Ara
Menü
ذ

Sıddık

Köken ve kullanım

s. ar,

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

x, Dürüst, dosdoğru 2. tas, a Derunu hem aydın, hem

de aralarında sıkı bir münasebet bulunması sebebiyle Hz, Peygamber'in derununa

yakın olduğundan bilgi, söz ve davranışlarıyla Hz. Peygamber'in her getirdiğini

tasdikte kemal mertebesinde bulunan. b Peygamberliği izleyen en Yüce manevi
makam. Hz. Ebü Bekir'in bulunduğu mertebe (kı) ¢ Dil ile söylediği her şeyi kal-

bi ve ameliyle gerçekleştiren (cr), sözü özüne uyan.

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

  1. “Pek doğru, sözünün eri olan (kimse).” ana. lammda Kur’ân-ı Kerîm’de geisi) çen terim. Bu söz dört ayette teklik biçimiyle, iki ayette de çokluk biçimiyle yer almaktadır (bk. ^) M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “sdk'” Mumaddesi).
  2. Hz. Muhammed’in halifesi olan Hz. Ebû Bekir’in lâa«) kabı olup hadislerde sıkça geç Hz. mektedir (Tirmizî, “Tefsir”, 30 / 4; Müsned, IV, 4). jSll

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Pek doğru, hiçbir zaman yalan söylemeyen, işinde ve sözünde doğru olan.

Doğru sözlü olmak iyiliğe götürür. İyilik Cennet'e götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allahü teâlânın katında sıddîk olarak yazılır. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)

Doğru olan tüccar kıyâmette sıddîklarla ve şehîdlerle berâber olacaktır. (Hadîs-i şerîf-Rıyâd-ün-Nâsihîn)

Aralarında şu dört kimseden biri bulunan topluluk helâk olmaz: İmâm, velî, sıddîk ve üstâd. (Ebü'l-Hasan)

Sıddîklar, harama sebeb olmak korkusu bulunmayan hallerden de sakınır. Bunları meydana getiren sebeblerden birine haram karışmış olmasından çekinirler. (İmâm-ı Gazâlî)

2. Hazret-i Ebû Bekr'in lakabı.

Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, mîrâcdan döndükten sonra, sabahleyin Kâbe'nin yanına gidip mîrâcını anlatmıştı. Bunu işiten kâfirler alay ettiler. Müslüman olmaya niyeti olanlar da vazgeçti. Mîrâcı duyan Ebû Bekr-i Sıddîk radıyallahü anh, Resûlullah'ın yanına geldi. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle; "Yâ Resûlallah! Mîrâcınız mübârek olsun! Allahü teâlâya sonsuz şükürler ederim ki, bizleri, senin gibi büyük Peygambere, hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Parlayan yüzünü görmekle, kalbleri alan, rûhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nîmetlendirdi. Yâ Resûlallah sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem! Senin her sözün doğrudur. İnandım. Canım sana fedâ olsun!" dedi. Ebû Bekr'in sözleri, kâfirleri şaşırttı. Diyecek şey bulamayıp dağıldılar. Şübheye düşen, îmânı zaîf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem o gün Ebû Bekr'e; "Sıddîk" dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi. (Ahmed Cevdet Paşa, M. Sıddîk Gümüş)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, işi ve sözü doğru, çok doğru olan kişiye denilir, içi aydın olması ve Hz. Resullah (s)’a ilgisinin ileri seviyede bulunuşu sebebiyle, Hz. Peygamber (s)’e her geleni ilmen, kavlen ve amelen doğrulamakta kemâle eren kişiye sıddîk denilir. Bu nedenle Allah nebilerle sıddıkların arasını açmamıştır. “Onlar, üzerlerine Allah’ın nimet bahşettiği nebi, sıddîk, şehid ve salihlerdendirler” (Nisa/69). Hadis-i şerif: “Ben ve Ebû Bekir iki rehin at gibiyiz. O beni geçseydi, Ben ona inanırdım. Ben onu geçtim, o bana inandı”. Diliyle söylediğini, kalbiyle ameliyle, eksiksiz tahakkuk ettiren kişi, sıddîk, Hz. Ebu Bekir (r)’dir. Vasıtî bu hususta şöyle der: “Bu ümmetin içinde, sûfiyyenin dilini ilk kullanan kişi, Hz. Ebû Bekir (r)’dir”.

Sözlüğe dön