ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
57 sonuç · “peygamber”
01Arslan Baba
Arslan Baba, tarihleri bilinmeyen; Yesevî geleneğinde Ahmed Yesevî’nin ilk mürşidi, Mansûr Ata’nın babası ve peygamberî emanet menkıbesinin taşıyıcısı olarak anılan Türkistan sûfîsidir.
Hz. Ali el-Mürtezâ
Hz. Ali el-Mürtezâ, ilk müslümanlardan, Hz. Peygamber’in amcazadesi ve damadı, Hz. Fâtıma’nın eşi, Hasan ile Hüseyin’in babası ve dördüncü râşid halifedir. İlim, adalet, cesaret, zühd ve Ehl-i beyt mirasıyla İslâm tarihinin; silsile, velâyet ve fütüvvet yorumlarıyla tasavvuf hafızasının merkez isimlerindendir.
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (ö. 13/634), ilk müslümanlardan, hicret yolculuğunda Resûlullah’ın arkadaşı ve Hulefâ-yi Râşidîn’in ilkidir; Nakşibendî aktarım geleneğinde silsilenin Hz. Peygamber’den sonraki halkası kabul edilir.
Hz. Hüseyin b. Ali
Hz. Ali ile Hz. Fâtıma'nın oğlu, Hz. Peygamber'in torunu ve Kerbelâ'da şehid edilen Ehl-i beyt büyüğü; çok sayıda tasavvuf silsilesinin erken halkaları arasında anılır.
Hz. Muhammed Mustafa
Hz. Muhammed, İslâm’ın son peygamberi, Kur’an’ın ilk muhatabı ve Müslüman hayatının temel örneğidir. Tasavvufî yollar onu tarih içinde kurulmuş bir tarikatın mensubu olarak değil; tevhid, kulluk, ihsan, merhamet ve güzel ahlâkın müşterek nebevî kaynağı olarak kabul eder.
MEVLİDÎ SÜLEYMÂN ÇELEBİ HAZRETLERİ
MEVLİDÎ SÜLEYMÂN ÇELEBİ HAZRETLERİ Süleymân Çelebi, peygamberlerin övünç kaynağı olan Hz. Muhammed (salla’llâhu aleyhi ve sellem)’i medh eden kişidir. Bursa’da, zînet-sâz-ı âlem-i şuhûd olmuştur. Yıldırım Bâyezîd Hân devri ricâlindendir. Bu mübârek zât, mazhar-ı feyz-i Muhammedî olup, yüzlerce seneden beri, eyâdî-i ihtirâm-ı ümmette bulunan manzûme-i…
Muhammed el-Bâkır
Muhammed el-Bâkır (57/676-77 – 114/733), hem baba hem anne tarafından Hz. Peygamber'in torunlarından; “ilmi yarıp derinliklerine ulaşan” anlamındaki lakabıyla anılan, Medine ilim halkasının merkezindeki âlim. Sünnî kaynaklarca güvenilir bir muhaddis ve Medine'nin ilk fakihlerinden, Şiî geleneğinde ise beşinci imam sayılır.
Sa‘deddin Muhammed el-Cebâvî
Doğumu ve ailesi Erken Sa‘dî kaynaklarına göre 460/1068'de Mekke'de doğdu. Baba tarafından İdrîsî-Hasenî, anne tarafından Kâbe hizmetindeki Şeybî aileye bağlanan nesep kaydı gelenek ve aile kaynaklarında korunur. Tasavvufî eğitim Kaynaklar gençlik dönemini sert ve hareketli bir hayatla, ardından Hz. Peygamber'in mânevî uyarısıyla dönüş anlatısı içinde aktarı
Selmân-ı Fârisî
Selmân-ı Fârisî (ö. 35-36/656), Mecûsî bir âteşkede görevlisiyken din arayışıyla İran'dan çıkıp köle olarak Medine'ye düşen ve Hz. Peygamber'in “Selmân bizdendir, Ehl-i beyt'tendir” dediği sahâbî; Hendek'te hendek fikrinin sahibi, Medâin valisi ve pek çok tasavvuf silsilesinin halkası.
