Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

31 sonuç · “vecd

01
Şahsiyet

Uzun Şemseddin Ahmed et-Tavîl

Uzun Şemseddin Ahmed et-Tavîl (ö. 975/1567-68), Tire'de yetişip Sünbül Sinan ve Merkez Efendi yanında sülûkünü tamamlayan; cehrî zikir, vaaz ve vecd meclisleriyle tanınan Halvetî şeyhtir.

02
Sözlük

Ahvâl

!) Haller, değişmeler, hisler, gelip geçici duygular. tas. Gayb âleminden ve Allah tarafından kulun çabası dışında pak ve temiz kalbe tümüyle ilâhî lütuf sonucu gelen birtakım hususlar, umur ve manalar. Vecd, cezbe, aşk, şevk, sekr, gaybet ve istiğrak gibi haller (ahval) insanı kendinden geçirir, mest eder, hem aklını ve bilincini, hem de iradesini ve ihtiyarını elinden alır.

03
Sözlük

Ahyar

Ahyer. Hayırlılar, hayr ehli. Hayır sever, herkese faydası ve iyiliği dokunan kimseler. tas. a Üç evliya zümresinden biri. Abdal Şam'da, nüceba Yemen'de, ahyâr Irak'ta bulunur. b Çok ibadet, hayırlı iş ve iyi ahlakla kurtuluşa erişileceğine inananlar ve böyle davrananlar. Bunların tutmuş oldukları yola tarik-i ahyâr denir. Çile çekerek Allah’a ermek isteyenlerin yoluna tarik-i ebrar, aşk ve vecdle aynı gayeye ulaşmak isteyenlerin yoluna tarik-i şuttar adı verilir (Nu). e Yediler. Nükeba 300, nüceba 70, abdal 40, ahyâr yedi, amed 4, gavs bir tanedir (AK 1:127, TK 1:421).

04
Sözlük

Anz

(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir. a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le) Büyük ayıp ve ağır vebal. taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91). Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa. Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi. tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle- meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü- cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas). Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi- len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet. aD CC £_£_ ———>>—ŞŞXŞ—Ş— ال if

05
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

06
Sözlük

Âyin-i cem

İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.

07
Sözlük

Bahar

ر) lw) Kışla yaz arasındaki mevsim, tas. a İlim makamı. İlim ise perdedir. b Tam tersine vecd ve haleye de bahar denir; çünkü bu, perdenin açılmasıdır. c Bast hali. Eğer desem ki havalar açıldı geldi bahar Murad odur ki benimle sohbete muhabbet eyledi yâr Ya söylesem ki çemen goncalarla zeyn oldu Odur garaz ki tebessümle söyledi dildar Galib Dede

08
Sözlük

Bezli

طق Bir şeyhin çevresindekileri koruma ve kayırma amacıyla devlet adamları üzerinde sahip olduğu nüfuzu ve itibarı kullanması, Bezli nefs ve isâr-ı nefs Fedakârlık. Bezlü'l-muhaç En değerli şeylerin bile Hak uğruna seve seve harcanması ve Hakk'ın sevilen diğer şeylerin hepsinden önde tutulması Bezm-i elest (Ole Gy) or Meclis, muhabbet ve sohbet toplantısı. 2. tas Hakk'ın “Ben sizin Rabb'iniz değil miyim,” diye sorduğu, ruhların da “Evet öyledir,” şeklinde cevap verdikleri meclis (Araf Suresi, 172). Bu olay, insanlar yeryüzünde yaraulmadan evvel Allah'la insan ruhları arasında meydana gelmiştir. Bezm-i ev edna Kendinden geçme makamı, mukaddes beşeri ruhların hiçlik (lâ- | sey) makamına yükselmesi, tasavvuf yoluna girenlerin hal ve vecd mertebeleri | . |

09
Sözlük

Bu'd

Uzaklık, ırak olma, tas, Kulun Allah'ın emir ve yasaklarına uymaması hali. Tevfik ve tahkikten uzak kalması, nefsin sıfatları ve bedenin hazları ile bağlı olması. Insan Hak'tan uzak kaldığı ölçüde halka, halktan uzak kaldığı ölçüde Hakk'a yakın olur. Allah'tan uzak kalanlara bâit denir (KR, 213; SL 84; KTA 107). Bkz. Kurb, Dar. Vasil olmaz kimse Hakk'a cümleden dür olmadan Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pür-nür olmadan Şems-i Sivasi Bu da geçer ya Hü (in niz güzered yâ Ha) Teselli bulmak için müsibet zamanında söylenir. Buk'a i ar. (بقعه) Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezâr Fuzüli Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav), Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek.

10
Sözlük

Buk'a

Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Baka i. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar n kot Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi vefa « Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezar yaşın Fuzüli nırla Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav). abitle Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek, ağlar

11
Sözlük

Cisim

Madde ve hacim sahibi varlık; beden. Parçalardan meydana gelen, yer kaplayan ve duyularla algılanabilen nesne için kullanılır. Tasavvufî kullanımı Tasavvuf metinlerinde cisim, çoğu zaman ruhun veya mânevî cevherin karşısında zikredilir. Cismânî âlem, beden ve madde şartlarıyla kayıtlı görünür âlemi; rûhânî âlem ise maddî ölçülerle kavranmayan varlık alanını anlatır. Cismin bütünüyle kötü sayılması tasavvufun ortak hükmü değildir. Beden, nefis terbiyesi ve ibadet için bir emanet ve vasıta olarak ele alınır; eleştirilen, insanın kendisini yalnız bedenden ibaret görmesidir. Ruh , cismânî âlem ve rûhânî âlem maddelerine bakınız.

12
Sözlük

Dest-zeden

El çırpma, alkışlama veya hücum etme. Tasavvufî yorumda murakabe ve muhafaza ile ilişkilendirilen Farsça bir tabirdir.

13
Sözlük

Ehl-i tasfiye

Je!) Hakikatin manevi arınma ve ruhi temizlikle bileneceği görüşünde olanlara ehl-i tasfiye, tuttukları yola tarik-i tasfiye denir: Ehl-i vecd Vecde gelen, vecd yoluyla Hakk’a eren. Ehl-i vuslat Erenler, ermişler, vâsilün. Ehl-i vusül Süfiler ve meczuplar. Mutasavvıflar ve Melamiler gibi sülûk ehlinden bir kısmı Hakk'ı talep eder. Zahit, fakir, âbit ve hadımlar gibi diğer kısmı cenneti talep eder Ehl-i zahir Ulema. Ehli zevk (5 و 3! Je!) Zevk sahibi. Mazhar olduğu tecellinin hükmü ve eseri ruh ve kalp makamından nefs ve tabii kuvvetler makamına inen; bunun inişini yaşayarak, duyarak ve tadarak bilen, hatta söz konusu hükümler ve eserler yüzünden parıl pırıl parlayan kimse (cr); sûfî, arif. Ehlüllah Ermişler, Hak dostları. Eimme-i esma 1. İsimlerin imamları, imain isimler. 2. tas. Allah'ın şu yedi ismi: Hay, Âlim, Mürid, Kadir, Semi’, Basır, Mütekellim. Diğer isimlerin de €sasi ve aslı bu yedi isimdir. Semi ve basir yerine Cevâd ve Muksıt isimlerini koyanlar da vardır (kı). Bkz. İmamu'-eimme.

14
Mekân

Ravza, Müştehâ Camii

Kahire · Mısır · Nil'in taştığı mevsimde akşamları gidip coşkun suları seyrettiği, akışın âhengine kapılıp vecde geldiği cami. İlişkili kişi dosyası İbnü’l-Fârız : İbnü’l-Fârız (1181–1235), ilâhî aşkı ve seyrüsülûk tecrübesini Arap şiirinin en güçlü örnekleri arasında yer alan el-Kasîdetü’t-tâiyye ve el-Hamriyye ile anlatan Mısırlı sûfî şairdir.

15
Mekân

Abalı Hâfız Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Aksaray’da Şekerci Sokağı’nda bulunan Nakşibendî dergâh, şeyhi Muhammed Haydar Efendi’nin lakabıyla Abalı Hâfız Tekkesi diye tanındı. Hüseyin Vassâf, çocukluğunda buradaki mevlid ve zikir meclislerine katıldığını; Müştâk Baba’nın oğlu Edhem Baba’nın da burada vecd hâlinde semâ ettiğini kaydeder. Dergâh daha sonra yanmış, bulunduğu yerde Uşşâkî dergâhı kurulmuştur. Tarihî sokak kaydı kesin olmakla birlikte yapının bugünkü parsel koordinatı ayrıca doğrulanmalıdır.

16
Makale

Râbia ve Habîb Anlatılarını Nasıl Okumalı?

Menkıbe, kronoloji ve öğretici kurgu. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

17
Makale

Neccâr-zâde'nin Tevhid Dili: Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühûd

Müceddidî aidiyet ile şiirdeki vücûdî dilin birlikte okunması. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.

18
Makale

Semâ Kaynakları ve Tören Düzeni

Semâ Hakkında Malumat belgesindeki tarih, meydan ve icra bilgilerini mevcut Mevlevî âyin dosyasıyla karşılaştıran kaynak notu.

19
Makale

Divan Şiirinde Tasavvuf: Kavram, Mecaz ve Eşya

Şiir kaynak olarak nasıl okunur? Divan şiirindeki tasavvuf dili doğrudan tekke yönetmeliği değildir. Şair, teknik kavramı estetik mecaza dönüştürebilir; aynı mazmun dinî, beşerî ve tasavvufî anlamları birlikte taşıyabilir. Tevhid ve aşk Vahdet-kesret, benlik, mâsivâ, tecellî ve ayna mecazları varlık anlayışını; âşık, sevgili, rakip, şarap ve meyhane dili aşk

20
Eser

SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI

Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims

21
Eser

TASAVVUFUN MÂHİYETİ

Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa

22
Eser

MUTASAVVIFLAR VE ONLARA BENZEYENLER

Avârifü’l-Maârif · 7. bölüm · Şeyhimiz, Şeyhu’l-İslam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî’nin, Enes b. Mâlik (ra)’den rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber (sav)’e göre bir adam geldi ve: “Kıyâmet ne zaman kopacak?” diye

23
Eser

MELÂMETİLİK VE MELÂMETÎLER

Avârifü’l-Maârif · 8. bölüm · Bazıları melâmetiyi şöyle tarif etmişlerdir: “Melâmetî, iyiliğini açıklamayan, kötülüğünü de gizlemeyen kimsedir.” Bunu şöyle izâh edebiliriz: Melâmetî; damarlarına varana kadar, b

24
Eser

RİBATTAKİLERİN SUFFA ASHABINA BENZEMESİ

Avârifü’l-Maârif · 14. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Habibim, senin, tâ ilk günden takva üzere kurulmuş mecsidde durup namaz kılman daha uygundur. Orada, temizlenmeyi seven erkekl

25
Eser

SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ

Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),

26
Eser

SEMAÎ REDDEDENLER

Avârifü’l-Maârif · 23. bölüm · Önceki bölümde, semâ’ın sahih olan şeklini ve sıdk ehli için lâyık olan kısmını açıkladık. Artık (zaman ve niyetler değişti ve) semâ yoluyla fitneler çoğaldı. Ondaki sâfiyet (ve ra

27
Eser

SEMÂA İHTİYAÇ DUYMAYANLARIN HÂLİ

Avârifü’l-Maârif · 24. bölüm · Bil ki vecd, daha önce kaybedilen bir şeyin bulunduğunu gösterir. Kaybetmeyen bulamaz. Kulun kalbindeki İlâhî neşe ve aşkı kaybetmesi; rûhî varlığının, beşerî ve nefsî sıfatlarla s

28
Eser

SEMÂ ÂDABI

Avârifü’l-Maârif · 25. bölüm · Bu bölüm, semâ’ın edeblerini, sema yaparken düşen hırkayı parçalamanın hükmünü, bu hususta büyüklerin işâretlerini, bu konuda tavsiye edilen ve sakındırılan durumları içine almakta

29
Eser

Sayfalar 41–48

Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i

30
Eser

Sayfalar 49–56

Muzaffer Ozak Külliyatı · Birinci tevhid; ehl-i şeriatin ve avamın, tkinci tevhid; ehl-i ilmin ve havassın, Ücüncü tevhid; ehl-i hakikatin yani havassül - havassın tevhidleridir. MÜRŞİD KIMDEN OLUR? Sâlik-i

31
Eser

Sayfalar 232–246

Muzaffer Ozak Külliyatı · BOCT 90 0004 mu'azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükerremü sübhaneke yâ bâ'isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ'ise m