Arapçası hü'dur. Böylece âşık ve maşuk ortaya çıkar. Baktıkça hüsn ü ânına hayran olur âşıkların Geldikçe hicrin yâdına nâlân olur âşıkların Amma ne ân ki bâis-i cevr ola her zaman | Makbul olur gerçi güzellerde hüsn ü ân Şâhi Ana-bacı Şeyhin hanımı. Genellikle müritler şeyhlerine peder, ata, baba; şeyhin kansina da anne, valide hanım olarak bakar ve ondan ana, valide, ana-bacı diye söz ederler. Bu deyim daha çok Bektaşilikte kullanılır. Anâsır-ı çehargâne («8 صر جها ر Le) Dört unsur. Madde âleminin temel unsurları olan ateş, hava, toprak, su. tas. Süfiler nefsin dört mertebesini dört unsura benzetirler. Nefs-i emmâre ateşe, nefs-i levvâme havaya, nefs-i mülhime suya, nefs-i mutmainne toprağa benzetilir. Bunlardan her biri için on özellik belirlenmiştir ve böylece kırk sayısına ulaşılır. Tasavvuf ehlinin yaptığı birçok açıklama ve yorum dört unsur nazariyesine dayanır (sr). Nar u bad u âbu hâkin gel haber ver aslını Kim bunların her birini emre ferman eyleyen Niyazi Mısri

11
Sözlük

Büthane

+. Puthane, tapınak. 2. tas. a Vahdet-i kül, lâhüti âlem. b Zat-ı ahadiyet, mazhar olma hali. e Maddi âlem, unsurlar âlemi, Büt-perest Âşık, hakiki tevhit ehli, aşka ve vahdete mazhar olmak. Büt vahdet Zünnar hizmete, put vahdete işarettir. zn eed Cabülka —Cabülsâ(U (جا بو لقا - جا بو 1. Efsanevi iki şehir. ee gi Birinin şarkta, diğerinin garpta olduğu kabul edilir. 2, tas. Bu es fs iki şehir misal âlemindedir. Sâlikin hakikate ulaşmak için ae ie harekete geçtiği ilk menzil Cabülkâ, son menzil Cabülsâ'dır. He Pe Cabülkâ uluhiyet, Cabülsâ insaniyet mertebesidir. Zat-ı ilâhî in 7 bs mesrikinden dogan her sey taayyün-i insani mağribinde A gurup eder (MT m1, 350-3 53).

12
Sözlük

Feyz-i mukaddes

yazi) Kutsal feyz. tas. Şeylere ait istidatların hariçte zuhur etmesini icap ettiren isim tecellileri (cr). Feyz-i mukaddes, feyz-i akdese bağlıdır. Feyz-i akdesle a'yân-ı sâbite ve bunların asli istidatları ilimde husüle gelir. Feyz-i mukaddeste bu ayan temel özelikleri ve tamamlayıcı unsurlarıyla hariçte hustle gelir..

13
Sözlük

ibâdet

Sözlük anlamı, “İtaat, kulluk, ale, çak gönüllülük, tapma. ” olan bu eterim, insanm Allah’a saygı, sevir gi ve bağlılığını ifade etmek, a O’nun hoşnutluğunu kazanmak nç üzere benimsediği ve uyguladığı davranışları ifade etmektedir. ç. Bu anlamı üe “ibâdet”, İslâm’ın r- beş şartmdan oluşan namaz, e oruç, zekât, hac yanında kurban e, kesme, Kur’ân okuma, dua etır me, hayır işlerinde bulunma e olarak nitelenmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de ibadet kavramı seksen iki ayette yer almaktadır. a. Ayrıca “ibâdet’in, uygulanma sibâdîlik 342 biçimine göre dört kategoride değerlendirildiği söz konusudur. Birincisi, kalben ruhen yapılan ib ibadetler: İman, ihlâs, marifet, tefekkür, takva benzeri ibadetler. İkincisi, bedensel unsurlarla yapılan ibadetler; Namaz, oruç, zikir, teşbih, tekbir, dua gibi ibadetler. Üçüncüsü, mal ve servet ile yapılan ibadetler: Sadaka, zekât, yoksullara yardım gibi ibadetler. Dördüncüsü, hem mal ile hem de bedensel unsurlarla yapılan ibadetler: Hacca gitmek, can ve mal ile cihat yapmak gibi ibadetler. ib

