ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “Süleyman”
01Âciziyye
Süleyman Âcizî Baba'nın Prizren merkezli Balkan kolu.
Cezûliyye
Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî ve Delâilü’l-Hayrât çevresinde gelişen kol.
Süleyman Âcizî Baba
Süleyman Âcizî Baba (ö. 1738), İstanbul'da tahsil görüp Ebü'l-Vefâ eş-Şâmî'den hilâfet alan; Prizren'de kurduğu tekkeyle Sa‘diyye'nin Âciziyye kolunu Balkan şehirlerine taşıyan mürşiddir.
SÜLEYMÂN HİLMÎ EFENDİ
SÜLEYMÂN HİLMÎ EFENDİ Bedreddîn İzzî Efendi merhûmun halîfesidir.102 Aydosludur 1270 sene-i hicriyesinde (1854) Hoca İbrâhîm Efendi sulbünden dünyâya gelmiştir. On yaşına kadar Aydos’ta bulunup tahsîl için 1280/(1863)'de İstanbul’a gelmiştir. Çarşamba’da Vâlide Sultân Medresesi’nde ibtidâî tahsîlden sonra Hoca Hâfız Priştineli İbrâhîm Efendi'nin…
Süleyman Kürdî
Haremeyn'de uzun süre mücavir kaldığı ve Şam'da Emeviyye Camii'nde itikâfta bulunduğu kaydedilen Nakşibendî-Müceddidî şeyhi; Sâdık Erzincânî 1744'te ona intisap etti.
Süleyman Paşa İmamı Abdurrahman Efendi
Süleyman Paşa İmamı Abdurrahman Efendi (ö. 1727), Kasımpaşa'dan yetişip Diyarbakır, Eyüp, Bağdat ve Kudüs kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Süleyman Veliyyüddin Efendi
Şeyh Süleymân Veliyyüddîn Efendi Vâris-i esrâr-ı tarîkat Şeyh Süleymân Veliyyüddîn Efendi, Hz. Pîr’in şeyhi tarafından kendisine devr olunan ve ikmâl-i sülûku emr edilen zevât-ı kirâmdandır. İstanbulludur. 1084/(1673) senesinde dünyâya kadem basıp 1108/(1696-97)’de yirmiiki21 yaşında Köstendilli Ali Efendi’ye intisâb eylemiş, 1115/(1703-04)’te Hz. Nûreddîn tarafından istihlâf olunmuş olduğu gibi, 1133 senesi Zi'l-ka’desi ibtidâsı…
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi
A‘mâ Kûsec Mehmed Efendi (ö. Zilkade 1082/1672), Kadızâde Şeyh Mehmed Efendi’den tahsil gören; Bayezid, Süleymaniye ve Ayasofya-i Kebîr kürsülerinde sırasıyla vaizlik yapan Osmanlı âlimidir.
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî
Abdülkerîm Şah el-Kesnezânî (yaklaşık 1820-1899), Süleymaniye’nin Karadağ çevresinde Kādirî terbiyeyi aile ve bölge ağıyla birleştiren; adına Kesnezâniyye nispet edilen Berzencî şeyhidir.
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (Kadıncıkzâde)
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1140/1727), İstanbul’da yetişen; Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliği ile Selânik, Bursa ve Mekke kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Alâiyeli Seyyid Süleyman el-Halvetî
Alâiyeli Seyyid Süleyman (ö. 27 Cemâziyelevvel 1064/15 Nisan 1654), Şeyh Ali Efendi’den inâbe alan, Kasımpaşa’da bulunduktan sonra Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi postunu yaklaşık otuz sekiz yıl taşıyan Halvetî şeyhidir.
Alaşehirli Mustafa Efendi
Alaşehirli Mustafa Efendi (ö. 1135/1723), 1688’de ilmiye mesleğine girip Sahn ve Süleymaniye medreselerine yükselen; İzmir kadılığına giderken Manisa çevresinde eşkıya saldırısında öldürülen Osmanlı âlimidir.
Ali Senâî Efendi
Ali Senâî Efendi (ö. 1200/1786), Edirne’de doğan, Keşan’da babası Süleyman Zâtî’nin terbiyesinde sülûkünü tamamlayan; Edirne’de kendi adıyla anılan dergâhta irşad eden ve mürettep Dîvân-ı İlâhiyyât bırakan Celvetî-Hakkî şeyhidir.
