ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
54 sonuç · “ezâ”
01Kesnezâniyye
Irak'ta gelişen Abdülkerîm Şah Kesnezânî nispetli Kādirî kol.
Sezâiyye
Sezâiyye, Halvetiyye'nin alt şubelerinden biridir; nispet, silsile ve tarihî merkez bilgileri karşılaştırmalı kaynaklarla gösterilir.
Ammâriyye
Ammâr Bû Sennâ’ya nispet edilen, doğu Cezayir’den Tunus’a yayılan bölgesel Kādirî kol.
Bayrâmî Melâmîliği
Bıçakçı Ömer Dede'den sonra Osmanlı coğrafyasında gelişen; kutup merkezli silsile, tevhid yorumu ve zaman zaman siyasî baskılarla şekillenen ikinci devre.
Bû Aliyye
Tunus, Cezayir ve Mısır'da yayılan Bekkâiyye alt hattı.
Câğbûb–Kufra Sahra Ağı
Muhammed el-Mehdî döneminde zâviye, kervan, eğitim ve haberleşme ağının Sahra ve Orta Afrika'ya genişlemesi.
Medeniyye
Muhammed Hasan Zâfir el-Medenî ve Zâfir ailesiyle Trablusgarp, İstanbul ve başka merkezlere yayılan kol.
Menzeliyye
Cezayir ve Tunus'taki yerel Kādirî kol.
Rahmâniyye
Cezayir merkezli Halvetî kol; XIX. yüzyıl Fransız işgaline karşı direniş ve 1871 Mukrânî ayaklanmasındaki zâviye ağıyla öne çıkar.
Şâbâniyye
Şâbâniyye, Halvetiyye'nin Cemâliyye kolundan Şeyh Şâbân-ı Velî'ye nispet edilen; halvet, zikr-i dâimî, aşk, irfan, hizmet ve zâhir-bâtın dengesi etrafında gelişen tasavvuf yoludur.
Tağlibiyye
XVI. yüzyıl ortalarında Dımaşk Ammâre zâviyesinin on dördüncü postnişini Ebû Tağlib'e nispet edilen kol.
Ticâniyye
Ahmed et-Ticânî’nin XVIII. yüzyılın sonlarında Cezayir Sahrası ile Fas arasında teşekkül ettirdiği; istiğfar, salavat ve kelime-i tevhid merkezli evrâdıyla Kuzey ve Batı Afrika’da genişleyen tasavvuf yolu.
Abdî Dedezâde Seyyid Halil Efendi
Abdî Dedezâde Seyyid Halil Efendi (1024/1615–21 Zilhicce 1088/1678), Kasımpaşa Mevlevîhânesi’nin kurucusu Sırrî Abdî Dede’nin oğlu; ilim tahsiliyle Mevlevî terbiyesini birleştirerek zâviyenin postunu yaklaşık kırk altı yıl sürdüren şeyhtir.
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.
Ahmed el-Alevî el-Müstegānimî
Ahmed el-Alevî (1869–1934), Müstegānim'de Muhammed el-Bûzîdî'nin terbiyesinde yetişen; Şâzeliyye-Derkāviyye içindeki Aleviyye kolunu Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Avrupa'ya taşıyan Cezayirli sûfî müelliftir.
Akşehirli Abdullah Dede
Akşehirli Abdullah Dede (ö. 968/1560-61), Akşehir yakınında zâviye ve misafirhane kuran, yolcuları ağırlayan ve gelen bağışları aynı gün ihtiyaç sahiplerine dağıtan derviştir.
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî
Ali b. Ammâr el-Menzelî eş-Şuaybî, XVIII. yüzyılda adına nispet edilen Menzeliyye koluyla tanınan Kādirî şeyhidir. Menzeliyye Cezayir ve Tunus’ta yayılmış, nispeti sonraki icazet hatlarıyla Batı Afrika’ya kadar taşınmıştır.
Ali el-Arabî Efendi
Ali el-Arabî Efendi (ö. 1008/1599-1600), Antakya’dan İstanbul’a gelerek Bostan Efendi’den mülâzemet alan; Saraybosna ve Hezargrad’da müftülük, İstanbul’da fetva mukabelesi ve Babadağ’da müderrislik yapan Hanefî fakih ve Osmanlı âlimidir.
Ammâr Bû Sennâ
Ammâr Bû Sennâ (ö. 1193/1779), doğu Cezayir’in Vâdî Zenâtî–Guelma çevresinde yaşamış; adına nispet edilen Ammâriyye’nin Cezayir ve Tunus’ta yayıldığı Kādirî şeyhidir.
Baba Zâkir
Baba Zâkir (ö. 1407 veya 1417), kaynaklarda Ali, mezar taşında Alâaddin adıyla anılan; Emîr Sultan’ın zâkirbaşısı ve halifesi olarak Bursa Namazgâh çevresinde mescid ve zâviye kuran sûfîdir.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey
Bursalı Mehmed Tâhir Bey (1861–1925), Rumeli ve Anadolu kütüphanelerini, yazmaları ve mezar taşlarını tarayarak Osmanlı ilim, edebiyat ve tasavvuf mirasını belgeleyen; Harîrîzâde ve Muhammed Nûrü’l-Arabî’ye bağlı Melâmî şeyhi, subay, öğretmen, mebus ve modern Türk bibliyografyasının öncü ismidir.
Bursalı Şeyh Ali en-Nakşibendî
Bursalı Şeyh Ali en-Nakşibendî (ö. 1040/1630-31), Tokuz Mehmed Efendi’den ilim tahsil eden, İstanbul Emir Buhârî Zâviyesi şeyhi Şa‘bân Efendi’den izin ve icazet aldıktan sonra Bursa Hisarı’ndaki Alâeddin Bey Mahallesi’nde zâviye, imamet, vaaz ve irşad hizmeti yürüten Nakşibendî şeyhidir.
Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî
Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî (ö. 1060/1650 civarı), İznik’te Eşrefzâde derviş çevresine katılan, Şeyh Sırrî Ali Efendi’nin kızıyla evlenerek Eşrefiyye’ye bağlanan ve Bursa Eşrefiyye Zâviyesi’nde uzun süre zikir ve tevhid hizmeti yürüten âlim ve zâhid şeyhtir.
Cemâleddîn Mahmud Hulvî
Cemâleddîn Mahmud Hulvî (982/1574–1064/1654), Sünbülî terbiyesi görüp Şemsî çevrede sülûkünü ikmal eden, Kahire Gülşenî Âsitânesi’nden hilâfet alan; Şehremini’nde tekke kuran, Mesnevî okutan ve Halvetî tabakatının temel kaynaklarından Lemezât’ı kaleme alan mutasavvıf, şair ve vâizdir.
Lâ-yezâl
Zeval bulmayan, sonu ve tükenişi olmayan. Tasavvuf metinlerinde kalıcı ve ebedî oluşu bakımından Hak için kullanılan bir sıfat. Ezel–lâ-yezâl maddesine de bakınız.
Kerliç Zâviyesi ve Mescidi
Erzincan · Türkiye · Seyrü sülûkünü tamamlayıp Yahyâ-yı Şirvânî tarafından halife tayin edilerek Erzincan'a gönderildikten sonra, doğduğu kasaba olan Kerliç'te (Keserliç / Keleriç; bugün Üzümlü ilçesinin Karakaya köyü) yaptırdığı zâviye ve mescid. Halvetiyye'yi bu merkezden yaymaya başlamıştır. Uzun Hasan'ın Otlukbeli yenilgisinden sonra geldiği zâviye olarak da anılır. Kaynak yapıya özel bir ad vermez.
Cemâlîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eğrikapı savaklarının karşısında, Kırkçeşme su şebekesine bağlı olan tekke. Vezir Hırâmî Ahmed Paşa tarafından XVI. yüzyılın son çeyreğinde mescid-zâviye olarak kurulmuş, muhtemelen XVIII. yüzyıl başlarında Halvetiyye'ye intikal etmiştir. 1155'te (1742) buraya postnişin olan Cemâleddin Uşşâkī'nin vefatında buraya gömülmesi üzerine Cemâliyye şubesinin âsitânesi ve pîr evi vasfını kazanmıştır. Kaynaklarda Cemâleddin Halvetî, Cemâleddin Uşşâkî, Cemâlî, Cemâlî Efendi, Savaklar, Seyyid Cemâleddin, Seyyid Cemal Efendi ve Şalcızâde gibi çeşitli adlarla anılır. Oğlu ve halefi Mehmed Nizâmeddin Efendi mescid-tevhidhânenin dârülkurrâ olarak da kullanılması için bir vakıf yapmıştır. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra mescid-tevhidhânesi cami olarak kullanılmaya başlanmış, 1958'den az önceki onarımda cami harimi ile türbe arasına duvar çekilerek yapının en önemli mimari özelliği yok edilmiştir.
Hâşimî Emîr Osman Tekkesi, Kulaksız
İstanbul · Türkiye · Kasımpaşa ile Okmeydanı arasındaki Kulaksız semtinde, bugün kendi adını taşıyan ve cami olarak kullanılan zâviye; 974/1566-67'den itibaren burada irşad etmiş, 11 Zilkade 1003'te (18 Temmuz 1595) vefatında hazîresine defnedilmiştir. Konum yaklaşıktır.
Atpazarî Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Beypazarlı Ali Efendi'nin misafir olarak kaldığı tekkedir. Kuşadalı, anlamını çözemediği bir âyeti burada ona sormuş, aldığı yorum üzerine kendisine intisap etmiştir. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Çınarlı köyü
Kuşadası, Aydın · Türkiye · 1774'te doğduğu köy; okuma yazmayı annesinden burada öğrendi. İlişkili kişi dosyası Kuşadalı İbrâhim Efendi : Kuşadalı İbrâhim Efendi (1774–1846), Şâbâniyye'nin Çerkeşiyye hattından doğan İbrâhimiyye kolunun pîri; tekke ve kıyafet yerine sohbeti, iç terbiyeyi ve mânaya yönelişi öne çıkaran Osmanlı sûfîsidir.
Şeyh Ahmed Müsellem Türbesi
Sefîne-i Evliyâ, Ahmed Vefâ Efendi'nin babası Şeyh Ahmed Müsellem'in türbesine defnedildiğini bildirir. Metin türbenin bulunduğu şehri veya semti belirtmediğinden konum boş bırakılmıştır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Ahmed Vefâ Efendi : Hasan Sezâî'nin torunu ve Ahmed Müsellem'in oğlu Ahmed Vefâ, 1753'ten itibaren Gülşenî Veli Dede Dergâhı'nda uzun süre irşad etmiş; kırk hadis, tahmis ve şiirleri bulunan Gülşenî şeyhidir.
Sofya
Sofya · Bulgaristan · 1137 Şevvalinde kendisine tevcih edilen ve vefatına kadar elinde kalan kadılık; selefi Babadağlı Ali Efendi’dir. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.
Kasımpaşa Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Babası Abdî Dede'nin, Kasımpaşa deresinin oluşturduğu vadinin orta kesiminde, Beyoğlu'na doğru yükselen sırttaki bostanı içinde tesis ettiği mevlevîhâne. Postnişin listesinde dördüncü sırada yer alır ve vefatından sonra buranın haziresine defnedilmiştir.
Sazlı köyü
Hezârgrad (Razgrad) · Bulgaristan · Feyzullah Efendi kendi anlatımında doğum yerini “Silistre eyâletine bağlı Hezârgrad kasabasına üç saat mesâfede bulunan Sazlı köyü” olarak verir; 1220/1805'te burada doğdu. Babası, Kulzâde diye bilinen tanınmış bir aileden Ali b. Hasan'dır. 1224/1809'da bölgenin Rus istilâsına uğraması üzerine aile Vidin'e hicret etmiştir. Köyün bugünkü karşılığı doğrulanamadığından koordinat verilmemiştir. Sayfadaki mevcut biyografi doğum yerini doğrudan Hazergrad olarak kaydeder; kaynak ise kasabayı değil ona üç saat mesafedeki köyü gösterir.
Âmid (Diyarbakır)
Diyarbakır · Türkiye · Doğduğu şehir; babasının Âmidî nisbesi ve türbesinin buradaki varlığı Berdea iddiasını çürütür. Tebriz'den ayrıldıktan sonra buraya dönüp Ma'nevî 'yi burada yazmaya başladı. İlişkili kişi dosyası İbrâhim Gülşenî : Dede Ömer Rûşenî'nin yanında yetişen; Diyarbakır ve Kahire'deki irşadıyla Gülşeniyye'yi kurumsallaştıran sûfî.
Üsküp
Üsküp · Kuzey Makedonya · Sefîne'ye göre doğum yeri; Edirne'ye yerleştiği için sonradan 'Edirneli' diye anılmıştır. İlişkili kişi dosyası Vahdetî Osman Efendi : Vahdetî Osman Efendi (ö. 1723), Üsküp doğumlu, Edirne'de yaşayan; İsmâil Hakkı Bursevî ve Hasan Sezâî çevresiyle irtibatlı Celvetî âlim ve şairdir.
Koca Mustafa Paşa Âsitânesi
İstanbul · Türkiye · Dîvân-ı Hümâyun çavuşluğundan ayrıldıktan sonra intisap ettiği Halvetî-Sünbülî şeyhi Necmeddin Hasan Efendi'nin postnişin olduğu âsitâne. Seyrü sülûkünü burada tamamlayıp icâzet almıştır. İlişkili kişi dosyası Cemâleddîn Mahmud Hulvî : Cemâleddîn Mahmud Hulvî (982/1574–1064/1654), Sünbülî terbiyesi görüp Şemsî çevrede sülûkünü ikmal eden, Kahire Gülşenî Âsitânesi’nden hilâfet alan; Şehremini’nde tekke kuran, Mesnevî okutan ve Halvetî tabakatının temel kaynaklarından Lemezât’ı kaleme alan mutasavvıf, şair ve vâizdir.
1925 Öncesi İstanbul Rifâî Dergâhları
Risâlede semtleriyle kaydedilen 56 tekke ve zâviye. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Halvetiyye Silsilesi ve Kollar Haritası
Halvetiyye'nin ortak erken silsilesi, Zâhidiyye kavşağı, dört ana kolu ve doğrulanmış alt şubeleri tek bir ayrıntılı ağda gösterilir.
Irak ve Anadolu'da Üç Kādirî Nispet
Irak ve Osmanlı coğrafyasındaki üç Kādirî nispeti kurucu, tekke, post ve menkıbe ayrımlarıyla ele alan dosya.
Niyâzî-i Mısrî: Hayat, Sürgün, Eser ve Tesir
Malatya’dan Mısır, Elmalı, Bursa, Rodos ve Limni’ye uzanan hayatı; eserleri, irşadı ve şiirlerinin yorum tarihini birlikte ele alan dosya.
Tasavvuf ve Hadis: Kaynak, Sıhhat ve Yorum
Üç ayrı soru Bir sözün hadis diye aktarılması, hadis kaynaklarında bulunması ve sahih kabul edilmesi üç ayrı meseledir. Tasavvufî yorumun etkileyici olması isnad değerlendirmesinin yerini tutmaz. Temel öğretiler Niyet, ihsan, zühd, takvâ, zikir, sabır, tevekkül ve nefis muhasebesi sahih hadis külliyatında geniş dayanaklara sahiptir. Terimin sonraki teknik bi
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 16–22
Muzaffer Ozak Külliyatı · attı. Biz narı gülzar eyledik. Bizim için nara düşene nâr nûr olur. Bizim iznimiz olmadıkça ateş yakmaz. Suretperestler ateşi yakar zannederler. Işte Nemrud öyle zannetmişti. Ateş,
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 29–34
Muzaffer Ozak Külliyatı · Dikkat edilirse; evlât, ana ve babasına itaât edecek, hem de Hz. Ismail gibi boynunu verircesine, canını ortaya koyarak, itaât edecek. Fakat şart; Allah yolunda, Allah'ın emirlerin
Sayfalar 33–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · Cenabı erham-er-râhimiyn, cümlemize tevfikini ihsan buyursun, âf ve magfiretiyle sâd eylesin ve bizleri necata erdirsin. Kötü ve çirkin huylarımızı Kur'an ahlâkına ve ahlâk-ı Ahmed
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 44–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge