ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
37 sonuç · “kâle”
01Kalender Çelebi (Kalender Şah)
Kalender Çelebi, Hacıbektaş pîr evi ve Çelebiler soy hafızasıyla ilişkilendirilen; 1526–1527'de malî, siyasî ve dinî sebeplerle büyüyen Orta Anadolu ayaklanmasına liderlik eden tarihî şahsiyettir.
Abdülahad Nûrî Sivâsî
Abdülahad Nûrî Sivâsî (1594/95-1651), Abdülmecid Sivâsî’nin ilmî ve tasavvufî terbiyesinde yetişen; Midilli’den İstanbul’a uzanan irşadı, Mehmed Ağa Tekkesi, selâtin camilerindeki vaazları, Kadızâdelilere karşı kaleme aldığı risaleleri ve Dîvân-ı İlâhiyyât’ıyla Sivâsiyye’nin Nûriyye koluna adını veren mutasavvıf, vâiz ve şairdir.
Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi
Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.
Ahmed Avni Konuk
Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.
Ahmed-i Zarîfî
Ahmed-i Zarîfî (ö. 30 Aralık 1912), babası Şumnulu Hacı Mehmed Sâlih Efendi’den sonra Şehremini-Topkapı’daki Pazar Tekkesi’nin postuna geçen; Sinâniyye çevresinde vekâlet, irşad ve terbiye hizmetleri üstlenen Halvetî şeyhidir.
Akşehirli Abdî Halife
Abdullah b. Hacı Mahmud, meşhur adıyla Abdî Halife (ö. 972/1564-65), Bahâeddinzâde’den icazet alarak Akşehir’de Bayramiyye’yi yayan, zâviye kuran ve risaleler kaleme alan şeyhtir.
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî
Arab İbrâhim b. Kāsım el-Halebî (ö. 983/1575), Halep’te yetişip Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Kalenderhâne ve Sahn medreselerinde ders veren, ardından İzmir kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Behiştî Ramazan b. Abdülmuhsin el-Vizevî
Vize’de yetişen, Merkez Efendi’nin yanında seyrüsülûkünü tamamlayan Behiştî Ramazan Efendi; Çorlu’da zâviye ve talebe hücreleri kurmuş, ders ve vaaz vermiş, ilmî hâşiyelerle divan ve mesnevi kaleme almıştır.
Bostanzâde Mehmed Efendi
Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Cemâleddîn Mahmud Hulvî
Cemâleddîn Mahmud Hulvî (982/1574–1064/1654), Sünbülî terbiyesi görüp Şemsî çevrede sülûkünü ikmal eden, Kahire Gülşenî Âsitânesi’nden hilâfet alan; Şehremini’nde tekke kuran, Mesnevî okutan ve Halvetî tabakatının temel kaynaklarından Lemezât’ı kaleme alan mutasavvıf, şair ve vâizdir.
Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi
Canik’ten İstanbul’a gelerek Çeşmîzâde Mehmed Sâlih Efendi’den mülâzemet alan Çeşmîzâde Tâbiî Hasan Efendi (ö. 1695), Ebü’l-Fazl Medresesi’nden Sahn-ı Semân ve Kalenderhâne’ye uzanan bir ilmiye kariyeri yürüttü.
Ezelîzâde Abdurrahman b. İbrâhim
Ezelîzâde Abdurrahman b. İbrâhim (ö. 972/1565), Şeyh Cemâl Efendi’den Halvetî terbiyesi alan; Konya Sâhib Ata Zâviyesi’nde zâhirî ve bâtınî ilimleri okutan, Vişne Efendi’nin irşadını tamamlayan ve Bahrü’l-ulûm adlı tefsiri kaleme alan âlim-şeyhtir.
ekâlet
fık. İslâm hukukunda, bir kimsenin bir başka kimseye kendi adma hukukî işlem yapma yetkisini verme anlamında kullanılmıştır; eşanlamhsı “niyâbet” (bk. bu madde). Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’de “kefil, güvenilir dost, koruyucu ve yardımcı.” anlamında ve Allah’ın sıfatı olarak yirmi dört ayette yer almaktadır (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “vkl”’ maddesi).
kâle
Hadis biliminde, bir hadisin duyma, işitme veya okuma gibi yöntemlerle rivayet edilmesi ve buna göre delil getirilmesi.
hâtem-i vekâlet
304 hâtem-i vekâlet a. QJ£j h ^L) bk. mühr-i hümâyûn
İğci (İplikçi) Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Hâcegî Mescidi'nde kurduğu tekke; XVIII. yüzyılın ilk yarısında açılmış, 1925'te hâlâ faal olan beş Cerrâhî tekkesinden biriydi. İbrâhim Fahreddin Efendi de 1905 sonrası burada vekâleten şeyhlik yapmıştır. Konum yaklaşıktır.
Oğlanlar Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Aksaray’daki Oğlanlar Tekkesi Kaynaklar tekkeyi Aksaray’da, Çakırağa Mahallesi’nde, Millet Caddesi ile Cerrahpaşa Caddesi’nin kavşak çevresinde gösterir. Akademik çalışmada tarihî yer 872 ada 3 parsel olarak kaydedilir. Yapı Millet Caddesi açılırken ortadan kaldırılmıştır. Adları ve irşad çevresi Tekke Oğlanlar Tekkesi ve Olanlar Dergâhı adlarının yanı sıra İbrâhim Efendi’nin meşihatiyle ilişkili olarak Gavsî Tekkesi ve Şeyh İbrâhim Efendi Dergâhı adlarıyla da anılmıştır. Sun‘ullah Gaybî 1059/1649’da İbrâhim Efendi’ye burada intisap etmiş ve şeyhinin 1065/1654’teki vefatına kadar bu çevrede bulunmuştur. Kaynakları birlikte okuma notu Sefîne kaydı tekkenin kişi ve silsile bağlantılarını; akademik çalışma ise ad varyantı, mahalle, cadde ve parsel tarifini tamamlar. OCR metnindeki bozuk kelimeler ve sayfa artıkları yayıma alınmamış, yalnız birbiriyle uyumlu yer ve ilişki bilgileri redaksiyondan geçirilmiştir. Son dönem bağlantısı Mustafa Safvet Efendi, Meclis-i Meşâyih reisliği sırasında tekkenin meşihatini vekâleten sürdürmüş; Olanlar Dergâhı son Osmanlı dönemi Kādirî çevrelerinden biri olarak yaşamaya devam etmiştir.
Ümmî Sinan Âsitânesi (Şehremini)
İstanbul · Türkiye · Ümmî Sinan'ın Şehremini'ndeki âsitânesi. Sefîne, Harîrî Muhammed Efendi'nin pîrin hayatında burada zâkirbaşılık ettiğini, irtihalinden sonra da on beş yıl onun makamında vekâlet ettiğini kaydeder. İlişkili kişi dosyası Kazzâz Mehmed Efendi (Harîrî Muhammed) : Kazzâz Mehmed Efendi (ö. 1050/1640-41), İbrâhim Ümmî Sinan’ın ilk halifesi, Şehremini âsitânesinin zâkirbaşısı ve Topkapı’daki Pazar Tekkesi’nin bânisidir.
Koçina Cerrâhî Dergâhı
Üsküp çevresi · Kuzey Makedonya · 1905'te babası tarafından gönderildiği ve 1200 dervişin biatını yenileyip 282 kişinin intisabını aldığı dergâh; Cerrâhiyye'nin Rumeli'deki gücünü gösterir. Konum Üsküp'e göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid İbrâhim Fahreddin Şevkî Erenden : Seyyid İbrâhim Fahreddin Şevkî Erenden (1885–1966), Cerrâhiyye Âsitânesi’nin 18. postnişini; tekke arşivini ve erkânını Envâr ile Tabakāt’ta kayda geçiren, âsitâneyi kapanış sonrasında koruyan müellif ve şeyhtir.
Koçina Cerrâhî Dergâhı
Üsküp çevresi · Kuzey Makedonya · 1905'te oğlunu vekâlet vermek üzere gönderdiği, 1200 mensuplu Rumeli dergâhı. Konum Üsküp'e göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi : Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi (1845–1913), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; hat, klasik ilimler ve Farsça tahsilinin ardından Kapıağası Tekkesi ile Cerrâhiyye Âsitânesi’nde hizmet eden ve on altı halife yetiştiren şeyhtir.
Selimiye Dergâhı (Çiçekçi)
Üsküdar, İstanbul · Türkiye · Meşihatını üzerine alıp oğlu Mehmed Ali Efendi'yi vekâleten şeyhliğine tayin ettirdiği dergâh; 1925'e kadar zaman zaman buraya da gitmiştir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Esad Erbîlî : Muhammed Esad Erbîlî (1847–1931), Erbil Hâlidî çevresinden İstanbul’a gelerek Kelâmî ve Selimiye dergâhlarında irşad faaliyetini sürdüren; Cem‘iyyet-i Sûfiyye ile Meclis-i Meşâyih’te görev alan Nakşibendî-Hâlidî şeyhi, şair ve müelliftir.
Şeyh Hüsâmeddin Cerrâhî Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Üsküp dönüşü vekâleten şeyhlik yaptığı dergâh; İğci Mehmed Hüsâmeddin'in kurduğu ve 1925'te hâlâ faal olan beş Cerrâhî tekkesinden biridir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid İbrâhim Fahreddin Şevkî Erenden : Seyyid İbrâhim Fahreddin Şevkî Erenden (1885–1966), Cerrâhiyye Âsitânesi’nin 18. postnişini; tekke arşivini ve erkânını Envâr ile Tabakāt’ta kayda geçiren, âsitâneyi kapanış sonrasında koruyan müellif ve şeyhtir.
Fener Rum Lisesi
İstanbul · Türkiye · Maarif Vekâleti'nden emekli olduktan sonra on üç yıl Türkçe hocalığı yaptığı mektep. İlişkili kişi dosyası Ken‘an Rifâî : Ken‘an Rifâî (1867–1950), Osmanlı maarif teşkilâtında müdür, müfettiş ve öğretmen olarak çalışan; Medine’de Hamza er-Rifâî’den icâzet alan, Hırka-i Şerif’teki dergâhında Mesnevî okutan mutasavvıf ve müelliftir.
Cerrahpaşa Bekâr Bey Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Tarihî kayıt 1924-25 cetvelinde İhsan Efendi adına vekâleten Şeyh Haydar Efendi'nin hizmet ettiği Rifâî merkezi; Cerrahpaşa Camii kaydıyla özdeşliği kesinleştirilmemiştir. Sefîne-i Evliyâ cetvelinde âyin günü Cumartesi olarak verilir. Güncel yapı durumu ve kesin koordinatı ayrıca saha/arşiv denetimi beklemektedir.
Kadem-i Şerif Sa‘dî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Kuruluş Kadem-i Şerif Tekkesi, Sadrazam Halil Hamîd Paşa’nın Etyemez-Davutpaşa çevresindeki Kapıcıbaşı Konağı’nı satın alıp vakfetmesiyle yaklaşık 1190/1776’da kuruldu. Şam’dan İstanbul’a gelen Sa‘dî şeyhi Muhammed Ziyâd Efendi kurucu postnişin oldu. Âyin günü ve şehir hayatı Başlangıçta perşembe günleri yapılan Sa‘dî mukabelesi, Etyemez Dergâhı’nın âyin günüyle çakışmaması için salıya alındı. Sefîne, devlet ricâlinin de dergâhtaki mukabelelere katıldığını aktarır. Post silsilesi Sefîne’de Muhammed Ziyâd’dan sonra Ahmed Efendi, Muhammed Efendi, Muhyiddin Efendi, Abdüllatif Efendi, Ahmed Âgâh Efendi, İsmâil Bedreddin Efendi ve Hâfız Abdüllatif Salâhaddin Efendi postnişin olarak sıralanır. Bu sıra aile nesebi, vekâlet ve meşihat tevcihinin her zaman aynı çizgide ilerlemediğini gösterir. Hazîre Kurucu Muhammed Ziyâd Efendi 1205/1791’de tekke hazîresine defnedildi. Aynı mekâna ait ziyaretgâh veri kümesindeki 1261 tarihli kayıt, kurucunun vefat tarihiyle uyuşmadığından kişi kronolojisine aktarılmamıştır.
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 106–113
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Bu harfler, müteşâbihattandır.. Bunları öğrenmek sana lâzım değildir, buyurarak tefsir ve tafsil etmek istememişler. Hz. Huzeyfe't-ül-Yemani, bu zata sormuşlar: - Sen, bu harfler
Sayfalar 126–134
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıda görününce kadınların hepsi bıçakları ile meyvaların jerine parmaklarını kesmeğe başladılar ve bunun farkına dahi varmadılar. Bunu gören Züleyha, Yusuf Aleyhisselâmı dışarıya
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · dan eyleye.. Sâliblere yoldaş ve âriflere sırdaş eyleye.. Nârdan azat edilen, arşın gölgesinde gölgelenen, rahmetine eren, cennetine giren, cemalini gören ehl-i saadete bizleri de
Sayfalar 140–146
Muzaffer Ozak Külliyatı · gelince; O, mühim bir sıfattır. Onu sana bu gün öğretemem, yarın gel» dedi. Ertesi günü alelâcele mürüvveti öğrenmeye koşan zat, Hallacı dârağacında asılı buldu. Dün bunu, yâni mür
Sayfalar 159–167
Muzaffer Ozak Külliyatı · ben: «Yâ Resûlallah, kıyâmet ne vakit kopacaktır?» diye suâl etti. Efendimiz bu zâta cevap vermeden namaza kalktı. Namaz dan sonra bize dönerek: «O soruyu soran kimdir?» dedi. Arâb
Sayfalar 185–192
Muzaffer Ozak Külliyatı · -- 185 _ ve sellem efendimizdir. İyi bilmelidir ki, bu zâhirde böyledir Hakikatte ise. aleyhissalâtü vesselâm efendimizin nuru evvel. Hz. Adern aleyhisselâmın nuru sondur. Zira ruh
Sayfalar 241–247
Muzaffer Ozak Külliyatı · Fahr-i âlem, sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden sahih olarak rivayet edilen haberlere göre, mahşer günü bütün şehitler kılıçları ve silâhları ellerinde olduğu halde vakur bir
Sayfalar 354–362
Muzaffer Ozak Külliyatı · şeytanın şerrinden, hasetçinin hasdinden, kötülerin kötülüklerinden, kâfirlerin küfürlerinden, zalimlerin zulümlerinden, gözle görülmez, akla hayale gelmez her çeşit felâketlerden,
Sayfalar 498–504
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kulun, bu esmâdan hissesi, TEVHID-I-ZAT'a erişmektir. Bu esmâ'nın hassaları da şunlardır: Yalnız başına yolculuğa çıkan bir kimse, bu esmâyı zikrederse, hayırlı bir arkadaşa nail o
Sayfalar 538–545
Muzaffer Ozak Külliyatı · ladı. O da, ibn-i Ömer gibi Ümmü-Halid'in nikâhına talib oldu. Ebâ-Hureyre onun da vekâletini kabul eyledi. Nihayet, Ebâ-Hureyre cennetin delikanlısı, ehl-i sünnetin gözü nuru, Res
Sayfalar 716–726
Muzaffer Ozak Külliyatı · Ol Abd-ül-vehhâb, câmi-il minber-i vel-mihrap, sâhib-ürre'yi ves-savâb, Fatih-i Rum-ü vel-Mısrı vel-Iran, sahib-ül adl-i vel-ihsan, eş-şehid-i fis-salât, Eba Hafsa zevcin Nebiyyil-