ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
29 sonuç · “Mesh”
01Akşehirli Abdî Halife
Abdullah b. Hacı Mahmud, meşhur adıyla Abdî Halife (ö. 972/1564-65), Bahâeddinzâde’den icazet alarak Akşehir’de Bayramiyye’yi yayan, zâviye kuran ve risaleler kaleme alan şeyhtir.
Ali er-Rızâ
Ali er-Rızâ (yak. 153/770 – 203/818), Medine'de ilim meclisi kurup yirmi yaşında fetva vermeye başlayan Ehl-i beyt âlimi; Halife Me'mûn tarafından istemeye istemeye veliaht ilân edilmiş, iki yıl sonra Tûs'ta âniden ölmüş ve gömüldüğü yer Meşhed adını almıştır.
Hâce Abdullah (Ubeydullah) Berakî
Hâce Abdullah (Ubeydullah) Berakî (ö. 555/1160), Hârizm kökenli; Buhara’da faaliyet gösteren, Yûsuf el-Hemedânî’nin dört meşhur halifesinin ilk tertip halkası olarak anılan erken Hâcegân sûfîsidir.
Hâfız Muhammed Cemâleddin er-Rifâî
Kasımpaşa Camii Kebîri imam-hatibi ve meşhur zâkirbaşı Muhammed Cemâleddin, Yeşil Tulumba Âsitânesi'nde postnişinlik yaparak İstanbul musiki ve Balkan hilâfet ağlarını birleştirdi.
Hakîm Ata (Süleyman Bâkırgānî)
Hakîm Ata diye tanınan Süleyman Bâkırgānî, Ahmed Yesevî'nin en meşhur halifelerinden; Türkçe hikmetleri, Bakırgan çevresi ve Zengi Ata'ya uzanan irşad halkasıyla Yesevîliğin Orta Asya'daki yayılışının başlıca isimlerindendir.
Hasan-ı Basrî
Hasan-ı Basrî (21/642, Medine – Receb 110 / Ekim 728, Basra); Basralı meşhur tâbiî, âlim ve zâhid. Allah korkusunu esas alan Basra zühd okulunun kurucusu , tarikat silsilelerinin çoğunda Hz. Ali'den sonraki halkadır.
KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ
KAYGUSUZ ŞEYH İBRÂHÎM EFENDİ Bu zât-ı muhterem, tarîk-ı Kâdirî’de teşehhür etmiş, ârif-i bi’llâh bir mürşid-i hakâyık- agâhtır. Bolu’da zînet-sâz-ı âlem-i şuhûd olmuştur. Pederleri, “Akkavuk-zâde” denilmekle meşhûr Hasan Efendi b. İbrâhîm’dir. İbrâhîm Efendi, berâ-yı ticâret İstanbul’a gelip, Ayasofya’da bir tâcirin yanında bulunarak bir taraftan da…
Mecdüddin Bağdâdî
Mecdüddin el-Bağdâdî (556/1161, Bağdat – 616/1219 [ihtilâflı], Hârizm); Necmeddîn-i Kübrâ'nın en meşhur halifesi, hekim ve müellif. Hârizmşah Alâeddin Muhammed'in emriyle nehirde boğdurularak öldürülmüştür ; kaynaklar öldürülme sebebinde ayrılır.
Muhzır Kulu Sinan Efendi
Muhzır Kulu Sinan (ö. Receb 973/Ocak-Şubat 1566), Bayezid, Selim, Haseki ve Süleymaniye camilerinde imamlık ve hitabet görevleri üstlenmiş meşhur kāri ve mûsikişinastır.
Osman Nûreddin Şemsî Efendi
Müessisi, beyne’l-urefâ Osmân Şemsi Efendi nâmıyla meşhûr olan zât-ı âlî-kadrdir. 1229 sene-i hicriyyesi şehr-i Rabîu'l-âhirinin birinci (23 Mart 1814) Çarşamba günü sâat dörtte riyâz-ı imkâna zînet vermiştir. Maskat-ı re’s-leri, İstanbul’da, Bâb-ı Âlî civârında, Hocapaşa Mahallesi’nde kâin hâneleridir. Peder-i ekremleri, Mâliye Nezâreti Eshâm Kalemi ser-âmedânından ve muammerînden ve tarîk-ı âlî-i Nakşibendî’den, “Hoca Emîn
Said Ata
Said Ata, Mansûr Ata, Sûfî Muhammed Dânişmend ve Hakîm Ata ile birlikte Ahmed Yesevî'nin dört meşhur halifesi arasında sayılan; hayat ayrıntıları kaynaklarda sınırlı kalan Türkistan şeyhidir.
Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî
SEYYİD YAHYA-YI ŞİRVA.Ni HAZRETLERİ Sahibü'l-keşf ve't-tahkik bir zat-ı ali-kadrdir. Müntesibin-i Halvetiyye'nin el yevm okuyageldikleri meşhfir-ı alem Vird-i Settar'ın müellifidir. Tarik-ı Halveti'de pir-i sanidir. Mevlidleri Şirvan mülhakatından Şemah kasabası olup, peder-i alilerinin ismi Bahaeddin'dir. Seyyid-i sahihü'n-nesebdir. Ecdad-ı ızamları…
Mesh
Bir şeklin veya sûretin bozulup başka bir şekle dönüşmesi. Tasavvufî kullanımı Kalbin mânevî biçiminin değişmesi; insanın Hakk’a yönelişten uzaklaşıp nefsin haz ve arzularına bağlanması sebebiyle iç dünyasının bozulması anlamında kullanılır. Buradaki dönüşüm bedensel değil, ahlâkî ve kalbîdir. “Olmadı bu ümmet içre mesh-i ten Mesh-i dil vardır, muhakkak anla sen.” Beyit, bedendeki görünür değişimden çok kalbin istikametini kaybetmesine dikkat çeker.
meşhed (I)
meşhed (I) a. [< Ar. şahâdet] Hazır olunacak yer veya meclis anlamında terim. Bu söz, Kur’ân-ı Kerîm’in bir yerinde “Meryem suresi” nin 37. ayetinde “meşhedi yevmin azîm...” (toplanılacak, hazır olunacak büyük gün...) biçimind geçmektedir.
meşhûd
ûj^) [Ar.] “Şahi olunan veya şahadet edilecek... anlamında terim. Kur’ân- Kerîm’de kıyamet gününde, bü tün insanlarm hazır bulunacağ ve melekler ile insanların uzuv lannm yaptıkları ameller için şehadet edeceği gün anlamınd “yevm-i meşhûd” (“Hûd suresi terimi kullanılmıştır Kur’ân-ı Kerîm’in bir yerind “İsrâ suresi” nin 78. ayetin de sabah namazı için kullanılan terim
Meşhed (Ali er-Rızâ)
Meşhed · İran · Vasıtasıyla müslüman olduğu ve hizmetinde bulunduğu sekizinci imam Ali er-Rızâ'nın medfun bulunduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Ma‘rûf-i Kerhî : Ma‘rûf-i Kerhî, Bağdat’ın Kerh çevresinde yaşayan; zühd, fütüvvet ve ilâhî muhabbet anlayışıyla tanınan, Serî es-Sakatî üzerinden sonraki tasavvuf tarihini etkileyen sûfîdir.
Ali er-Rızâ Türbesi ve Meşhed Hafızası
Meşhed · İran · Ali er-Rızâ 203/818’de Tûs’un Nûkan çevresinde vefat ederek Hârûnürreşîd’in kabrinin yanına defnedildi. Türbe çevresinde gelişen yerleşim zamanla Meşhed adını aldı ve büyük bir ziyaret, ilim ve şehir merkezi hâline geldi.
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SEFERİN (YOLCULUĞUN) FARZLARI VE FAZİLETLERİ
Avârifü’l-Maârif · 17. bölüm · Önce şunu belirtelim ki; seferin fıkhî durumu ve hükümleri fıkıh kitaplarında genişçe açıklanmıştır ve kitabımız aslen bu konular için yazılmamıştır. Fakat biz, teberrüken bu konud
ABDESTİN EDEB VE SIRLARI
Avârifü’l-Maârif · 34. bölüm · Abdeste başlarken, önce misvak kullanmalıdır. Bu konuda, Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, bize, Zeyd b. Halid el-Cühenî’den rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 77–84
Muzaffer Ozak Külliyatı · Yunus Isa Uzeyir incil Lokman Zülkarneyn » Muhammed Mustafa aleyhissalâtü ves-selâm (Kur'an-1kerimde ismi geçmemekle beraber Şit aleyhisselâma da 50 suhuf nâzil olmuştur.) Lâm Bunl
Sayfalar 85–92
Muzaffer Ozak Külliyatı · inkâr ederse, kâfir olur. Zira, farzlar kesin delillerle sabit olmuştur. Vâcipler ise zanni delillerle sübut bulmuştur. Bundan dolayı vâcibi inkâr eden kâfir olmaz, fakat işlemeyen
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · dan eyleye.. Sâliblere yoldaş ve âriflere sırdaş eyleye.. Nârdan azat edilen, arşın gölgesinde gölgelenen, rahmetine eren, cennetine giren, cemalini gören ehl-i saadete bizleri de
Sayfalar 152–159
Muzaffer Ozak Külliyatı · (O gün, biz müttekileri binecekleri bineklerle Rahmanin huzuruna foplayacağız.) Cehennemlik olanlardan kurban kesenlerin, kurbanlarını Allahu teâlâ kabul buyurmayacak ve onlar cehe
Sayfalar 241–247
Muzaffer Ozak Külliyatı · Fahr-i âlem, sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden sahih olarak rivayet edilen haberlere göre, mahşer günü bütün şehitler kılıçları ve silâhları ellerinde olduğu halde vakur bir
Sayfalar 249–255
Muzaffer Ozak Külliyatı · (Onlar ki, iftira edildiklerinden habersiz, hür ve afif mü' min kadınlara isnat ve iftira ederler. Dünyada da âhirette de Allahu talâ'nın rahmetinden tardedilmiş, ilâhi lâ'nete uğr
Sayfalar 311–325
Muzaffer Ozak Külliyatı · 000. vel-mürseliyne vel-Evliyâ'i ves-sâlihiyne ve al âmelâ'iketike vel-mukarrebiyne ve alâ ehl-i tâ'atike ema'iyne min ehl-is-semâvati ve ehl-il aradiyne rıdvanullahi teâlâ alâ âl-