14
Sözlük

Hazm

Sindirme, katlanma. tas. Ufak tefek hataları mesele yapmamak, basit hususları yakınma ve sızlanma vesilesi yapmamak, alıngan olmamak, gönlü geniş olmak (sia-1 sadr). Hazre (e (حضر Şazeliye tarikatinde semâ ve zikir ayini (hazre, hazret). Hazreler şeyh ve müritlerin katılmasıyla haftada bir kere yapılır. Ders alan talebeler için günlük de düzenlenir. Günlük hazrelerde tefsir, fıkıh, hadis ve akait gibi dersler okunur. Zikir ve sema hazresine yabancıların alınmadığı da olur. Şazeli hazreleri Mevlevilerin ayin-i cemlerine benzer. Yeme, içme, ziyafet, gezinti gibi unsurları da içerir (smu 174).

15
Sözlük

Retk

+. Bitişik olmak. 2, tas. Mutlak ve en büyük unsur denilen | vahdaniyet maddesinin özeti, Bu madde yer ve gökler yaratılmadan önce bitişik, Yaratıldıktan sonra aynkur, Bkz, Fetk-Retk. rr YA ar e vE Le YT ver, ا ور ور pm MN Şİ j —...... N

16
Sözlük

Ulam-i hafiyye

علوم خفيه) Ulum-i garibe, esrarengizliği ve sihri konu alan ilimler;

17
Sözlük

fey'

G^) [An] Sözlük anlamı “Geri dönmek, şekil değiştirmek veya gölge” olan bu söz, İslâm devletlerinde gayrimüslim unsurlardan aldığı cizye, haraç ve ticaret mallanndan alınan vergi için kullanılmıştır.

18
Sözlük

etâ'if-i hamse

etâ'if-i hamse a. [< Ar. letâ'if + hamse] tas. Nakşibendiyye tarikatinde önemli bir aşama olan “kalp, ruh, sır, hafi, ahfâ” olarak sıralanan unsurları.

19
Sözlük

i'câzü’l-Kur'ân

[Ar Kur’ân’m özünde bulunan ede bî ve estetik üstünlüğünün muhtevasındaki derinlik v zenginliğinin bir başka eserd bulunamayacağım ya da bi benzerinin yapılamayacağm ifade eden bir terim. Bu sö Kur’ân-ı Kerîm’de bire bi geçmemekle birlikte, O’nun be şer sözü değil İlâhî bir kelâm o duğu özellikle vurgulanmış; n tekim “Enfâl suresi” nd Hz. Peygamber’i inkâr edenle diledikleri takdirde benzer söz ler söyleyebileceklerini iler sürmüşlerse de bunu asla bece rememişler; hatta Hz. Peygam ber’den bir mucize talep ettikle rinde de onlara mucize olara Kur’ân-ı Kerîm gösterilmişt. Öt yandan, “i'câzü’l-Kur’ân” son radan müstakil bir bilim da olmuş ve bu ad altında pek ço eser kaleme alınmıştır. Bu bilim dalmda yapılan araştırmalard ve eserlerde işlenen konular be li başlı şu ana başlıklarda top lanmıştır: “Sarfe teorisi, dil v üslûp, muhteva yapısı, gayb bi gisi, İlmî i'câz, sayısal i'câz, sos yolojik unsurlar”

20
Sözlük

ilhâd

Allah’ın varhğı ve birliği ile dinin temel şartlarını inkâr etmek, dinî inaçları hafife almak veya küçümsemek anlamında kullanılan bir felsefe ve kelâm terimi. Kur’ân-ı Kerîm’de “Hac suresi” nde geniş olarak ele alman bu konunun unsurlan arasmda, Allah’ın isimlerini değiştirerek tahrif etmek, O’nu inkâra yeltenmek, Kur’ân-ı Kerîm’in Allah kelâmı olduğuna inanmamak veya onu başka birine nispet etmek, ayetleri yalanlamak, doğruluktan sapmak gibi dinin temel inançlarını zedeleyen davramşlar ve sözler sayılmıştır.

