Ara
Menü

Osman Nûreddin Şemsî Efendi

Müessisi, beyne’l-urefâ Osmân Şemsi Efendi nâmıyla meşhûr olan zât-ı âlî-kadrdir. 1229 sene-i hicriyyesi şehr-i Rabîu'l-âhirinin birinci (23 Mart 1814) Çarşamba günü sâat dörtte riyâz-ı imkâna zînet vermiştir. Maskat-ı re’s-leri, İstanbul’da, Bâb-ı Âlî civârında, Hocapaşa Mahallesi’nde kâin hâneleridir. Peder-i ekremleri, Mâliye Nezâreti Eshâm Kalemi ser-âmedânından ve muammerînden ve tarîk-ı âlî-i Nakşibendî’den, “Hoca Emîn

Doğum
1814
Vefat
1893
Unvan
Enveriyye şubesinin kurucusu, şair ve Kadirî şeyhi

Hayatı, irşadı ve eserleri

Müessisi, beyne’l-urefâ Osmân Şemsi Efendi nâmıyla meşhûr olan zât-ı âlî-kadrdir.

1229 sene-i hicriyyesi şehr-i Rabîu'l-âhirinin birinci (23 Mart 1814) Çarşamba günü
sâat dörtte riyâz-ı imkâna zînet vermiştir. Maskat-ı re’s-leri, İstanbul’da, Bâb-ı Âlî
civârında, Hocapaşa Mahallesi’nde kâin hâneleridir.

Peder-i ekremleri, Mâliye Nezâreti Eshâm Kalemi ser-âmedânından ve
muammerînden ve tarîk-ı âlî-i Nakşibendî’den, “Hoca Emîn Efendi” diye meşhûr, Seyyid
Muhammed Efendi’dir. Bi'l-âhare, Kuşadalı İbrâhîm Efendi hazretlerine intisâb edip,
yirmiüç sene gûşe-i inzivâyı ihtiyâr eylemiştir. 18 Zi'l-hicce 1277/(3 Mart 1872) târîhinde,
seksenüç yaşında irtihâl eylemekle, Üsküdar’da Karaca Ahmed Türbesi karşısındaki,
gülistân-ı Hz. Şems’de, makbere-i mahsûsasına defn olunmuştur. Hz. Şems’in manzûme-i
târîhiyyesidir ki, mezâr taşından istinsâh olunmuştur:

"Vâlidim Seyyid Muhammed müştehir “Hâce Emîn”
İnzivâda göçdü oldu câyı Firdevs-i berîn
Geldi nuh-tâk-ı felekden fevtine târîh-i Şems
Müntehâ-yı sa’de oldu menzil-i rûhu’l-Emîn
(‫)منتهاى سعده اولدى منزل روح اﻷمين‬

Eshâm hulefâsından ve tarîk-ı Nakşibendî ricâlinden Dervîş Osmân Şems Efendi’nin
pederi Münzevî Efendi merhûmun rûh-ı şerîfî için Fâtiha. Sene 1277."

Vâlideleri, Şerîfe Fâtıma Hanım olup, 1291/(l874)’de irtihâl eylemekle o da zevcinin
yanında medfûndur. Kitâbe-i seng-i mezârı :

"Vâlidem ya’nî Şerîfe Fâtıma Hânım be-hak
Oldu bî-şek vâsıl-ı rahmet be-hüsn-i hâtime
İndi nuh-tâk-ı felekden fevtine târîh-i Şems
Şevk ile “Allâh” diyü göçdü Şerîfe Fâtıma
(‫)شوق ايله ﷲ ديو كوﭼدى شريفه فاطمه‬

Merhûm Münzevî Muhammed Emîn Efendi zevcesi ve Dervîş Osmân Şems Efendi’nin
vâlidesi merhûme ve mağfûratün lehâ hanım, rûh-ı şerîfi için li’llâhi’l-Fâtiha. Sene 1291."