Etvâr-ı Seb‘a
Sözlük anlamı: “Yedi tavır” veya “yedi evre”. Tasavvuf terimi: Nefsin kötü sıfatlardan arındırılması ve mânevî olgunluğa yönelmesi sürecini yedi ana mertebede açıklayan seyrüsülûk tasnifi. Yaygın sıralama nefs-i emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marzıyye ve kâmiledir. Halvetî geleneklerin bir bölümünde bu mertebelere Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr isimleri bağlanır. Renk, nur, makam, seyr ve peygamber kademi eşleştirmeleri müellif ve kola göre değişebilir; bütün tarikatlar için tek ve değişmez şema sayılmaz.
Silsile
Tasavvuf terbiyesi, zikir telkini veya icazet bağını şeyhten şeyhe Hz. Peygamber'e ulaştıran mânevî aktarım zinciridir. Silsile yalnız kronolojik bir isim listesi değildir. Sohbet, sülûk, hilâfet, hırka, teberrük ve rivayet gibi farklı bağ türleri bulunabilir. Aynı şahsiyet birden çok zincirde yer alabildiği için her bağın türü ve dayandığı kaynak ayrıca gösterilmelidir.
Âbaü'l-ahval
(آباء الاحوال) Hal babaları. tas. a Sahip oldukları hallere hâkim olan, hal sahibi olduklarını başkalarına hissettirmeyen, halin tesiriyle dengelerini, doğal ve her zamanki davranışlarını değiştirmeyen salikler. b Cezbe ve şevk gibi hallere mağlup ve mahküm olup kendilerinden geçen ve dengelerini kaybeden sâliklere ebnâü'-ahval (hal çocukları) denir. Bunlar sekr ve cezbe halindeyken şer'i hükümlere uymayan sözler söyleyebilir, fıkıh ölçülerine göre caiz olmayan işler yapabilir; fakat bu türden beyan ve davranışlardan sorumlu olmazlar. Zira hal sebebiyle bilinç ve iradelerini ya kısmen ya da tamamen yitirmişlerdir. Bu zümrenin en iyi örneği meczuplar ve behlüllerdir. Dini his ve heyecanların etkisiyle olağan olmayan biçimde konuşan ve hareket eden her sâlik ebndülahval'dendir. Âbaü'l-ahval temkin, ebndü'l-ahval telvin sahibidir. Temkin, telvinden üstündür. Hallâc, “Peygamberler haller üzerinde tam olarak hâkimiyet kurmuşlardır; bu hallerde diledikleri gibi tasarruf ederler. Diğerlerine ise haller musallat kılınmıştır. Onlar üzerinde haller tasarruf eder, oysa haller nebilerin yönetimi ve etkisi altındadır” der. Bkz. Temkin, Telvin. Abd—Abdiyet i. ar. (4 (عبد - عبد 1. Kul, köle, bende. 2. tas. Hakk'a kul olduğu için başkasına kul olmayan. Hz. Peygamber'in en yüce makamı, insanoğlunun sahip olduğu manevi mertebelerin en yükseği abdiyettir (kulluk). Kelime-i sehadette,
Abdullah
(4 | (عبد Allah'ın kulu, Tanrı kulu. tas. a Allah'ın kendisinde bütün isimlerle tecelli ettiği kul. Allah ismine mazhar olan insan. Allah'ın kulları içinde derecesi en yüksek olan Abdullah'tır; çünkü o ism-i azamı kendisinde gerçekleştirmiş, Hakk'ın bütün sıfatlarını kazanmıştır. Bu yüzden Abdullah ismi, Peygamber'e özel kılınmıştır (Cin Suresi, 19). Tebaiyet yoluyla onun vârislerine de bu isim verilir. b İsmi bilinmeyen her insana Abdullah (Tanrı kulu) diye hitap edilir. Genellikle kabre konan cenazeye telkin verilirken, “Ya Abdullah, ya emete'llah,” denir.