21
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Halvetiyye’nin Cerrâhiyye kolunun merkezi olan tekke, III. Ahmed tarafından Şeyh Nûreddin Cerrâhî adına yaptırıldı ve 6 Receb 1115’te (15 Kasım 1703) açıldı. Tekke, Nûreddin Cerrâhî’nin türbesini de barındırdığı için hem âsitâne hem pîr makamıdır. Yeniden inşa katmanları Yapı tek bir devrin eseri değildir. Muhsinzâde Mehmed Paşa 1766-67’de tekkeyi yeniledi; 1782 Balat yangınından sonra Seyyid Halil Efendi tarafından yeniden kuruldu. II. Mahmud 1818-19 ve 1835-36’da kapsamlı inşa faaliyetleri yürüttü. Abdülmecid ve II. Abdülhamid dönemlerindeki onarımlar, tevhidhâne-türbe ile harem ve derviş hücrelerinin bugünkü ana düzenini biçimlendirdi. Mekânın işlevi Tevhidhâne, türbe, zâkirler mahfili, selâmlık, harem, meydan ve misafir odaları yalnız zikir icrasını değil; post, musiki meşki, misafir ağırlama ve gündelik tekke hizmetlerini de barındıran bir bütün oluşturuyordu. Tevhidhâne tavanındaki Sultan Mahmud güneşi ve Cerrâhî tacı biçimli bezemeler, yol kimliğinin mimariye yansıyan unsurlarıdır. 1925 sonrasında Tekkelerin kapatılmasından sonra kullanılmayan bölümlerin korunmasında son şeyh ailesinin gayreti belirleyici oldu. Tevhidhâne-türbe 1945’te müze idaresine devredildi ve farklı tarihlerde onarıldı; yapı topluluğu Cerrâhî hafızasının yaşayan ana merkezi olarak varlığını sürdürdü.

22
Mekân

Hacı Bayram-ı Velî Külliyesi

Ankara · Türkiye · Âsitâne ve pîr makamı Hacı Bayrâm-ı Velî’nin Ankara’da kurduğu merkez, Bayramiyye’nin âsitânesi ve pîr makamıdır. İlk çekirdeğin, onun Ankara’ya dönüp irşada başladığı yıllarda halvethânelerle küçük bir mescid-tevhidhâne çevresinde teşekkül ettiği; bugünkü caminin ise kaynaklarda 828/1425 veya 831/1427-28 tarihlerine bağlandığı belirtilir. Külliyenin katmanları Hacı Bayrâm-ı Velî’nin 833/1430’daki vefatından sonra kabri üzerine türbe yapılmış; cami, türbe, iki hazîre, tekke birimleri, medrese, imaret, harem, muvakkithâne ve çeşmeler zaman içinde genişleyen bir yapı topluluğu oluşturmuştur. Komşu Augustus Tapınağı’nın Osmanlı döneminde Akmedrese ve hazîre çevresiyle külliyenin şehir dokusuna katılması, mekânın Roma, Bizans ve Osmanlı katmanlarını yan yana taşır. Onarım ve kayıplar Cami 1126/1714’te Şeyh Mehmed Baba tarafından kapsamlı biçimde onarılmış, 1940-41’de yeniden ele alınmış; türbe 1947’de tamir edilmiştir. 1925 sonrasında harem, cümle kapısı, medrese ve hazîrenin bir bölümü gibi birçok tekke unsuru ortadan kalkmış; cami, türbe ve muvakkithâne tarihî çevrelerinden büyük ölçüde ayrışmış halde günümüze ulaşmıştır. İrşad ağı Meşihatın Hacı Bayrâm-ı Velî’nin neslinden gelen postnişinlerde sürmesi ve geniş vakıf ağı, burayı yalnız bir ziyaretgâh değil Ankara merkezli Bayramî hafızanın kurumsal düğümü haline getirmiştir.

23
Mekân

Çinâb nehri

Pencap · Pakistan · İlk defnedildiği Kâhercenân köyünün kenarındaki nehir; taşkınları mezarının birkaç defa nakledilmesine sebep olmuştur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Sultan Bâhû : Sultan Bâhû (1039/1630–1 Cemâziyelâhir 1102/2 Mart 1691), Şûrkût’ta doğmuş; Habîbullah Kādirî ve Pîr Abdurrahman Dihlevî eliyle yetişerek Kādiriyye irşadını Pencap’ta Farsça eserleri ve Pencapça şiirleriyle yaymış mutasavvıftır.

24
Mekân

Bursa Nasûhîzâde Zâviyesi

Bursa · Türkiye · Ahmed Gazzî çevresindeki zâviye Sefîne-i Evliyâ, bu Bursa zâviyesini Ahmed Gazzî’nin halifelerinden Şeyh Halil Efendi’nin meşihat yeri olarak kaydeder. Halil Efendi, Kemter Ali Efendi’nin oğlu olduğu ve “Nasûhîzâde” diye tanındığı için yapı da Nasûhî Zâviyesi adıyla anılır. Hazîre kaydı Kaynak Şeyh Halil’in tekke yakınındaki şeyh kabirleri arasında medfun olduğunu belirtir. Kesin mahalle, parsel ve ayakta kalan unsur doğrulanmadığından zâviyeye şehir merkezinden türetilmiş sahte koordinat verilmemiştir.

25
Mekân

Eşrefzâde Eyüp Efendi Zâviyesi

Bursa · Türkiye · Eşrefî zâviyesi Bursa’nın Hoca Mehmed Karamânî Mahallesi’ndeki Eyüp Efendi Zâviyesi, Eşrefiyye çevresine bağlı bir irşad ve defin alanı olarak kayıtlara geçer. Fahreddin Eşrefî bağı Ahmed Ziyâeddin Efendi’nin oğlu Şeyh Fahreddin Eşrefî, babasının ardından Habîb Efendi’nin terbiyesinde yetişti ve 1810 Rus seferine dervişleriyle katıldı. 14 Zilkade 1227/19 Kasım 1812’de vefat edince bu zâviyeye defnedildi. Belgeleme sınırı Mahalle ve kurum adı Meclis-i Meşâyih kayıtlarıyla eşleştirilmiştir. Kesin yapı parseli ve günümüze ulaşan mimari unsurlar doğrulanmadığından harita noktası üretilmemiştir.

26
Makale

Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları

Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.

27
Makale

İlk Dönem Melâmetîliğinin Temel İlkeleri

Nişâbur çevresinde ihlâs, fütüvvet, emek ve hâli gizleme üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

28
Makale

Melâmîlikte Nokta Sembolü

Birlik, çokluk, yazı ve insan hakikati arasında kurulan yoğun mecaz üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

29
Makale

Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası

Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

30
Makale

Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî’nin hayatı, eserleri ve kamu görevi

Sühreverdî’yi yalnız tekke şeyhi değil, âlim, vaiz, müellif ve diplomatik görevler üstlenen tarihî bir şahsiyet olarak ele alan dosya.

31
Makale

Kadirî Tâcları: Eşrefî ve Rûmî Örnekleri

Eşrefî gülü, Rûmî düğmesi ve değişen terk düzenleri. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.

32
Makale

Nehrî Tekkesi: Medrese, Tekke ve Bölge

Mânevî eğitim ile sosyal ve siyasî tarihin kesişimi. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.

33
Makale

Mevlevî Kıyafetlerini Nasıl Okumalı?

Görev, eğitim, dönem ve sembolik yorum. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.

34
Makale

Mevlevî Musikisinin Aletleri

Ney, rebab, kudüm ve mutrib heyeti. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.

35
Makale

Semmâniyye: Halvetî Ana Silsile, Çoklu İcazet

Muhammed es-Semmân'ın çoklu icazetlerini, öğretisini, eserlerini ve Sudan–Güneydoğu Asya yayılımını sınıflandıran dosya.

36
Makale

Tarikatların Müşterek Unsurları

Pîr, pîr-i sânî, şeyh, halife, mürid, silsile, zikir, halvet, seyrüsülûk ve tekke kavramlarını tek biçime indirmeden açıklayan kurum haritası

37
Makale

Mevlevî Çelebilik Makamı ve Post Devamı

Hüsâmeddin Çelebi'den Sultan Veled ve Ulu Ârif'e; soy, hilâfet ve idarî merkezin ayrımı

38
Eser

RÛH, KALB, AKIL VE NEFSİN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 56. bölüm · Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, Abdullah İbn Mesud (r.a)’dan naklederek bildirdiğine göre; es-sâdık ve’l-masdûk olan Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki, siz

39
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,

40
Eser

Sayfalar 147–161

Muzaffer Ozak Külliyatı · el-lâtifü, eş-şekûrü, el-aliyyü, el-kebirü, el-hafizü, el-mukiytü, el-hasiybü, el-celilü, el-cemilü, el-kerimü, er-rakıybü, el-müciybü, el-vâsi'ü, el-hakimü, el-vedûdü, el-mecidü,

41
Eser

Sayfalar 221–227

Muzaffer Ozak Külliyatı · Yapılan tövbelerin kabul olunup olunmadığı da şöyle anlaşılır. Evvelce, yani tövbe ve nedametinden önce nefsinin hoşlanarak işlediği kötülükleri ve günahları hatırladığında bunları

42
Eser

Sayfalar 277–284

Muzaffer Ozak Külliyatı · — 277 _ böyledir, emr-i peygamberi böyledir. Tekrar ediyorum, hürriyet ve istiklâlinden mahrum edilmiş bir ülkede cuma namazı kılınmaz, hacca gidilmez. Hürriyet ve istiklâlinden ma

43
Eser

Sayfalar 300–307

Muzaffer Ozak Külliyatı · Yerlerin ve göklerin ve yerlerle gökler arasında görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin müstakillen mâliki, sahibi ve mürebbisi olan Allahu zül-celâl vel-cemal hazr

44
Eser

Sayfalar 354–362

Muzaffer Ozak Külliyatı · şeytanın şerrinden, hasetçinin hasdinden, kötülerin kötülüklerinden, kâfirlerin küfürlerinden, zalimlerin zulümlerinden, gözle görülmez, akla hayale gelmez her çeşit felâketlerden,

45
Eser

Sayfalar 340–345

Muzaffer Ozak Külliyatı · Iran, Mısır ve diyar-ı Rum fatihi Hz. Ömer ibn-il Hattâb radıyallahu anh efendimiz de şöyle cevap verdiler: — Kulunu, iki cihanda da aziz veya zelil edenin ancak Allahu teâlâ olduğ

46
Eser

Sayfalar 385–391

Muzaffer Ozak Külliyatı · HİKÂYE Hasan-ül-Basri (Kuddise sırruh) hazretlerinin bir Yahudi komşusu vardı. Günlerden bir gün, bu komşusunun hastalandığını duyan Hazreti imam, kendisini ziyarete karar verdi ve

47
Eser

Sayfalar 498–504

Muzaffer Ozak Külliyatı · Kulun, bu esmâdan hissesi, TEVHID-I-ZAT'a erişmektir. Bu esmâ'nın hassaları da şunlardır: Yalnız başına yolculuğa çıkan bir kimse, bu esmâyı zikrederse, hayırlı bir arkadaşa nail o

48
Eser

Sayfalar 490–495

Muzaffer Ozak Külliyatı · Şeyh Adli efendi, kahvesinden bir yudum çekerek gülümser ve: — Öyledir oğul öyledir, buyurur. Beni yakan, benden oldu!.. Gülçiçek hanımla, Derviş Mehmed'i evlendirirler ve onlar da

49
Eser

Sayfalar 694–701

Muzaffer Ozak Külliyatı · seriya onlara söz geçiremiyor, arkamızdan götüremiyoruz. Halbuki, bu imamlar her asırda milyonlarca kişiyi peşlerinde sürüklemişler, bütün islâm âlimleri başta olmak üzere büyük kü