ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
56 sonuç · “ırk”
01Beceliyye
Hikemî'den hırka alan Becelî'ye nispet edilen Hikemiyye alt hattı.
Fârızıyye
Kahire'deki Geylânî aile hattından doğan Mısır Kādirî kolu.
Kāsımiyye
Kāsım b. Muhammed el-Kebîr'e nispet edilen Mısır Kādirî kolu.
Mikşâfiyye (Kādiriyye)
Şeyh Abdülbâkī el-Mikşâfî’nin Şekînîbe’de teşkilatlandırdığı; zikir, Kur’an öğretimi, Mâlikî tedris, tarım ve toplumsal hizmeti birleştiren Sudan Kādirî kolu.
Nevşâhiyye
Hâci Muhammed Nevşâh Gencbahş'ın Sahenpâl merkezli; Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a yayılan Kādirî kolu.
Şer‘iyye
Abdülmün‘im el-Kādirî'ye nispet edilen yakın dönem Mısır kolu.
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi (ö. Zilkade 1082/1672), Kadızâde Şeyh Mehmed Efendi’den tahsil gören; Bayezid, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebîr kürsülerinde sırasıyla vaizlik yapan Osmanlı âlimidir.
Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî
Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Abdî Dedezâde Seyyid Halil Efendi
Abdî Dedezâde Seyyid Halil Efendi (1024/1615–21 Zilhicce 1088/1678), Kasımpaşa Mevlevîhânesi’nin kurucusu Sırrî Abdî Dede’nin oğlu; ilim tahsiliyle Mevlevî terbiyesini birleştirerek zâviyenin postunu yaklaşık kırk altı yıl sürdüren şeyhtir.
Abdurrahman en-Niyâzî
Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894), Kādiriyye'nin Mısır'da teşekkül eden Niyâziyye koluna adını veren pîr ve İskenderiye'deki bir Kādirî tekkenin şeyhidir. Tarihî yeri, Osmanlı derviş dolaşımı ile Mısır'ın resmî tekke idaresinin kesişiminde belirginleşir.
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi
Abdülahad Nûrîzâde Şeyh Mustafa Efendi (1636-1691), babası Abdülahad Nûrî Sivâsî’nin terbiyesinde yetişen; onun vefatından sonra yaklaşık kırk yıl Mehmed Ağa Zâviyesi postunu taşıyarak Sivâsî-Nûrî irşad ve kurum hafızasını sürdüren Halvetî şeyhidir.
Abdülganî en-Nablusî
Abdülganî en-Nablusî (1641-1731), Dımaşk’ta yetişen Hanefî âlimi ve sûfîdir. Kādirî ve Nakşibendî irtibatlarını İbnü’l-Arabî düşüncesi, tefsir-hadis tedrisi, seyahatnâmeler ve yaklaşık üç yüz eserlik külliyatla birleştirmiştir.
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî
Abdülmün‘im b. Abdünnebî Ali el-Kādirî el-Mâlikî (ö. 1986), Muhammed Habîbullah eş-Şinkītî’den aldığı Kādirî irşadını Mısır’da Şer‘iyye adıyla düzenleyen; evrâd ve zikir meclisi esaslarını eserlerinde kayda geçiren sûfîdir.
Alâeddin Ali Ahmed Sâbir
Alâeddin Ali Ahmed Sâbir Kalyerî (1196-1291), Baba Ferîd Genc-i Şeker’in halifesi ve Çiştiyye’nin Kalyar merkezli Sâbiriyye koluna adını veren pîrdir.
Alaşehirli Mustafa Efendi
Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir.
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî (ö. 983/1575), Halep’te yetişip Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Kalenderhâne ve Sahn medreselerinde ders veren, ardından İzmir kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Arabzâde Abdülbâki Çelebi
Arabzâde Abdülbâki Çelebi (895/1490–971/1564), Mollâ Arab’ın oğlu; taşra medreselerinden Sahn-ı Semân’a yükselen ve Halep, Mekke, Bursa ile Mısır kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Avnî Ahmed Efendi
Avnî Ahmed Efendi (yaklaşık 1667/68–1726), Demirkapı’nın Dâye Hatun Mahallesi’nde doğan; Ahmed Yorganî, İbrahim Paşa Sarayı, Mahmud Efendi, Şeyhülharem ve Hacı Hasanzâde medreselerinde görev yapan Osmanlı müderrisidir.
Hırka-i İrâdet
Bir müridin şeyhe intisabını ve tarikat terbiyesine kabulünü gösteren, belirli bir merasimle giydirilen hırkadır. Hırka-i teberrükten farklı olarak yalnız sevgi ve bereket bağını değil, sülûk ve teslimiyet ilişkisini ifade eder. Hırka kaydı tek başına bağımsız irşad yetkisi anlamına gelmez. İcazet ve hilâfet ayrıca belgelenmelidir.
Hırka-i Teberrük
Bir şeyh veya yol ile sevgi, bereket ve yakınlık bağını göstermek üzere giydirilen hırkadır. Muhib hırkası veya muhib kisvesi diye de anılabilir. Bu bağ, hırka-i irâdet yahut hilâfetle aynı değildir. Çoklu tarikat nispetleri değerlendirilirken teberrük bağı fiilî sülûk ve irşad hattından ayrılmalıdır.
Kövenk (Köğenk)
Selefi Hacı Ömer Hüdâyî Baba’nın nisbesini aldığı ve kendisinin postta bulunduğu yer. Halifesi Hacı Mustafa Hayri Baba, icazetini aldığı karşılaşmayı anlatırken "Kövenk’e geldiğimizde, o vakitte Hacı Muhammed Baba vardı" der. Kaynakta yerin idarî bağlılığı belirtilmediği için şehir alanı boş bırakılmıştır.
Bergama
Bergama · Türkiye · Tercüme-i hâl doğum yerini Aydın vilâyetinin Bergama kazası olarak verir; hıfzını da burada tamamlamıştır. Nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Abalı Hâfız Muhammed Haydar Bergamavî : Muhammed Haydar Efendi; Bergama veya Kırkağaç nispetiyle anılan, Mehmed Emin Kırkağacî’den hilâfet alan, Aksaray Şekerci Sokağı’ndaki dergâhta irşad eden ve Yahyâ Âgâh İstanbulî’ye Zenbûrî mirası aktaran şeyhtir.
Bâbülerec Medresesi
Bağdat · Irak · Bağdat'ta Bâbülerec'deki medresesi. Kaynakta "hocası Ebû Saîd'in kendisine tahsis ettiği Bâbülerec'deki medrese" diye anılır: fıkıh talebesi Abdülkādir-i Geylânî burada hadis, tefsir, kıraat, fıkıh ve nahiv okutmuş ve vaaz vermeye başlamıştır.
Yâkub Efendi Tekkesi
Bursa · Türkiye · Babası Yâkub Fânî'nin Bursa'da kendi adına yaptırdığı Halvetî tekkesi; Ramazâniyye'nin Bursa'daki merkezidir. Bu kişi babasının 1642'deki vefatı üzerine buraya şeyh olmuş, yirmi dört yılı aşkın bir süre şeyhlik yapmıştır. Vefatından sonra yerine oğlu İbrâhim Efendi geçmiş ve tekkede yaklaşık kırk beş yıl şeyhlik yapmıştır.
Ömer Dede Sikkînî Mezarı
Bolu · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'nin ölümünün ardından Göynük'e yerleşmiş, hayatının bundan sonraki kısmı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamakla birlikte mezarının Göynük'te olduğu kaydedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Ömer Dede Sikkînî (Bıçakçı Emîr Dede) : Ömer Dede Sikkînî (Emîr/Bıçakçı Dede, ö. 1475), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin doğrudan halifesi, Göynük merkezli Bayramî-Melâmî irşad çizgisinin ilk kutbu ve taç-hırka yerine sohbet ile melâmeti öne çıkaran kurucu sûfîdir.
Mescid-i Nebevî
Medine · Suudi Arabistan · Hicretin ardından Medine'de mescid yapılırken Resûlullah ile birlikte çalıştı; kaynak onun hiçbir hizmetten ve fedakârlıktan geri kalmadığını kaydeder. Resûlullah'ın son hastalığında burada üç gün imamlık yaparak on yedi vakit namaz kıldırdı; üç vaktinde Resûlullah da ona uyarak arkasında namaz kıldı.
Galata Mevlevîhânesi (Kalekapısı Hânkâhı)
İstanbul · Türkiye · 1258/(1842)’de harem dairesinde doğduğu, babasının ve kendisinin postnişinlik ettiği, matbah tâkındaki kitâbeyi hattıyla yazdığı ve babasının lahdine defnedildiği mevlevîhâne. İlişkili kişi dosyası Şeyh Muhammed Atâullâh Efendi : Seyyid Muhammed Atâullah Dede (1842–1910), Galata Mevlevîhânesi’nde doğup babası Kudretullah Efendi’den sonra yaklaşık kırk yıl postnişinlik yapan; mûsiki, hat ve çok dilli tahsiliyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Şeyh Ahmed Müsellem Türbesi
Sefîne-i Evliyâ, Ahmed Vefâ Efendi'nin babası Şeyh Ahmed Müsellem'in türbesine defnedildiğini bildirir. Metin türbenin bulunduğu şehri veya semti belirtmediğinden konum boş bırakılmıştır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Ahmed Vefâ Efendi : Hasan Sezâî'nin torunu ve Ahmed Müsellem'in oğlu Ahmed Vefâ, 1753'ten itibaren Gülşenî Veli Dede Dergâhı'nda uzun süre irşad etmiş; kırk hadis, tahmis ve şiirleri bulunan Gülşenî şeyhidir.
Fâtih Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · Kırk üç yıl türbedarlığını yaptığı Fâtih Sultan Mehmed Türbesi'nin bulunduğu cami; 9 Mayıs 1920'de vefatında buradaki hazîreye defnedildi. Mezar taşındaki yazı müridi Evrenoszâde Sâmi Bey'indir. İlişkili kişi dosyası Ahmed Amiş Efendi : Ahmed Amiş Efendi (1807-1920), Tırnova’daki muallimlikten Fatih sertürbedarlığına uzanan hayatında Kuşadavî irşadı sohbet, melâmet ve teveccüh merkezli bir yöntemle İstanbul’un ilim ve kültür çevrelerine taşıdı.
Bağdat'taki tekkesi
Bağdat · Irak · Bağdat'ta bir tekkede şeyhlik yapmıştır; yeğeni Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî'ye sûfî hırkasını burada bulunduğu sırada giydirmiştir. Tekkenin adı kaynakta verilmemektedir. İlişkili kişi dosyası Kadı Vahyüddin : Kadı Vahyüddin, Halvetiyye–Cerrâhiyye ortak silsilesinin dînever hattı halkalarındandır. Kişi dosyasında hayatı, irşad bağlantıları ve gelenek içinde kendisine nispet edilen anlatılar geniş biçimde aktarılır.
Tripolis (Tripoli)
Arkadia · Yunanistan · Mora'da açtığı iki tekkeden ikincisi; 1820-1821'e kadar Cerrâhiyye'nin elinde kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi : Moravî Yahyâ Şerefeddin Efendi (1650–1770), saray hizmetinden Nûreddin Cerrâhî’ye intisap eden; Anabolu merkezli kırk beş yıllık irşadıyla Cerrâhiyye’yi Mora’da yayan ve 1770’te âsitâne postuna geçen şeyhtir.
Seyyid Ahmed el-Bedevî Camii ve Türbesi
Tanta · Mısır · 634'te (1236-37) yerleşip kırk yıl kaldığı ve 12 Rebîülevvel 675'te (24 Ağustos 1276) vefat ettiği yer. Türbe ve makamı Sultan Kayıtbay tarafından tamir ettirilip genişletilmiş, aynı devirde adına Ahmediyye Medresesi kurulmuştur. Yılda üç defa mevlid okunur.
Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları
Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.
Altın Silsile: Kırk Halka
Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.
Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi
Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.
İstanbul'da Melâmî Şeyhleri ve Tekkeler
Nûru'l-Arabî çevresinin şehirdeki temas ve temsil mekânları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân
Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbânî Kıyafet ve Sembol Dünyası
Hırka, renk, sarık, tâc, risâle, asâ, post ve seccadenin tarihî dili üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Sühreverdiyye’nin teşekkülü: ribattan kurumsal irşad ağına
Ebü’n-Necîb’in mürid âdâbı ile Şihâbeddin Ömer’in Bağdat merkezli kurumsallaştırmasının birbirini nasıl tamamladığı.
Avârifü’l-maârif nasıl okunmalı?
63 bölümlük klasiğin kavram, kurum ve gündelik âdâb katmanlarını birbirine bağlayan kapsamlı okuma rehberi.
Tâc, Gül ve Derviş Eşyaları
Kıyafetin tarihî dili. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Halvetiyye'de Halvet Âdâbı
Kırk günlük inzivanın şartları ve amacı. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.
Şâzeliyye silsile varyantları nasıl okunmalı?
Sefîne’deki dört farklı diziyi tarihî öğretmen ilişkisi, Ehl-i beyt nispeti ve gelenek hafızası bakımından ayıran okuma notu.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 14–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Cennette, gözlerin göremediği, kulakların işitemediğı ve insan kalbinin idrak ve ilata edemediği ni'metler vardır..) Fazl-ı ilâhi ile cennete girecek bazı zevatı, Allahu sübhanehu
Sayfalar 17–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · Inkarını libas ile örteceklerini zannederler. Aslında, bu gibi ler insan değil, belki muzır bir hayvandan daha aşağı derekededirler. Böyle olan kişiler; terzinin, berberin, elbisen
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 42–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle celâluhu; bu âyet-i celillerle, kâfirlerin cehennemde görecekleri şiddetli âzabı beyan buyurmakta ve diğer bir âyet-i kerimede de: «innâ a'tednâ lil-kâfiriyne selasile