Harem-i âlîleri Ayşe Hanım hazretleri 1297/(1880) senesi(nde) âzim-i dâr-ı
naîm olmuş ve o da, o hazîrede defn olunmuştur:

"Bu refîkam Âyişe Hânım ecel câmın içüp
Gitdi ol gül-zâra k'anda oldu ayn-ı câriye
Düşdü meh burcundan anın fevtine târîh-i Şems

Aişe Sıddîka cennetde de oldu câriye
(‫)عائشه صديقه جنتده ده اولدى جاريه‬

Şeyh Osmân Şems Efendi’nin zevcesi hanımın rûhiçün el-Fâtiha."

Kerîmeleri Servet ve Enîse Hanımlar dahi bu civârda medfûndurlar. Mezâr
taşlarından:

"Firkatâ vâveyletâ kim duhterim Servet Hanım
Vaz’-ı haml eyler iken göçdü cihândan âh vâh
Hatt-ı mu’cemle yazıldı fevtine târîh-i Şems
Fâtıma Servet cinânı kıldı nâ-geh cilve-gâh
(‫)فاطمه ثروت جنانى قيلدى ناكه جلوه كاه‬

Darb-hâne-i âmire Arayıcıbaşısı Dervîş Osmân Şems Efendi’nin kerîmesi ve bâb-ı
ser-askerî rûz-nâmçe ketebesinden Ömer Lütfi Efendi’nin zevcesi merhûme ve mağfûratün
lehâ Hanım. Rûh-ı şerîfiçün el-Fâtiha. Sene 1276/(1859)."

"Hayıflar kim Kerîmem bu Enîse
Göçüp dünyâdan oldu Hak enîsi
Beyân-ı fevtine Şems oldu târîh
Enîse Hânım’ın Hakdır enîsi
(‫)انيسه خانمك حقدر انيسى‬

Darb-hâne-i âmire Arayıcıbaşısı Dervîş Osmân Şems Efendi’nin kerîmesi merhûme
ve mağfûratün lehâ hanım. Rûh-ı şerîfiçün el-Fâtiha. Sene 1280/(1863)."

Osmân Şems Efendi’nin meşhûr gazellerinden birinde:

Âh kim gerdiş-i dolâb cihân sîme-nisâb
Aksine devr ile idüp yine güllâb-ı serâb

İtdi bu bâğda bir serv-i revânım kem-yâb
Kıldı üftâde-i çâh-ı çemen-istân-ı türâb

Nevh-ı nâlemden olup devrine zencîr-i tınâb
Delv-i çeşmim dökülür eşk-i teri döne döne

buyurmaları kerîmelerinin zıyâ'-ı ebedîsine işârettir.

Osmân Şems Efendi hazretleri, tahsîl-i ibtidâîde bulunup, te'mîn-i maîşet
fikriyle, âlâ-rivâyetin, Hoca Paşa’da tütün ticâretiyle iştigâl ve maa-hâzâ, yine bir taraftan
tahsîle devâm etmişlerdir. Bu sırada, bir Bektaşî dervîş gelip, çubuğuna tütün doldurmasını
söylemiş; azîz, çubuğu doldurduktan başka, bir avuç tütün de bahş etmiş. Dervîş, dükkânın
ne zamân açıldığını sormuş. İki-üç ay evvel açıldığını söylemiş. Bunun üzerine Bektaşî,
“Dükkânı üç ayda kaparsan, zararla kapatırsın. Altı ayda kaparsan, sermâyeyi tüketirsin.
Bir sene devâm edersen, sermâyen kadar borca girersin.” demiş. Azîz, fi’l-hakîka, “Altı
ayda sermâyeyi tükettim.” buyurmuşlardır.

Fıtrat-ı zâtiyyesinde meknûz olan envâr-ı irfân tecellîye başladı. Tarîk-ı mücâhede vü
aşka tevessülü derpîş ile hâne-i âlîleri civârında bulunan ricâl-i Nakşiyye’den İsmâîl Efendi

merhûma intisâb etmişlerdir. 1255/(1839) târîhine kadar sohbet-i aliyyelerine devâm ile
sülûk-ı evveli ikmâl etmişler; müşârünileyhin irtihâli üzerine, kibâr-ı meşâyıh-ı
Şa’bâniyye’den Kuşadalı İbrâhîm Efendi hazretlerine teslîm-i irâdet ve icrâ-yı bey’atla
mazhar-ı feyz olarak, yedi senede ikmâl-i merâtib ile vâsıl-ı ser-menzil-i râh oldular.
1264/(1848) senesinde İbrâhîm Efendi’nin intikâline mebnî, uşşâk-ı Muhammediyye’nin
terbiye ve teslîkine me’mûr iken:

Sâkiyâ başın içün câm-ı lebin sun Şems’e kim
Virdiğin şol bâde-i lezzet nisâr elvirmedi

diye, ızhâr-ı hâhişle bahr-ı hakîkate dalmak isteyerek kendine hem-râz olacak bir rehber-i
irfân bulmağa çalıştı. Nihâyet, 1264/(1848) senesinde, meşâyıhı Kâdiriyye’den, zamânının
ferîdi, Ünyeli Şeyh Abdurrahîm-i Üveysî hazretlerine mülâkî oldular. Abdurrahîm Efendi,
Osmân Şems Efendi’de büyük bir isti’dâd gördü. Cüz'î mikdârda, gurûr-ı nefse mâlik
olduğuna muttali’ olunca, “Oğlum! Bizim dâhil-i dâire-i irşâdımız olmak için odun
yarıcılığı etmek lâzım. Bunu yapabilir misin?” buyurdu.

Hz. Osmân Şems, bundaki mazâmîne, irfânen kesb-i ıttılâ’ ederek, emri infâza
müheyyâ olduğunu arz edince, maksad imtihân olduğunu bi’l-beyân derhâl kabûl etmiştir.
Yedi sene hıdmet-i şerîfelerinde bulundular. İkmâl-i merâtib-i sülûk ile, seyr-i a’lâları
mazhar-ı tasdîk buyruldu; irşâda me'zûn oldu.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç12 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Divan, Âdâbü'l-mürîd ve mersiyeler

Şiirleri tevhid, melâmet ve Ehl-i beyt sevgisini; âdâb metni ise irşad ilişkisinin yazılı boyutunu taşır.

Metni gösterMetni daralt

Osman Şems'in bazı şiirleri ilâhi olarak bestelenmiştir. Divan vefatından sonra halifeleri çevresinde derlenmiş; müellif metni ile sonraki tertip ayrılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Cilt I, Kādiriyye şubeleri; TDV İslâm Ansiklopedisi: Nablusî, Yâfiî, Şeyh Müştâk ve Osman Şems Efendi maddeleri.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Üç şeyhten geçen intisap yolu

Genç yaşta bir Nakşibendî şeyhine mürid oldu, onun vefatı üzerine Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye, onun da vefatından sonra Kadirî şeyhi Abdürrahim Ünyevî'ye intisap etti.

Metni gösterMetni daralt

Henüz öğrenimini sürdürdüğü genç yaşlarında, evinin yakınlarında oturan İsmâil Efendi adlı bir Nakşibendî şeyhine mürid oldu. Yirmi beş yaşlarında iken şeyhinin vefatı üzerine Halvetî-Şâbânî tarikatının Kuşadaviyye kolunun pîri Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye intisap etti.

Kuşadalı'nın 1846'da vefatından sonra seyrüsülûkünü tamamlamak için kâmil bir mürşid arayışına girdi. Bu dönemde, kadılık teklifini reddedip Aksaray Sineklibakkal'daki evinde Kadî İyâz'ın eş-Şifâ'sını istinsah ederek geçimini sağlayan Kadirî şeyhi Abdürrahim Ünyevî ile tanışıp kendisine intisap etti. Müştâkıyye kolunun pîri Şeyh Müştak Efendi'nin pîrdaşı ve Hacı Hasan Şirvânî'nin müridi olan bu şeyhin yanında seyrüsülûkünü tamamlayıp 1849'da hilâfet aldı.

