ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
51 sonuç · “Rehber”
01Hacı İmdâdullah Tehânevî
Hacı İmdâdullah Tehânevî (1818–1899), Çiştiyye'nin Sâbiriyye kolunda yetişen, 1857 sonrasında Mekke'ye yerleşen ve Diyûbend çevresinin önde gelen âlimlerine mânevî rehberlik eden Hintli sûfî ve müelliftir.
Konrapalı Muslihuddin Efendi
Konrapalı Muslihuddin, Hayreddin-i Tokadî tarafından irşadla görevlendirilen; yol üzerindeki Şa‘bân-ı Velî buluşması ve tevazu imtihanıyla Şâbâniyye hafızasında yer alan Halvetî şeyhidir.
Şeyh Âdem Nûrî Gjakova er-Rifâî
Şeyh Âdem Nûrî Gjakova (1895-1938), Mûsâ Muslihiddin’in oğlu; İstanbul’da Mehmed Cemâleddin’den hilâfet alan, Yakova Rifâî Âsitânesini yöneten ve Balkan Rifâî âdâbını Rehber’de kaydeden şeyhtir.
Ahlâm
Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu durumda ortaya çıkar (iFH, 6. Fas). Bkz. Rüya. Ahmed-i muhtar postu (~~ حيد محتا ريو |) Bektaşi dergâhlarında meydandaki İkiz anali a A tarikat tahun sağındaki makama verilen isim. Yeni nasip alan talip buraya geldiğinde, rehberi ona “Buna Ahmed-i muhtar postu derler. Evvelkilerin ve sonrakilerin tüm ilimleri bunun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olup, hidayete erdiren budur. Sebeb-i icâd-ı âlem budur. Cümlenin anası atası budur” der (Po 1:30). Ahret adam— Ahret hatun Münzevi, dünyayla ilgisini kesip kendini ahirete veren, ebnâ-i ahiret (Po 1:30). Fas). Bkz. Rüya. Ahmed-i muhtar postu (~~ حيد محتا ريو |) Bektaşi dergâhlarında meydandaki İkiz anali a A tarikat tahun sağındaki makama verilen isim. Yeni nasip alan talip buraya geldiğinde, rehberi ona “Buna Ahmed-i muhtar postu derler. Evvelkilerin ve sonrakilerin tüm ilimleri bunun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olup, hidayete erdiren budur. Sebeb-i icâd-ı âlem budur. Cümlenin anası atası budur” der (Po 1:30). Ahret adam— Ahret hatun Münzevi, dünyayla ilgisini kesip kendini ahirete veren, ebnâ-i ahiret (Po 1:30).
Delil
Rehber, kılavuz. tas. a Şeyh, mürşit. b Cem ayinlerinde mumları yakmakta kullanılan mum. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Onu şeytan kodu dinsiz imansız Gerekdir bil sana yolda kılavuz Varamazsın bu yolu kılavuzsuz Eşrefzâde
Derviş
>) ç. Dervişan/Deraviş Fakir, yoksul, dilenci. Baştan beri dervişler çeşitli maksatlarla dilenmişlerdir. Hatta derviş kelimesi, dilenmek anlamına gelen derviz kelimesinden bozmadır. Kelimenin sonundaki z harfi ş'ye cevrilince derviş olmuştur (der: kapı; viz: dolaşan, kapıyı tutan ve döven). Saçı sakalı uzun, üstü başı perişan, derbeder dervişler şiirler ve ilahiler okuyarak kapı kapı dolaşır ve dilenirlerdi (pt xır1:520). 2. Sûfî, mutasavvıf, 3. Fakir. 4. Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik Sûfî, mutasavvıf, 3. Fakir. 4. Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik Fakir. 4. Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik
Hâcib-i Hak
(5> (حاجب Hakk'ın kapıcısı. tas. Hak ile halk arasında aracı olan insan-ı kâmil ve şeyh-i vasıl. Kâmil insan hâcip olması sıfatıyla müridi Hakk'ın huzuruna alır, Hakk'ın naibi olması sıfatıyla da onun mülkünde tasarrufta bulunur (sm). İbn Sina da “Allah'ın huzuru, gelişi güzel herkesin oraya giremeyecekleri kadar ulu bir makamdır,” demiştir. Bu yüce makama bir usüle göre ve bir şeyhin rehberliğinde girilmesi gerektiğine inanılır.
Had
Yanak. Tasavvuf şiirinde sevgilinin yüzünde temaşa edilen güzellik ve mülâhaza mahalli anlamında kullanılan Farsça kelime. Sınır anlamındaki Arapça hadd kelimesiyle karıştırılmamalıdır.
Hâdim
ç Huddamı. Hizmetçi, hizmetkâr, hizmet ehli. 2. tas. Sûfî ve derviş olmadığı halde onlara hizmet eden, tekke sakinlerine ve tarikat ehline yardım eden (-94). Hâdimler, Hak taliplerine ve dervişlere götürdükleri hizmetin nafile ibadetlerden dâha sevap olduğuna inanırlar. Genel olarak hizmette samimi oldukları halde hizmetin adap ve erkânına tam olarak riayet etmeyen, ara sıra gösteriş için de hizmet eden kimselere mütehâdim denir. Allah'ın kullarına yaptığı hizmeti sömürme aracı olarak kullananlara ise mutehaddim denir.. Hizmet ehli olmak çok şerefli bir görev olduğu için bazen hâdim ile mahdum, hizmet edenle hizmet edilen birbirine karıştırılır. Bkz. Hizmet. Hadi-yi ezel Ezelde hidayete erdiren, Allah. Bulmaz reh-i Hakk'ı meğer ol kimse ki ona Tevfikini Hâdi-yi Ezel rehber eyler Nâbi
Hızır
Kur’ân’ın Kehf sûresinde Hz. Mûsâ’nın kendisinden ilim öğrendiği kul ile gelenekte özdeşleştirilen mânevî rehber. Tasavvuf kültüründe darda kalanlara yardım, beklenmedik rehberlik, âb-ı hayat ve ledün ilmiyle ilişkilendirilir. Bazı sembolik açıklamalarda Hızır bast hâlinin, İlyas ise kabz hâlinin remzi kabul edilir. Her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir bil.
Kemal
(J (كما Erginlik, olgunluk. tas. Nefsani vasif ve sifatlardan ve bunların eserlerinden münezzeh olmak (irM). Bir türe ya zatı ya da sıfatları yönünden mukemmeliyet kazandiran sey, İlahi kemal: Allah’a özgü mutlak kemaldir. Insanlar ilâhî kemalden aldıkları pay oranında kâmildirler, Bundan en çok pay alan şahsa insan-ı kâmil denir. Kâmiller, evliyanın üst tabakası olup şeriat, tarikat ve hakikati kendilerinde toplamışlardır.
Kesp
( Kazanma, çalışma. tas. Süfiler çalışmaya ve kazanmaya önem verir, insanın alın teri dökerek el emeğiyle geçinmesi gerektiğini söylerler. el- Kâsibu habibullâh, Allah çalışan ve kazanan kulunu sever. Genellikle tasavvufta tedbir tevekküle engel değildir. Birçok sûfî bir iş, sanat ve meslek sahibidir. Sehl Abdullah “Tevekkül Hz. Peygamber'in hali, kesp sünnetidir. Onun hali üzere olan sünnetini terk etmez,” demiştir. Bununla beraber süfilere kişinin geçimini sağlayacak kadar kazanmasını, geriye kalan zamanı ibadetle harcamasını tavsiye ederler Tevekkül halinde olmak için işini gücünü bırakan süfiler de vardır. Bunlar sebebe tevessülü ve tedbir almayı kemal haline Tot Kesf = uygun görmezler. “Tedbirini terkeyle, takdir Hudâ'nındır” (Şeyh Galib) düşüncesini savunurlar, Ekmeyen biçmedi bu mezrâda elhasil Kime lâzımsa ekmek ona lâzım ekmek | Akbıyık Sultan Âkıl isen rızk için gerdün-i dana eğme ser Asyâb-âsâ var ekmeğin taştan çıkar Hâşimi |
Kılavuz
Rehber, mürşit, yol gösteren. tas, Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsın bu yolu kılavuzsuz Rumi Killet — Zillet — İllet (ile - a 5-48) Derviş killet-i taama, kıllet-i menama, killet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdir teşvişi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde
Kevneyn
İki cihan, dünya ve ahiret, Bana sen can gereksin can gerekmez | Seni gerek seni kevneyn gerekmez Eşrefzâde Kıble i ar. (قبله) Kâbe; Kâbe yönü. 2. tas Sevgili, Hak, Hak dostu olan mürşit, | Avamın kıblesi Kâbe, havassın kıblesi gökteki arş, havassu'l-havassın kıblesi | kâmillerin gönlü, ariflerin canıdır ( 392). Hakk'ın cemal-i bâ-kemali. | Bizim kıblemiz yarin yüzü Kâ'be ise herkesin kıblesi | كد S Kiblem benim ezelde cemâlin değil miydi Kâ'be yapılmadan dahi mihrab gelmeden Kadı Burhaneddin Kışr MM ——ğ—ğ—ğ—ğ—ğj jj e Se Kışr Kılavuz (2) M3) 1. Rehber, mürşit, yol gösteren. 2. tas. Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsin bu yolu kılavuzsuz E. Rumi Killet — Zillet — İllet (de - 2 ن - 25) Derviş kıllet-i taama, kıllet-i menama, kıllet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdır tesvisi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde Rehber, mürşit, yol gösteren. 2. tas. Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsin bu yolu kılavuzsuz E. Rumi Killet — Zillet — İllet (de - 2 ن - 25) Derviş kıllet-i taama, kıllet-i menama, kıllet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdır tesvisi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde
Kutbu'irşat
Rehber kutup. tas. Her üç terim de halkı irşat etmek ve hidayete erdirmek işiyle görevli veli anlamına gelir. Bu veli arştan ferşe kadar tasarrufta bulunur. ) 220
Emîr Sultan Türbesi ve Külliyesi
Bursa · Türkiye · Vefatında defnedildiği yer; rivayete göre kafileye rehberlik eden nurun söndüğü noktadır. Padişahların Bursa'ya geldiklerinde mutlaka ziyaret ettikleri türbe. İlişkili kişi dosyası Emîr Sultan : Emîr Sultan (ö. 833/1429 [?]), Buhara’dan Hicaz ve Irak üzerinden Anadolu’ya gelen, Bursa’ya yerleşen, Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun’la evlenen; Kübrevî irşad hattı, külliyesi ve menâkıbnâme mirasıyla erken Osmanlı dinî-toplumsal hayatında kalıcı iz bırakan sûfîdir.
Hacıbayram Camii (çile hücresi)
Ankara · Türkiye · Hacı Bayrâm-ı Velî'ye intisap edip riyâzet ve mücâhededen sonra hilâfet aldığı yer; içinde çileye girdiği hücre bugün de caminin bodrumunda mevcut olup şeyhin adıyla anılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Bozkır'ın Hoca köyü
Bozkır, Konya · Türkiye · İlk mürşidi Hüseyin Vâiz'in vefatından sonra yeni bir rehber ararken, Alâiye iskelesinde duyduğu haber üzerine Konya'ya, oradan Muhammed Kudsî'nin bulunduğu Bozkır'ın Hoca köyüne gitti. Kar altında, bir ayağı çıplak biçimde köye vardığını, “Soyun da gel” emri üzerine altın, mücevher ve silah sandıklarını dağıtıp hizmetindekileri serbest bıraktığını anlatır. Burada kırk günlük halvete girdi, yedi ay riyâzetten sonra 1257 Rebîülevvelinin başında bir cuma günü medresenin bir odasında icâzetnâmesi okunarak irşadla görevlendirildi. Köyün bugünkü karşılığı doğrulanamadığı için koordinat verilmemiştir.
Şam (Dımaşk)
Dımaşk · Suriye · 792'de (1390) doğduğu şehir; babası, Avârifü'l-maârif sahibi Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin torunlarından Şeyh Hamza'dır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı
Nevşehir · Türkiye · 1863'te Hacı Türâbî Ali Dedebaba'nın rehberliğiyle mücerred olduğu, 1869'da Selânikli Hacı Hasan Dedebaba'dan hilâfet aldığı ve sonradan üç yıl dedebabalık yaptığı pîr evi. İlişkili kişi dosyası Mehmed Ali Hilmi Dedebaba : Mehmed Ali Hilmi Dedebaba, Şahkulu Sultan Dergâhı'nı XIX. yüzyılda yeniden kuran; mücerredlik erkânını ve İstanbul Bektaşî ağını taşıyan postnişin ve Hilmî mahlaslı şairdir.
Kavak
Samsun · Türkiye · Yedi yaşlarında babasıyla Anadolu'ya gelip yerleştikleri, o zaman Amasya'ya bağlı olan ilçe (799/1396-97). İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Osmancık Medresesi
Çorum · Türkiye · Kur'an'ı ezberleyip kuvvetli bir dinî tahsil gördükten sonra müderris olduğu medrese; iyi bir tıp tahsilini de bu yıllarda yaptığı anlaşılmaktadır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Ayasofya
İstanbul · Türkiye · Fetihten sonra kılınan ilk cuma namazında hutbeyi okuduğu yer. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Eyüp Sultan (Ebû Eyyûb el-Ensârî kabri)
İstanbul · Türkiye · Fâtih'in isteği üzerine sahâbî Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin kabrini keşfettiği yer; sonraki Osmanlı cülûs merasimlerinin mekânı burası olacaktır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Zeyrek Camii
İstanbul · Türkiye · Güney ihata duvarındaki pencere üstü kitâbesinden, Akşemseddin'in İstanbul'da bulunduğu yıllarda burada oturduğu ve ders verdiği anlaşılmaktadır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Beypazarı
Ankara · Türkiye · Şeyhinin yanından ayrılıp gittiği, bir mescid ve değirmen inşa ettirdiği yer; Fâtih'in kızını tedavi etmesi karşılığında buradaki pirinç mezraaları kendisine verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Evlük köyü (İskilip, Kösdağı civarı)
Çorum · Türkiye · Beypazarı'nda halkın rağbeti artınca çekildiği köy. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Akşemseddin : Şemseddin Muhammed b. Hamza, Akşemseddin (1390-1459), Hacı Bayrâm-ı Velî’nin halifesi, Şemsiyye-i Bayramiyye’nin pîri; âlim, hekim, şair ve İstanbul’un fethinin manevî rehberlerindendir.
Avârifü’l-maârif nasıl okunmalı?
63 bölümlük klasiğin kavram, kurum ve gündelik âdâb katmanlarını birbirine bağlayan kapsamlı okuma rehberi.
Sühreverdî terbiyesinde şeyh, mürid, sohbet ve ribat
Tasavvuf eğitimini kişi kültüne indirgemeden, sorumluluklar ve kurumsal mekân üzerinden açıklayan bir inceleme.
Tarikat Tâcını Nasıl Okumalı?
Genel tekke maddî kültürü rehberi. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.
Risâle-i Rifâiyye Nasıl Okunmalı?
Biyografi, menâkıb ve yakın dönem silsile hafızasını ayıran okuma rehberi. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Sefîne-i Evliyâ Birinci Cilt Nasıl Okunmalı?
Tabakat, şahsî müşahede, şiir ve menkıbe katmanlarını ayırmak. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.
Sefîne-i Evliyâ Cilt 1 Tarikat Haritası
Ana yollar, şubeler ve geç Osmanlı hafızası. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.
Mevlevî Kıyafetlerini Nasıl Okumalı?
Görev, eğitim, dönem ve sembolik yorum. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.
Sefîne-i Evliyâ Beşinci Cilt Rehberi
Halvetî şubelerinden Mevlevîhâne hafızasına. Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5 tam metni üzerinden hazırlanmış editoryal dosya.
Envâr ve Tabakāt-ı Cerrâhiyye Nasıl Okunmalı?
On sekiz fasıl, kaynaklar ve anlatı katmanları. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.
Semâ Mukabelesi: Safhalar ve Sembol Dünyası
Meydanın hazırlanışından dört selâma, Kur'an ve gülbanka. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Nurlar, Renkler ve Müşâhede Öğretisi
Kübrevî tecrübe dilinde görüntü, hâtır, latife ve ahlâkî dönüşüm. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
El-Uṣûlü'l-aşere: On Esas
Necmeddîn-i Kübrâ'nın kısa fakat yoğun seyrüsülûk rehberi. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 13–20
Muzaffer Ozak Külliyatı · tün kâ'inat ve mevcudat, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin yüzü suyu hürmetine halk ve icat buyurulmuş ve Habib-i adib-i Kibriyâ on sekiz bin âleme
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 44–50
Muzaffer Ozak Külliyatı · O salih ve ârif zat-1 şerifin ruhu kabzolununca, beşyüz rahmet meleği cesedinin yanında kalırlar, yakınları kendisini gasletmeden melekler o velinin cesedini yıkarlar, cennetten ge
Sayfalar 57–62
Muzaffer Ozak Külliyatı · yemeğe başlar, âşıkan da mürşidi takip ederler. Yemek esnasında, pilâva kadar konuşulmaz. Bazı tekkelerde, yemekten sonra su dahi içmezler. Yemekten sonra, şeyh evvelâ ellerini yık
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · uyandırmaktan gayrı hiçbir işe yaramayan bu iddianızla, Resûl-ü zişânı incittiğiniz gibi, din ve peygamber düşmanlarının ekmeklerine yağ sürdüğünüzün de farkında mısınız? Allahu te
Sayfalar 69–77
Muzaffer Ozak Külliyatı · Hasan-ül-Basri, kendisine iyman telkin ve kelime-i şehadeti talim için yanına yaklaştığında, hasta adam büyük bir neş'e ve sürûr içinde konuştu: — Yâ Hasan! Sen sus... Dur ve bekle
Sayfalar 81–87
Muzaffer Ozak Külliyatı · içindedirler. Allahu sübhanebu ve tealâ hazretlerinin, Kitab-ı keriminde medh-ü senâ eylediği o zevât-ı âlişan ki, Allahu tealâ'nın kendilerinden ve kendilerinin de Allahu azim-üş-
Sayfalar 78–83
Muzaffer Ozak Külliyatı · âleminde işlediğiniz suçların hepsine tövbe ve nedamet ediniz, kabahat sınırını aşmasa bile o suçları bir daha işlemeyeceginize ve o çirkin ve kötü davranışları büsbütün terkedeceg