HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve adlandırılması
Kaynaklarda Eyyûbî Muhammed Efendi, Şeyh Eyyûbî Muhammed Efendi ve daha kısa biçimde Eyüp Efendi adlarıyla anılır. “Eyyûbî” nisbesi onun mutlaka Eyüp’te doğduğunu göstermez; bilinen aile bağlantısı, babası Abdülhâlik Çelebi’nin Eyüp’teki Şah Sultan Tekkesi’nde medfun oluşudur. Bazı silsile kayıtlarında görülen “Muhammed-i Eyyûbî el-Medenî” terkibindeki Medenî nisbesi de Medine’de vefat etmesiyle bağlantılıdır. Bu adlar aynı çekirdek biyografiyi işaret eder; fakat XVII. yüzyıl sonlarına ait surre kayıtlarında görülen adaşlarla yeni belge olmadan birleştirilmemelidir.
Ailesi ve Sıddîkî nispeti
Babası Abdülhâlik Çelebi’dir. Sefîne ve Osmanlı müellifleri literatürü aileyi Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk’ın nesline bağlar. Muhammed Efendi’nin Risâletü’t-Tahkīk fî Sülâleti’s-Sıddîk adlı eserinin de bu nesep meselesine ayrıldığı anlaşılır. Bununla birlikte eserin tam metni ve dayandığı şecere bağımsız biçimde incelenmeden soy zincirinin bütün halkaları veri tabanına kesin tarihî ilişki olarak aktarılmamalıdır. Güvenli bilgi, kaynakların babasını Abdülhâlik Çelebi diye adlandırması ve aileyi Sıddîkî nispetiyle tanıtmasıdır.
Hasan-ı Adlî’nin irşad halkası
Muhammed Efendi, Şeyh Hasan-ı Adlî’nin halifelerindendir. Hasan-ı Adlî, Sünbüliyye çevresinde yetişmiş, İştib’den İstanbul’a uzanan irşad faaliyetinin önemli ismidir. Bu açık halifelik kaydı Muhammed Efendi’nin Halvetî-Sünbülî aktarım çevresindeki yerini belgeler. Onun sülûkunun tarihleri, hilâfeti nerede aldığı ve bağımsız olarak hangi tekkenin postuna geçtiği ise eldeki kısa tercemelerde anlatılmaz. Bu boşluklar sonradan üretilmiş doğrusal bir görev hikâyesiyle doldurulmamalıdır.
İlim ve irşad vasfı
Hüseyin Vassâf onu “sahib-i fazilet” bir kişi olarak niteler. Eser listesindeki esmâ, nesep ve ilâhiyyat başlıkları, tasavvufî öğretinin üç farklı yönüne işaret eder: ilâhî isimlerin sülûktaki yeri, aile nesebinin tahkiki ve şiir yoluyla irşad. Ancak günümüze ulaşan nüshaların katalog ve müelliflik durumu ayrıntılı biçimde doğrulanmadıkça eserlerin içeriği hakkında daha ileri hüküm kurulamaz. Biyografisinin kısa olması onun etkisizliğini değil, tabakat kaydının yalnız birkaç bilgiyi korumuş olmasını gösterir.
Risâletü’l-Esmâiyye
Risâletü’l-Esmâiyye, adından hareketle esmâ-i hüsnâ, zikir veya esmâ sülûku üzerine bir metin olmalıdır; fakat nüsha görülmeden bölüm düzeni ve öğretisi kesinleştirilemez. Eser adının kataloglarda farklı imlâlarla geçmesi mümkündür. Buradaki kayıt, yalnız Osmanlı Müellifleri ve Sefîne çevresinin verdiği nispeti korur; metnin mevcut olduğu veya belirli bir yazmanın kesinlikle ona ait bulunduğu iddiasında bulunmaz.
Sıddîk nesebine dair risâle
Risâletü’t-Tahkīk fî Sülâleti’s-Sıddîk, başlığı itibariyle Hz. Ebû Bekir neslinden geldiği bildirilen ailesinin silsilesini veya Sıddîkî soy meselesini ele alır. Bu eser adı, babası Abdülhâlik Çelebi hakkında verilen nesep kaydıyla birbirini tamamlar. Yine de aile nispetinin tarihî şeceresini kurmak için risalenin yazması, istinsah tarihi ve içindeki adların ayrıca incelenmesi gerekir.
Mecmûa-i İlâhiyyât
Kendisine bir Mecmûa-i İlâhiyyât da nispet edilir. Başlık, dinî-tasavvufî şiirlerin toplandığı bir mecmuaya işaret eder. Mevcut kayıtlarda şiir örneği, mahlas, nazım şekli veya nüsha yeri verilmediği için Muhammed Efendi’nin şairlik dili üzerine hüküm kurmak mümkün değildir. Aynı adla dolaşan mecmuaların çokluğu sebebiyle katalog eşleştirmesi yalnız isim benzerliğiyle yapılmamalıdır.
Medine’de vefatı
Muhammed Efendi 1071/1660-61 yılında Medine-i Münevvere’de vefat etti. Hicrî yıl iki milâdî yıla yayıldığından bazı kaynaklar 1660, bazıları 1661 karşılığını kullanır; kesin ay ve gün bilinmediği için veri alanında 1661 yaklaşık karşılık olarak korunur. Kaynaklar defin yerini açıkça bildirmez. Medine’de vefat etmiş olması Cennetü’l-Bakī‘e gömüldüğünü kendiliğinden kanıtlamaz; bu nedenle kesin mezar noktası üretilmemelidir.
Kaynakların tavanı ve tarihî yeri
Eyyûbî Muhammed Efendi hakkında erişilebilen güvenli çekirdek; babası, Sıddîkî aile nispeti, Hasan-ı Adlî halifeliği, üç eser adı ve Medine’deki vefatından ibarettir. Doğum tarihi ve yeri, tahsil gördüğü hocalar, tekke görevi, evliliği, çocukları ve mezarı bilinmez. Buna rağmen kayıt, Sünbülî irşad halkasının İstanbul’dan Hicaz’a uzanan hareketliliğini ve XVII. yüzyıl sûfîlerinin nesep, esmâ ve ilâhi mecmuaları üzerinden yazılı miras bırakabildiğini gösteren anlamlı bir halkadır.