Envârü’l-Kulûb II · kaynak sayfaları 249–255 (Onlar ki, iftira edildiklerinden habersiz, hür ve afif mü' min kadınlara isnat ve iftira ederler. Dünyada da âhirette de Allahu talâ'nın rahmetinden tardedilmiş, ilâhi lâ'nete uğramışlardır. Onlar için pek büyük bir azap da vardır.) Evet, hükm-ü celili ilâhi budur ve mutlâka böyle olacaktır. Biz, hikâyemize devam edelim: Mâ'sum kadıncağızı, hükmün infaz edileceği yer olan bir mezarlığın yanına getirdiler ve o afifeyi göğsüne kadar bir çukura gömdüler, ilk taşı kayın biraderi olacak hain attı ve hazır bulunanlar da dünya mahkemesinin hükmünü yerine getirebilmek gayretiyle taşlamağa devam ettiler. Iyman ve hayâ ile dopdolu biçare hatun kan revan içinde kaldı ve bir süre sonra o âna kadar dimdik duran başı öne doğru eğildi, nefesinin kesildiğini ve öldüğünü zannettiler ve halka ibret olması için o halde bırakarak herkes işinin gücünün başına döndü. Akşam olmuş ve hava kararmıştı. Meş'um bir iftiraya uğrayan kadıncağız henüz ölmemişti, inliyordu. Oradan geçen merhametli…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.