Âdâb
İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukları ve uyguladıkları kurallara adab-ı sofiyye, tarikat ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallara adab-ı tarikat veya adap ve erkân denir. Tasavvufta zamana, mekâna, muhataba, hale ve makama göre birtakım edepler vardır. Tasavvufi toplantılarda bulunanların uymaları gereken adap ve usüle adab-ı sohbet, adab-ı işret ve sohbet, şeyhin dikkate alması gereken esaslara adab-ı şeyh, müridin tabi olması gerekli olan esaslara da adab-ı mürit denir. Bu esaslara uymak amaca ulaşmayı sağladığından “usüle uymayan vusülden mahrum kalır” denilmiş ve terk-i edep edepsizlik sayılmıştır. İbn Atâ, “Salihlerin adabını uygulayan hürmet, evliyanın adabını uygulayan Allah’a yakınlık, sıddıkların adabını uygulayan temaşa, peygamberlerin adabını uygulayan üns ve inbisât makamına yaraşır hale gelir” demiştir. Tasavvufta kişinin nefsine uygulayacağı adaba adab-ı nefs denir. sülûkün her aşamasında gözetilmesi gereken belli bir adap vardır. Süfiler biri zahiri (şer'i) diğeri bâtıni olmak üzere iki türlü adaptan bahsederler. Zahiri ve şer'i adap tasavvufun temelidir. Bâtıni adap tefekkür. ve gönül halleriyle ilgilidir. Küçüklere evlat şefkati, büyüklere baba hürmeti ve akrana kardeşlik sevgisi göstermek tasavvufun genel adabının temelidir ( 415 437). Bkz. Usül, Asl- Fer, Edep, Erkan, Adab-ı tarikat.
Adem-i mana
Mana adamı, hakiki insan, her şeyin aslını ve hakikatini bilen, mana âlemine vâkıf, merd-i mana, mana eri. Nüsha-i vahdet âdemdir Nefha-i kudret âdemdir Âdem'den gayri ademdir Gel âdeme er bu deme Şeyh Ibrahim
Agyar
(5 (اغيا veya Agyar. t. Gayr Yabancılar, bigâneler, zıtlar, muhallifler, eller, başkaları, yar olmayanlar. tas. a Sûfî olmayan, tasavvufi hayata yabancı, Ah | zıt. Tasavvufi hayata aşina olanlara ehl-i dil veya gönül ehli denir. b Aynı tarikatten ve meşrepten olmayan. Aynı tarikatten ve meşrepten olanlara ihvan ve hemmeşreb denir. c Mâsivâ, Allah'tan gayri olan her şey. Bkz. Yabancı, Zıt. Halka benzemeye işin, süre gönülden teşvişin Yüzbini birdir dervişin arada ağyâr gerekmez Yünus Sür çıkar ağyârı dilden ta tecelli ede Hak Padişah girmez saraya, hâne mâmur olmadan Lâedri Ağza tükürme Âb-ı dehen, ermişlerin kemalinden nasip almak, nefeslerinden faydalanmak ve onların haliyle hallenmek için şeyhlerin müritlerinin ağzına tükürmeleri. Ahmed Yesevinin şeyhi Baba Arslan'ın ağzına Hz. Peygamber bir hurma tanesi atmış ve tükrüğünden de ona ihsan etmişti. Baba Arslan da aynı şeyi Ahmed Yesevi'ye yapmıştı. Ağza tükürme geleneğinin kaynağı, ihnâk veya tahnikle, yani yeni doğan çocuğun dimağını oğma, hurma ve benzeri bir şeyi çiğneyip onun ağzına atma uygulamasıdır. Hastahktan kurtulmak ve şifa bulmak amacıyla da ermişlere veya üfürükçü hocalara gidilerek ağza tükürtülür. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için TEİM 22 kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Ağzı dualı Mücabu'd-da've, müstecabu'd-da've. Allah katında duası makbul kişi. Ah (eh) Asikin iç âlemindeki ateşin ve elemin ifadesi olan bir nida. “Ah minel aşk ve ahvâlihi ahreke kalbi bi-harâretihi.” Allah kelimesinin ilk ve son harfi bir araya getirilirse ‘ah’ meydana çıkar. Âh, Allah'ın kısa şekli olduğundan, bazen Abdullah abd-âh şeklinde yazılır. O halde âh, Allah demektir. Âşıkın âh demesi, O'na sıgınması anlamına gelir. Âh Allah, Emân Muhammed demektir. Güneşin ışıkları elif'e (yani oka), kütlesi h harfine benzediğinden her gün ‘ah’ (Allah) diyerek doğar. Minare elif, caminin kubbesi h olduğu için her cami ‘ah’ (Allah) der. ‘Iman'ın başındaki elif atılırsa geriye yaman kalır ve elif'i (yani Allah'ı) olmayanın hali yamandır, demek olur. Bkz. Emân. Aşk ile gel imdi Allah diyelim Derd ile göz yaşıyla âh idelim Gitmeye bağrı başı dinmeye gözü yaşı Her dem dervişin işi âh ile zâr gerek Yünus
Akit
Kulun, Allah'la kendisi arasında kalmak üzere kalben bir taahhütte bulunması, bir akit yapması ve niyet etmesidir. Aynı şey dille olursa buna ahit veya ahdetme (söz verme) denir. Avam (alım satım vs. işlerinde) dille yaptıkları akitlere bağlı kalmakla, havas ise buna ek olarak kalple yaptıkları akitlere de bağlı kalmakla yükümlüdür. “Akitlere bağlı kalınız” mealindeki ayetten süfiler bu anlamı çıkarmışlardır. Akl-ı evvel (J (عقل ا و x. İlk akıl. “Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır,” hadisi ile bu akla işaret edilmiştir. 2. Vahdet mertebesi. 3. Nur-i Muhammedi. 4. Cebrail. 5. Insanın hakikati. 6. Arş. Akl-ı evvel Allah'tan ilk zuhur eden şeydir. Allah önce onu, sonra onun aracılığıyla tüm diğer şeyleri yaratmıştır. Buna ilâhî ilmin ilk zuhuru adı da verilir. İlahi ilim ayrıntısızdır; aşağıya doğru inerken ayrıntılı hale gelir: ilâhî ilme Ümmü'Lkitap, akla evvele imam-ı mübin, levhe hitab-ı mübin adı verilir. Bunlara sırasıyla nun, kalem ve levh de denir. Kalem-i alâ, adl, el-hakku'l-mahluk bih, imam-ı mübin, hakikat-i Muhammediye, dürre-i beyzâ, nur-i Muhammed, ruh-ı azam, ukab akl-ı evvele verilen diğer isim- lerdir. Akl-ı kül (külli ilâhî akıl) akl-ı evvelden sonra gelen bir mertebedir. Levh gök kubbesindeki adil ölçü ve doğru kıstastır; nurlu bir müdrike olup akl-ı evvele tevdi edilen bilgilerin suretleri onunla zuhur eder. Akl-ı külli, akl-ı evvelin mazharıdır. Âdem külli aklın, Havva külli nefsin suretidir. Akl-ı meas fikir kanunu ile ölçülen bir nurdur, ancak alet ve vasıtayla; külli akla ait çeşitli idrak şekillerinden yalnızca biriyle idrak eder. Akl-ı evvelin yolu ona kapalıdır. Mutasavvıflar, “Allah akılla idrak edilemez,” dedikleri zaman, akıl kelimesiyle kı- yas ve mantık esasları dahilinde faaliyet gösteren akl-ı meaş'ı kastederler. “Allah akılla bilinir,” dedikleri zaman kıyas ve başka araçlar olmadan idrak eden akl-ı evveli kastederler. Bir tek nurdan ibaret olan akl-ı evvel ve kalem-i alâ kula nispetle akl-ı evvel, Hakk’a nispetle kalem-i alâ ismini alır. Allah Cebraili Hz. Muhammed'e nispet olunan akl-ı evvelden yarattığından o, Cebrail'in babası ve bütün âlemin aslıdır. Bu yüzdendir ki miraçta Hz. Peygamber Cebrail'in durmak zorunda kaldığı noktanın ilerisine tek başına gitmiştir. “Hz. Muhammed'in önün- de aklı kurban et,” diyen Hz. Mevlânâ bununla akl-ı meaş'ı kast eder. Akl-ı meaş'a akl-ı cüzi de denir. İlahi ismin deposu ve Allah'ın emini olması itibariyle Cebrail’e mmm اذ AY KR İS e e gt NN A
