Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 221–227 Yapılan tövbelerin kabul olunup olunmadığı da şöyle anlaşılır. Evvelce, yani tövbe ve nedametinden önce nefsinin hoşlanarak işlediği kötülükleri ve günahları hatırladığında bunları çirkin görür ve kendi kendisine (Eyvah, yazıklar olsun bana.. Ne korkunç kötülükler işlemişim..) diyerek onları gayet çirkin ve kötü bulur, Allah korkusuyla kalbi titreyerek, gözlerinden yaşlar dökülürse, o suçları ve kötülükleri işlediğine gerçekten ve samimiyetle pişman olursa, bu haller onun tövbesinin kabul buyurulduğuna ve kendisinin rüşde eriştiğine işaret ve alâmettir. Iyınan edenlerin, iyman ve islâmı, Allahu teâlâ ve Resûl-ü müctebâ'yı seven kimselerin kalpleri bu nurlarla parladığı zaman, o kimseye Allah ve Resûlüne karşı küfür, günah ve isyan gayet çirkin görünür ki, bu âyet-i kerime bize bu gerçeği olanca açıklığı ile beyan buyurmaktadır: Va'lem0 enne fiyküm ResOlallah lev yutiy-üküm fi kesirin min-el-emri le-anittum ve lâkin'Allahe habbebe ileyk-ümül-iymane ve zeyyenehu fi kulabiküm ve kerrehe ileyküm-ül-küfre vel-füsuka vel-ısyân ulâ'ike hüm-ür-râşidûn…. El-Hucurât: 7 (Ve bilin ki,…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.