ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
27 sonuç · “Sıddık”
01Eyyûbî Muhammed Efendi
Eyyûbî Muhammed Efendi (ö. 1071/1660-61), Sıddîkî nispetli Abdülhâlik Çelebi’nin oğlu, Hasan-ı Adlî’nin halifesi ve üç eser adı bilinen Halvetî-Sünbülî müelliftir.
Hâfız Bekir Necmeddin Sıdkî Efendi
Hâfız Bekir Necmeddin Sıdkî Ateşli Efendi (1867-1942), Osman Şems Efendi’nin halifesi, Isparta’da Kâdirîhâne kuran gülyağcı-saatçi ve Aydınoğlu Tekkesi’nin son postnişinidir.
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (ö. 13/634), ilk müslümanlardan, hicret yolculuğunda Resûlullah’ın arkadaşı ve Hulefâ-yi Râşidîn’in ilkidir; Nakşibendî aktarım geleneğinde silsilenin Hz. Peygamber’den sonraki halkası kabul edilir.
Muhammed Âlim Sıddîkī (Âlim Şeyh)
Muhammed Âlim Sıddîkī (1564-65–1634), Pîrim Şeyh’in halifesi, Aliâbâd merkezli Yesevî mürşidi ve Ahmed Yesevî’den kendi devrine uzanan tarikat hafızasını Lemehât min nefehâti’l-kuds’ta koruyan tabakat müellifidir.
Neccâr-zâde Mehmed Sıddık Efendi
Neccâr-zâde Mehmed Sıddık Efendi (ö. 1208/1793-94), babası Mustafa Rızâ’nın ardından 1746’da Beşiktaş’taki hankâhın postuna geçen; Esfâr-ı Erba‘a adlı eseri ve Makālât-ı Sıddıkiyye’de korunan sohbet çevresiyle tanınan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.
Necmeddin Bekir Sıddık Efendi
Ispartalı Saatçi Bekir Efendi diye de anılan Necmeddin Bekir Sıddık, Osman Şems'in son halifelerinden ve musikişinas Bekir Sıtkı Sezgin'e ulaşan aile-silsile hattının halkasıdır.
Şeyh Abdülkādir-i Sıddîkī
Abdülkādir-i Sıddîkī (ö. 1897), Abdurrahman Hâlis Tâlebânî’nin halifesi olarak Urfa’da irşadla görevlendirilen; Türkçe ve Farsça şiirler, Mesnevî şerhi ve Behcetü’l-esrâr tercümesi bırakan Kādirî şeyhidir.
Şeyh Ahmed-i Meâbi
Şeyh Ahmed-i Meâbî, Sıddık b. Ömer Han’ın halifesi; tasavvufî sülûku ele alan Musaffâ adlı geniş eserini 1211/1796-97’de tamamlayan sûfî müelliftir.
Şeyh el-Hâc Muhammed Sıddik Efendi
Muhammed Sıddik Efendi'ye müntesib idi. U lema ve şuaranın mütemeyyizlerindendir. Tercüme-i hali Osmanlı Müellifleri nam eserin ikinci cildi ikinci kısmında 420. sahifede mesturdur. Ehlu'lliiha fevkalade muhabbeti vardı. Hz. Sünbül Asitanesi için olan med hiyyesi Hankah-ı Sünbüli'de minber yanında avihte-i mevki'-i ih tiramdır. Sünbüliler kısmında bahsi…
Şeyh İsmâil Hakkı Efendi
Şeyh İsmâil Hakkı Efendi (ö. 1257/1841), Muhammed Sıddık Efendi'nin damadı ve halifesi; Neccârzâde irşad çevresindeki post halefidir.
Sıddık
x, Dürüst, dosdoğru 2. tas, a Derunu hem aydın, hem de aralarında sıkı bir münasebet bulunması sebebiyle Hz, Peygamber'in derununa yakın olduğundan bilgi, söz ve davranışlarıyla Hz. Peygamber'in her getirdiğini tasdikte kemal mertebesinde bulunan. b Peygamberliği izleyen en Yüce manevi makam. Hz. Ebü Bekir'in bulunduğu mertebe (kı) ¢ Dil ile söylediği her şeyi kal- bi ve ameliyle gerçekleştiren (cr), sözü özüne uyan.
Neccâr-zâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Sinan Paşa Külliyesi yanında bulunan tekke, XVIII. yüzyılda Neccâr-zâde Mustafa Rıza tarafından yeniden canlandırıldı. Burada Nakşibendî-Müceddidî Hatm-i Hâcegânı, Celvetî cehrî zikri ve Mesnevî dersleri birlikte yürütüldü. Kaynaklarda Neccâr-zâde, Dülger-zâde, Sinan Paşa ve üçüncü postnişine nispetle Hakkı Efendi Tekkesi adları görülür. Bâninin kimliği kesin değildir; Sinan Paşa dönemindeki daha erken yapının ihyası ihtimali ayrıca korunmalıdır. 1869 tarihli türbe yenileme kaydı bilinir. Tekke yapıları günümüze ulaşmamış, Neccâr-zâde'nin türbesi kalmıştır.
Seyyid el-Hacc Sıddık Safer Muhibbi Efendi el-Cerrahi Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ziyaretgâh kaydı Kaynakta “EŞ-ŞEYH SEYYİD EL-HACC SIDDIK SAFER MUHİBBİ EFENDİ EL-CERRAHİ” adıyla, CERRAHİYYE çevresinde, FATİH/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi NUREDDİN TEKKE SK. NO:13, ASİTANE-İ CERRAHİYE'DE. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 5 ZİLKADE 1419 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.
Müştâkıyye ve Enveriyye: Ortak Mürşidden İki İstanbul Ağına
Hacı Hasan Şirvânî, şiir, semâ, ev sohbeti ve tekke musikisi hakkında kişi, eser, mekân ve silsile katmanlarını birleştiren ayrıntılı çalışma.
İzzî Tarihi’nde Neccâr-zâde Mustafa Rızâ ve Beşiktaş Hankâhı
İzzî Tarihi’nin Neccâr-zâde kaydını modern araştırmalarla karşılaştırarak Beşiktaş hankâhını, eserleri ve Mehmed Sıddık’a post aktarımını kaynak ihtilaflarıyla birlikte açıklar.
SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER
Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 71–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · silmişti. Insanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyor. Anası, bu hâle vâkıf olup meseleyi babasına açtı. Baba divanı toplayıp, Habbâbı divana dâvet etti. Habbâb divana geldiğin
Sayfalar 78–84
Muzaffer Ozak Külliyatı · Bir nigehe talibem, baksa biraz yüzüme Ayağının tozunu çeksem sürme gozüme Mübarek kademini bassa bir kez yüzüme Türabım kapısında billâhi Muhammedin Nûr-u çeşmim Ahmedin. Aşki lay
Sayfalar 78–83
Muzaffer Ozak Külliyatı · âleminde işlediğiniz suçların hepsine tövbe ve nedamet ediniz, kabahat sınırını aşmasa bile o suçları bir daha işlemeyeceginize ve o çirkin ve kötü davranışları büsbütün terkedeceg
Sayfalar 85–93
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kıssas-ı Ali Radiyallahu anh: HİKÂYE Ibni Mülcem namındaki nâmerd, beyt-i Huda olan damadı Paygamberi bir sabah huzuru Hakta iken zehirli kılıç ile vurdu. O beyti Huda melcei fukar
Sayfalar 135–140
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle, bir nûr-u Muhammediyyeyi (aleyhisselâm) dört kısma taksim edip, birinci kısmından Levhi ve Kalemi hâlk etti; kalem, emr olunanı yazdı. Nûrun ikinci kısmından Arş ve Kü