HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Niğde’den İstanbul’a
Mehmed Bedreddin İzzî Efendi 1259/1843’te Niğde’nin Bereketlimaden nahiyesinde doğdu. 1875’te İstanbul’a geldi; ilk öğrenimini ailesinin tuttuğu özel hocadan sürdürdü. Devlet hizmetine girerek Zaptiye Nezâreti Mektûbî Kalemi’nde, Erzurum, Van ve Hakkâri evkaf muhasebeciliklerinde, Ankara Vilâyeti Evrak Müdürlüğü’nde ve Şehremaneti Meclis-i İdare Başkitâbeti’nde görev yaptı.
Osman Şems Efendi’ye intisabı
1878’de Kādirî-Üveysî şeyhi Osman Şems Efendi’nin sohbet halkasına girdi. 30 Aralık 1881’de memuriyetten ayrılarak seyrüsülûka yöneldi; 1886’da hilâfet aldı. Yedi yıl şeyhinin yakınında bulundu. Osman Şems’in Bursa dönüşünde on sekiz gün evinde misafir kalması, kaynaklarda aralarındaki yakınlığın bir işareti olarak kaydedilir.
Aydınoğlu Tekkesi
Osman Şems Efendi’nin vefatından sonra bir süre Üsküdar’daki evinde kaldı. 1893-1894 yıllarında Salkımsöğüt’teki Aydınoğlu Tekkesi’nin meşihatını kabul etti. Tekkeyi üç defa onarttı; harem, selâmlık ve derviş hücreleri ekletti, tevhidhâneyi genişletti. Böylece farklı dönemlerde Halvetî-Karabaşî, Şâbânî, Ramazânî ve Cerrâhî postlarına bağlanan yapı yeniden Kādiriyye’ye intikal etti.
İrşad ve dergâh hayatı
Yaklaşık yirmi sekiz yıl irşadla meşgul oldu ve uzun süre dergâhtan ayrılmadan yaşadı. Hüseyin Vassâf onu sakin konuşan, ikramı ve düzeni seven, zikir sırasında meclisin hâline göre sohbet eden bir şeyh olarak tasvir eder. Âyinler cuma günü ikindiye yakın, mübarek gecelerde ve ramazan cuma gecelerinde yapılırdı. Törenlerde uzun, kenarı müjgânlı Kādirî tâcı üzerine yeşil destar sarar; başka zamanlarda Mevlevî sikkesi, takke veya arâkıyye kullanırdı.
Yazma ve musiki mirası
Osman Şems Efendi’nin dağınık şiirlerini tertibe koydurdu ve divanı Ali Sırrî Efendi’ye ta‘lik hatla yazdırdı. Abdülkādir-i Geylânî için söylediği manzumenin Osman Şems tarafından tashih edildiği, Acem-aşîrân makamında bestelenerek dergâhta okunduğu kaydedilir. Mehmed Ali Aynî’nin İzzî Efendi’ye yazdığı medhiye ile Hüseyin Vassâf’ın zeyli de Sefîne’de korunmuştur.
Tekke ve şehir hafızası
Vassâf, İbrâhim Hâs’ın kabrinin yanından geçen lağım mecrasının İzzî Efendi tarafından değiştirilip mezar toprağının yenilendiğini nakleder. Kabrin açıldığında bedenin bozulmadan bulunduğu ayrıntısı gelenek içi menkıbe; lağımın taşınması ve mezarın korunması ise tekke tarihine ilişkin hatıra kaydıdır.
Vefatı ve tarih ihtilafı
Sefîne’de zikir sırasında “Hû” ism-i şerifiyle meşgulken vefat ettiği anlatılır. Mezar taşında yaşı yetmiş dokuzdur. TDV’nin Aydınoğlu Tekkesi maddesi meşihatını 1894-1920 olarak verir ve vefatını 1920’ye tarihler; Osman Şems Efendi maddesinde ise 1919 kaydı yer alır. Bu ihtilaf gizlenmemiş, ana kronolojide tekke maddesinin 1920 tarihi kullanılmıştır. Vasiyeti üzerine Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi hazîresine defnedildi.
Ailesi
Oğlu Miralay Süleyman Fethi Bey, İzmir’in işgali sırasında öldürüldü ve Rifâî Emîr Sultan Tekkesi’ne defnedildi. Oğlunun ölümünü önceden haber verdiğine dair anlatı, doğrulanabilir askerî ölüm kaydından ayrı bir menkıbe katmanı olarak değerlendirilir.
Vefat yılında kaynaklar ayrışır: Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’nin “Aydınoğlu Tekkesi” maddesi (c. 1, s. 493) 1920, “Kadirîlik” maddesi (c. 4, s. 379) ise 1918 verir. Kayıttaki 1920 birinci okumaya dayanır; ihtilaf çözülmemiştir.