ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
47 sonuç · “Mâni”
01Rahmâniyye
Cezayir merkezli Halvetî kol; XIX. yüzyıl Fransız işgaline karşı direniş ve 1871 Mukrânî ayaklanmasındaki zâviye ağıyla öne çıkar.
Semmâniyye
Halvetiyye-Bekriyye ana silsilesine bağlı; Kādirî, Şâzelî ve Nakşibendî icazetlerini de birleştiren çoklu nispetli yol.
Ma‘sûmiyye
İmâm-ı Rabbânî'nin oğlu Muhammed Ma‘sûm'a nispet edilen; Sirhind'den Afganistan, Orta Asya, Hicaz, Şam ve İstanbul'a geniş halife ağıyla yayılan Müceddidî kol.
Manisalı Mahmud Efendi
Manisalı Mahmud Efendi (ö. 1005/1596-97), Nevâlî Nasuh Efendi'nin küçük kardeşi; Manisa ve Şam fetva görevlerinde bulunmuş Osmanlı âlimidir.
Manisalı Şeyh Seyyid Abdülkerim Efendi
Manisalı Seyyid Abdülkerim Efendi (ö. 1100/1688-89), Tekirdağlı Şeyh Muslî Efendi'nin yanında on iki yıl hizmet ettikten sonra Bursa'ya halife gönderilen Halvetî şeyhidir.
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi (ö. Zilkade 1082/1672), Kadızâde Şeyh Mehmed Efendi’den tahsil gören; Bayezid, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebîr kürsülerinde sırasıyla vaizlik yapan Osmanlı âlimidir.
Abdurrahman Câmî
Abdurrahman-ı Câmî / Molla Câmî (23 Şâban 817 / 7 Kasım 1414, Harcird – 18 Muharrem 898 / 9 Kasım 1492, Herat); Fars şiirinin son büyük üstadı sayılan Nakşibendî şair ve âlim. Nefehâtü'l-üns müellifi; İbnü'l-Arabî'nin vahdet-i vücûdunu Nakşibendiyye ile kaynaştırmıştır .
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.
Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî
Abdüssamed el-Câvî el-Pelimbânî, Palembang ile Hicaz arasında kurduğu ilim ve irşad bağı; Gazzâlî'nin eserlerini Malayca yeniden işleyen Hidâyetü's-sâlikîn ve Seyrü's-sâlikîn'i; Semmânî evrâdı ve Nasîhatü'l-müslimîn'iyle XVIII. yüzyıl Güneydoğu Asya tasavvufunun başlıca müelliflerindendir.
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (Kadıncıkzâde)
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1140/1727), İstanbul’da yetişen; Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliği ile Selânik, Bursa ve Mekke kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Alâeddin Ali el-Manavî
Alâeddin Ali el-Manavî (ö. 974/1566-67), Kemalpaşazâde’den mülâzemet alan; İnegöl, İstanbul, Trabzon ve Manisa medreselerinden Bağdat kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.
Alaşehirli Mustafa Efendi
Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir.
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi (ö. 1040/1630-31), Hoca Sâdeddin Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra Mekke Süleymaniye Medresesi’nde ders veren; vaazları, Abbâsî kıyafeti ve şehir ileri gelenleri arasındaki yeriyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Arabzâde Mehmed Efendi
Arabzâde Mehmed Efendi (ö. 5 Muharrem 1136/1723), kıraat ve tecvid tahsilinden sonra Bayezid Camii imamlığına, imâm-ı sultânîliğe ve Şehzade Süleyman’ın hocalığına yükselen Osmanlı din görevlisi ve âlimidir.
Asamm Ahmed Çelebi
Ahmed b. Mahmûd el-Asamm el-Karamânî el-Lârendî (ö. 971/1563-64), İstanbul’da vaaz ve tefsir dersleri veren; büyük Tefsîru’l-Karamânî’si, Türkçe Letâifnâme nispeti ve Halvetî terbiyesiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
fî-emâni’llah
“Allah’a emanet ol! Allah’a ısmarladık!” anlamında esenleme sözü.
Selmâniyye
Selmân-ı Fârisî’yi mânevî rehber ve örnek kabul eden tarihî zümreler için kullanılan ad. Kaynaklardaki kullanım her zaman kurumsal bir tarikatı göstermez; Selmân-ı Fârisî’ye duyulan özel bağlılığı ifade edebilir.
Mâni
Sözlük anlam “Mahrum etmek, engel olmak olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ (Allah’ın güzel isimleri)dan olup Allah’ın sıfatı olarak “Koruyucu kollayan, yardım eden.” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de on al tı ayette yer almaktadır (bk. M. F Abdülbâkî, el-Mu’cem, “mn'a maddesi). Bu söz, Allah’ın dok san dokuz ismini veren Tirmiz rivayetlerindeki listede de ye almıştır.
Emîr Buhârî Dergâhı, Otakçılar
İstanbul · Türkiye · 1690'da babasının yerine şeyh olduğu ve yaklaşık kırk yıl ders verip postnişinlik yaptığı dergâh; mezarı da bu tekke ile Kemalpaşazâde'nin türbesi arasında, babasının kabri civarındaydı. Hem tekke hem mezarlar çevre yolu yapımı sırasında ortadan kalkmıştır.
Kalenderhane Medresesi
İstanbul · Türkiye · 944 Rebîülâhirinde 40 akçe ile Taşköprîzâde Ahmed Efendi'nin yerine müderris olduğu medrese. İlişkili kişi dosyası Baldırzâde Abdurrahman Efendi : Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Yâkub Paşa Tekkesi
Amasya · Türkiye · Halk arasında Çilehâne Tekkesi diye anılan, 815/1412’de Halvetiyye’ye meşrut olarak kurulan tekke; doğrudan onun için yaptırılıp vakfedilmiştir. Mescid, tevhidhâne, şeyh odası, halvethâneler ve derviş hücrelerinden oluşur; tevhidhânenin batısındaki türbe kısmında medfundur. Türbenin dehlize açılan hâcet penceresinin üzerinde, içeride yatanlara dair bir kitâbe bulunur.
Merkez Efendi Kabristanı
İstanbul · Türkiye · Seyyid Feyzüddin Hüseyin es-Simmânî'nin 1309/(1891-92) vefatından sonra defnedildiği kabristan. Sefîne yalnız kabristan adını verir; kabrin kabristan içindeki yeri metinde tarif edilmez. İlişkili kişi dosyası Seyyid Feyzüddin Hüseyin es-Simmânî : Seyyid Feyzüddin Hüseyin es-Simmânî (1821–1891/92), Mısır doğumlu; Şâbâniyye-Bekriyye-Semmâniyye terkibindeki Feyziyye koluna adını veren şeyhtir.
Merzifon'daki Zeyniyye Tekkesi
Merzifon · Türkiye · 832'de (1428-29) Horasan'dan memleketine dönerek kurduğu tekke. Zeyniyye'nin Anadolu'daki ilk merkezlerinden biridir; kuruluşunda II. Murad tarafından Merzifon'daki imaretin evkafından kendisine maaş bağlanmıştır. Kaynaklarda tekkenin özel bir adı verilmez, yalnız "tekkesi" diye anılır.
Seyyid Velâyet Türbesi çevresi (kabri)
İstanbul, Fatih · Türkiye · Cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılındıktan sonra Âşık Paşa Camii'nin hazîresinde, Seyyid Velâyet Türbesi yakınında defnedildi. İlişkili kişi dosyası Taşköprizâde Ahmed Efendi : Taşköprizâde Ahmed Efendi (1495-1561), Osmanlı âlim ve şeyh biyografilerini Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye’de bir araya getiren; ilimler tasnifi, kelâm, mantık ve belâgat alanlarında eserler veren âlim ve kadıdır.
İsmihan Sultan Medresesi
İstanbul · Türkiye · 1113 Şevval'inin 14. günü, mûsıla-i Süleymâniyye itibarıyla Hazret-i Ebâ Eyyûb-i Ensârî civarındaki bu dârülifâdeye tayin edildi. İlişkili kişi dosyası Kevâkibîzâde Mustafa Efendi : Kevâkibîzâde Mustafa Efendi (1649-1725), Kudüs, Bursa, Halep, Mekke ve İstanbul görevlerinde bulunan; fıkıh ve zikir hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Bursa
Bursa · Türkiye · 2 Aralık 1495'te doğduğu şehir; ilk çocukluğu burada geçti, Molla Hüsrev Medresesi'nde amcasının yanında okudu, 1545'te kadılığını yaptı. İlişkili kişi dosyası Taşköprizâde Ahmed Efendi : Taşköprizâde Ahmed Efendi (1495-1561), Osmanlı âlim ve şeyh biyografilerini Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye’de bir araya getiren; ilimler tasnifi, kelâm, mantık ve belâgat alanlarında eserler veren âlim ve kadıdır.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 962 Cemâziyelevvel - 967 Şâban arasında kadılık yaptığı şehir; kayda göre Medine kadılığında mevleviyet ilk defa ona verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Baldırzâde Abdurrahman Efendi : Baldırzâde Abdurrahman Efendi (ö. Şaban 970/1563), Zenbilli Ali Cemâlî’nin muîdi ve mülâzımı olarak yetişen; İstanbul, Edirne ve Tire medreselerinden sonra Medine ve Halep kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Ocak 1668'de doğduğu şehir; dedesi simkeşbaşı Mehmed Ağa, babası şair ve Nakşî şeyhi Simkeşzâde Hasan Feyzi Efendi'dir. İlişkili kişi dosyası Şeyhî Mehmed Efendi : Şeyhî Mehmed Efendi (ö. 1729), İstanbul medreselerinden Bağdat ve Tebriz kadılıklarına uzanan; Şeyhî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı âlimidir.
Edirnekapı
İstanbul · Türkiye · Dergâhın bulunduğu Otakçılar'ın kapısı; Kemalpaşazâde'nin türbesi de bu civardadır. İlişkili kişi dosyası Şeyhî Mehmed Efendi : Şeyhî Mehmed Efendi (ö. 1729), İstanbul medreselerinden Bağdat ve Tebriz kadılıklarına uzanan; Şeyhî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı âlimidir.
Amasya Hüseyniye Medresesi
Amasya · Türkiye · Babasının tayin edilmesi üzerine gidip öğrenimini tamamladığı medrese. İlişkili kişi dosyası Taşköprizâde Ahmed Efendi : Taşköprizâde Ahmed Efendi (1495-1561), Osmanlı âlim ve şeyh biyografilerini Şakā’iku’n-Nu‘mâniyye’de bir araya getiren; ilimler tasnifi, kelâm, mantık ve belâgat alanlarında eserler veren âlim ve kadıdır.
Şâbâniyye'nin Kolları ve Yenilenme Hatları
Karabaşiyye, Nasûhiyye, Bekriyye, Çerkeşiyye, Kuşadaviyye ve Halîliyye üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Rahmâniyye ve Cezayir'de Halvetî Direnişi
Halvetî zâviye ağının Fransız işgali ve 1871 Mukrânî ayaklanmasındaki yeri. Reşat Öngören'in ders kitabı mevcut Halvetiyye monografileriyle karşılaştırılarak hazırlandı.
Nevşâhiyye: Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a
Sahenpâl merkezi, aile postu ve bölgesel halifeler üzerine kişi, eser, mekân ve silsile bağlantılarını birleştiren ayrıntılı dosya.
Semmâniyye: Halvetî Ana Silsile, Çoklu İcazet
Muhammed es-Semmân'ın çoklu icazetlerini, öğretisini, eserlerini ve Sudan–Güneydoğu Asya yayılımını sınıflandıran dosya.
Şa‘bân-ı Velî'nin Halifeleri ve Erken Post Silsilesi
İrşad ağı Menâkıbnâme, Şa‘bân-ı Velî'nin halifelerini Kastamonu'yla sınırlamaz; Anadolu'nun çeşitli şehirlerine ve Şam çevresine gönderilen isimlerden söz eder. Bir kişiye ait eski post veya hasır bulunan yere ikinci halife göndermeme öğüdü, irşad alanına müdahale etmeme ilkesini ifade eder. Âsitâne postu Şa‘bân-ı Velî'den sonra Osman Efendi, Kazancı Hayredd
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 73–79
Muzaffer Ozak Külliyatı · lâdına dehşetli bir düşmandır. Şeyh şeklinde görünür ve seni namazından, niyazından alıkoyar. Şeytan, mü'mine şu şekilde vesvese verir: — Namaz da ne imiş? der. — Yatıp, kalkmaktan
Sayfalar 69–76
Muzaffer Ozak Külliyatı · rın ve bulunduranların da şefaatlerine nail olacağı herkesçe malümdur. MAKAMAT-I-SADIYYE namındaki kitapta beyan olunmuştur ki, Enbiyâ ve rüsül-ü kiram ile, şehitlerin, salihlerin