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi (ö. 1040/1630-31), Hoca Sâdeddin Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra Mekke Süleymaniye Medresesi’nde ders veren; vaazları, Abbâsî kıyafeti ve şehir ileri gelenleri arasındaki yeriyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Nigâh dâşt
Kalbi dağıtan düşüncelere karşı iç dikkati muhafaza etmek. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
Âb
Su. Tasavvuf şiirinde marifet, ilâhî feyiz, hayat ve varlık için kullanılan bir mecazdır.
Abd ve abdiyet
Kul ve kulluk. Tasavvufta insanın Hakk’a tam yönelmesi, benlik iddiasından uzaklaşması ve Allah'tan başkasına kulluk etmemesi anlamında kullanılır.
Âb-ı rûy
Yüz suyu, onur ve itibar. Tasavvufî kullanımda sâlikin gönlüne gayb âleminden gelen ilham için de kullanılan bir mecazdır.
Âbid-Ubbâd
İbadete devam eden kimse; çoğulu ubbâddır. Tasavvuf kaynaklarında ibadetin yalnız şekline değil, ihlâs ve kulluk bilincine de dikkat çekilir.
Âb u dâne
Su ve tane; temel rızık. Kanaat, sade yaşayış ve kişiye takdir edilen rızıkla yetinme düşüncesini anlatan deyim.
Adak
Bir dileğin gerçekleşmesi veya şükür amacıyla ibadet, kurban ya da yardım türünden bir işi üstlenme. Türbe ve tekke çevresindeki halk uygulamalarında da görülür.
Âdem ve adam
İnsanlığın atası Hz. Âdem ve genel olarak insan. Tasavvufî yorumda ilâhî isimlerin tecellilerini kendinde toplayan insan-ı kâmili de ifade eder.
Âdemiyet
İnsanlık ve olgun insan olma hâli. Tasavvuf terbiyesinin hedefi olan güzel ahlâk, merhamet, mertlik ve benlikten arınmayla ilişkilendirilir.
Âfitâb
Güneş. Tasavvuf şiirinde ilâhî nur, hakikat, sevgilinin yüzü ve varlığı aydınlatan tecelli için kullanılan mecaz.
fetvâ
huk. Sözlük anlamı, “Bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmü koyan ya da karmaşık konuları çözen. ” olan bu söz, İslâm hukukunda şeyhülislâm veya müftü tarafından dinî-hukukî konularda verilen şeriate uygunluk veya aykırılık hükmü ya da kararı anlamında hukukî bir terim olarak kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de sözlük anlamında türevleri ile birlikte dokuz ayette geçen bu söz, Hz. Peygamber döneminde ”fiityâ” sözü ile karşılanmış; daha sonraki dönemlerde fıkıh biliminin gelişmesi ile kendi anlamını kazanmıştır. İslâm toplumlarmda hukukî manada bir ihtiyaç neticesinde ortaya çıkan ve kurumlaşan fetvâ verme işi, İslâm hukukunun düzenlenmesine, kültür ve medeniyetinin gelişmesine paralel olarak fıkıh literatüründe önemli bir konuma gelmiş; bu konuda hem de fetvâ usulünün işleyişinde çok ciddi ve değerli eserler kaleme alınmıştır. ^ fetvâ emini a. (^î <^1 Osmanh devlet teşkilâtı içinde, ilk defa Kanunî Sultan Süleyman döneminde Zenbilli Ali Efendi’nin şeyhülislâmlığı zamanmda kurulan meşihat makamı veya fetva işlerine bakan dairenin başkanı.
