Abdeste başlarken, önce misvak kullanmalıdır. Bu konuda, Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî’nin, bize, Zeyd b. Halid el-Cühenî’den rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) şöyle buyurmuştur: “Eğer ümmetine meşakkat vermemiş olsaydım; yatsı namazını gecenin üçte biri geçinceye kadar te’hir eder ve her farz namaz için (abdest alırken veya namaza başlarken) misvak kullanmalarını emrederdim.
294- (Ebû Dâvud, Tahâret, 7; İbnu Mâce, Tahâret, 24; Ali Nâsıf, et-Tâc, I, 92.)
295- (Ebû Dâvud, Tahâret, 17; Tirmizî, Tahâret, 5; Hâkim, Müstedrek, 1,157; Ali Nâsıf, et-Tâc, I, 94; Hadisin son kışı için bkz: İbnu Ebî Şeybe, Musannef, I, 12. (Tahâret, 2); Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l- Usûl, II, 318.) 296- (Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl, I, 312; Ali el-Muttakî, Kenzu'l-Ummâl, III, 705. (Had.No: 85I8), Kandehlevî, Hayâtu’s-Sahâbe, III, 543.)
Hz. Âişe (r.ah), Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: “Misvak, Rabbi razı eder ve ağzı temizler.” Huzeyfetu’l-Yemânî (r.a), Rasûlullah’ın (s.a.v) her gece, (teheccüde) kalktığı zaman misvakla ağzını ovduğunu rivâyet etmiştir. Her abdest alışta ve namaza başlarken misvak kullanmak müstehabtır. (Bu hüküm Şâfii mezhebine göredir. Hanefilerde, abdest alırken misvak kullanmak, sünnetin yerine gelmesi için yeterlidir. Namaza başlarken misvak kullanılması anında dişlerin kanayıp abdestin bozulma tehlikesi olduğu için sakıncalıdır.) Devamlı kapalı kalmasından veya başka sebeplerle ağzın tadı değiştiği zaman da misvak kullanmak müstehabtır. Oruçlu kimsenin öğleden önce misvak kullanması müstehabtır, fakat öğleden sonra mekruhtur. (Hanefilerde, öğleden sonra da mekruh değildir.) Misvak; kuru olunca su ile yumuşatılarak, yukarı aşağı, sağa sola sürülerek kullanılır. Vakit dar ise, yukarıdan aşağı sürtmekle yetinilebilir. Misvağın işi bitince yıkanır ve abdest için oturulur.
Abdest Duâları:
Abdest alırken kıbleye yönelik olmak efdaldir. Önce:
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım. Ya Rabbi! Şeytanların vesveselerinden ve yanımda bulunup bana zarar vermelerinden sana sığınırım.” (Mü’minûn (23), 98.) der ve sırasıyla şu duâlan okur: Elleri yıkarken:
“Allah’ım! Senden iyilik ve bereket isterim. Uğursuzluktan ve helâk olmaktan sana sığınırım.”
Ağza su verirken:
“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve O’nun âline salât eyle. Senin kitabını okunmada ve seni çokça zikretmede bana yardım eyle.”
Burna su verirken:
“Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve O’nun âline salat eyle. Benden râzı olarak, bana Cennetin kokularını koklat.”
Burnu silerken:
“Allah’ım! Cehennemin kokularından ve varılacak kötü yerlerden sana sığınırım.”
Yüzü yıkarken:
“Allah’ım! Dostlarının yüzlerinin ağardığı günde benim de yüzümü ağart. Günah ve zulmetleriyle düşmanlarının yüzünün kara olduğu günde benim yüzümü kara etme.” Sağ kolu yıkarken:
“Allah’ım! Kitabımı sağ yanımdan ver ve hesabımı kolay eyle.”
Sol kolu yıkarken:
“Allah’ım! Kitabımın (amel defterimin) solumdan veya arkamdan verilmesinden sana sığınırım.”
Başını mesh ederken:
“Allah’ım! Beni rahmetine garket. Üzerime bereketini indir ve Senin arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde beni, arşının gölgesi altında gölgelendir.”
Kulaklarını mesh ederken:
“Allah’ım! Beni, sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan yap. Allah’ım! Beni, iyilerin içinde yap ve bana Cennete çağıran münâdinin sesini duyur.”
Boynu meshederken:
“Allah’ım! Boynumu (vücûdumu) ateşten kurtar. Cehennemin zincir ve halkalarından sana sığınırım.”
Sağ ayağı yıkarken:
“Allah’ım! Mü’minlerin ayakları ile birlikte, ayağımı sıratta sâbit eyle, kaydırma.”
Sol ayağı yıkarken:
“Allah’ım! Sıratta münafıkların ayaklarının kaydığı günde, ayağımın kaymasından sana sığınırım.”
Abdest tamamlandıktan sonra, başını semâya kaldırarak şöyle duâ etmelidir.
“Allah’dan başka ilâh olmadığına, O’nun her şeyi ile tek olup, şeriki bulunmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve Rasûlü olduğuna şehâdet ederim. Allah’ım, seni hamd ile tesbih ederim. Senden başka ilâh yoktur. Ben günah işledim, nefsime zulmettim. Senden mağfiret diliyor ve sana tevbe ediyorum, beni affet ve tevbemi kabul buyur. Şüphesiz sen, tevbeleri fazla kabul edici ve çok acıyansın. Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e ve O’nun âline salat eyle. Beni çokça tevbe edip, güzelce temizlenenlerden, çokça şükreden, sabırlı ve seni sabah akşam zikir ve tesbih edenlerden yap!”
(Burada verilen duâların bu şekliyle abdest içinde okunacağına dâir, ilk mürâcaat edilecek hadis kitaplarında bir kayıt yoktur. Ancak, Ali el-Muttakî, Kenzu’l-Ummâl adlı hadis mecmuasında, bu konuda, Hz. Ali (r.a)’den birkaç rivâyet vermekte ve abdest anında her âza ile ilgili duânın Hz. Ali’ye Rasûlullah (a.s) tarafından ta’lim edildiği kaydedilmektedir. Bkz: Ali el-Muttakî, Kenzu’l-Ummâl, IX, 465-469. Abdestten önce ve şonra okunacak zikir ve duâlar şu kaynaklarda mevcuttur. Kenzu’l- Ummâl, IX, 281-294; Ahmed Osmânî, İ’lâu’s-Sünen, I, 26 vd.; Zeyleî’, Nasbu’r-Râye, I, 3 vd; Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, I, 283.)
Abdestin Farzları:
1-Niyyet: Yüzü yıkarken yapılmalıdır. 2-Yüzü yıkamak: Yüzün sınırı; uzunlamasına, alın cephesinden çene altına kadar olan kısımdır. Uzayan sakal da yüze dâhildir. Genişliğine ise; kulaktan kulağa kadar olan kısımdır. Kulak ile sakal arasındaki boşluk da yüze dâhildir ve yıkanması gerekir. Saçın dökülen kısmı başa âittir. Ancak alnın ön kısımlarından dökülen ve açılan yerlerin yüzle beraber yıkanması müstehabdır. Suyun alt dudakla çene arasına, bıyık, kaş ve favullere kadar ulaşıp hem bu tüylerin hem de altlarının yıkanması gerekir. Bunların dışındaki yerlerin yıkanması gerekmez. Sakala gelince; eğer sakal seyrek olursa, suyu deriye kadar ulaştırmak gerekir. Seyrek olduğunu, dışardan bakılınca altının görülmesiyle anlarız. Sakal sık ise, suyun, sakalın diplerine deriye ulaşması vâcip değildir. Göz kapağında biriken sürme, çapak vs. şeyleri temizlemeye çalışmalıdır.
3-Elleri dirseklere kadar yıkamak: Yıkamaya dirsekler de dâhildir. Hatta, pazuların yarısına kadar yıkamak müstehabdır. Tırnaklar, parmak uçlarını aşacak şekilde uzunsa, sahih kavle göre, onların altının da yıkanması gerekir. 4-Başı meshetmek: Mesh için, mesh denebilecek az bir miktar kâfidir. Başın tamamını meshetmek sünnettir. Bu, şu şekilde yapılır: Sağ ve sol parmakların uç kısmı birleştirilerek alnın ön kısmına konur ve enseye doğru çekilir. Sonra tekrar geriye doğru mesh edilir ve başlanan yere kadar gelinir. İki elin ıslaklığının yarısını ilk meshde, diğer yarısını da ikinci meshde kullanır. 5-Ayakları yıkamak: Ayakları yıkamaya topuklar da dâhildir. Bacağın yarısına kadar yıkanması müstehabtır. Bacakların sadece topuklarla yıkanması da yeterlidir. Birbirine yapışmış parmak aralarını açıp, hilallemek vâciptir. Hilalleme, sol elin küçük parmağı ile yapılır. Sağ ayağını küçük parmağından başlayarak sol ayağını küçük parmağından bitirilir. Ayaklarda yarık varsa, suyun onların iç kısmına ulaşması vâciptir. Eğer yarıkların içine, ma’cun, sakız vb. şeyler konmuşsa yıkama esnâsında onların giderilmesi gerekir. 6-Tertibe riâyet: Abdest azalarını, Allahu Teâiâ’nın Kur’an-ı Hakîm’de beyan ettiği sıra ile yıkamak lâzımdır. 7-Âzaları ara vermeden yıkamak: İmam Şâfii (r.a), kavl-i kadîminde (ilk fetvâsında), abdest âzalarının peş peşe yıkanmasının farz olduğunu belirmiştir. Ara vermenin ölçüsü, yıkanan bir azanın normal bir havada tamamen kuruyacağı kadar gecikmektir. (Müellif, Şâfiî mezhebinden olduğu için, abdestin farzlarını bu kadar saymıştır. Hanefî mezhebinde abdestin farzları dörttür: 1-Yüzü yıkamak, 2-Kolları dirseklerle beraber yıkamak, 3-Başın dörtte birini meshetmek, 4- Ayakları topuklarla beraber yıkamak. Niyet, tertib ve âzaları kurumadan peşpeşe yıkamak sünnettir.)
Abdestin sünnetleri on üçtür: 1-Önce besmele çekmek. 2-Elleri bileklere kadar yıkamak. 3-Ağza su verip çalkalamak. 4-Burnuna su verip temizlemek. 5-Ağız ve burna suyu bol vermek. Ağız çalkalanırken, su boğaza varacak şekilde gargara yapılır. Burun temizlenirken, su genize kadar ulaştırılır. Oruçlu iken ağız ve burna hafifçe su vermek icâbeder. 6-Sık olan sakalları hilallemek. 7-Açık olan parmak aralarını hilallemek. 8-Sağdan başlamak. 9-Abdest azalarını normal sınırından fazla yerini yıkamak. 10-Başın tamamını meshetmek. 11-Kulakları meshetmek. 12-Her âzayı üç defa yıkamak. 13-Âzaları ara vermeden peşpeşe yıkamak. Bu, İmam Şâfii’nin kavl-i cedidi (sonraki fetvâsı) dir. Âzaları üçden fazla yıkamaktan çekinmek gerekir. Abdest suyunu silkmemek, abdest ânında konuşmamak, suyu yüze çarpmamak gerekir. Alınan bir abdesti, onunla
bir miktar namaz kılınma şartıyla, tâzelemek müstehabtır. Fakat, hiçbir namaz kılmadan ve bozulmadan, abdesti tâzelemek mekruhtur.