ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
32 sonuç · “arza”
01Bârzân Hattı
Kuzey Irak'taki Bârzân Tekkesi'nin Nehrî çevresiyle tarihî irtibatı; doğrudan hilafet bağı kesin kabul edilmez.
Arapzâde İlmî Muhammed Efendi
Arapzâde İlmî Muhammed Efendi (ö. 1130/1718), Muhammed-i Semerkandî’nin halifesi, Neccârzâde Rızâ’nın mürşidi, Edirne Arapzâde Tekkesi’nin bânisi ve Mîzânü’t-tarîk müellifidir.
Boyabatlı Dede Efendi
Boyabatlı Dede Efendi (ö. 971/1563-64), Cebel-i Gār adıyla anılan yerde kurduğu zâviyede vaaz, hadis ve tefsir dersleri veren; maaş ve sadaka kabul etmeyip tarımla geçinen ve mahsulünü yolcu, misafir ve gariplerin hizmetine ayıran Halvetî şeyhidir.
Defterdârzâde Feyzî Mehmed Efendi
Defterdârzâde Feyzî Mehmed Efendi (ö. 3 Rebîülâhir 1142/1729), İstanbul medreselerinde Süleymaniye derecesine yükselen, İzmir kadılığı yapan ve Feyzî mahlasıyla şiir söyleyen Osmanlı âlimidir.
Dizdâr-zâde Ahmed Efendi
Lârendeli Dizdâr-zâde Ahmed Efendi (ö. 1623), müderrislikten tasavvufa yönelerek Aziz Mahmud Hüdâyî’den hilâfet alan, İzmir’de irşada başlayıp Edirne’de cami ve hankâh kuran Celvetî şeyhidir.
Dizdâr-zâde Mehmed Efendi
Tırhalalı Dizdâr-zâde Mehmed Efendi (ö. Ağustos 1599), müderrislikten Nakşibendî terbiyeye yönelen, Edirne Selimiye Camii’nde vaizlik, tefsir ve hadis öğretimi yapan Osmanlı âlim ve şeyhidir.
I. Abdüsselâm Bârzânî
I. Abdüsselâm Bârzânî (ö. 1872), Nehrî çevresinde yetişen ve Kuzey Irak’taki Bârzân Tekkesi’nde faaliyet gösteren Nakşibendî-Hâlidî şeyhidir.
Mimarzâde Mustafa Efendi
Mimarzâde Mustafa Efendi (ö. Şevval 971/Mayıs-Haziran 1564), Bursa ve İstanbul kadılıkları ile Süleymaniye müderrisliğinde bulunmuş; hukuk tartışmaları ve çok sayıdaki şerh-haşiyesiyle tanınmış Osmanlı âlimidir.
Neccâr-zâde Mehmed Sıddık Efendi
Neccâr-zâde Mehmed Sıddık Efendi (ö. 1208/1793-94), babası Mustafa Rızâ’nın ardından 1746’da Beşiktaş’taki hankâhın postuna geçen; Esfâr-ı Erba‘a adlı eseri ve Makālât-ı Sıddıkiyye’de korunan sohbet çevresiyle tanınan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi
Neccâr-zâde Mustafa Rıza Efendi (1679-1746), Celvetiyye'de Mustafa Fenâyî'nin; Nakşibendiyye-Müceddidiyye'de Arap-zâde Muhammed İlmî'nin terbiyesinden geçti. Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Memiş Efendi'den Mesnevî icazeti aldı; tekkesinde hafî Hatm-i Hâcegân ile Celvetî cehrî zikrini ve Mesnevî derslerini birlikte sürdürdü.
Şeyh İsmâil Hakkı Efendi
Şeyh İsmâil Hakkı Efendi (ö. 1257/1841), Muhammed Sıddık Efendi'nin damadı ve halifesi; Neccârzâde irşad çevresindeki post halefidir.
Târihçibaşı-zâde Şeyh Muhammed Âgâh Ağa
Muhammed Âgâh Ağa (ö. 1184/1770), Enderun’da yetişen, Nâyî Osman Dede ile sohbet eden ve Neccârzâde Rızâeddin Efendi’den Nakşibendî feyzi alan Mesnevîhan bir sûfîdir.
Târihçibaşızâde Şeyh Muhammed Âgâh Ağa
Târihçibaşızâde Muhammed Âgâh Ağa (ö. 1184/1770), Enderun’da yetişmiş; Nâyî Osman Dede ile sohbeti ve Neccârzâde Rızâeddin’den aldığı Nakşibendî terbiyesiyle tanınmıştır.
arza
Her yıl Ramazan ayında Kur’ân-ı Kerîm’in surelerinin Cebrail ile Hz. Muhammed arasmda karşılıklı olarak ezberden okunması, mukabele. Her yıl bir defa ramazan ayında yapılan bu karşılıklı okuma işi, Hz. Muhammed’in ölümünden önceki ramazan aymda iki defa gerçekleştirilmiş; bununla da peygamberimiz ölümünün yakm olduğunu sezinlemiştir. O dönemden günümüze kadar her ramazan aymda camilerde tekrar edilen bu okuma işi, “mukabele” (bk. bu madde) olarak adlandırılmış ve peygamberin sünnetini yerine getirme olarak benimsenmiştir.
Neccâr-zâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Sinan Paşa Külliyesi yanında bulunan tekke, XVIII. yüzyılda Neccâr-zâde Mustafa Rıza tarafından yeniden canlandırıldı. Burada Nakşibendî-Müceddidî Hatm-i Hâcegânı, Celvetî cehrî zikri ve Mesnevî dersleri birlikte yürütüldü. Kaynaklarda Neccâr-zâde, Dülger-zâde, Sinan Paşa ve üçüncü postnişine nispetle Hakkı Efendi Tekkesi adları görülür. Bâninin kimliği kesin değildir; Sinan Paşa dönemindeki daha erken yapının ihyası ihtimali ayrıca korunmalıdır. 1869 tarihli türbe yenileme kaydı bilinir. Tekke yapıları günümüze ulaşmamış, Neccâr-zâde'nin türbesi kalmıştır.
Neccârzâde Mustafa Rızâ Efendi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “PİR-İ SANİ EŞ-ŞEYH NECCARZADE MUSTAFA RIZA EFENDİ” adıyla, MÜCEDDİDİYE çevresinde, BEŞİKTAŞ/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi BARBAROS BULVARI NO:1, SİNAN PAŞA CAMİİ AVLUSUNDA TÜRBESİ BULUNMAKTA. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 13 MUHARREM 1159 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Neccâr-zâde: Celvetî Hilâfeti, Müceddidî İrşadı ve Mesnevîhanlık
Üç irfan çevresini tek kurumsal kimliğe indirgemeden okumak. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Neccâr-zâde'nin Tevhid Dili: Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühûd
Müceddidî aidiyet ile şiirdeki vücûdî dilin birlikte okunması. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Neccâr-zâde'nin Eserleri ve Beş Defterlik Dîvânı
Zuhûrât-ı Mekkiyye, Muhtasaru'l-velâye ve ahlâk risalesi. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
İzzî Tarihi’nde Neccâr-zâde Mustafa Rızâ ve Beşiktaş Hankâhı
İzzî Tarihi’nin Neccâr-zâde kaydını modern araştırmalarla karşılaştırarak Beşiktaş hankâhını, eserleri ve Mehmed Sıddık’a post aktarımını kaynak ihtilaflarıyla birlikte açıklar.
GÜNLÜK İBÂDET VE ZİKİRLERİN TAKSİMİ
Avârifü’l-Maârif · 50. bölüm · Mü’minin gündüze âit olarak yapacağı amellerden birisi; sabah namazını kıldığı yerde kıbleye karşı oturup zikirle meşgul olmasıdır. Ancak, özel ibâdet yerine gitmeyi, herhangi bir
RÛH, KALB, AKIL VE NEFSİN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 56. bölüm · Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, Abdullah İbn Mesud (r.a)’dan naklederek bildirdiğine göre; es-sâdık ve’l-masdûk olan Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki, siz
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına
Sayfalar 97–102
Muzaffer Ozak Külliyatı · da içmek, yemek yediği tabağa ve su içtiği kaba üfürmemek, her yudumun evvelinde besmele ve sonunda el-hamdü lillah demektir. Behlül-ü Dâna, kadı efendiyi sabırla ve sükûnetle dinl
Sayfalar 126–134
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıda görününce kadınların hepsi bıçakları ile meyvaların jerine parmaklarını kesmeğe başladılar ve bunun farkına dahi varmadılar. Bunu gören Züleyha, Yusuf Aleyhisselâmı dışarıya
Sayfalar 123–127
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 123 -— şilerin ruhlarını alıp onları sizlerden ayırmak ve onların ölümlerinin acılarını size tattırmakla, meyvalarızı, mahsullerinizi elinizden almakla, yahud nefsinizin meyvası
Sayfalar 211–217
Muzaffer Ozak Külliyatı · mağa çalışalım. Anladıklarımızı da değerlendirıneğe alışalım. Birbirimizi aldatmayalım ve itirat edelim ki, düşmanlarımız bize nazaran çok ama pek çok çalışıyorlar. Bu çalışmaların
Sayfalar 239–246
Muzaffer Ozak Külliyatı · yada ve âhirette lânete uğramışlardır. Onlara, büyük bir azap vardır. Kıyamet gününde iftiracıların aleyhlerinde olarak, kendi dilleri, elleri ve ayakları, bütün yaptıklanna şahitl
Sayfalar 273–280
Muzaffer Ozak Külliyatı · obale erel ete ne ar end ermal var: Her kemalin ardından bir zeval, her nâkısın ardından bir kemal ve her celâli takiben bir cemâl vardır. Bunlar, yekdiğerini velyeder yani birbiri
Sayfalar 293–300
Muzaffer Ozak Külliyatı · kama gelecek ve orada kendi ruhunu kabzederken öyle bir haykıracaktır ki, eğer o ânda mahlükat hayatta bulunsa, bu sayhanın şiddetinden hepsi ruhlarını teslim ederler. Azrail aleyh
Sayfalar 319–326
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah yolunda çekilen zahmet, mü'minler için ayn-ı rahmettir. Allahu teâlâ'ya yapılan hizmetler, indallah zâyi olmaz. Ufacık bir amel, küçücük fiil, büyük büyük sevaplara, âli dere