İnâyet
Le) Lütuf, ihsan, kayırma. tas. Allah'ın kulunu kayırması, İnayet-i hak İlahi inayet; Hakk'ın insanı kayırması, koruması ve kollaması, ona İnfisal a e disa destek olması. İki cihan zindan ise gerek bana bostân ola Ayruk bana ne gam gussa, çün inayet dosttan ola Yüzbin peygamber gele hiç şefâat olmaya Vay eğer olmaz ise Allah'ın inayeti Yünus İnbisât - İnkıbazi.ar. ا نقباض) - LU. |) Ferahlık-Sıkıntı halleri. tas. Kulun açılma ve neşe halinde olması inbisât, tutuk ve üzgün olması inkıbazdır. İnkıbaz kulun Hak ile resmi, inbisât samimi olması halidir. Inkibaz halinde edep gözetilir. İnbisât halinde manevi bir keyif ve neşe içinde bulunan kul, son derece tabii bir vaziyette bulunduğundan kalbine ne gelirse onu söyler, hislerini serbestçe ifade eder. Inkibaz halinde bulunan kul sert, haşin ve çatık kaşlıdır. Biri cemali diğeri celali tecelliye mazhar olmuşlardır. İnbisât bir çeşit vecd ve cezbe halidir. Inbisat halinde Hakk’a naz edilir: Ben bana zulm eyledim ettim günah Neyledim nitdim sana ey padişah Yanus İncinmek—İncitmek Tasavvuf, incitmemek ve incinmemektir. “Gerektirir ki dervişin dışı bi-renk, içi bi-ceng ola.” “Bu hırka içinde bulundukça ne kimseyi incitir, ne kimseden incinirim”. Halkı rencide eden âlemde Kendi rencide olur son demde Ş. Yahya Kimseyi dil-teng-1 âzâr etme sultanlık budur Kalb-i muru tahtgâh eyle Süleymanlık budur İncili ar. (ينجيل) 1. Hz. İsa'ya verilen ilâhî kitap. 2. tas. Zat isimlerinin tecellisi; Zat'ın isimlerde tecellisi (cik 1:106).
İğci Mehmed Hüsâmeddin Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Silsilenin başındaki İğci Mehmed Hüsâmeddin'in (ö. 1169/1755) kurduğu tekke; 1925'te hâlâ faaldi. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Pîr Abdurrahman Hilmî Efendi el-Cerrâhî : Pîr Abdurrahman Hilmî Efendi (1100/1688-89–1215/1800 çevresi), Süleyman Veliyyüddin ile Mehmed Hüsâmeddin Merdî irşad hatlarını şahsında birleştiren; türbedarlık ve imamlıktan Cerrâhî Âsitânesi postuna yükselen, on iki halife yetiştirmiş Cerrâhî şeyhidir.
Kefe
Kefe · Ukrayna / Kırım · Medîne-i Kefe'de dünyaya geldi ve ilimlerin mukaddimelerini burada tamamladıktan sonra İstanbul'a gitti; “Kefevî” nisbesi buradan gelir. İlişkili kişi dosyası Kefevî Salih Efendi : Kefevî Salih Efendi (ö. 1725), Kefe'den İstanbul'a gelerek Süleymaniye müderrisliğine yükselen ve Haremeyn vakıfları müfettişliği yapan Osmanlı âlimidir.
Simlâl köyü
Sûs vadisi · Fas · Cezûlî, Fas'ın güneyindeki Sûs vadisinin Cezûle (Cüzûle) bölgesinde bulunan Simlâl köyünde doğdu; nisbesi mensup olduğu Berberî Cezûle kabilesinden gelir. Köyün bugünkü konumu kaynakta belirtilmediğinden koordinat verilmemiştir.
Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi
Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi; 6 Receb 1115'te (15 Kasım 1703) III. Ahmed tarafından açtırılmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Süleyman Veliyyüddin Efendi : Süleyman Veliyyüddin Efendi (1673–1745), Köstendilli Ali Efendi’ye intisap edip Nûreddin Cerrâhî tarafından yetiştirilen; 1721’den itibaren yirmi beş yıl Cerrâhî Âsitânesi postunda hizmet eden şeyhtir.
Hançeriyye Medresesi
Bursa · Türkiye · Doğduğu şehirdeki bu medreseye 1103 Zilkadesinde, Süleyman Efendi'den boşalması üzerine tayin edilmiştir. İlişkili kişi dosyası Kuyumcuzâde Seyyid İsmail Efendi : Bursa kökenli Kuyumcuzâde Seyyid İsmail Efendi (ö. 1698), İstanbul medreselerinde ders veren; ordu, Kütahya ve Bosna kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Kâzımeyn Türbesi
Bağdat · Irak · Bağdat'ın kuzeybatısındaki Mekābirukureyş'in Bâbüttibn mahallinde medfundur. Torunu Muhammed et-Takī de buraya gömülmüş, türbe Şah İsmâil tarafından genişletilip Kanûnî Sultan Süleyman zamanında tamamlanmıştır.
Cedîd Ali Paşa Mahallesi
Eyüp, İstanbul · Türkiye · Zekâi Dede 1240'ta (1824-25) İstanbul Eyüp'te Cedîd Ali Paşa mahallesinde doğdu. Babası mahalle camiinin imamı hâfız Süleyman Hikmetî Efendi, annesi Zînetî Hanım'dır. İlk eğitimini Lâlîzâde Seyyid Abdülbâki Efendi İbtidâî Mektebi'nde aldı, hıfzını amcası hâfız İbrahim Zühdî Efendi'nin yanında tamamladı ve hat icâzetini babasından aldı. Koordinat semt düzeyindedir; mahallenin sınırları kaynakta tarif edilmemiştir.
Süleymaniye Camii hazîresi
Fatih, İstanbul · Türkiye · 8 Zilkade 1311'de (13 Mayıs 1894) vefat edip defnedildiği yer. İlişkili kişi dosyası Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî : Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Vardar Yenicesi (Giannitsa)
Giannitsa · Yunanistan · Evrenoszâde Ahmed Bey'in yaptırdığı hankaha yerleşip ölümüne kadar ayrılmadığı, Selânik'e yaklaşık 40 km. uzaklıktaki kasaba. Evliya Çelebi buradaki türbesinden uzun uzun bahseder; ancak Semavi Eyice ve Ekrem Hakkı Ayverdi türbeye dair herhangi bir ize rastlayamamışlardır — bu yüzden verilen konum kasaba ölçeğinde ve yaklaşıktır.
Süleymaniye Medreseleri
İstanbul · Türkiye · 960/1553'te tamamlandığında doğu yönündeki medreselerden biri Mimarzâde Mustafa Efendi'ye verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Mimarzâde Mustafa Efendi : Mimarzâde Mustafa Efendi (ö. Şevval 971/Mayıs-Haziran 1564), Bursa ve İstanbul kadılıkları ile Süleymaniye müderrisliğinde bulunmuş; hukuk tartışmaları ve çok sayıdaki şerh-haşiyesiyle tanınmış Osmanlı âlimidir.
Sokollu Mehmed Paşa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Mısrî’nin İstanbul’a ilk gelişinde ikamet edip erbaîn çıkardığı, Sultanahmed civarındaki dergâh. Hücre kapısındaki levhada onun bu dergâhı erbaîniyle ihyâ ettiğini söyleyen bir kıt‘a yazılıdır. İlişkili kişi dosyası Niyâzî-i Mısrî : Niyâzî-i Mısrî, XVII. yüzyıl Halvetî şiirinin en güçlü temsilcilerinden; sürgünler, vaazlar, irşad halkaları ve Türkçe Dîvân-ı İlâhiyyât'ıyla etkili olmuş sûfîdir.
Kûfe
Kûfe · Irak · Ebû Hanîfe'nin yanında uzun yıllar hadis ve fıkıh okuduğu, sonra evine kapanıp zühde çekildiği ve harap evinde Kur'an okurken vefat ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Dâvûd et-Tâî : Ebû Süleyman Dâvûd b. Nusayr et-Tâî, Ebû Hanîfe’nin çevresinde fıkıh ve hadis tahsil ettikten sonra zühd, murakabe ve mürüvvet merkezli bir hayatı seçen; Ma‘rûf-i Kerhî üzerinden klasik tasavvuf silsilelerini etkileyen Kûfeli âlim ve zâhiddir.
Şâzeliyye’de hizb, evrâd ve Delâilü’l-Hayrât
Hizbü’l-Bahr’dan Cezûlî’nin salavat derlemesine uzanan dua ve zikir metinleri.
Sefîne'nin Mevlevîler Zeyli
Şairler, Mesnevî şârihleri ve İstanbul Mevlevîhâneleri. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Nevşâhiyye: Pencap'tan Keşmir, Kâbil ve Kandehar'a
Sahenpâl merkezi, aile postu ve bölgesel halifeler üzerine kişi, eser, mekân ve silsile bağlantılarını birleştiren ayrıntılı dosya.
İstanbul Rifâî Tekkeleri: 1924-25 Postnişin ve Âyin Ağı
İstanbul Rifâî tekkelerini ad, semt, postnişin, âyin günü ve kaynak çelişkileriyle birlikte okuyan denetimli envanter.
Fecru'l-Esmâ ve Subhu'l-Müsemmâ
Harîrîzâde'nin Halvetî-Bekrî esmâ terbiyesini açıkladığı 1289/1872 tarihli risalenin yapısı, nüshaları ve kavram dünyası
Irak ve Anadolu'da Üç Kādirî Nispet
Irak ve Osmanlı coğrafyasındaki üç Kādirî nispeti kurucu, tekke, post ve menkıbe ayrımlarıyla ele alan dosya.
Sa‘diyye'nin Beş Kolu
Şerrâbiyye ve Tağlibiyye Şerrâbiyye pîrin kardeşi Abdullah Yûnus'un Buhsa zâviyesine; Tağlibiyye Dımaşk Ammâre zâviyesinin on dördüncü postnişini Ebû Tağlib'e nispet edilir. Abdüsselâmiyye ve Vefâiyye Bu iki kol XVIII. yüzyılda Şam-İstanbul aktarımının ana kanalları oldu. Selâmiyye adı Abdüsselâmiyye'nin kısa varyantı
Âciziyye'nin Balkan Tekke Ağı
Prizren âsitânesi Süleyman Âcizî Baba'nın Bistriça kıyısındaki tekkesi Balkan Âciziyyesinin pîr merkezi oldu. Yakova ve Arnavutluk Şeyh Danyal ve Zeynelâbidîn çevreleri Yakova'da iki merkez oluşturdu; Tepedelen, Berat ve Avlonya'ya halifeler gönderildi. Kuzey ve doğu yayılımı Belgrad, Niş, Vranye, Leskofça, Gilan ve Üs
İzzî Süleyman Efendi ve Şeyh Murad Tekkesi Vakfı
İzzî Süleyman Efendi’nin Şeyh Ali Efendi’ye intisabı ile Şeyh Murad Tekkesi için kurduğu vakfın kişi, mekân ve hizmet ağını kaynak katmanlarıyla inceler.
İzzî Tarihi’nde Yeniçeri–Bektaşî Terminolojisi
İzzî’nin Bektâşiyân adlandırmasını tarikat postu ile karıştırmadan; Yeniçeri Ocağı’nın görevlileri, Ağa Kapısı ve Hacı Bektaş hafızası üzerinden açıklar.
Hacı Evhad Şeyhi Seyyid Hüseyin ve İstanbul Vaaz Hattı
Seyyid Hüseyin Efendi'nin Abdülahad Nûrî çevresindeki Halvetî terbiyesini, Hacı Evhad Zâviyesi şeyhliğini ve İstanbul'un selâtin camilerindeki vaaz görevlerini birlikte ele alır.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
MELÂMETİLİK VE MELÂMETÎLER
Avârifü’l-Maârif · 8. bölüm · Bazıları melâmetiyi şöyle tarif etmişlerdir: “Melâmetî, iyiliğini açıklamayan, kötülüğünü de gizlemeyen kimsedir.” Bunu şöyle izâh edebiliriz: Melâmetî; damarlarına varana kadar, b
RİBATTAKİLERİN SUFFA ASHABINA BENZEMESİ
Avârifü’l-Maârif · 14. bölüm · Allahu Teâlâ, bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Habibim, senin, tâ ilk günden takva üzere kurulmuş mecsidde durup namaz kılman daha uygundur. Orada, temizlenmeyi seven erkekl
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 37–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · nur, herhangi bir kimseyi çağırır gibi Yâ Ahmed, Yâ Muhammed diye çağırırsanız bütün hayırlı amellerinizi iptal etmiş olursunuz. Siz, bunun farkına bile varamazsınız. Dikkat ediniz
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · uyandırmaktan gayrı hiçbir işe yaramayan bu iddianızla, Resûl-ü zişânı incittiğiniz gibi, din ve peygamber düşmanlarının ekmeklerine yağ sürdüğünüzün de farkında mısınız? Allahu te
Sayfalar 69–76
Muzaffer Ozak Külliyatı · rın ve bulunduranların da şefaatlerine nail olacağı herkesçe malümdur. MAKAMAT-I-SADIYYE namındaki kitapta beyan olunmuştur ki, Enbiyâ ve rüsül-ü kiram ile, şehitlerin, salihlerin