Mürşidini "Kadirî-meslek, Üveysî-meşrep bir gavs" diye tanımlamıştır. Tarikat silsilesi Abdürrahim Ünyevî, Hacı Hasan Şirvânî ve Abdülcelîl-i Bitlisî vasıtasıyla yirmi üçüncü halkada Abdülkadir-i Geylânî'ye ulaşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Tütüncü dükkânından Darphâne'ye: geçim hayatı

Sirkeci'de açtığı tütüncü dükkânını, dostlarına ve müşterilere cömertçe ikramları yüzünden altı ay sonra kapatmak zorunda kaldı; ardından memuriyete girdi.

Metni gösterMetni daralt

Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye intisap ettiği yıllarda Sirkeci'de bir tütüncü dükkânı açarak geçimini sağlamaya çalıştı. Ancak dostlarına ve müşterilere cömertçe ikramları yüzünden altı ay sonra dükkânı kapatmak zorunda kaldı.

Ardından, babasının da hulefâsından olduğu Maliye Nezâreti Esham Kalemi'nde kâtip olarak memuriyete başladı. 1845 yılında bedestende mübâyaa kâtipliğine tayin edildi; 1853 tarihli bir tezkirede hâlâ "Bedesten'de mübâyaa kâtibi" olarak tanıtılır. Bu tarihten sonra, muhtemelen şeyhinin vefatının ardından Darphâne-i Âmire'de arayıcıbaşılık görevine getirildi ve 1863'ten sonraki bir tarihte emekliye ayrıldı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Encümen-i Şuarâ toplantıları ve Nâmık Kemal

1861'den itibaren Hersekli Ârif Hikmet Bey'in evinde toplanan Encümen-i Şuarâ'ya devam etti; genç Nâmık Kemal'in özellikle onun şiirlerinden etkilendiği kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

1861 yılından itibaren, Hersekli Ârif Hikmet Bey'in Lâleli Çukurçeşme'deki evinde toplanan Encümen-i Şuarâ toplantılarına devam etmeye başladı. Toplantılarda Leskofçalı Galib, Koniçeli Kâzım Paşa, Ziyâ Bey (Paşa) gibi şair ve aydınlarla henüz genç yaşlarda olan Nâmık Kemal de bulunuyordu.

Sekiz ay kadar süren bu toplantılar sırasında Nâmık Kemal'in özellikle Osman Şems Efendi'nin şiirlerinden etkilendiği kaydedilmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Bursa yolculukları: sürgün mü, hastalık mı?

1882'den 1889 sonlarına kadar aralıklarla Bursa'ya gitti; bir kayıt orada ikamete memur edildiğini söylerken kendi mektubu göğüs hastalığı sebebiyle gittiğini yazar.

Metni gösterMetni daralt

1863'ten sonra emekliye ayrılıp Üsküdar İnadiye semtinde Nalçacı Halil Efendi Dergâhı civarındaki evinde inzivaya çekildi. 1882 yılına kadar süren inziva döneminin ardından "mânevî bir işaretle" Bursa'ya gitti. On sekiz gün sonra İstanbul'a döndü, dönüşünde sonradan halife tayin edeceği Bedreddin İzzî Efendi'nin evinde yine on sekiz gün misafir kaldı ve tekrar Bursa'ya gitti. Bu ziyaretleri çeşitli aralıklarla 1889 yılının sonlarına kadar sürdürdü.

Kendisiyle tanıştığını söyleyen Ahmed Sâfî Bey onun Bursa'da ikamete memur edildiğini, yani sürgün edildiğini yazar. Hareketleri devletçe izlenen Ziyâ Paşa ve Nâmık Kemal ile Encümen-i Şuarâ dönemindeki dostlukları düşünülürse bu mümkün görülebilir. Ancak ziyaretlerin sık ve kısa dönemli oluşu sürgünlüğün mantığına uymamakta, ayrıca yakalandığı göğüs hastalığı sebebiyle Bursa'ya gittiğini belirten 1 Zilhicce 1303 (31 Ağustos 1886) tarihli mektubu bu ifadenin gerçeği yansıtmadığını ortaya koymaktadır.

1890 yılından sonra İstanbul'dan ayrılmayıp Üsküdar Selimiye'deki evinde müridlerini irşadla meşgul oldu; 18 Cemâziyelâhir 1311 (27 Aralık 1893) tarihinde vefat etti ve Karacaahmet Türbesi civarındaki aile sofasına defnedildi. Üsküdarlı Mevlevî Talat Bey vefatına "Eyledi Osman Efendi azm-i dergâh-ı beka" mısraıyla tarih düşürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Mutasavvıf-şair değil, şair-sûfî

Şiiri tasavvufî fikirlerin anlatım aracı gören bir mutasavvıf-şair değil; vezin, dil, üslûp ve yeni mazmunlar bakımından da değerli bir şair-sûfîdir.

Metni gösterMetni daralt

Şiire çok genç yaşlarda başladığı anlaşılmaktadır. Önce "Nûrî" mahlasını kullanmış, Kuşadalı İbrâhim Efendi'ye intisap ettikten sonra bunu "Şems" olarak değiştirmiş ve Osman Şems diye tanınmıştır.

O, şiiri tasavvufî fikir ve kavramların anlatım aracı olarak gören bir mutasavvıf-şair değil; vezin, dil, üslûp ve yeni mazmunlar kullanma açısından, en az tasavvuf alanındaki yeri kadar değerli ve önemli bir şair-sûfîdir. Bu bakımdan Şeyh Galib'e yakın bir şair olduğu söylenebilir.

XIX. yüzyılın "kâmil, ârif, Ehl-i beyt muhibbi, tevellâ-teberrâ sahibi, zühdden gelip aşkı rehber edinmiş, muhakkik" sûfîleri arasında sayılır. Bazı şiirleri ilâhi olarak bestelenip tekkelerde okunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Üç halife ve yolun devamı

Şükrü Şehâbeddin, Bedreddin İzzî ve Necmeddin Bekir Sıddık Efendi adlı üç halife yetiştirdi; Bursa'da Gazzî Dergâhı şeyhi Ali Sırrı Efendi de kendisinden hilâfet aldı.

Metni gösterMetni daralt

Üç halife yetiştirmiştir. Canbazlar kethüdâsı Şükrü Şehâbeddin Efendi (ö. 1908) mânevî kızı Sadberk Hanım'ın eşidir. Bedreddin İzzî Efendi Sirkeci'deki Aydınoğlu Tekkesi'nde şeyhlik yapmış, 1919'daki vefatında Aziz Mahmud Hüdâyî hazîresine defnedilmiştir. Son halifesi ise Ispartalı Saatçı Bekir Efendi'dir (ö. 1949).

Ayrıca Bursa'da Gazzî Dergâhı şeyhi Ali Sırrı Efendi de kendisinden hilâfet almış, onun vefatı üzerine Bedreddin İzzî Efendi'ye intisap etmiştir. Klasik Türk mûsikisinin önemli icracılarından Bekir Sıtkı Sezgin'in tarikat silsilesi babası vasıtasıyla Bekir Efendi'ye ulaşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKAŞeyh Abdürrahîm-i Ünyevîdoğrudan halife; Enveriyye kuruluşuGELEN BAĞLANTIŞeyh Abdürrahîm-i ÜnyevîOsman Şems, Abdürrahîm Ünyevî'nin yanında sülûkünü tamamlayarak 1849'da hilâfet aldı.HOCASI / ŞEYHİKuşadalı İbrâhim EfendiMüridlerindendir. Genç yaşında intisap ettiği Nakşibendî şeyhinin vefatı üzerine yirmi beş yaşlarında iken Kuşadalı'ya intisap etmiş; Kuşadalı'nın 1846'daki vefatından sonra sülûkünü tamamlamak için yeni bir mürşid aramıştır.SONRAKİ HALKAMehmed Bedreddin İzzî Efendihalife; Aydınoğlu TekkesiSONRAKİ HALKANecmeddin Bekir Sıddık Efendihalife ve musiki-aile silsilesiTALEBESİ / HALİFESİAli Sırrî EfendiAli Sırrî İstanbul’a gidip gelerek Osman Şems Efendi’nin terbiyesinde esmâ sülûkünü tamamladı ve icâzet aldı.TALEBESİ / HALİFESİKuşadalı İbrâhim EfendiHalvetî-Şâbânî tarikatının Kuşadaviyye kolunun pîri. Yirmi beş yaşlarında, ilk şeyhinin vefatı üzerine ona intisap etti; "Nûrî" mahlasını da bu intisaptan sonra "Şems" olarak değiştirdi. Ondan gelen melâmet neşvesi, sonraki meşrebinin iki kaynağından biri olmuştur.TALEBESİ / HALİFESİŞeyh Abdürrahîm-i ÜnyevîKadirî şeyhi; yanında seyrüsülûkünü tamamlayıp 1849'da hilâfet aldı. Kendisi mürşidini "Kadirî-meslek, Üveysî-meşrep bir gavs" diye tanımlar ve bir beytinde ona "bâzü'l-ebyaz" (ak şahin) der. Şeyhi 1856'da vefat etmiştir.SONRAKİ HALKAAbdülkādir-i GeylânîTarikat silsilesi Abdürrahim Ünyevî, Hacı Hasan Şirvânî ve Abdülcelîl-i Bitlisî vasıtasıyla yirmi üçüncü halkada Kadiriyye'nin pîrine ulaşır.TALEBESİ / HALİFESİMehmed Bedreddin İzzî EfendiHalifesi. Bursa yolculukları sırasında evinde on sekiz gün misafir ettiği bu zat, sonradan Sirkeci'deki Aydınoğlu Tekkesi'nde şeyhlik yapmış, şeyhinin vefatının ardından şiirlerini derleyerek mürettep bir divan meydana getirmiştir. 1919'daki vefatında Aziz Mahmud Hüdâyî hazîresine defnedilmiştir.TALEBESİ / HALİFESİSeyyid Muhammed Şükrü Şihâbeddin EfendiHalifesi (ö. 1908). Canbazlar kethüdâsı olup Osman Şems Efendi'nin mânevî kızı Sadberk Hanım'ın eşidir.TALEBESİ / HALİFESİAli Sırrî EfendiBursa'daki Gazzî Dergâhı şeyhi. Osman Şems Efendi'den hilâfet almış, onun vefatı üzerine Bedreddin İzzî Efendi'ye intisap etmiştir. Derlenen divanı kendi hattıyla yazan da odur.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeOsman Şems Efendi MakamıOsman Şems Efendi'nin Karacaahmet Türbesi yakınındaki aile sofasında bulunan kabri. Kişi, kol ve silsile ilişkileri ilgili dosyalarda birlikte gösterilir. Yapıyla ilişkili kişi Osman Nûreddin Şemsî Efendi (1814-1893), Nakşibendî ve Şâbânî terbiyelerinin ardından Abdurrahîm-i Üveysî’den Kādirî hilâfeti alan; şiiri ve irşad halkasıyla Enveriyye nispetinin merkezinde yer alan İstanbul şeyhidir. Kayıt, Osman Nûreddin Şemsî Efendi’in hayat güzergâhındaki bu yapıyla ilişkisini izlemek üzere kişi dosyasına bağlanmıştır.İstanbul · TürkiyeOsman Şems Efendi TürbesiZiyaretgâh kaydı Kaynakta “HZ. PİR EŞ-ŞEYH OSMAN ŞEMS EFENDİ” adıyla, ENVERİYYE çevresinde, ÜSKÜDAR/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KARACAAHMET'DE MEDFUN. KONUM GÜNDOĞUMU CD. ÜZERİNDEKİ KONUMU VERİYOR. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi 18 CEMAZİYELAHİR 1311 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, Cilt I, Kādiriyye şubeleri; TDV İslâm Ansiklopedisi: Nablusî, Yâfiî, Şeyh Müştâk ve Osman Şems Efendi maddeleri
  2. [2]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. I, s. 69-70; Yâdigâr-ı Şemsî’den nakledilen Ali Sırrî tercüme-i hâli
  3. [3]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, I, s. 174-175; Nihat Azamat, Osman Şems Efendi, TDV İslâm Ansiklopedisi; Türkiye'de Tarikatlar: Tarih ve Kültür, Kādiriyye bölümü
  4. [4]Hatırat / İstanbul Ziyaretgâhları uygulaması, sürüm 1.0.5 — çıkarılmış veri kümesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →