HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve kaynak kaydı
Arabzâde Mehmed Efendi, XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Bayezid Camii imamlığı, imâm-ı sultânîlik ve şehzade hocalığı görevlerinde bulunmuş Osmanlı kıraat âlimi ve din görevlisidir. Vekāyi‘u’l-Fuzalâ’da “Sâbıkan İmâm-ı Sultânî Arabzâde Mehmed Efendi” başlığı altında müstakil olarak anlatılır. Kaynak doğum tarihini ve baba adını vermediği için, yalnız Arabzâde unvanını taşıyan daha eski âlimlerle soy veya kimlik birliği kurulmamıştır.
Kıraat ve tecvid tahsili
Devrin hocalarının hizmetinde eğitim gören Mehmed Efendi, özellikle kıraat ve tecvid ilimlerine yöneldi. Meslek yolunu hitabet ve imamet üzerinden kurdu. Kaynağın bu vurgusu, onun yalnız merasim görevlisi olmadığını; Kur’an tilâveti, sahih okuyuş ve imamet bilgisiyle yetiştiğini gösterir.
Bayezid Camii imamlığı
İstanbul’daki Sultan Bayezid Han-ı Velî Camii’nde imamlık yaptı. Bayezid Camii, merkezî konumu, külliyesi ve ilmî çevresi sebebiyle başşehrin en görünür dinî hizmet mahallerinden biriydi. Mehmed Efendi’nin saray imamlığına buradaki hizmetinden sonra yükselmesi, kıraat ve imamette kazandığı itibarın resmî göreve taşındığını gösterir.
İmâm-ı sultânîliğe tayini
1121 yılı Zilhiccesinde, Şubat-Mart 1710 civarında, İmâm-ı Sultânî el-Hâc Mehmed Efendi’nin yerine imâm-ı sultânî tayin edildi. Bu görev padişahın huzurundaki namaz ve tilâvet hizmetleriyle saray dinî merasimlerinin güvenilir bir kıraat ve imamet ehline teslim edilmesini ifade eder. “İmâm-ı sultânî” unvanı burada bir tarikat makamı değil, Osmanlı saray hizmetidir.
Geçim tahsisleri ve arpalıklar
1122 Şabanında kendisine geçim ve görev karşılığı bir arpalık tahsis edilmesi için hatt-ı hümâyun çıktı. Şeyhülislâm Başmakçızâde Seyyid Ali Efendi, kendi arpalıkları arasından Yenice-i Karasu ile Pınarhisar kazalarını Mehmed Efendi’ye bıraktı; daha sonra Yoros, Karasu ve Şeyhlü kazaları da tahsisleri arasına girdi. 4 Ramazan 1124’te Hotalıç kazası bunlara eklendi. Bu yer adları ikamet veya irşad merkezleri değil, Osmanlı ilmiye ve saray görevlilerine gelir sağlamak üzere tahsis edilen idarî birimlerdir.
Şehzade Süleyman’ın hocalığı
1126 yılı Recebinde, Temmuz-Ağustos 1714 civarında, saray imamlığına ek olarak Şehzade Süleyman’ın hocalığına tayin edildi. Böylece vazifesi namaz ve tilâvet hizmetinin ötesine geçerek hanedan mensubunun eğitimini de kapsadı. Kaynak, hocalığın müfredatını ayrıntılandırmaz; bu nedenle ona doğrulanmayan dersler veya eserler nispet edilmemiştir.
Görevden ayrılışı
1129 Zilkadesinin ortalarında, Eylül-Ekim 1717 civarında, yaşlılığı sebebiyle imâm-ı sultânîlikten ve şehzade hocalığından çekildi. İkinci imâm-ı sultânî Abdurrahman Efendi birinci imamlığa ve Şehzade Süleyman’ın hocalığına getirildi; Abdullah Efendi ise ikinci imâm-ı sultânî oldu. Arabzâde Mehmed Efendi’ye Yoros, Karasu ve Şeyhlü kazaları arpalık olarak bırakıldı.
Vefatı
5 Muharrem 1136 Salı gecesi, Ekim 1723 başlarında vefat etti. Kaynak vefat yerini ve defnedildiği kabri bildirmez. Bu yüzden İstanbul’daki uzun hizmeti ölüm veya defin noktası gibi gösterilmemiş; doğum ve kabir bilgisi “bilinmiyor” sınırında tutulmuştur.
İlmî ve ahlâkî portresi
Şeyhî Mehmed Efendi onu ilim ve fazilette seçkin, uzun ömürlü, refah içinde yaşamış, hayırla anılan, salih ve dindar bir şahsiyet olarak tasvir eder. Ömrünü ilim, ibadet ve dinî hizmetle geçirdiğini söyler. Bu değerlendirmeler bir menkıbe değil, çağdaşa yakın bir biyografi yazarının şahsiyet portresidir.
Eser ve tarikat aidiyeti konusunda sınır
Vekāyi‘u’l-Fuzalâ bu Arabzâde Mehmed Efendi’ye ait herhangi bir kitap veya risale adı vermez; belirli bir tarikata intisabını da kaydetmez. Bu nedenle sayfa, onu şeyh veya tarikat silsilesi halkası gibi sunmaz. Tarihî yeri; kıraat ve tecvid tahsili, Bayezid Camii imamlığı, imâm-ı sultânîlik ve şehzade hocalığı üzerinden kurulmuştur.