EE
اا حتت Ashab-ı kurb-i nevafil yolculuk sırasında asa bulundurmak süfilikte bir gelenektir. Hz. Ibrahim ve Hz. Musa'nın asalan vardı. Hz. Peygamber de asa kullanırdı (sa 136, 137, 142). Asaya muin ve müttekâ da denir. Asa o çağlarda hem silah, hem bazı ihtiyaçları giderme aracı olarak kullanılırdı. Süfilere benzemek için riyakârlar da asa taşırlar. Yesevilikte tarikat asası Hz. Hızır'dan intikal etmiştir. Sana erden âsâ gerek bu yolda Dayanırsan âsâya dayanasın Yunüs Biz mütteka-i zer-keş-i câha dayanmazız Hakk'ın kemâl-i Intfunadtr itimâdımız Baki
Ashab-ı suffe
1. Medine'de Hz. Peygamber'in mescidinin sofasında Oturan ve tasavvufta süfilerin ilk temsilcileri kabul edilen fakir sahabeler. tbn Mesud, Bilâl Habeşi, Selman Fârisi, Ebu Hureyre, Ebu Zer suffa ehlindendir. Ashab-ı şekavet Cehennemlikler, bedbahtlar. | 1 عطقطعق şeriat Şeriat yolunu tutanlar, müteşerri, | Ashab-ı şimal Kalpleri kötü huy ve aşağı arzularla dolu olanlar. Ashab-ı taarruf Marifet, irfan, seyir ve sülük ehli. Ashab-ı tarikat Hakikat yolunu tutanlar, mutasavvıflar denir. Bkz. Ahkam-1 batina. Ashab-1 tasfiye Kalbi tasfiye, ahlakı tehzib ve ruhu tezkiye etmek suretiyle ilahi hakikatleri idrak etmeye cabalayanlar, Ashab-ı yemin Kalplerini kötü huylardan ve süfli arzulardan arındırmış ilahi inayetle ibadet etmeye muvaffak olan, ama sürekli mürakabe hal ve makamına henüz ulaşamamış olanlar. Bu mertebeye ulaşanlara mukarrep denir.
Bahr-ı cüt
>) Cömertlik denizi, tas. a Hakk'ın lütuf ve ihsan denizi. b Tecelli nurları. c Kutsi ve ilâhî tecelliler. d Aşk denizi. e Hakk’a duyulan sonsuz sevgi, ilâhî aşk. f Hakk'ın daimi feyzi. g Allah'ın sonsuz nuru. hBir süfinin Allah'la arasindaki halin kesintisiz ve sürekli olması. Şibli, “Sizin haliniz kesintilidir, benim halim ise ucu bucağı bulunmayan bir okyanus” demiştir. Bâyezid Bistâmi ise sahilinde peygamberlerin durduğu bir denize daldığından söz eder. Bkz. Vakti müsermed. Bahr-ı hesti Varlık denizi. Bahr-ı iyan Açık deniz. | Bahr-ı meveddet Dostluk denizi. Bahr-ı muhit Okyanus, umman. Bahr-ı zuhur—Bahr-ı Butün Hakk'ın mazharları-Hakk'ın zatı.
Bekçi
Koruyan, gözeten ve muhafaza eden kimse. Tasavvufî halk inanışında bazı şehir ve beldelerin mânevî koruyucusu kabul edilen velîler için mecazen kullanılır. Okuma notu Bir beldenin “mânevî bekçisi” olduğu düşüncesi gelenek içi velâyet tasavvurudur; tarihî veya idarî bir görev adı değildir.
Bâkī-Billâh Türbesi, Nebî Kerîm
Delhi · Hindistan · 2 Ekim 1603'te vefatında defnedildiği yer; Hz. Peygamber'in ayak bastığına inanıldığı için Kademgâh denen mevkiin yakınındadır. Çevresinde geniş bir mezarlık oluşmuştur; mahallede bugün Hindular oturmakla birlikte Delhi müslümanlarının önemli ziyaretgâhıdır. Konum yaklaşıktır.
Yûşa‘ Makamı (Yuşa Tepesi)
İstanbul · Türkiye · Yûşa‘ peygamberin kabri olduğu kabul edilen ve keşfi Beşiktaşlı Yahyâ Efendi'ye nisbet edilen makam; günümüzde de önemli bir ziyaretgâhtır. İlişkili kişi dosyası Beşiktaşlı Yahyâ Efendi : Beşiktaşlı Yahyâ Efendi (1495–1571), Kanûnî Sultan Süleyman’ın sütkardeşi; Zenbilli Ali Efendi’nin talebesi, Sahn-ı Semân müderrisi, Müderris mahlaslı şair ve Beşiktaş’taki geniş hayır çevresinin kurucusudur.
Cennetü'l-Bakī', Medine
Medine · Suudi Arabistan · Hz. Peygamber'in kabrini ziyaret ettiğinin ertesi günü, 24 Zilhicce 822'de (11 Ocak 1420) vefat edip defnedildiği şehir. Cenaze namazında Molla Fenârî de bulunmuş, Zeynüddin el-Hâfî Mısır'dan getirttiği beyaz taşı kabrinin başına diktirmiştir; taş 1810'daki bir ziyarette yerinde bulunamamıştır. Konum yaklaşıktır.
Bursa Ulucamii
Bursa · Türkiye · İmamlık yaptığı camidir. Mevlidini kaleme almasıyla ilgili yaygın rivayete göre eserin ilk beytini, burada imamlık yaptığı yıllarda bir vâizin peygamberler arasında fark bulunmadığı yolundaki sözü üzerine çıkan tartışmada söylemiştir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 21 (642) yılında doğduğu şehir. Annesi Hayre, Ümmü Seleme'nin âzatlısı olduğundan çocukluğu Peygamber hanesinin çevresinde geçti; on iki yaşında Kur'an'ı burada ezberledi. İlişkili kişi dosyası Hasan-ı Basrî : Hasan-ı Basrî (21/642–Receb 110/Ekim 728), Medine’de sahâbe çevresinde yetişip Basra’da tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, vaaz ve zühd geleneğini şekillendiren tâbiî âlimidir; sonraki tasavvuf silsilelerinin ortak erken halkalarındandır.
Hücre-i Saâdet
Medine · Suudi Arabistan · Hicretin 13. (634) yılında, Cemâziyelâhir ayının yedisinde hastalanıp on beş gün yattıktan sonra altmış üç yaşında vefat etti. Cenaze namazını Hz. Ömer kıldırdı ve Peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu Hücre-i Saâdet'e defnedildi. Kaynak, Resûlullah'tan sonra onun türbesine defnolunmada da “ikincisi” olmasını yakınlığının delillerinden sayar.
Cennetü'l-Bakī' — Hz. Abbas kubbesi civarı
Medine · Suudi Arabistan · 989/1581'de vefatından sonra defnedildiği yer; Sefîne kabrini Hz. Peygamber'in amcası Abbas'ın kubbesi yanında gösterir. Kubbe ve türbeler sonradan kaldırıldığı için tarif bugünkü manzarayı değil kaynağın devrini yansıtır.
Ammûriye (Amorion)
Afyonkarahisar · Türkiye · Hıristiyanlık öğrendiği son durak; buradaki papaz ölüm döşeğinde ona son peygamberin alâmetlerini haber verdi. İlişkili kişi dosyası Selmân-ı Fârisî : Selmân-ı Fârisî (ö. 36/656 [?]), hakikat arayışı İran’dan Hicaz’a uzanan, Hendek Gazvesi’ndeki teklifi ve Medâin valiliğindeki zâhid yaşayışıyla tanınan sahâbîdir.
İskenderiye
İskenderiye · Mısır · Ebû Tâhir es-Silefî'den hadis okuduğu şehir; rüyasında Hz. Peygamber'in kendisine “Ebü'l-Cennâb” künyesini verdiğini burada gördü. İlişkili kişi dosyası Necmeddîn-i Kübrâ : Necmeddîn-i Kübrâ, Hârizm’de kurduğu irşad çevresi, yetiştirdiği çok sayıda halife ve seyrüsülûk sırasında nurlar ile renkleri yorumlayan eserleriyle Kübreviyye’ye adını veren sûfîdir.
Kubâ
Medine · Suudi Arabistan · Hz. Peygamber'in hicrette ilk konakladığı yer; Selmân nübüvvet alâmetlerini burada sınayıp müslüman oldu. İlişkili kişi dosyası Selmân-ı Fârisî : Selmân-ı Fârisî (ö. 36/656 [?]), hakikat arayışı İran’dan Hicaz’a uzanan, Hendek Gazvesi’ndeki teklifi ve Medâin valiliğindeki zâhid yaşayışıyla tanınan sahâbîdir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · Oğlu Muhammed Emîn Efendi'nin 1900'deki haccında Peygamber türbesini ziyaret edip ardından hastalandığı ve otuz iki yaşında vefatına giden yolun başladığı şehir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Fehim Arvâsî : Seyyid Fehim Arvâsî (1826/27-1895), Seyyid Tâhâ Nehrî'nin halifesi; Arvâs Medresesi'ni yeniden imar edip ilmî tahsil ile tasavvuf terbiyesini birleştiren âlim ve mürşiddir.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · Hac yolculuğunda Şam'a kadar atla, Maan'a kadar merkeple, Maan'dan sonra on sekiz saat yürüyerek ve ardından kiraladığı bir katırla ulaştığı şehir. Üç gün kalıp Hz. Peygamber'in türbesini ziyaret ettiğini kaydeder.
Ahmed er-Rifâî'nin Ahlâk ve Nasihat Dünyası
Hizmet, tevazu, ilim ve nefs muhasebesi. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Şâzeliyye’de hizb, evrâd ve Delâilü’l-Hayrât
Hizbü’l-Bahr’dan Cezûlî’nin salavat derlemesine uzanan dua ve zikir metinleri.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Rifâiyye'nin Kıyafet, Sembol ve Cihaz Dünyası
Hırka, tâc, destâr, ridâ, kemer, gül mührü, alem ve merasim eşyaları
Etvâr-ı Seb‘a: Yedi Nefis Mertebesi
Nefis, esmâ, seyr, makam ve peygamber kademi eşleştirmelerini tek ve değişmez bir tabloya indirgemeden okuma kılavuzu
Semmâniyye: Halvetî Ana Silsile, Çoklu İcazet
Muhammed es-Semmân'ın çoklu icazetlerini, öğretisini, eserlerini ve Sudan–Güneydoğu Asya yayılımını sınıflandıran dosya.
Tarikatların Müşterek Unsurları
Pîr, pîr-i sânî, şeyh, halife, mürid, silsile, zikir, halvet, seyrüsülûk ve tekke kavramlarını tek biçime indirmeden açıklayan kurum haritası
Hüseyniyye Silsile Varyantları ve Coğrafyası
İki yerel silsile nüshasını, ortak Nakşibendî-Müceddidî gövdeyi ve Buhara'dan Güney Kazakistan-Fergana hattına geçişi karşılaştıran dosya
Senûsiyye'nin Çoklu Silsilesi
Ana yakın hat Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin yakın mürşidi Ahmed b. İdrîs'tir; bu bağ İdrîsiyye üzerinden Şâzeliyye'ye ulaşır. Diğer icazetler Kurucu Kādirî, Nâsırî, Şâzelî, Hıdrî, Üveysî ve Nakşibendî aktarım yollarını da kaydetti. Bunlar aynı anda işleyen beş ayrı Senûsî teşkilatı değildir. Tarîkat-ı Muhammediyye Senû
Tulûb-i Nevbe: Tekke Mûsikisinde Ritim, Merasim ve Hafıza
Rifâî, Kādirî, Bedevî ve Sa‘dî tekke çevrelerinde görülen nevbe merasimini; kelime, saz, icracı ve kaynak boyutlarıyla ele alan dosya.
Abdülkerîm el-Cîlî’de İnsan-ı Kâmil
Ayna, tecelli, Hakîkat-i Muhammediyye ve varlık mertebelerini hulûl diline düşmeden okumak
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
Sayfalar 1–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 9–16
Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel